(5237 S. K. m. 43, 51, 52, 53, 62, 106, 125, 129) (5271 S. K. m. 223, 231, 325)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanıklar hakkında; Katılan sanık Z. T.' nin katılan sanık M. Ü. ve katılan M. A. Ç.'a yönelik hakaret suçu yönünden 1 Yıl 11 Ay 10 Gün hapis cezası, Katılan sanık Z. T.'nin katılan sanık M. Ü.'e yönelik hakaret suçu yönünden 5 Ay hapis cezası, Katılan sanık Z. T.'nin katılan sanık M. Ü.'e yönelik tehdit suçu yönünden 7 Ay 15 Gün hapis cezası, Katılan sanık Z. T.'nin katılan sanık M. Ü. ve katılan M. A. Ç.'a yönelik tehdit suçundan 5 Ay hapis cezası, katılan sanık M. Ü.'ün katılan sanık Z. T.'ye yönelik hakaret suçu yönünden Ceza verilmesine yer olmadığına dair Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/02/2017 tarih, 2016/827 Esas, 2017/228 Karar sayılı hükmü karar verildiği, bu karara karşı katılan sanık M. Ü. vekili ve katılan sanık Z. T. tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu, ceza dairemizce yapılan değerlendirilmede duruşma açılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNDE YAPILAN YARGILAMADA;
İDDİA; Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 09/08/2016 Tarih ve 2016/9007 soruşturma no.lu iddianamesi ile; "Müşteki M. A. Ç. ile müşteki-şüpheli M. Ü.'ün Tarsus Devlet Hastanesinde kadın doğum uzmanı olarak görev yaptıkları, 25/07/2016 günü saat 23:00 sıralarında Suriye vatandaşı olan hamile A. M.'in doğum şikayetiyle hastaneye getirildiği, müştekinin erken doğum riskini görmesi üzerine ameliyat yapmaya karar verdiği ve doktor M. Ü.'ü de doğum için hastaneye çağırdığı ancak A. M.'in sezeryanla doğumu kabul etmediği, buna ilişkin yazılı imza alınması sırasında hastanın tanıdığı olan müşteki-şüpheli Z. T. ile doktorlar arasında tartışma yaşandığı, tartışma sırasında müşteki-şüpheli Z. T.'nin her iki doktora "pezevengin çocuğu, ben size yapacağı bilirim" diyerek hakaret ve tehditte bulunduğu, müşteki-şüpheli M. Ü.'ün de müşteki-şüpheli Z. T.'ye "sen kimsin lan siktir ol git" diyerek hakaret ettiği, daha sonra tartışmanın sona erdiği, müşteki şüpheli M. Ü.'ün gece 00:30 sıralarında evde bulunduğu sırada müşteki-şüpheli Z. T.'nin kullanmış olduğu 0536 351 06 .. numaralı telefondan müşteki şüpheli M. Ü.'ün eşinin kullandığı 0506 930 87 .. numaralı telefonu arayarak "yarın ağzını burnunu kırınca benim kim olduğumu öğreneceksin, seni milletvekiline şikayet edeceğim, bana siktir ol git demenin hesabını soracağım hesabını vereceksin şerefsiz köpek" diyerek hakaret ve tehditte bulunduğu, Müşteki şüpheli Z. T.'nin kamu görevlisi olan doktorlara görevlerinden dolayı "pezevengin çocuğu" şeklindeki hakaret içerikli sözlerinin TCK'nun 125/3-a maddesinde düzenlenen Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Hakaret suçu kapsamında olduğu, Müşteki şüpheli Z. T.'nin doktorlara yönelik olarak "pezevengin çocuğu, ben size yapacağı bilirim" diyerek hakaret ve tehditte bulunması şeklindeki eyleminin TCK'nun 43/2 maddesi uyarınca "aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Müşteki-şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işledikleri müşteki beyanı, müşteki-şüphelilerin savunması, bilgi sahibi H. T. ve N. Ç.'in beyanları, uzlaşma teklif formu, nüfus ve sabıka kaydı ile tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, Müşteki-şüphelilerin yargılamasının mahkemenizce yapılarak, eylemine uyan yukarıdaki sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına, müşteki-şüpheliler hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedilmesi halinde TCK'nın 53/1-2 maddeleri gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına, yargılama giderlerinin CMK'nın 325. maddesi gereğince müşteki-şüphelilere yükletilmesine karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur" şüphelinin cezalandırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE DELİLLER
