T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/10/2025
TALEBİN KONUSU: İHTİYATİ HACİZ
İSTİNAF TALEP TARİHİ:13/10/2025
İSTİNAF KARAR TARİHİ:23/12/2025
KARARIN YAZIM TARİHİ:24/12/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP : Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; karşı yanın elektrik abonesi olup, kaçak elektrik tüketimi yaptığının tespit edildiğini, ilgili tutanağın karşı yanın yetkilisi ... ve müvekkili şirket yetkilileri tarafından da imzalandığını, kaçak elektrik tüketimi yapıldığı olgusunun kesin olarak ispatlandığını, düzenlenen tutanağın akabinde yönetmelik uyarınca fatura tahakkuk ettirilerek karşı tarafa iletildiğini, karşı tarafın faturaya itirazda bulunmadığını belirterek; ... Seri nolu fatura bedeli olan 1.059.974,92 TL tutarında borçlunun, borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının takdiren teminatsız olarak, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde uygun bir teminat karşılığı ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
YEREL MAHKEME KARARI : Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş, ... D.İş karar sayılı 09/10/2025 tarihli kararı ile; dosya kapsamına sunulan tek taraflı düzenlenen tutanak ve faturalar alacağın varlığını ve muaccel olduğunu yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Bu bağlamda salt fatura düzenlenmesinin adına fatura düzenlenen kişinin borçlu sayılması için yeterli belge sayılamayacağı, dosya kapsamına faturalar sunulmuşsa da kaçak elektrik tespit tutanağının tek taraflı düzenlendiği, talep edenin alacaklı olup olmadığı hususları ile alacağın varlığı ve miktarının açılacak davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacağı, ibraz edilen belgelerin niteliği ve dosya kapsamına göre; İİK 258/1. maddesinde düzenlenen kanaat getirecek deliller kapsamında değerlendirilemeyeceğinden yaklaşık ispat koşulu ve İİK'nın 257.madde ön görülen koşulların oluşmadığı, dosya kapsamına sunulan belgelerin borçlunun mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir nitelikte de olmadığı dikkate alındığında İİK 257. maddede öngörülen ihtiyati haciz şartları oluşmadığından " gerekçesiyle "ihtiyati haciz isteminin reddine" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ: Talep eden tarafından sunulan istinaf dilekçesi ile; karşı tarafın kaçak elektrik kullandığının ispatlandığını ve yönetmeliği uygun olarak fatura tahakkuk ettirildiğini, karşı tarafın tacir olup , süresinde faturaya itiraz etmemesi sebebiyle kesinleştiğini, alacağın yargılamayı gerektirmesinin ihtiyati haciz talebinin reddine gerekçe olamayacağını, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu belirterek, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nun 355. Maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;
Talep; kaçak elektrik kullanıldığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen kaçak elektrik bedeline ilişkin faturaya istinaden borçlunun mal varlığı üzerine alacağı karşılayacak miktarda ihtiyat haciz konulması istemlidir.
İlk derece mahkemesince; yukarıda açıklanan gerekçelerle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, karar süresi içerisinde alacaklı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinafa konu uyuşmazlık; İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir;
“Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.” Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir.
Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir.
Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacize gerek yoktur.
Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyat haciz isteyebilir.
Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.
Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK.’nun 257 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir.
İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip,uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi yaklaşık ispat yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmaz.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına,yaklaşık ispat kuralı uyarınca alacağın varlığına ve miktarına kanaat getirecek, İİK 257 ve devamı maddelerinde aranan koşulların gerçekleştiğine ilişkin delilin dosyada yer almamasına göre mahkemece tesis edilen kararda herhangi bir hukuka aykırı yön görülmediğinden alacaklı vekilinin yerinde bulunmayan bütün istinaf sebeplerinin HMK'nun 353/1.b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İncelenen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla; talep vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Talep edenden peşin alınan istinaf karar ve ilam harcı ile istinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye irad kaydedilmesine,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının ilk derece mahkemesince istinaf talebinde bulunana iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 23/12/2025