(5271 S. K. m. 280, 303)
Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yasa yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine, istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü.
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek gereği görüşüldü.
Gerekçeli kararda elektronik ortamda atılmış zabıt katibi imzası bulunmadığı gibi fiziki olarak da imzanın bulunmadığı anlaşılmış ise de bu hususun mahallinde tamamlanması mümkün görülmüştür.
Sanığın Akseki Devlet Hastanesinde genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptığı, müştekilerin sürücü belgelerinin yenilenmesine dayanak olmak üzere rapor almak üzere Akseki Devlet Hastanesi'ne müracaat ettikleri, müracaat nedeniyle 50 'er TL ücret ödedikleri, sanığın gerekli muayeneyi yapmadığından bahisle Görevi Kötüye Kullanma suçundan TCK'nun 257/1,53/1,58. maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
Sanık doktor hakkında 4483 SK hükümlerine göre idari tahkikat yapılmış, rapor için gelen müştekileri muayene edip rapor düzenlemesi gerekirken " ehliyet için göz ve kulak muayenesi için yönlendirildi" yazmakla yetindiği, EK 1 Sağlık formunu doldurmadığı, mağduriyet neden olduğundan bahisle soruşturma izni verilmiştir. Süresinde itiraz edilmediğinden karar kesinleşmiştir.
Sanık savunmalarında özetle, müştekilerin polikliniğe sürücü belgesi alabilmek amacıyla rapor almak üzere geldiklerini, kurumlarında göz bölümü olmadığından müştekilere göz raporu almaları halinde kendisinin de gerekli raporu düzenleyeceğini söylediğini, müştekilerin hastahanede göz bölümü olmadığı için sinirlenip ödedikleri ücreti geri istediklerini, kendisinin de müştekilere ödedikleri ücreti vezneden alabileceklerini söylediğini, bunun üzerine müştekilerin yanından ayrılarak gittiklerini ifade etmiş, suçlamayı kabul etmemiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından verilen karardan sonra müştekiler vekili Av. .... tarafından dilekçe verilerek müştekilerin vaki şikayetten vazgeçtiklerini, olayın yanlış anlamadan kaynaklandığını, sanığın göz doktoru olmadığından rapor vermek istemediği belirtmiştir.
Sanık ile birlikte hemşire olarak görev yapan tanık .... beyanında, iki hastanın sanık ile görüştüklerini, sanık doktorun göz polikiliniğine gitmeleri gerektiğini söyleyince şahısların ödedikleri ücreti geri istediklerini, sanığın, ücreti idare ile görüşmeleri gerektiğini söylemesi üzerine müştekilerin poliklinikten ayrıldıklarını söylemiştir.
29 Aralık 2015 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 4. ve 5. Maddelerinde muayenenin şekil ve şartlarının belirtildiği, anılan yönetmeliğin 5. maddesinde "Sürücü/sürücü adayının motorlu bir aracı kullanmak için gerekli olan yeterli görme keskinliğine sahip olduklarından emin olunması için uygun değerlendirilme yapılır. Kişilerin görme keskinliğinin yetersiz olduğuna ve/veya göze ait bir hastalığa dair bir şüphe söz konusu olduğunda, uzman tabip tarafından muayene edilir.Görme derecesi snellen eşeli ile ölçülmelidir." şeklinde düzenleme olduğu anlaşılmaktadır.
Sanık savunması, müşteki anlatımları, tanık ....'in beyanı ile yukarıda anılan yönetmeliğin 5. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, genel cerrahi uzmanı olan sanığın, hastanede snellen eşeli olmadığından ölçüm yapamadığı, bu nedenle göz doktorundan rapor alınması halinde rapor düzenleyeceğine yönelik savunmasının tanık hemşire .... tarafından da doğrulanması karşısında, sanığın yüklenen suç açısından kast ya da taksirinin bulunmadığı halde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı ise de; CMK'nun 303/1-(a) maddesi gereğince olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeyip, duruşma açılması ve yeniden yargılama yapılmasınına gerek bulunmaksızın CMK'nun 280/1-(a) maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte olduğundan,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)Sanık hakkında Görevi Kötüye Kullanmak suçundan mahkumiyetine ilişkin Akseki Asliye Ceza Mahkemesi'nin 25/09/2019 gün ve 2018/64 Esas - 2019/163 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
B-)1-Sanık hakkında her ne kadar Görevi Kötüye Kullanma suçundan TCK'nın 257/1,53/1,58. maddeleri uyarınca kamu davası açılmış ise de; yüklenen suç açısından failin kastının veya taksirinin bulunmaması nedeniyle CMK.nın 223/2-(c) maddesi gereğince BERAATİNE,
2-Sanık müdafinin ilk derece mahkemesi hükmünden sonra vekaletname sunarak istinaf yoluna müracaat ettiği anlaşılmakla sanık lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
3-Yargılama giderlerinin CMK'nun 324.maddesi gereğince Hazine üzerinde bırakılmasına,
CMK'nun 280/1-(a) ve 303/1-(a) maddeleri gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE,
Kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde, dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle CMK'nun 286/1 maddesi uyarınca Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 30/09/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)