(5237 S. K. m. 29, 52, 53, 62, 106, 125, 129) (5271 S. K. m. 223, 231, 286)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Antalya 20. ASCM tarafından hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına, tehdit suçundan beraat karar verildiği, bu karara karşı katılan vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu, ceza dairemizce yapılan değerlendirilmede duruşma açılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNDE YAPILAN YARGILAMADA;
İDDİA:
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 09/09/2016 tarih ve 2016/15318 sayılı iddianamesiyle; Şüpheli hakkında yapılan soruşturmada; müşteki A. S. D.'ın 16 Nolu Toplum Sağlığı Merkezinde doktor olarak görev yaptığı, şüpheli M. G.'ün, çocuğunun, eşi tarafından 16 Nolu Toplum Sağlığı Merkezine rahatsızlığından dolayı götürüldüğü, Toplum Sağlığı Merkezinde görevli şüphelinin aile hekimi olan Doktor L. U.'ın olmadığını müşteki şüphelinin eşine söyledikten sonra, şüphelinin eşinin söylenerek gittiği ve şüpheli M. G.'ün daha sonra müştekinin bulunduğu odaya gelerek, "sen insan mısın, toplum sağlığını s...keyim, seni s....keyim, hepinizi s...keyim, görürsün sen, gösteririm sana, adi şerefsiz, köpeksin sen, şerefsiz köpeksin sen, şerefsiz köpeksiniz, görürsünüz siz, göstereceğim size" diye söylediği, müştekinin şikayetçi olduğu, şüphelinin atılı suçlamaları kabul etmed eylemine uyan Türk Ceza Kanunu 125/1,3.a, 53, 106/1-1.cümle, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması kamu adına talep ve iddia olunmuştur.
SAVUNMA: Sanığın ilk derece mahkemesince vermiş olduğu savunmasında:
Sanık M. G. Savunmasında: "Bu olay tarihinden dört ay önce dört aylık bebeğimizi kaybetmiştik, ve bunun doktor hatası olduğunu düşünüyoruz, bununla ilgili şikayette bulunmadık, ancak bundan dolayı bir hassasiyetimiz var, olay tarihinde oğlum rahatsız olduğu için eşim okula götürmeyip sağlık ocağına götürmek istedi, ben ise o tarihte Kemer de gazetecilik yapıyordum, eşim sağlık ocağına gittiğinde bizim kayıtlı olduğumuz doktorun dışarıda görevli olduğunu söylemişler, eşim çocuğumuz rahatsız olduğunu başka bir doktora muayene ettirmek istediğini beyan etmiş, bir başka doktorun yanına gitmiş, o doktor da sorumlu hekim olarak müştekinin yanına eşimi yönlendirmiş, o ise muayene etmek istememiş, bunun üzerine eşim beni aradı, ben yolda gelirken Sağlık Bakanlığının ihbar hattını arayarak şikayetçi oldum, ayrıca Antalya İl Halk Sağlık Müdürlüğü yardımcısını aradım, geldiğimde doktor beye neden muayene etmediniz diye sordum, "Ben edemem, sana hesap vermek zorunda değilim, gidin doktoruna muayene olun. " dedi, doktorun burada olmadığını söylediğimde muayene etmiyorum, git istediğin yere şikayet et diye söyledi, bende sizi şikayet edeceğim diye söyledim, o sırada bu söylediğimi yanlış anladı, ben hakarette bulunmadım, tehditte etmedim, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum " şeklinde savunmada bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNDE DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ:
Katılan A. S. D. Beyanında: "Ben 16 Nolu Toplum Sağlığı Merkezinde Doktor olarak görev yapıyorum L. U. isimli doktora kayıtlı olan bir bayan muayene için geldiğinde başka bir yerde görevli olduğunu söyledim, bunun üzerine bayan söylenerek ayrıldı, bir süre sonra bir erkek şahıs geldi ve sorumlu hekim siz misiniz dedi. Bende sorumlular üst kattaki Toplum sağlığı merkezinde dedim, o da bana sen insan mısın diyerek bir kaç kez tekrarladı, ben şikayetiniz varsa üst kata çıkın demem üzerine, merkezide, sinkaf ediyim, sizi de sinkaf ediyim, hepinizi sinkaf ediyim, dedi, ayrılırken de sana göstereceğim görürsün sen adi şerefsiz