T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/12/2024
DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ
İSTİNAF TALEP TARİHİ: 16/01/2025
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2025
KARARIN YAZIM TARİHİ: 16/05/2025
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar Sayılı 13/12/2024 tarihli kararı aleyhine davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla; yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imza altına alınan ... nolu Elektrik
Abonelik Sözleşmesinden kaynaklanan cayma bedeli, tüketim bedeli ve gecikme bedeline ilişkin
olmak üzere 3 adet fatura bedelinin ödenmemesi sebebiyle, Antalya Abonelik Sözleşmeleri İcra
Dairesi ... sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı borçlunun, 11/04/2023
tarihinde herhangi bir borcu bulunmadığı gerekçesi ile borca itiraz ettiğini, davalı borçlunun itirazları ve iddialarının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, müvekkili şirketin, davalı borçludan olan alacağının, elektrik kullanımına ilişkin ilgili sözleşme
hükümlerinden kaynaklandığını, borca ve icra takibine konu faturaların sözleşmedeki hükümlere karşılık düzenlendiğini, söz konusu fatura bedellerinin davalı tarafından halen ödenmediğini, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde, davalının abonelik adresinin bulunduğu Antalya ili
... ilçesi sayaçlarının yerel dağıtım firması olan ... A.Ş. tarafından
okunduğunu, bu okumalara dair verilerin ....a bildirildiği ve ... tan müvekkili şirket
tarafından alınan verilerin abonelik sözleşmesi ile belirlenen tarifeler uyarınca faturalandırıldığını,
takibe konu edilen 1.044,24-TL tutarlı olan faturanın reaktif tüketim faturası olduğunu, reaktif
faturasının dağıtım Lisansi Sahibi Tüzel Kişiler Ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife
Uygulamalarına İlişkin Usul Ve Esaslar Reaktif enerji tarifesi uygulamasının kapsamı madde 13
hükmüne istinaden dağıtım şirketi tarafından hesaplanarak bildirildiğini, ilgili dağıtım şirketi
tarafından iletilen Sistem Kullanım Fatura Detayı’nda “Diğer Bedeller” sayfasında söz konusu
reaktif bedelin görüntülendiğini, takibe konu edilen 2.216,51-TL tutarlı olan faturanın gecikme
bedeli faturası olduğunu, takibe konu edilen 37.336,52-TL olan diğer faturanın cezai şarttan
(cayma bedeli) kaynaklandığını, davalı borçlu ile akdedilen abonelik sözleşmesinde PTF Küçük %15
24 aylık tarife paketi kullanıldığını, abonenin sözleşmesinin davacı şirketin portföyünden tarife
paketi süresi içinde davalı tarafından feshedildiğini, sözleşme bitiş süresinden önce fesih nedeniyle
cayma bedelinin 21/12/2022 tarihli faturaya yansıtıldığını, "...sözleşmenin tedarik başlangıç
tarihinden sonraki ilk 24 ay içerisinde abone tarafından herhangi bir sebep ile feshedilmesi veya
bu sürede herhangi bir neden ile tedarikçinin portföyünden çıkmış olma halinde kullanımlarıma
ek olarak son 12 aylık tüketim miktarı ve sözleşme fesih tarihindeki birim bedel ile hesaplanacak
fatura tutarının %10'una tekabül eden cayma bedelini .... ödeyeceğimi kabul, beyan ve
taahhüt eder." şeklinde hüküm altına alındığını, davaya konu faturanın ''TOPLAM TÜKETİM
TOPLAMI/KAÇ DÖNEM) * 12 * paket birim fiyatı (0,XXX)* %10'' şeklinde hesaplandığını, taraflar
arasında imza altına alınan sözleşme gereği belirlenen faiz oranlarına da uygun olarak faizin
belirlendiğini ve faturaya yansıtıldığını, bu nedenlerle
davanın kabulüne, davalı-borçlunun takibe, borca, faize faiz oranına ve tüm ferilerine
yaptığı itirazın iptaline, itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle %20
icra inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu abonelik sözleşmesi hizmet alan gerçek kişi tüketici olan müvekkili ile davacı firma arasında yapıldığından ve müvekkili tüketici olduğundan görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olup görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davaya konu olan ve davacı tarafından varlığı iddia edilen alacak zamanaşımına uğradığını ve bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini, müvekkilinin, davacı kurum ile 01.07.2022 tarihli elektrik abonelik sözleşmesini yapmadan önce, ... A.