(5237 S. K. m. 43, 62, 106, 125) (5271 S. K. m. 223, 286)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Antalya 7. ASCM nin 21/03/2017 tarih 2016/449 Esas 2017/231 Karar sayılı hükmü ile basit tehdit ve hakaret suçlarından TCK'nun106/1, 43/1, 62, 125/1-3.a, 125/4, 43/1, 62 maddeleri gereğince adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı sanık ve katılan vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu, ceza dairemizce yapılan değerlendirilmede duruşma açılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNDE YAPILAN YARGILAMADA;
İDDİA:
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 06/06/2016 tarihli iddianamesi ile; müştekinin Antalya 3 nolu Aile Sağlığı merkezinde doktor olarak görev yaptığı, olay tarihi saat 11:00 sıralarında Aile Sağlığı Merkezindeki odasında, yanında görevli hemşireyle bulunduğu ve hastaları muayene ettiği sırada, sanığın içeriye girip, neden kendisinin muayeneye çağrılmadığını sorduğu, sanığın kayınvalidesi olan S. U. adına yanında hasta olmadan ilaç yazdırmak için gelmiş olduğu, sanığın hastası olan S. U.'nun evde yattığını söylemesi üzerine müştekinin hasta muayenesi yapılmadan ilaç yazılamayacağını söylediği, bunun üzerine sanığın bağırarak, sen görmeden ilaç yazmak zorundasın, sen kimsin, şeklinde sözler söylediği, müştekinin sanığa odadan çıkmasını istediği, bunun üzerine sanığın sen kimsin beni dışarı çıkartıyorsun, bana bakmaya mecbursun, ilaç yazmak zorundasın, ben sana göstereceğim, şeklinde tehdit ve hakarette bulunduğu, sağlık merkezindeki görevlilerin tutanak düzenleyip emniyet görevlilerini arayacaklarını söyleyip, sanığı odadan dışarı çıkarttıkları, bunun üzerine müştekinin muayene odası kapısı üzerinde geçen elektronik yazıdan ismini okuyan Y. Y. S., ben sana göstereceğim, hastaya nasıl davranılıyormuş şeklinde sözlerle tehdit ve hakaretini devam ettirdiği belirtilerek, sanığın zincirleme şekilde kamu görevlisine karşı hakaret ve tehdit suçlarından cezalandırılması için mahkememize kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık T. K.' nun ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu savunmasında: "Olay tarihinde 85 yaşındaki kayınvalideme ilaç yazdırmak amacıyla söz konusu sağlık ocağına gittim. Kendi doktorumuzun olmaması nedeniyle müştekiye yönlendirildik. Müştekiye ilaç yazmasını rica ettim. Kendisi de hastanın nerede olduğunu sordu. Ben de hasta burada değil, evde yatalak şekilde bulunmakta deyince, çık dışarı, hastayı görmeden biz ilaç yazamayız dedi. Ben de bunun üzerine bana bu şekilde sert konuşamazsınız dedim, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum. Eylemim sabit görüldüğü taktirde hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini istiyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
DELİLLER:
Katılan Y. Y. S.' ın ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu beyanında: "Ben olay tarihinde Antalya 3 nolu Aile Sağlığı Merkezinde doktor olarak çalışmaktaydım. Muayene odamda hemşire de vardı. Hasta muayene ettiğim sırada odanın kapısı açıldı. Önceden tanımadığım sanık, bir saattir kapının önünde bekliyorum, beni niye almıyorsunuz, diye yüksek sesle söyledi. Ben ismini sorduğumda S. U. diye cevap verdi. Muayene listeme baktığımda bu isimde hasta sırası alındığını ve daha önce üç kez bu ismi çağırdığım halde gelen olmadığını söyledim. Sanık da hayır çağırmadın, ben burada bir saattir bekliyorum. Benden sonra gelen hastaları aldın diye söyledi. Ben de içerideki hastanın muayenesi bitince hastanızı getirin, muayenesini yapayım diye söyledim. Sanık da, hasta burada değil evde, ben ilaç yazdırmak için onun adına sıra aldım dedi. Sanığa hastayı görmeden ilaç yazamayacağımı bildirdim. Bunun üzerine sanık sesini daha da yükselterek, sen benim doktorum değilsin, kendi aile doktorum olmadığı için sana geldim, mecbursun, ya da eve gelip hastayı göreceksin diye söyledi. Ben de evde sağlık hizmeti alabileceğini, ancak kendi aile hekiminden bu hizmeti alabileceğini söylediğimde, beni tutup evine götürmek ister gibi bir tavırla üzerime geldi. Ben korktum, sanığa dışarı çıkmasını söyledim. Sanık da bana, sen kimsin, sen beni nasıl dışarı çıkartırsın, sen benim kim olduğumu göreceksin, sana göstereceğim diye bana yüksek sesle söyledi. Yan taraftaki diğer doktor arkadaşım Ö. U. geldi. O da sanığa hasta görülmeden ilaç yazılmayacağını söyledi. Oda giriş kapısı yanında ismim yazılı olduğu için, sanık oradan ismimi okuyup bana ismimle hitap ederek, sana göstereceğim dedi. Bana hakaret edip tehdit etmesinden dolayı şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık B. G. ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu beyanında: "Ben Antalya 3 nolu aile sağlığı merkezinde Dr. P. K.'