şeklinde tehdit ve hakarette bulundu. Olay nedeniyle sanıktan şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK H. G. BEYANINDA: "olay tarihinde oğlum rahatsız olduğu için okuldan alıp, sağlık ocağına götürdüm, bizim doktorumuz o gün huzurevine bakıyormuş dışarıda bulunanlarla da konuştuktan sonra ismini hatırlamıyorum sanırım H. ismindeki doktorun yanına girdim, durumu söyleyip antibiyotik yazılması gerektiğini söyledim, "Yazmıyorum çık dışarı" dedi, bende sadece bir antibiyotik yazılacağını rahatsız olduğunu söyledim bana tekrar "Acile götür" diye söyledi, daha sonra dışarıya çıktığımda eczaneye gittim, eczane reçetesiz ilaç veremeyeceğini söyledi, bende bunun üzerine daha önce de bebeğimi kaybetmiş olmam nedeniyle eşimi aradım, eşim gelince aynı doktorun yanına girdik, eşim çocuğumu neden muayene etmiyorsun diye sordu, muayene etmiyorum çık dışarı dedi, eşim "Sana bir soru soruyorum, çocuğumu neden muayene etmiyorsun " diye sordu, doktor beyde "Bakmıyorum s... Git" dedi eşim de dışarı çıkarken bunun üzerine "Sen s... Git " diye söyledi," şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK İ. B. BEYANINDA: "Olay tarihinde ben enjeksiyon odasındaydım, hemşire olarak görev yapıyorum, bağrışma sesleri duyduğumda dışarı çıktım, sanığın sağlık ocağı dışında olduğunu gördüm, "Şerefsiz köpeksin sen, şerefsiz köpeksiniz, siz göreceksiniz, size göstereceğim." şeklinde sözler söylüyordu, müşteki ile aralarında olan konuşmaları bilmiyorum, ben bağrışmalar üzerine dışarıya çıkmıştım," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Fatih Polis Merkezi Amirliğine yazılan yazıda güvenlik kamera kaydının olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır.
İddia, savunma, farklı tanık anlatımları, adli sicil kaydı, nüfus kaydı, ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonunda;
Müşteki A. S. D.'ın 16 Nolu Toplum Sağlığı Merkezinde doktor olarak görev yaptığı, sanık M. G.'ün, çocuğunun, eşi tarafından 16 Nolu Toplum Sağlığı Merkezine rahatsızlığından dolayı götürüldüğü, Toplum Sağlığı Merkezinde görevli sanığın aile hekimi olan Doktor L. U.'ın olmadığını söyledikten sonra, çoğunun muayene edilmediği, daha sonrasında sanığın gelerek mağdurun yanına girdiği, bu olayla ilgili tartıştığı, olayda farklı tanık anlatımları ile tehdit suçunun işlendiğine dair delil bulunmadığı, tanık H. beyanına göre sanığın üzerine atılı hakaret suçunu işlediği, ancak ilk haksız hareketin kimin tarafından gerçekleştirildiği belirli olmadığından hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmiş olduğunun kabulü gerektiği ve olayın bu şekilde sübut bulduğu anlaşılmakla;
Her ne kadar sanık hakkında "Tehdit" suçundan cezalandırılması talebiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de, sanığın atılı suçu işlediğine dair kamu tanıklarının anlatımı ile doğrulanan her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilememekle, sanığın atılı suçu işlediği sabit olmadığından 5271 Sayılı CMK nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine,
Sanık hakkında her ne kadar ''Hakaret'' suçunu işlemiş olduğu sabit görülmüş ise de; ilk haksız hareketin kimin tarafından gerçekleştirildiği belirli olmadığından hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmiş olduğunun kabulü ile 5237 Sayılı TCK'nın 129/1. Maddesi göndermesi ile CMK'nun 223/4-c maddesince katılan sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilerek hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF İSTEMİ:
Katılan A. S. D. vekilinin istinaf talebi ile Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesinin kararının usul ve yasalara uygun olmadığı gerekçesiyle bozulmasını talep etmiştir.