Ş. kurumunda ... sözleşme hesap numaralı abonelik ile elektrik abonelik hizmeti aldığını, müvekkilinin 01.07.2022 tarihinden önceki elektrik kullanımı ile bu tarihten sonraki elektrik kullanımı arasında önemli ve belirgin bir fark olmadığını, ... A.Ş. Kurumundan ... sözleşme hesap numaralı aboneliğin (01.07.2022 öncesi) ve .... A.Ş.'den .... tüketici numaralı ... abonelik numaralı aboneliğinin elektrik kullanımına ilişkin belgelerin celbiyle bu husus gözler önüne serileceğini, müvekkili elektrik aboneliğini ... A.Ş.'ye geçirmeden öncesinde de sonrasında da ortalama aynı oranda elektrik tüketimine haiz olduğunu, Antalya Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi kötü niyetli ve haksız olarak başlatılmış olup, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı taleplerinin bulunduğunu belirterek, davacının haksız davasının reddine ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
YEREL MAHKEME KARARI : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/12/2024 tarihli ve .... Esas - ... Karar sayılı kararı ile; "...Dava konusu" Elektrik Abonelik Sözleşmenin" Madde 8.6 - iş bu sözleşme Türk Hukuku'n tabi olup, iş bu sözleşme tahtında çıkacak tüm uyuşmazlıklarda İSTANBUL Merkez mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir." şeklinde madde içerdiği ve tacir olan taraflar arasında yetki sözleşmesinin münhasır yetki sözleşmesi olduğu, kanunen yetkili kılınan genel ve özel yetkili mahkemelerin de yetkisinin devam ettiğine dair bir açıklama yapmadıkları, davalının icra müdürlüğü dosyasına yetki itirazında bulunduğu..." gerekçesiyle "dava dilekçesinin HMK 114/1-ç ve 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle yetki yönünden usulden reddine, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna" karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya dayanak olan icra takibinin öncesinde İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi ....E. Sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, buna yönelik yetki itirazında bulunulduğunu, bulunulan yetki itirazının davacı tarafça kabul edilerek dosyanın İstanbul'dan Antalya'ya gönderildiğini, Antalya'da başlatılan icra takibinin münhasır yetkili yer değiştirilemeyeceğinden usulsüz olduğunu, davacının yetki itirazını kabul etmiş olmasının bile Antalya icra dairelerini yetkili kılmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmesinin yerinde olmadığını belirterek, istinaf itirazında bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 Sayılı HMK'nun 355/1 maddesi uyarınca, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın yetki yönünden usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta; davaya konu icra takibinin İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesine .... E. Sayılı dosyasıyla başlatıldığı, borçlunun yetkiye ve borca itiraz ettiği, davacı alacaklının bu itirazı kabul ederek dosyanın yetkili Antalya İcra Dairesine gönderilmesini talep ettiği, dosyanın Antalya'ya gönderilerek Antalya Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinin .... E. Sayılı dosya üzerinden esas numarası aldığı, bu dosya üzerinden ödeme emri gönderilmeksizin davalı borçlu tarafından borca da itiraz edildiğinden bahisle eldeki itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür.
7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunun 1. maddesinde kanunun amacı; "Abonelik sözleşmelerinden ve bu sözleşmelerin ifası amacıyla tüketiciye sunulup bedeli faturaya yansıtılan mal veya hizmetten kaynaklanan para alacaklarına ilişkin haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinin, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) bünyesinde oluşturulan Merkezî Takip Sistemi üzerinden başlatılmasına ve haciz aşamasına kadar yürütülmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek", 2. maddesinde ise kanunun kapsamı; "1) Bu Kanun, 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda ve diğer mevzuatta düzenlenen abonelik sözleşmeleri ile bu sözleşmelerin ifası amacıyla tüketiciye sunulup bedeli faturaya yansıtılan mal veya hizmetten kaynaklanan ve avukatla takip edilen para alacaklarına ilişkin icra takiplerini kapsar. (2) Birinci fıkra kapsamındaki icra takipleri ancak bu Kanunda belirlenen yöntemle başlatılabilir. Aksi hâlde icra dairesi takip talebini reddeder." olarak belirtilmiştir.