ın yanında ebe olarak çalışmaktayım. Olay günü bağrışma sesleri nedeniyle odadan çıktığımızda, önceden tanımadığım şimdi huzurda gördüğüm sanık olup olmadığından da emin olmadığım tam dikkat etmediğim bir kişi doktor hanıma, sen ilacı yazmak zorundasın, sen kimsin, ben kimim sen biliyor musun, seni burada durdurmam gibi sözler söylediğini duydum. Sağlık merkezinde yoğun hasta da vardı. Koridor kalabalıktı. Sanık bu sözleri şikayetçi doktorun kapısının önünde söylemişti. Oda içerisinde söylememişti. Oda içinde aralarında ne gibi bir konuşma geçti bilmiyorum, duymadım." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık T. Y. Ü.B.'nın ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu beyanında: "Ben Antalya 3 nolu aile sağlığı merkezinde katılan Y. Y. S.'ın yanında ebe hemşire olarak çalışmaktayım. Olay günü de birlikteydik. Muayene odasında katılan hasta muayene ettiği sırada, huzurdaki sanık içeriye girdi. Beni niye bekletiyorsunuz, almıyorsunuz gibi söyleyince, doktor hanım da ismini sordu. Hasta ismi olarak bir bayanın ismini söyledi. Bunun üzerine katılan muayene sıra listesini kontrol etti, daha önce belirtilen hasta ismini çağırdığını, ancak gelen olmadığını söyleyip, içerideki hasta çıkınca muayene edebileceğini söyleyip hastasını hazır etmesini söyledi. Sanık ise, hasta burada değil evde, ben ilaç yazdırmak için onun adına sıra aldım, dedi. Katılan da hastayı görmeden ilaç yazamayacağını, ona ilişkin uyarıların koridorda yazmakta olduğunu söyledi. Bunun üzerine sanık, o zaman eve gelip muayene edeceksin, yazmak zorundasın gibi sözler söyleyip katılanın üzerine yürüdü. Sen benim kim olduğumu biliyor musun, sana kim olduğumu göstereceğim diye söyledi. Katılan içeride hasta olduğunu söyleyip sanığa dışarı çıkmasını istedi. Sanık dışarı çıkınca doktor hanımın ismini tabeladan görmüş, ismini söyleyerek, sana kim olduğumu göstereceğim, hastaya nasıl davranılır sana göstereceğim diye söyledi. Bu sözleri sanık sağlık merkezinin koridorunda söylemişti. Benim bildiklerim, gördüklerim bundan ibarettir ." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Ö. U.'un ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu beyanında: "Ben de katılan gibi Antalya 3 nolu aile sağlığı merkezinde doktor olarak çalışmaktayım. Olay günü kendi muayene odamda bulunduğum sırada koridordan bağrışma sesleri duymam üzerine dışarı çıktım. Katılan Y. Y.'ın odasının kapısında bir eli kapıyı tutmuş halde huzurdaki sanığın yüksek sesle, gelmek zorundasın, yazmak zorundasın gibi tehdit niteliğinde sözler sarf ettiğini duymuştum. Aradan geçen zaman nedeniyle sarf edilen sözleri net olarak hatırlamıyorum. Hatırladığım sanık çok sinirli şekilde bağırıyordu. Sanığı tutup dışarıya çıkarttım, bu arada getirmediği hastası için ilaç yazdırmak istediğini anladım. Bu şekilde hasta görülmeden ilaç yazılamayacağını kendisine ben de söyledim. Sanık merkezden ayrılırken tabeladaki katılanın ismini görüp, ismi Y. Y. S. mış ben ona göstereceğim, bize bu şekilde davranamaz gibi sözler söyleyerek gitti. Benim bildiklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNDE DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ:
Yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından, müştekinin Antalya 3 nolu Aile Sağlığı Merkezinde doktor olarak çalıştığı, sanığın olay tarihinde kayın validesi olan S. U.'yu sağlık merkezine getirmeksizin reçete yazdırmak amacıyla sıra numarası aldığı, alınan sıra numarası ile ilgili sıra geldiğinde çağrılmasına rağmen sanığın muayene odasına gitmediği, daha sonra şikayetçinin yanında görevli olan hemşire de bulunduğu sırada başka hasta muayenesi sırasında, sanığın muayene odasına girdiği, niçin çağrılmadığını sorduğu, hasta adı sorulduğunda, kayınvalidesinin ismini söylediği, daha önce adına sıra numarası alınan bu kişinin isminin çağrıldığının kendisine söylendiği, içeride muayenesi yapılan hastadan sonra hasta S. U.'nun muayenesinin yapılabileceğinin söylendiği, bunun üzerine sanığın S. U.'nun hasta olarak evinde yattığını, sağlık merkezine getirmediğini, adına reçete yazdırmak istediğini söylediği, müştekinin de hasta görülmeden ve muayenesi yapılmadan reçete yazılamayacağını söylemesi üzerine, aralarında tartışma çıktığı, sanığın düzenlenip dosyaya eklenen tutanakta ve iddianamede belirtilen sözlerle, müştekiyi tehdit edip hakarette bulunduğu, bu sözleri muayene odası kapısında diğer muayene odaları önündeki beklemekte olan kişilerin bulunduğu koridorda sürdürdüğü, böylece sanığın üzerine atılı zincirleme şekilde hakaret ve zincirleme şekilde basit tehdit suçlarını işlediği açıkça anlaşılmış olup, her iki suç tan da ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği vicdani kanısına varılmış olup, Sağlık Bakanlığı tarafından sanık hakkında açılan kamu davasına katılma talebinde bulunulmuş ise de, sanığa atılı suçlardan dolayı Sağlık Bakanlığı'nın doğrudan zarar görmesinin söz konusu olmadığından, katılma talebinin reddine karar verilmiş olup, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Sanık ve katılan vekilinin istinaf talebi ile Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin kararının usul ve yasalara uygun olmadığı gerekçesiyle bozulmasını talep etmiştir.