KATILAN M. A. Ç. BEYANINDA; "Olay günü ben nöbetimi saat 16:00’da devir aldım. Saat 21:00 civarında Suriyeli bir bayan geldi. Bu hastanın 30 haftalık gebeliği mevcuttu, sancısı çıktı. Kendisinin de şikayeti zaten sancıydı, hatta gündüz de aynı şikayetle hastaneye gelmiş. Hastayla arapça bilen hemşire vasıtası ile konuştuk, bu hasta daha önce 3 sezeryan ve 2 batın ameliyatı (yumurtalık ameliyatı) geçirmiş. Hastada erken doğum eylemi mevcuttu, yeni doğan koşullarımız sıkıntılı olduğu için 112 ye haber verdim. Ayrıca Suriyeli hastalarda sıkıntı olduğu için onlar direk üniversite hastanesine başvuramıyorlar sadece biz sevk edebiliyoruz, dedi. Ayrıca bu esnada bebek küçük olduğu için ciğerleri gelişsin diye de iğne yaptırdım. Ayrıca erken doğum olursa da bebekte beyin kanamasından korumak için de iğne yaptırdım. Ben üzerime düşen tüm sorumlulukları yerine getirdim, Adana Mersin ve Antep'teki hastanelerde yer bulamadık. Hastanın daha önce 5 kez ameliyat geçirmesi nedeni ile durumunun riskli olduğunu hem kendisine hem de eşine hemşire vasıtası ile anlattım. Saat 23:00 sıralarında 112'den hiç bir yerde yer bulamadıklarına dair haber geldi. Ben de bunun üzerine mesleğinde deneyimli olan M. Ü.'ü aradım. Hasta vakit kaybetmesin istedim. Anestezi ekibi ve çocuk doktoruna haber verdim, cerrahi açıdan riskli bir durum olduğunu düşündüğüm için de ameliyata iki uzman girmek istedim. Ekipce bunu zaten zaman zaman yapıyoruz, hasta A. kesinlikle ameliyat olmak istemediğini söyledi. Biz yasal olarak tüm riskleri anlattık. Bebeği kaybedebileceğini, rahminin yırtılabileceğini, kendisi için hayati risk olduğunu söyledik. Ancak kendisin ameliyatı kesinlikle kabul etmedi. Biz de kendisinin imzasını aldık. Hasta gidiyordu, o esnada Z. Beyin eşi olduğunu düşündüğüm bir bayan geldi. Yardımcı olmak istediklerini, Suriyeli olmamaları nedeni ile kendilerini tam olarak anlatamayacaklarını söyledi. Ben de kendisine Arapça bilen hemşire vasıtası ile anlattığımızı, ancak hastanın kabul etmediğini söyledim. Ayrıca M. Bey de arapça bilmesi nedeni ile hastaya durumu o da anlattı. Bayana saat: 21:00'dan beri bu hasta ile ilgilendiğimizi söyledim. Bayan bana Mersin Üniversitesine götürelim o zaman dedi. Ben de Suriyeli olması nedeni ile Üniversitenin direk kabul etmeyeceğini, 112'yi de aradığımı, hastanede yer olmadığını bu şekilde teyit yapmadığımızı kendisine söyledim. Arkadan Z. Bey geldi. Durum nedir dedi. Ben de 21:00’dan beri hasta ile ilgilendiğimizi durumu eşi olduğunu düşündüğüm bayana anlattığımda hastaya defalarca anlattığımı ve hastanın ameliyatı kabul etmediğini anlattım. Kendisine ayrıca Türkçe olarak tüm risklerin anlatıldığına dair imza atar mısınız dedim, o da bana imza atmam, dedi. O esnada bağırmaya başladı, bana anlatmak zorundasın, sen devletin memurusun, yapmak zorundasınız, boşuna mı para alıyorsun, ne biçim insansınız diye bağırdı. Ben de beyefendinin eşine eşini sakinleştirmesini, beyaz kod verebileceğimizi bu takdirde devlet memuruna hakaretten cezalandırılabileceğini söyledi. Z. bey bu esnada bana bağırma dedi, eşi de sen bağırıyorsun doktor hanım bağırmıyor, dedi. O esnada bağrışmalardan dolayı M. Bey de gelerek ne diyorsun, ben bu hasta için evden terlikle şortla geldim, biz zaten hazırız, hasta için en iyisini yapmaya çalışıyoruz, dedi o da yapmak zorundasın ben TC vatandaşıyım, AK partiyi getireceğim, milletvekiline şikayet edeceğim, dedi. M. abi de bunun üzerine bizi koruma içgüdüsü ile "s..tir git, nereye şikayet ediyorsan et" dedi, zaten bu esnada hemşireler güvenliği çağırmışlar, Z. Bey ortalığa hitaben "p..venk, p..vengin oğlu, size göstereceğim, size ne yapacağımı bilirim" dedi. Bu sözleri söylerken orada ben, M. abi, hemşireler N., K. ve ismini hatırlayamadığım bir hemşire daha vardı. Ben o gün o hasta için çok emek harcadım. Ben sanıktan şikayetçiyim, çünkü iki uzman olarak bize görevinizi yapmıyorsunuz diyerek hakaret etmesi çok ağrıma gitti. Her kötü olayda bize bağırmalarını bize hakaret etmelerini, mesleğimizi sorgulamalarını istemiyoruz, beyaz kod bizim için çok önemli, bana bizzat seni öldürürüm demedi, ancak bana söylediği sözleri ben hakaret olarak algıladım. Size göstereceğim gününü demek de bana göre tehdittir, olay sebebi ile sanık Z.' den şikayetçiyim, cezalandırılmasını istiyorum, davaya katılma talebim vardır, ayrıca sanık Z. olay sonrası bana Facebook’tan arkadaşlık isteği göndermiş ve mesaj atarak bir ara görüşebilir miyiz, konuşmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE KATILAN VEKİLİ ALINAN BEYANINDA: "Önceki şikayet beyanlarımız devam etmektedir, dosyada sübut bulan delillere göre sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE KATILAN SANIK Z. T. ALINAN SAVUNMASINDA; "olay günü gece 23:30 sıralarında Tarsus Devlet Hastanesindeki hemşireler tarafından arandım. Ben hamile olan A. isimli şahsı komşum olması nedeni ile tanıyorum. Olay günü sabah da sancını olduğu için hastaneye götürmüştüm. Benim aracım olduğu için benden yardım istemişlerdi. Beni hemşireler aradığında ben uyuyordum. Bana hastayı ameliyat etmek istediklerini ancak hastanın ameliyat olmak istemediğini bu konuda kendilerine yardımcı olmamı söylediler. Ben de eşimi de alarak hastaneye geldim. Hastaneye girdikten çok kısa süre sonra hastanın eşi ile karşılaştık. Eşinin ameliyat yaptırmak istemediğini söyledi. Ben de Arapça bilmekteyim, ben kendisine önce ben bir olayı anlayayım, dedim. Doktor M.Hanım'ı beni arayan hemşire zannettim, olayı öğrenip hasta sahibine olayı anlatacaktım. Doktor hanım o esnada bana bağırarak ben bu hasta ile mi uğraşacağım, benim işim gücüm var, ben de doktor hanıma bana bağıramayacağını beni hastaneden arayarak çağırdıklarını ben de insanlık namına hastaneye geldiğimi söyledim. O esnada doktor M. Bey geldi ve doğrudan bana "s..tirin gidin bu hastaneden" dedi. Daha öncesinde ben hiç bir şekilde M. Bey ile muhattap olmamıştım. Bunun üzerine ben de sinirlenerek sadece doktor beye hitaben "dümbüğün oğlu" dedim. Kesinlikle hemşire hanımlara ve doktor hanıma yönelik herhangi hakaret içerikli bir söz söylemedim., sadece M. bey bana hakaret ettiği için ben de ona karşılık verdim. O sırada güvenlik geldi. Ayrıca ben doktor beye ben saldırmadım. Sadece doktor beye bana nasıl böyle hitap edebiliyorsun ben TC vatandaşıyım, dedim, oradaki hiç kimse doktorun bana söylediği söze tepki vermedi. Güvenlik gelince ben dışarıya çıktım. Ben dışarı çıkardıktan sonra eşime imza attırmışlar. Sonra hastayı biz aldık, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesine götürdük. Orada Suriyelilere bakmadıklarını söylediler, biz de alarak doğum hastanesine götürdük. Orada da bakmadılar. Daha sonra Suriyeliyi evine bıraktım. Yolda giderken ben 118'den M. Ü.'ün numarasını aldım. Bana 2 tane numara verdiler. Ben bu numaraları aldım, önce 532'li numarayı aradım. Cevap veren olmadı. Ben de diğer numarayı aradım, ayrıca bu iki numarada doktor bey adına kayıtlıydı. Ben iki numarayı da doktor beyin kullandığını düşünüyordum, aradım kendisi ile konuşmak istedim, doktorun bana neden o şekilde konuştuğunu öğrenmek istedim. Kendisi bana hitaben ben konuşurum, sen kimsin, kim oluyorsun, ben doktorum dedi, ben de sinirlenerek siz nöbetten çıkacaksınız benim kim olduğumu yanınıza geleceğim kim olduğumu göreceksiniz, dedim. Ben bu