T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:23/12/2024
DAVANIN KONUSU:BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ - İSTİRDAT
İSTİNAF TALEP TARİHİ:20/01/2025
İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/09/2025
KARARIN YAZIM TARİHİ:22/09/2025
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı, 23/12/2024 tarihli kararı aleyhine davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla; yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının işletmesinde kaçak elektrik tutanağı düzenlenerek 67.246,00 TL kaçak tahakkuku ve 13.870,00 TL kaçak ek tahakkuk faturası düzenlendiğini, yine 2019 yılında kullanılan elektrik tüketimine bağlı olarak 20.383,64 TL ek tahakkuk yapıldığını, davacının fatura bedellerini ödemek zorunda kaldığını, davacının kaçak elektrik kullanmadığını, yapılan tahakkukların, faturaların ve tahakkuk hesaplarının mevzuata aykırı olduğunu beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.000,00 TL'nin davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş yerinde kaçak elektrik kullandığının tespit edilmesi nedeniyle kaçak kullanım ve kaçak kullanım ek tahakkuku yapıldığını, yapılan tahakkukun ve hesaplamaların mevzuata uygun olduğunu, davacının elektrik kullanımına ilişkin olarak düzenlenmiş olan 20.383,64 TL bedelli faturanın davalı şirket tarafından düzenlenmediğini, bu fatura yönünden husumet itirazları bulunduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE GEREKÇESİ :Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı, 23/12/2024 tarihli kararı ile; "Davaya konu 14.642,04 TL fazladan ödenen kaçak tüketim ve ek tüketim miktarının (davacıya 66.908,24 TL olarak fatura edilen kaçak tahakkuk tutarından ve 13.869,84 TL olarak fatura edilen kaçak ek tahakkuk tutarından fazla olarak hesaplanan bedelin) davalıdan 07/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ :Davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde sunulan istinaf dilekçesi ile; davacının kaçak elektrik kullandığı tespit edilmesine rağmen mahkemenin bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemlerinin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine aykırı olduğu, davanın menfi tespit mi yoksa istirdat davası mı olduğunun belirsiz bırakıldığı, dava değerinin usulüne uygun belirlenmediği, davacının borcun olmadığını ispat yükünü yerine getirmediği, elektrik kesme tehdidinin mevzuata uygun bir uygulama olduğu, mahkemenin usul ve esas yönünden hatalı karar vererek hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiği, kaçak elektrik tüketim süresi ve çalışma saatlerinin yanlış hesaplandığı, bilirkişi raporunun yönetmeliğe uygun olmadığı ve Yargıtay kararlarıyla da bu hesaplamaların hatalı olduğunu beyanla hukuka aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 355/1 maddesi gereğince istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin olarak yapılan incelemede;
Dava, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle davalı şirket tarafından tahakkuk ettirilen fatura bedellerinin ve davacının elektrik tüketimi nedeniyle ... Satış A.Ş. tarafından düzenlenen fatura bedelinin ödenmesi nedeniyle istirdat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı, 26/09/2022 tarihli kararı ile; davaya konu 20.383,64 TL'lik faturanın ... Satış A.Ş. tarafından düzenlenmesi ve kaçak elektrik kullanımı ile ilgisi bulunmaması nedeniyle bu fatura yönünden davalı şirkete husumet düşmeyeceği, davacının kaçak elektrik kullandığının sabit olduğu, alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre 14.642,04 TL fazla kaçak elektrik tahakkuku yapılarak davacıdan tahsil edildiği gerekçesiyle; "Davaya konu 20.383,64 TL'lik fatura yönünden davanın husumetten reddine, Kalan kısım yönünden davanın kısmen kabulü ile; 14.642,04 TL'nin 07.12.2021 tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiş olup, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin ... Esas, ... Karar sayılı, 28/03/2024 tarihli kararı ile; "1-28.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Sayılı Kanun ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun basit yargılama usulüne ilişkin 4. Maddesi gereğince uyuşmazlık basit yargılama usulüne tabidir.