DAİREMİZCE YAPILAN DURUŞMA SIRASINDA İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALASINDA:
Katılan A. S. D.'ın 16 Nolu Toplum Sağlığı Merkezinde doktor olarak görev yaptığı, sanık M. G.'ün eşi H. G.’ün, çocuğunun hasta olması sebebiyle çocuğunu 16 Nolu Toplum Sağlığı Merkezine getirdiği, ancak, aile hekimi olan Doktor L. U.'ın kayıtlı hastası olmaları sebebiyle muayene işleminin gerçekleşmediği, tanık H.’nin eşini aradığı, sanık M. G.'ün merkeze geldiği, katılanın odasına gittiği, "sen insan mısın, toplum sağlığını s...ikeyim, seni s....ikeyim, hepinizi s...ikeyim, görürsün sen, gösteririm sana, adi şerefsiz, köpeksin sen, şerefsiz köpeksin sen, şerefsiz köpeksiniz, görürsünüz siz, göstereceğim size" diyerek hakaret ve tehditte bulunduğu,
Katılanın sanığa hakarette bulunduğuna dair tarafsız bir kamu tanığı olmadığı, sanığın eşinin bu yöndeki beyanına ise itibar edilmesine kanuni imkan bulunmadığı, tanık İ.’ın, katılanın hakaret eyleminden bahsetmediği,
Sanığın kullandığı tehdit ve hakaret sözlerinin tanık İ. B. tarafından da duyulduğu ve tanığın gerek soruşturma aşamasında, gerek kovuşturma aşamasında sanığın bu sözleri kullandığını belirttiği, beyanlar arasında bir çelişkinin bulunmadığı, TCK. 129. Maddesi şartlarının oluşmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla;
Sanık M. G.’ün atılı suçtan eylemine uyan TCK. 106/1 cümle 2, 125/1-3/a, 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur dedi.
DAİREMİZİN DOSYADAKİ DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dosya içerisinde bulunan sanık M. G.'ün savunması, katılan A. S. D.'ın beyanı, tanıklar H. G. ve İ. G.'un anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre; olay tarihi olan 25/05/2016 tarihinde katılan A. S. D.'ın 16 Nolu Toplum Sağlığı Merkezinde doktor olarak görev yaptığı, sanık M. G.'ün eşi H. G.’ün, çocuğunun hasta olması sebebiyle çocuğunu 16 Nolu Toplum Sağlığı Merkezine getirdiği, ancak, aile hekimi olan Doktor L. U.'ın kayıtlı hastası olmaları sebebiyle muayene işleminin gerçekleşmediği, tanık H.’nin eşini aradığı, sanık M. G.'ün merkeze geldiği, katılanın odasına gittiği, "sen insan mısın, toplum sağlığını s...ikeyim, seni s....ikeyim, hepinizi s...ikeyim, görürsün sen, gösteririm sana, adi şerefsiz, köpeksin sen, şerefsiz köpeksin sen, şerefsiz köpeksiniz, görürsünüz siz, göstereceğim size" diyerek hakaret ve tehditte bulunduğu gerekçesiyle Antalya C. Başsavcılığınca kamu davası açıldığı, yargılamanın Antalya 20. ASCM de yürütüldüğü ve yargılama sonunda sanığın tehdit suçuna ilişkin delil yetersizliği sebebiyle CMK 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verildiği, hakaret suçu yönünden ise katılan A. S. D.'ın haksız hareketine karşı tepki olarak işlendiği gerekçesiyle TCK 29/1 maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu karara karşı katılan Abdullah vekilinin istinaf dilekçesi vermesi üzerine, dosya dairemize gelmiştir. Dairemizce yapılan değerlendirmede, dosya içerisinde bulunan tanık İ. G.'un yargılamanın yapıldığı Antalya 20. ASCM de 02/03/2017 tarihli celsede verdiği "... Hemşire olarak görev yapıyorum. Bağrışma sesleri duyduğumda dışarı çıktım, sanık M. G.'ün sağlık ocağı dışında olduğunu gördüm, "şerefsiz köpeksin sen, şerefsiz köpeksiniz, siz göreceksiniz, size göstereceğim" şeklinde sözler söylüyordu. Müşteki ile aralarında olan konuşmaları bilmiyordum. Ben bağrışmalar üzerine dışarıya çıkmıştım..." şeklindeki anlatımı gözönüne alındığında sanık M. G.'ün olay tarihinde "şerefsiz köpeksin sen, şerefsiz köpeksiniz, siz göreceksiniz, size göstereceğim" şeklinde sözler söyleyerek katılan ve kamu görevlisi sayılan aile ve toplum sağlığı merkezi doktoru A. S. D.'a karşı hakaret ve basit tehdit suçlarını işlemiş olduğu hususunda dairemizde vicdani kanaat hasıl olmakla, Katılan A. S. D. vekilinin istinaf talebinin kabulü ile Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/12/2017 tarih 2016/672 Esas ve 2017/914 karar sayılı kararın kaldırılmasına, sanık M. G.'ün sübut bulan üzerine atılı kamu görevlisine karşı hakaret suçundan eylemine uyan TCK 125/1-3-a, 62 ve 52/2 maddesi gereğince neticeden 6080 TL APC ile cezalandırılmasına, sanık M. G.'ün sübut bulan üzerine atılı katılan A. S. D.'a karşı basit tehdit suçundan eylemine uyan TCK 106/1-2.cümle, 62/1 ve 52/2 maddesi gereğince neticeden 500 TL APC ile cezalandırılmasına, sanığın daha önceden HAGB kararı yönünden sabıkası bulunduğu anlaşılmakla, sanık hakkında CMK 231/5 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıdaki şekilde açıklandığı üzere;