sözleri de tehdit amaçlı söylemedim, sadece konuşmak amacı ile söyledim. doktora hakaret etmedim. Facebook’ta yaptığım paylaşımda doktor beyin resmini koydum, bana yaptığı hakareti aynen yazdım, yaşadığım olayı anlattım, altına insanların ne yorum yaptığı beni ilgilendirmez, ben M. Hanım’a yönelik üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum M. Bey’e yönelik kendisinin bana hakaret etmesi nedeni ile ben de kendisine karşılık hakaret etmedim, kesinlikle kendisini tehdit etmedim. Olay sebebi ile şikayetçiyim, sanığın cezalandırılmasını istiyorum, davaya katılma talep ediyorum, ayrıca Suriyeli Hasta ile eşimin tanık olarak dinlenilmesini talep ediyorum Ben daha önceden savunma yapmıştım tekrar ediyorum, ben doktor hanımla konuşunca M. Bey bana s..tir git dedi. Bunun üzerine aramızda tartışmalar yaşandı. Ben de bunun üzerine kendisine hakaret ettim. Gece kendisini aradım. Tehdit etmedim. Nasıl benimle bu şekilde konuşursun, dedim. Beraatime karar verilsin" şeklinde savunma yapmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE KATILAN SANIK M. Ü. ALINAN SAVUNMASINDA; "olay günü M. A. Ç. Tarsus Devlet Hastanesinde kadın doğum uzmanı olarak nöbetçiydi. Suriyeli hastayı yaptığı muayene sonucunda erken doğum eylemine girdiğini tespit ettiği için hastayı sevk etmeye çalışmış, çünkü hastanemizin yeni doğan kısmı uygun olmadığı için sevk etmek istemiş, fakat çevre hastanelerde yer bulunamadığı için 112 aracılığı ile tespit edilmiş. Bu yüzden acil ameliyat kararı verdiği için altıncı defa ameliyat olacağı ve ameliyatta herhangi bir risk bulunacağı düşüncesi ile benden yardım istedi, ben de aynı hastanede kadın doğum uzmanı olarak görev yapmaktayım, böyle riskli durumlarda ekip halinde ameliyatlara girmekteyiz. Hastanın daha önceki ameliyatları Suriye de yapılmış ameliyatlardır, Türkiye de bu şekilde 6. 7. Sezeryana Suriyeliler geldikten sonra başlanmıştır. Yardım istendiğinde Adanalıoğlu Köyünde anne ve babamı ziyaret etmekteydim. Hastaneye geldiğimde ayağımda deniz terliği ve şort ile hastaneye geldim. O sırada M. hanım hastanın gerekli işlemlerini tamamlamış ve ameliyata hazır halde beklemekteydi. Kendim arap asıllı Türk vatandaşı olduğumdan Arapçayı ana dilim gibi bilmekteyim, hastaneye geldiğimde hasta ameliyat olmak istemediğini arapça olarak ortaya söylemekteydi ancak doktor arkadaşlar arapça bilmediği için anlamıyorlardı, hasta ve hasta sahibine kendim gerekli açıklamaları arapça olarak yaptım. Durumlarının doktor tarafından konulan teşhis ile riskli olduğunu eğer ki hastaneyi terk etmek ister ise imza attıktan sonra terk edebileceklerini ifade ettim. Doktor arkadaşıma da aynı şeyi söyleyerek dosyayı imzalatmasını söyledim. Doktor hanım Hasta ve hasta yakınına ameliyatı kabul etmediğine dair imzayı attırdı. Daha sonra huzurunuzda gördüğüm Z. isimli beyefendi geldi, bizim o an hasta ile zaten ilişiğimiz bitmişti, ameliyat olmak istemediğine dair imzalar alınmıştı. Daha sonra imza alınan yer ile benim oturduğum yer arasında 5 metrelik bir mesafe vardı, Z. isimli beyefendi masaya gelerek orada bulunan M. Hanım ve ebeler N.., N.. ve K. isimli arkadaşlara gelerek önce sakin bir şekilde durumu öğrenmeye çalışmış, hastanın gönderildiğini duyunca Z. çığrından çıktı, el kol işaretleri ile doktor hanım ve orada bulunan ebelere işinizi yapmıyorsunuz, neden başınızdan savıyorsunuz, burası ne biçim hastane, şeklinde sözler söyledi, ben el kol hareketleri yaptığını görünce yerimden kalktım, çünkü beyefendinin doktor ve ebe hanımlara saldıracağını düşündüm ayağı kalktım ve kendisinin benimle muhattap olmasını söyledim. Kendisine durumu anlatarak herşeyin hazır olduğunu, çocuk doktoru ve anestezi uzmanının geldiğini, benim ameliyat