Hemen bu noktada uyuşmazlığın çözümü için basit yargılama usulünün özellikleri üzerinde durulmasında yarar vardır:
6100 sayılı HMK’da iki temel yargılama usulü düzenlenmiştir. Bunlar; yazılı (m. 118- 186) ve basit (m. 316-322) yargılama usulleridir. Davanın açıldığı mahkemeye veya uyuşmazlığın niteliğine göre uygulanacak yargılama usulü farklılık göstermektedir. Örneğin asliye hukuk mahkemelerinde kural olarak yazılı yargılama usulü uygulanırken, sulh hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır.
6100 sayılı HMK’nın “Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler” başlıklı 316. maddesinin (g) bendi düzenlemesi uyarınca; “Diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işler” basit yargılama usulüne tabidir.
6100 sayılı HMK’da yazılı yargılama usulü ayrıntılı olarak düzenlenmiş, basit yargılama usulü ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş olup, hüküm bulunmayan hâllerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir (m. 322/1).
Basit yargılama usulü, daha çabuk sonuçlandırılması gereken, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş daha basit, daha seri bir yargılama usulüdür.
Basit yargılama usulünde, dava ve davaya cevap verilmesi yazılı yargılama usulünde olduğu gibi dilekçe ile olur (m. 317/1). Ancak dava ve cevap dilekçeleri, yönetmelikte belirlenecek formun doldurulması suretiyle de verilebilir (m. 317/4). Burada amaç, basit işlerde avukat tutamayanlara kolaylık ve böyle bir durumda dahi dava ve cevap dilekçelerinin bir düzen içinde mahkemeye verilmesini sağlamak, ayrıca hak kayıplarının önüne geçmektir.
Basit yargılama usulünde cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, mahkeme duruma göre, bu sürede cevap dilekçesi verilmesi zor ise, bu süre içinde başvurulmak kaydıyla bir defaya mahsus olarak ve iki haftayı geçmeyecek ek bir süre verebilir (m. 317/2).
6100 sayılı HMK'nın 317. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, basit yargılama usulünde, dava ve cevap dilekçesi dışında cevaba cevap (replik) ve ikinci cevap (düplik) dilekçesi verilemez. Bu çerçevede, taraflar dilekçeleriyle birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de, bunların bulunabilmesini sağlayacak bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadırlar. Dilekçe sayısı, bu usulde görülecek işlerin basit olması ve kısa sürede karara bağlanmasını sağlamak amacıyla sınırlandırıldığından, birer defa dilekçe vermek durumunda olan tarafların daha dikkatli davranmaları gerekmektedir.
Basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı, yazılı yargılama usulünden farklı olarak dava açılmasıyla ve cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar (m. 319).
6100 sayılı HMK’nın basit yargılama usulünde “Ön inceleme ve tahkikat” başlıklı 320. maddesi uyarınca; “Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.”
Görüldüğü üzere, basit yargılama usulünde, yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve tahkikat işlemleri de basitleştirilmiştir. Bu kapsamda eğer, dosya üzerinden karar verilmesi mümkünse (örneğin, geçici hukuki korumalarda), taraflar duruşmaya çağrılmadan sadece dilekçe ve delilleri dikkate alınarak karar verilebilir.
Buna göre; HMK’nın 320. maddesinin açık düzenlemesi karşısında mahkeme, basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde, dava şartları yoksa davayı usulden reddedebilir; ilk itirazlar hakkında ya da dilekçelere eklenen deliller yeterli görülürse davanın esası hakkında karar da verebilir. Dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafların dilekçelerine ekledikleri ya da ilgili yerlerden getirtilmesini istedikleri delillerin toplanması ile mahkemece tarafların iddia ve savunmaları ile delilleri incelenmiş olacaktır. Bu nedenle ön inceleme duruşması yapılmadan dosya üzerinden, mevcut deliller ile dava şartları ve ilk itirazlardan başka, davanın esası hakkında da karar verilmesi mümkündür. Bu şekilde dosya üzerinden karar verildiğinde, taraflara dava ve cevap dilekçesinin tebliği ile bu dilekçelerinde bildirdikleri deliller toplanmış olacağından, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyecektir.
Yukarıda açıklandığı üzere, dosya üzerinden karar verilemiyorsa, bu durumda mahkeme ön inceleme yapar. Burada da, mahkeme dava şartları ve ilk itirazların varlığını inceleyerek, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri hakkında tarafları dinler. Bundan sonra hâkim, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları; sulh olmamışlarsa anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanır. Tahkikat bu tutanağa göre yürütülür (m. 320/2).
