Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık ile mağdur F. K.'ın kardeş oldukları diğer mağdur G. K.'ın da mağdur F. K.'ın karısı olduğu, olay günü saat 24:00 sıralarında sanık ile mağdur F. K.'ın telefon ile görüştükleri, aynı gün saat 02:30 sıralarında sanığın mağdur F. K.'ın evinin önüne aracı ile gelerek park halinde bulunan mağdur F. K.'ın aracına iki el av tüfeği ile ateş etmesi şeklinde gelişen somut olayda, sanığın silahlı tehdit suçunu mağdurlara yönelik gerçekleştiğinin mahkemece kabul edilmesi karşısında,
1-Sanığın mağdur G. K.'a yönelik silahlı tehdit suçuna ilişkin verilen kararla ilgili olarak, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 2 ve 20/2 maddesi gereğince kovuşturma evresinde davanın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına ihbar edilmediği ve gerekçeli kararın dahi tebliğ edilmemiş olduğu anlaşılmakla;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/1-1102 esas ve 2017/248 karar sayılı uygulaması dikkate alınarak; sanık hakkında mağdur G. K.'a yönelik silahlı tehdit suçundan açılan kamu davasında, 6284 Sayılı Kanun'un 2/1-d ve 20/2. maddeleri uyarınca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu suçtan zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nun 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği,
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 05/03/2019 tarih 2019/97 Esas 2019/1346 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere, ilgili kurumun kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği, dosyanın karara çıkarılmasından sonra gerekçeli kararın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tebliğinin, bu hakkın kullanılması için yeterli sayılamayacağı anlaşılıp,
Yerel mahkemece ilgili kuruma usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden davaya katılma ve CMK nun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma imkanı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması CMK'nun 289/1-e maddesindeki "...duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması"na ilişkin kesin hukuka aykırılık nedenini oluşturduğundan bozma nedeni olup,
2-Bozma nedeni olmamakla birlikte,
a-) Sanığın kardeşi mağdur F. K. ile telefonla görüştükten sonra mağdur F. K.'ın aracına silahla ateş ettiğinin sabit olduğu, ancak mağdurların oturduğu eve ateş edildiğine dair herhangi bir tespit yapılmaması karşısında, mağdur G. K.'a yönelik silahlı tehdit suçunu işlediğine ilişkin somut delillerin neler olduğu gösterilmeden sanığın her iki mağdura yönelik atılı suçu işlediğinin kabul edilerek, TCK 43 maddesi gereğince uygulama yapılması,
b-) Sanığın mağdur F. K. ile telefonla görüştüğü sırada mağdurun kendisine "Sen üç ay kahveyi açtın, karını sinkaf ettirdin" şeklindeki sözler nedeniyle sinirlenerek atılı suçu işlediği yönündeki savunması karşısında sanık lehine TCK 29 maddesi kapsamında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
c-) Kabule göre TCK 106/2-a, 43/2, 62 maddeler uygulanmak suretiyle sanığın 2 yıl 1 ay hapis cezası yerine 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek eksik ceza tayini yapılması hukuka aykırı olarak görüldüğünden,
Yukarıda 1 numaralı bentte belirtilen nedenlerden dolayı istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf talebi uygun görülmekle CMK 280/1-d, 289/1-e maddeleri gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere 02.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)