için evden şort ve terlik ile geldiğimi ancak hastanın ameliyat olmayı kabul etmediği için imzasını aldığımızı ve gönderdiğimizi anlattım. Orda bana hitaben sen doktorsan ben de vatandaşım, gelmek zorundasın, şortla gelmen beni ilgilendirmez, ben AK Partiliyim, benim tanıdıklarım var, milletvekillerini tanıyorum, dedi. Ben de bunun üzerine sinirle çek git diyeceğime sinirle s..tir git, dedim. Z. de buna karşılık olarak orada bulunan doktor hanım ve ebeleri göstererek pe..venk, pe.venkin oğlu gibi sözler söyledi. Hatta bizim üzerimize yürümeye kalktı, aramızda masa olduğu için bir şey yapamadı. O sırada beyaz kod verildiği için güvenlik araya girdi. Hasta sonra hastaneden Z. Bey ile birlikte ayrıldılar. Güvenlik gelerek bana şikayetçi olup olmadığımı sordu, durumlar karışık olduğu ve karşılıklı olarak birbirimize hakaret ettiğimiz için olayı uzatmamak amacı ile de şikayetçi olmayacağımı söyledim, eve gittiğimde gece 00:30 sıralarında eşimin cep telefonunu çaldı. Tanımadığımız bir numara aramaktaydı, yetişemediğimiz için telefon kapandı. O esnada oğluma bu numaraya bilinmeyen numaralardan bakmasını istedim. Z. adına kayıtlı olduğunu gördüm, o esnada zaten yeniden telefon çaldı. Eşimin telefonu bozuk olduğundan sadece hoparlör kısmı açık olduğunda duyabildiğimiz için hoparlör kısmına bastım. Telefonu açmamla birlikte karşıdan bir ses "ben yarın nöbetten sonra sana kim olduğumu göstereceğim, ağzını burnunu kıracağım, bana s..tir git demenin hesabını senden soracağım, şerefsiz, köpek" şeklinde sözler söyledi. O sırada yanımda eşim oğlum ve kızım olduğu için çok zoruma gitti. 155'i arayıp şikayetçi olduğumu ve tehdit edildiğimi söyledim. Beni merkez karakoluna çağırdı, ifademi aldılar. Ertesi gün hastaneye gittiğimde bu seferde bilgi işlemci arkadaşlar doktor bey sen ünlü olmuşsun, internete düşmüşsün deyince Facabook’a baktığımda internette Z. isimli kişi tarafından fotoğrafımı koyarak benim kişiliğime hakaret ederek internette yayın yapmış, arkadaşları ile kurduğu bir watsup grubuna bu doktoru kötüleyelim altına kötü içerikli yorum yazalım şeklinde ifadede bulunduğunu öğrendim. Altta yazılan yorumlar da insanları bana karşı düşmanca hareket etmeye hayatımı tehdit edecek şekilde olduğunu ayrıca mesleki itibarım açısından da çok kötü yorum yapıldığını okudum. Daha sonrasında da bu konuşmaların çıktısın alarak savcılığa başvurdum. Savcılık da karakoldaki ifademe eklemem gerektiğini söylediler. Olay sebebi ile sanıktan şikayetçiyim, cezalandırılmasını istiyorum, davaya katılma talebim vardır. Hastanenin kamera kayıtları vardır, dosyaya getirtilerek incelenebilir, ayrıca olay sırasında devlet memurunu hakaret ediyorsun diyerek söze başlamıştım dedi. Ben daha önceden savunma yapmıştım tekrar ediyorum, ben görevimi yapmaya çalışan bir doktorum, siyasi partiler araya sokularak tehdit edildim. Karşılıklı hakaretler yapıldı, ben o anda şikayetçi değildim, gece arandıktan sonra ve internette paylaşımlar yapıldıktan sonra şikayetçi oldum." şeklinde savunma yapmıştır.
Katılan Sanık M. hakkında 5237 Sayılı TCK.nun 129 maddesini tatbiki ihtimaline göre CMK.nun 226 maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanındığında; Ek savunmanın mahiyetini anladım. Avukat talebim yoktur. Ek savunma için süre talep etmem önceki savunmalarımı tekrar ederim, şeklinde savunma yapmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE DELİLLER
A-) Tutanak; Olay yerine ait görüntüleri içerir CD, olay tutanakları, adli sicil ve nüfus kayıtları, genel adli muayene raporları ile ifade tutanaklarının dosya içinde yer aldığı anlaşılmış, bu belgelerin usulüne uygun olduğu usulüne uygun olarak toplandığı anlaşıldığından mahkememizce hükme esas alınmıştır.