Anılan Kanun'un "Takip talebi" başlıklı 4. maddesinde; "Merkezi Takip Sistemindeki takip talebinin doldurulması ve sisteme kaydedilmesi ile icra takibinin başlayacağı" hususu belirtilmiş olup, 5., 6., ve 7. maddelerde ise, ödeme emri ve ödeme emrinin tebliği ile borcun ödenmesi ve ödeme emrine itiraz hususları düzenlenmiştir.
Ödeme emrinin düzenlendiği 5. maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde; "MTS üzerinden düzenlenen ödeme emrinde, sadece yetkiye itiraz halinde yeniden ödeme emri tebliğ edilmeksizin alacaklının talebi üzerine, yetki itirazında gösterilen veya mahkemece yetkili görülen icra dairesinden haciz işlemlerinin başlatılacağı bilgisinin yer alacağı" belirtilmiş olup, ödeme emrine itirazın düzenlendiği 7. maddenin 1.fıkrasında; "Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde, herhangi bir icra dairesine başvurarak ödeme emrine itiraz edebilir, 3.fıkrasında; "Süresi içinde borca yapılan itiraz üzerine icra takibi durur. Duran takip hakkında, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanır", 5. fıkrasında; "Sadece yetkiye itiraz halinde alacaklı avukatı, yetki itirazında gösterilen icra dairesinde haciz işlemlerini başlatabilir. Takip talebinde belirtilen icra dairesinde haciz işlemlerinin başlatılabilmesi için bu dairenin bağlı bulunduğu mahkemede yetki itirazının kaldırılması şarttır. Mahkeme, yetki itirazını dosya üzerinden inceleyip kesin olarak karara bağlar. Mahkemenin yetkili gördüğü icra dairesinde haciz işlemlerinin başlatılabilmesi için yeniden ödeme emri tebliği gerekmez." hükümleri yer almaktadır.
29/05/2019 tarihli ve 30788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Yönetmeliğin ilgili maddelerinde de aynı hususlara yer verilmiştir.
Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; Yukarıda belirtilen kanun maddelerinde ve ilgili yönetmelik maddelerinde, MTS üzerinden başlatılan icra takibinde sadece yetkiye itiraz edilmiş olması halinde, yetkili icra dairesinde haciz işlemlerinin başlatılabilmesi için yeniden ödeme emri tebliği gerekmediği hususu düzenlenmiş olup, borca ve yetkiye birlikte itiraz edilmiş olması halinde yeniden ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmesine gerek olmadığı hususunda kanunda ve yönetmelikte herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Bu durum dikkate alındığında, Anılan Kanun'un 9. maddesindeki; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2004 sayılı Kanun hükümleri uygulanır" hükmü gereğince, 2004 sayılı Kanunun yetkiye ve borca itiraz haline ilişkin düzenlemeleri doğrultusunda işlem yapılması gerekirken, bu işlemler yapılmaksızın, dosyanın, MTS takip dosyasına yönelik itirazda yetkili olduğu belirtilen Ankara Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesine gönderilmesi ve anılan icra dairesince MTS üzerinden başlatılmış olan icra takibi ve takibe yapılmış olan itiraz esas alınmak suretiyle, ödeme emri düzenlenmeksizin ve borçluya tebliğ edilmeksizin önceki takibin devam ettirilmiş olması doğru olmayıp, bu husus kamu düzenine ilişkin olup gerek mahkemece gerekse istinaf aşamasında istinaf dairelerince resen dikkate alınması gerektiğinden mahkemece, yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş olup bu husustaki yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile HMK'nun 353/1.b-2 maddesi gereğince, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davalı vekilinin İSTİNAF TALEBİNİN KABULÜNE,
II-HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/12/2024 tarihli ve ... Esas, ...Karar sayılı KARARININ DÜZELTİLEREK, ESAS HAKKINDA AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,
1-Yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir takip bulunmadığından DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının davacının peşin yatırdığı 269,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 7/2 ve 13/1 maddeleri gereğince hesap ve taktir edilen 7.389,27 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
III-İstinaf yargılaması yönünden;
1-İstinaf talebinde bulunan davalıdan peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,
2-İstinaf talebinde bulunan davalıdan peşin alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 248,00 TL posta masrafı gideri ile 1.638,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı gideri olmak üzere toplam 1.886,10 TL davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Artan gider avansının ilk derece mahkemesince istinaf talebinde bulunana iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.13/05/2025