Sanık T. K.'nun dairemizce alınan savunmasında: "Ben daha önceki Antalya 7 ASCM'nde yapmış olduğum savunmalarımı tekrar ediyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben olay günü doktor Y. hanımın beni muayene odasından kovmasından sonra Antalya Halk Sağlığı müdürlüğüne ve Bimer'e şikayetçi olduğumdan dolayı bu şekilde bir tutanak tutulduğunu düşünüyorum. Yoksa ben doktor hanıma herhangi bir hakaret etmedim. Tehdit suçunu işlemedim. Suçsuzum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Katılan vekilinin dairemizce alınan beyanında: "Daha önce davaya katılma talebimiz reddedilmişti. Öncelikle davaya katılan olarak kabulümüzü karar verilmesini talep ediyorum. Ayrıca sanığında cezalandırılmasına karar verilmesini talep ediyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAİREMİZCE YAPILAN DURUŞMA SIRASINDA İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALASINDA:
Olay günü sanık ile katılan arasında ilaç yazma meselesinden kaynaklanan olayda sarf edilen karşılıklı sözlerin sanığa atılı tehdit ve hakaret suçlarının yasal ve cezai unsurlarını oluşturmadığı gibi sanık hakkında her türlü şüpheden uzak somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı da gözetilerek hakkındaki mahkumiyet hükmünün kaldırılarak CMK nun 223 maddesi uyarınca atılı suçlardan beraatine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur.
DAİREMİZİN DOSYADAKİ DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dosya içerisinde bulunan sanık T. K.'nun savunması, katılan Yeşim Y. S.' ın beyanı tanıklar B. G., T. Y. Ü. B. ve Ö. U.'un anlatımları ve tüm dosya kapsamıyla, her ne kadar sanık T. K. hakkında katılan Y. Y. S.'a karşı basit tehdit ve hakaret suçundan kamu davası açılmış, sanık hakkında Antalya 7. ASCM'si tarafından mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanığın üzerine atılı tehdit ve hakaret suçunun yasal unsurları oluşmadığı hususunda dairemizde vicdanı kanaat hasıl olmakla, Antalya 7. ASCM'nin 21/03/2017 tarih, 2016/449 esas, 2017/231 karar sayılı kararın kaldırılmasına, sanık T. K.'nun üzerine atılı basit tehdit ve kamu görevlisine karşı hakaret suçundan CMK nun 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıdaki şekilde açıklandığı üzere;
1-Sanık T. K.'nun istinaf talebinin kabulü ile Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/03/2017 tarih 2016/449 Esas ve 2017/231 karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2-Her ne kadar sanık T. K. hakkında katılan Y. Y. S.'a karşı basit tehdit ve hakaret suçundan kamu davası açılmış, sanık hakkında Antalya 7. ASCM' si tarafından mahkumiyetine karar verilmiş ise de, dosya içerisinde bulunan sanık T. K.'nun savunması, katılan Y. Y. S.'ın beyanı, tanıklar B. G., T. Y. Ü. B. ve Ö. U.'un anlatımları ve tüm dosya kapsamıyla, sanığın üzerine atılı tehdit ve hakaret suçunu yasal unsurları oluşmadığı hususunda dairemizde vicdanı kanaat hasıl olmakla, sanık T. K.' nun üzerine atılı basit tehdit ve kamu görevlisine karşı hakaret suçundan CMK nun 223/2-a maddesi gereğince AYRI AYRI BERAATİNE,
Yargılama giderinin hazine üzerine bırakılmasına,
Dair; sanık ve katılan vekilinin yüzüne karşı, C. Savcısı Kadir Ünal'ın huzuru ile birlikte mütalaaya uygun olarak CMK 286/2-a maddesi uyarınca kesin olarak oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13.07.2017 (¤¤)