B-) Tanık Beyanları; Olay sebebi ile yedi tanık dinlenilmiştir.
TANIK H. T. BEYANINDA: "Olay günü hastanın telefonundan hemşire eşimi aradı ve hasta burada sıkıntısı var, iletişim sorunumuz var, hasta sizin numaranızı verdi, dediler, eşim ilk başta yalnız gidecekti, eşim kadın doğum ile ilgili olması nedeni ile hastaneye sen de gel dedi. Biz oraya gittiğimizde hasta muayene olmuştu, ancak ameliyat olmayı kabul etmemişti. Hemşire olduğunu zannettiğim ancak daha sonrasında doktor olduğunu öğrendiğim şu an huzurunuzda gördüğüm M. Hanımla konuştuk. M. hanım bana durumu anlattı, hastanın bana ameliyat olmak istemediğini söyledi. Ben eşimden önce içeri girmiştim. Eşim dışarda arabayı park etmekteydi. Doktor hanım bana durumu anlatıp hastanın ameliyat olmayı kabul etmediğini anlatırken o esnada eşim yanıma geldi. Eşim o esnada gelir gelmez sorun ne dedi, bu sefer doktor hanım bana anlatmayı bırakıp eşime yüksek sesle anlatmaya başlarken eşim de hanımefendi sessiz anlatır mısınız dedi. Eşim bu şekilde konuşurken doktor M. Bey 3-4 metre kadar ilerdeydi. Doktor hanım bu esnada eşime yüksek sesle durumu anlatmaya devam ediyordu, sonra M. Bey duruma müdahale etti, saatlerdir bu hasta ile uğraşıyoruz, s..tir olun gidin, ben şu an bu saatte şortumla terliğimde çıkıp gelmişim, dedi. Eşim de bu cümleyi duyduktan sonra bana ne hakla bu şekilde hitap ediyorsun, dedi. Yanlış hatırlamıyorsam doktor bey ikinci kez aynı şekilde sinkaflı cümleyi tekrarladı. O an ben hasta ile ilgilenmek istediğim için kavga anlamsız hasta ile ilgilenin kavga etmeyin dedim. Eşim de doktor beyin dediğine karşılık verdi, ancak şu an tam cümlelerini ne dediğini hatırlamıyorum, sen beni ne hakla devletin yerinden s..tir edersin, dedi. Ancak eşim doktor beye hitaben küfür içerikli herhangi bir söz kullanmadı. Benim olay ile ilgili bilgim görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK A. M. BEYANINDA: "Olay tarihinde hamileydim. Hamileliğimin 8. Ayındaydım. Doktora gittim. M. doktor beni ultrasona aldı. Cihaz bağladı. Bana doktor ameliyat önerdi, daha önce ben 2 kez ameliyat olduğum için ameliyat olmak istemedim. Bu esnada Doktor M.'e haber verdiler. Benim ameliyat olmak istemediğimi söylediler. Doktor da oraya geldi. Durumun kritik ya ameliyatla çocuğu alırız ya da çocuk ölür dediler. Ben ameliyat olmayı istemediğimi belirttim. M. doktor beni dışarı çıkarttı. Ben de Z.'ye haber verdim. Z. hastanaye geldi, doktora ilaç vermelerini istedi. O arada aralarında tartışma yaşandı. Türkçe bilmediğim için birbirlerine ne dedi anlamadım, Benim konuyla ilgili görgüm ve bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK E. İ. İ. BEYANINDA: "Olay tarihinde ben eşimi doktora götürmüştüm. Doktorlar eşime ameliyatla doğumun gerçekleşmesi gerektiğini söylediler. Biz de ameliyatı istemedik. Z.' yü çağırdık. Z. geldi, ameliyat olmak istemediğimizi doktorlara söyledi, mümkünse ilaç ya da serum vermelerini söyledi. Doktorlar da doğumun ameliyatla olması gerektiğini söylediler biz de oradan ayrıldık. Benim konuyla ilgili görgüm ve bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK K. Ü.BEYANINDA: "Ben olay tarihinde doğum salonunda nöbetçi hemşireydim. Olay tarihinde bana huzurda göstermiş olduğunuz Suriye Uyruklu tanıklar hastaneye polikliniğe gelmişlerdi. Muayene sonucu hastanın sancısı ve açıklığının olduğu anlaşıldı. Doğum salonuna hastayı yatış için gönderdiler, biz işlemleri başlattık. Sezeryana hazırladık. Çünkü hasta daha önceden de sezeryanla doğum yaptığı için normal doğum tercih edilmedi. İletişim kuramadığımız için bana göstermiş olduğunuz huzurda bulunan Z. geldi. Doktor M. Hanım 4 kez