(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 257) (5271 S. K. m. 34, 230, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine, istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
Katılan vekilinin, katılanın bir kısım mirasçılarına ait vekaletnameleri de dosyaya sunulduğu tespit edilerek, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere ve mahkemenin kabulüne göre istinafa konu hükmün incelenmesinde;
1-Katılan A.D.'in hükümden önce 21/02/2017 tarihinde öldüğünün nüfus kaydından anlaşılması karşısında; CMK'nın 243. maddesine göre katılma hükümsüz kalacağından, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılmak isteyip istemediklerinin tespiti amacıyla tüm mirasçılarına usulüne uygun olarak tebligat yapılmadığı anlaşılmıştır.
2-Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, 5271 sayılı CMK'nun 34/1,230 ve 289/1-(g) maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve bu işlevin yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat ile delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerekmektedir.
5271 sayılı CMK'nun 34/1 maddelerine göre hâkim ve mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasının, CMK 34/2. maddesinde gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulacağının zorunlu olduğu, CMK 230/2. maddesinde ise delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesinin gerektiği ifade edilmiştir.
CMK 289/1-(g) maddesinde hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesinin hukuka kesin aykırılık oluşturacağı belirtilmiştir.
Sanık hakkında dava açan, gerek iddianame gerekse de son soruşturmanın açılmasına dair kararda, sanığın ayrıca "icra takibi sırasında müştekinin mal varlığı üzerine konulan haciz şerhlerinin kaldırılması için gereğine tevessül etmediği" iddia edilmesine rağmen kül halinde "Görevi Kötüye kullanma" suçu kapsamında değerlendirildiği anlaşılmıştır.
CMK.nın 225/1.maddesine göre hükmün, iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilmesi zorunludur. Buna mukabil mahkemenin, iddianamedeki sevk maddeleriyle bağlı olmayıp eylemin "hukuki vasıflandırmasını" kendisinin yapması gerekmektedir.
Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın "icra takibi sırasında müştekinin mal varlığı üzerine konulan haciz şerhlerinin kaldırılması için gereğine tevessül etmediği" şeklinde nitelenen eyleminin mahkemece, sübut bulup bulmadığının delilleriyle birlikte gerekçeli olarak tartışılmadan, sübut bulmuş ise vasıflandırmasının yapılarak gerekçeye yazılmadan hüküm kurulması CMK.nın 289/1-(g), 230/1-(b), 230/1-(c) maddelerine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmakla CMK 280/1-(d) maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK'nun 284/1.maddesi gereğince kesin olmak üzere 14/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)