Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık hakkında Antalya C. Başsavcılığınca tanzim edilen iddianamede, sanığın suç tarihinde boşanma aşamasında olduğu ve resmi nikahlı eşi olan müştekiye iletme kastı ile dosyada bilgi sahibi sıfatı ile beyanı alınan Av. İ. A. A.'ı telefonla arayarak "Cumartesiye kadar çıksın avukat bey, yoksa onun sonu iyi olmayacak, nafakamı ödesin, bağkur primlerimi yatırsın yoksa ben ne yapacağımı biliyorum" diyerek tehdit içeren sözler söylediği anlatımı yapılıp sanığın TCK 106/1-2.cümle 53 maddeleri gereğince cezalandırılmasının istenildiği, mahkemesince yapılan yargılama neticesinde sanığın üzerine atılı suçun sabit olmaması nedeniyle CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği,
1-İddianemede yapılan anlatım karşısında sanığın eylemini suç tarihinde resmi nikahlı eşine karşı hukuki bir uyuşmazlıktan kaynaklanan alacağını almak maksadıyla gerçekleştirmiş olması nedeniyle sanık hakkında TCK 150/1 maddesi gereğince TCK 106/1-2.cümle, uygulanma ihtimali bulunduğu, bu konuda delilleri değerlendirme ve taktir yetkisinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu halde Asliye Ceza Mahkemesince davaya devam ile hüküm tesis edilmesi CMK 289/1-d maddesine açık aykırılık teşkil ettiği,
Mevcut kabule göre,
2-) Müştekinin soruşturma aşamasında alınan ifadesi bu ifadesinde sanığın muhasebecisi olarak görev yapan Ö. Ö.'yi de aynı şekilde arayarak kendisine iletilmesi kastı ile tehdit söyleminde bulunduğunu iddia etmiş olması karşısında soruşturma aşamasında beyanına başvurulan tanıklıktan çekinme hakkı bulunmayan tanık Ö. Ö. dinlenilmeksizin hüküm kurulduğu,
3-) Sanığın katılana karşı tehdit suçuna ilişkin verilen kararla ilgili olarak, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 2 ve 20/2 maddesi gereğince kovuşturma evresinde davanın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına ihbar edilmediği ve gerekçeli kararın dahi tebliğ edilmemiş olduğu anlaşılmakla;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/1-1102 esas ve 2017/248 karar sayılı uygulaması dikkate alınarak; sanık hakkında katılana yönelik tehdit suçundan açılan kamu davasında, 6284 Sayılı Kanun'un 2/1-d ve 20/2. maddeleri uyarınca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu suçtan zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nun 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği,
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 05/03/2019 tarih 2019/97 Esas 2019/1346 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere, ilgili kurumun kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği, dosyanın karara çıkarılmasından sonra gerekçeli kararın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tebliğinin, bu hakkın kullanılması için yeterli sayılamayacağı anlaşılıp,
Yerel mahkemece ilgili kuruma usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden davaya katılma ve CMK nun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma imkanı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması CMK'nun 289/1-e maddesindeki "...duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması"na ilişkin kesin hukuka aykırılık nedenini oluşturduğu anlaşılmakla,
Yukarıda 1, 2 ve 3 numaralı bentlerde belirtilen nedenlerden dolayı katılan O. Rıza Koçak'ın istinaf istemleri yerinde görüldüğünden yerel mahkeme hükmünün 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 289/1-e, 280/1-d maddeleri uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu KESİN olmak üzere 31.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)