Z.' ye bilgi verdi. Daha sonra tekrar bilgi isteyince doktor hastanın sancılarının olduğunu bir an önce sezeryana alması gerektiğini söyledi. Hasta ve yakınları sezeryanı istemediler ve hastayı götürmek istediler. Biz de hastanın kendi isteği doğrultusunda gitmek istediğini bildirir imza istedik. Bizim imza istememiz üzerine Z. "eşek gibi işinizi yapmak zorundasınız, p..venksizin, dü..sünüz" dedi. Bunu ortaya söyledi ancak M. Bey' i kastederek söyledi. Olay yerine güvenlik görevlileri gelince Z. siz benim kim olduğumu biliyor musunuz, ben size neler yaparım biliyor musunuz şeklinde konuştu. M. Bey de onlara s.. Tir git dedi, ben zaten işimi yapıyorum, dedi. Bundan sonra ne oldu bilmiyorum, benim bilgim görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK N. İ. BEYANINDA: "ben olay tarihinde doğumhanede çalışıyordum. Poliklinikten 32 haftalık sancılı daha önceden sezeryanla doğum yapan hasta doğumhaneye sevkedildi. 112 ile görüp sevketmeye çalıştı. Sevk olmayınca da acil sezeryana almak istedi, bu işlemleri yapan M. Hanım' dı M. Bey de icapçı olduğu için acil durumlarda hastaneye gelen kişiydi, hastayı sezeryana almak istediler. M. Bey' i icapçı olarak çağırdılar. M. Bey geldi. Hastalar sezeryanı kabul etmediğinden Z.' yü çağırdılar. Biz bu tip durumlarda ameliyatı kabul etmeyen hastadan imza alıyoruz, sorumluluk bizde olmasın diye, ancak imzayı da kabul etmediler. Doktor bey de bir an önce karar verin diye söyledi. Bunun üzerine hasta yakını da eşek gibi geleceksiniz, M. Bey de sinirlenerek s.. Git dedi. Z. giderken de önce M. Bey' i kastederek ben size ne yapacağımı bilirim, dedi. Daha sonra ayrıldılar. Gece 12 yi geçkin bir vakitte M. Bey telefon ile beni aradı, Z.' nün soyadını sordu. Telefonla kendisini tehdit ettiğini söyledi. Benim konu ile ilgili bilgim görgüm bundan ibarettir. 112 ile müsait hastanelere sevketmek için uğraştılar. Sevkedemeyince doğumhaneye almak zorunda kaldılar" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK E. F. Ü. BEYANINDA: "olay tarihinde 0506 930 87 .. numaralı annemin telefonu arandı. Ben farklı bir odadaydım. Bağrışma üzerine diğer odaya geçtim. Annemin telefonu bozuk olduğu için hoparlörden konuşuyordu, tanımadığım bir adam seni hastaneden çıkarken ağzını burnunu kırdırtacağım, sana kim olduğunu göstereceğim şeklinde sözler sarfetti. Benim bilgim görgüm bundan ibarettir, o esnada yanımızda ailenin bütün fertleri vardı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK M. Ü. BEYANINDA: "olay tarihinde annemin telefonu çaldı. Annemin telefonu bozuk olduğu için hoparlörden konuşuyordu. İlk aramaya yanıt verememişti. 2. Aramada telefonu açtı. Telefonu açan kişi babamdı, niye bu telefonu aradın diye sordu. Karşı taraf sen nöbetten çıktığında senin ağzını burnunu kıracağım, sen benim kim olduğumu bilmiyorsun, dedi, babam da tamam görüşürüz dedi. Benim bilgim görgüm bundan ibarettir, o esnada yanımızda ailenin bütün fertleri vardı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK H. Ü. BEYANINDA: "Olay tarihinde gece benim telefonum çaldı, yetişemedik, telefondaki programdan arayan kişinin Z. olduğunu görendik, telefon tekrar çaldı. Telefonu önce ben açtım. Telefonum bozuk olduğu için hoparlörü açtık. Karşı taraf eşime benim kim olduğumu biliyor musun nöbetten çıkınca ağzını burnunu kıracağım şerefsiz köpek dedi. Eşim de ona eşimin telefonunu neden arıyorsun dedi. Telefonu kapattık, benim kullandığım hat eşimin adınadır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
C-) Sanıkların adli sicil ve nüfus kaydı incelenmiş, sanık Z. T.'nin adli sicil kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.