Yukarıda belirtilen ön incelemeden sonra mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikatın yürütülmesi için en fazla iki duruşmada yargılamayı tamamlamak zorundadır ve duruşmaların arası da en fazla bir ay olmalıdır (m. 320/3-c.1).
Basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmemiştir. Hâkim tahkikatın tamamlandığı duruşmada, tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini belirterek hükmünü tefhim eder (m. 321/1). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.03.2014 tarihli ve E:... E., ... K.; 26.06.2013 tarihli ve ... E., ... K.; 30.04.2014 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Bu düzenlemeler yanında savunma hakkı aslen Anayasa ile de güvence altına alınmış haklardandır. Buna göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. (1982 Anayasası m. 36)
Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 27. maddesi hükmüne göre, davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının tarafların açıklamalarını dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır.
Bu bağlamda hâkim, tarafları dinlemeden, açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için onları kanuna uygun biçimde duruşmaya davet etmeden karar veremez. (YHGK. 2009/52 E., 2009/105 K.)
Somut uyuşmazlığın incelenmesine gelince; mahkemece, tensip zaptının taraflara, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden sonra bilirkişi raporu alınarak, ön inceleme duruşması yapılmadan duruşma günü tayin edilerek, davalının bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden davanın esasına yönelik karar verildiği, bu şekilde tarafların hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlandıktan sonra, öncelikle dosya üzerinden dava şartları ve ilk itirazların incelenerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi; dosya üzerinden karar verilemeyen dava şartları ile ilk itirazlar hakkında karar verilmek ve diğer ön inceleme işlemlerini yapmak üzere tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesi, ön inceleme duruşmasında gerekli usul işlemleri yapıldıktan sonra gerekli görülmesi halinde tahkikat duruşmasına geçilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tüm bu hususlar göz ardı edilmek suretiyle tarafların hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek ve ön inceleme duruşması yapılmadan yazılı şekilde talebin esasına yönelik karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-a.6 maddesine göre ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine, bu aşamada sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
Dairemizin kararından sonra ilk derece mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; 20.383,64 TL'lik elektrik faturasının davalı şirket tarafından düzenlenmemesi nedeniyle, davalı şirketin bu fatura bedelinden herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, davacının kaçak elektrik kullandığının sabit olduğu, kaçak elektrik kullanım tarihinde bulunan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin hükümleri gereğince davanın 59.239,85 TL kaçak tahakkuku ile sorumlu bulunmasına rağmen 66.908,24 TL kaçak tahakkuk yapılarak davacıdan tahsil edildiği, yine aynı yönetmelik hükümleri gereğince davacının 6.896,19 TL kaçak ek tahakkuku ile sorumlu bulunmasına rağmen 13.869,84 TL kaçak ek tahakkuku yapılarak davacıdan tahsil edildiği, buna göre davacıdan 14.642,04 TL fazladan tahsilat yapıldığı ve davacıya iadesinin gerektiği, gerekçesiyle; "Davaya konu 14.642,04 TL fazladan ödenen kaçak tüketim ve ek tüketim miktarının (davacıya 66.908,24 TL olarak fatura edilen kaçak tahakkuk tutarından ve 13.869,84 TL olarak fatura edilen kaçak ek tahakkuk tutarından fazla olarak hesaplanan bedelin) davalıdan 07/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesinin, istinaf sebepleri ve kamu düzenine aykırılıklar ile sınırlı olarak yapılmasına, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, davacının kaçak elektrik kullanımı nedeniyle kaçak elektrik kullanım tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine uygun olarak yapılan hesaplamaya göre davacıdan toplamda fazladan 14.642,04 TL kaçak tahakkuk ve ek kaçak tahakkuk bedelinin tahsil edildiğinin anlaşılmasına, esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmasına göre, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İncelenen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 1.000,20 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın düşülmesiyle bakiye 384,80 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3-İstinaf eden davalıdan peşin alınan istinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye gelir kaydedilmesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç tahsili ile artan avansın iadesi vs. işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 22/09/2025
...