1-Katılan A. S. D. vekilinin istinaf talebinin kabulü ile Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/12/2017 tarih 2016/672 Esas ve 2017/914 karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2-Sanık M. G.'ün sübut bulan üzerine atılı katılan kamu görevlilerine karşı hakaret suçundan eylemine uyan TCK'nun 125/1-3-a maddesi gereğince suçun işleniş şekli, sanığın kastının derecesi göz önüne alınarak takdiren ve tercihen 365 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezadan, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, nedeniyle 5237 Sayılı TCK.nun 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 304 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen gün adli para cezasının 5237 Sayılı TCK’nin 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığının sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri dikkate alınarak takdiren 20,00 TL olarak belirlenmesine ve bu miktarın gün sayısı ile çarpımı sonucu sanığın 6.080,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen adli para cezasının sanığın ekonomik ve şahsi durumu gözönüne alınarak 1'er ay taksitler halinde 24 taksitte tahsiline,
Sanığın daha önceden HAGB kararı yönünden sabıkası bulunduğu anlaşılmakla sanık hakkında CMK 231/5 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Sanık M. G.'ün geçmişteki HAGB kararları yönünden gereğinin takdir ve ifası için Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesi (2014/192 Esas 2014/747 Karar) (2014/108 Esas 2014/726 Karar) yazı yazılmasına,
3-Sanık M. G.'ün sübut bulan üzerine atılı katılan A. S. D.'a karşı basit tehdit suçundan eylemine uyan TCK.nun 106/1-2 cümle maddesi gereğince suçun işleniş şekli, sanığın kastının derecesi göz önüne alınarak takdiren ve tercihen 30 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezadan, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, nedeniyle 5237 Sayılı TCK.nun 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 25 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen gün adli para cezasının 5237 Sayılı TCK’nin 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığının sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri dikkate alınarak takdiren 20,00 TL olarak belirlenmesine ve bu miktarın gün sayısı ile çarpımı sonucu sanığın 500,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen adli para cezasının miktarı göz önüne alınarak sanık hakkında taksit yapılmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın daha önceden HAGB kararı yönünden sabıkası bulunduğu anlaşılmakla sanık hakkında CMK 231/5 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Sanık M. G.'ün geçmişteki HAGB kararları yönünden gereğinin takdir ve ifası için Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesi (2014/192 Esas 2014/747 Karar) (2014/108 Esas 2014/726 Karar) yazı yazılmasına,
Katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre 1980 TL + Dairemizde 1 duruşma bedeli vekalet ücreti 1090 TL olmak üzere toplam 3070 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak Sağlık Bakanlığına verilmesine,
Bu dosya ile ilgili olarak yapılan 13 davetiye gideri 182,00 TL ile 1 PTT gideri 14,50 TL olmak üzere toplam 196,5 TL yargılama giderinin sanıktan alınarak hazineye irad kaydına,
Dair; sanık, sanık müdafii ve katılan müdafiinin yüzüne karşı, katılanın yokluğunda C. Savcısı H. A. A.'ın huzuru ile birlikte mütalaaya uygun olarak CMK 286/2-a maddesi uyarınca kesin olarak oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29.03.2018 (¤¤)