IV-DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE MAHKEMENİN KABULÜ;
Katılan M. A. Ç. ile katılan sanık M. Ü.'ün Tarsus Devlet Hastanesinde kadın doğum uzmanı olarak görev yaptıkları, olay günü Suriye vatandaşı olan hamile A. M.'in doğum şikayetiyle hastaneye getirildiği, katılanın erken doğum riskini görmesi üzerine ameliyat yapmaya karar verdiği ve katılan sanık doktor M. Ü.'ü de doğum için hastaneye çağırdığı ancak A. M.'in sezeryanla doğumu kabul etmediği, buna ilişkin yazılı imza alınması sırasında hastanın tanıdığı olan katılan sanık Z. T. ile katılan ve katılan sanık M. arasında tartışma yaşandığı, tartışma sırasında katılan sanık Z. T.'nin her katılan ve katılan sanık doktorlara "pezevengin çocuğu, ben size yapacağı bilirim" diyerek hakaret ve tehditte bulunduğu, katılan sanık M. Ü.'ün de katılan sanık Z. T.'ye "sen kimsin lan siktir ol git" diyerek hakaret ettiği, daha sonra tartışmanın sona erdiği, katılan sanık M. Ü.'ün evde bulunduğu sırada katılan sanık Z. T.'nin kullanmış olduğu 0536 351 06 .. numaralı telefondan katılan sanık M. Ü.'ün eşinin kullandığı 0506 930 87 .. numaralı telefonu arayarak "yarın ağzını burnunu kırınca benim kim olduğumu öğreneceksin, seni milletvekiline şikayet edeceğim, bana siktir ol git demenin hesabını soracağım hesabını vereceksin şerefsiz köpek" diyerek hakaret ve tehditte bulunduğu, maddi olayın bu şekilde meydana geldiği, iddia, olay tutanakları, olay yerine ait CD görüntüleri, tanık anlatımları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Her ne kadar katılan sanık M. Ü. hakkında hakaretten dolayı kamu davası açılmış ve katılan sanığın bu suçu işlediği sabit görülmüş ise de; katılan sanığın bu suçu haksız fiile tepki olarak işlediği anlaşıldığından 5237 Sayılı TCK’nun 129/1 ve CMK’nun 223/4-d maddesi gereğince atılı suçtan takdiren katılan sanığa ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ; Sanık Z. T.'nin katılan sanık M. Ü.'e ve katılan M. A. Ç.'a yönelik hakaret suçundan cezalandırılmasına, Sanığın eylemini alenen işlediği anlaşıldığından 5237 Sayılı TCK'nın 125/4 Maddesi uyarınca sanığa verilen cezadan takdiren 1/6 oranında artırım yapılmasına, Sanığın eylemini tek fiil ile birden fazla kişiye karşı gerçekleştirdiği anlaşıldığından, TCK’nın 43/2 maddesi yollaması ile 43/1. maddesi gereğince cezası takdiren 1/2 oranında arttırılmasına, Sanık Z. T.'nin katılan sanık M. Ü.'e yönelik olarak üzerine atılı Hakaret suçundan cezalandırılmasına, sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonra yargılama sürecindeki saygılı davranışları, hükmolunan cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkisi nedenleri ile hükmolunan cezasının 5237 sayılı TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, Sanık Z. T.'nin katılan sanık M. Ü.'e yönelik olarak üzerine atılı Tehdit suçundan cezalandırılmasına, sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonra yargılama sürecindeki saygılı davranışları, hükmolunan cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkisi nedenleri ile hükmolunan cezasının 5237 sayılı TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, Sanık Z. T.'nin üzerine atılı tüm suçlar yönünden, adli sicil kaydında daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği bu itibarla CMK'nın 231/6-a Maddesindeki şartın gerçekleşmediği anlaşıldığından, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine yer olmadığına, verilen hapis cezalarının 2 yıldan az olması, sanığın daha önce 3 aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması, sanığın yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık nedeniyle cezası ertelendiği takdirde tekrar suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaatin oluşması hususları bir arada değerlendirilerek sanık hakkında verilen kısa süreli hapis cezasının TCK nun 51.maddesi gereğince ertelenmesine dair Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesince 28//02/2017 tarih,2016/827 Esas, 2017/228 Karar sayılı hükmü kurulmuştur.
İSTİNAF İSTEMİ:
Sanık Z. T. istinaf talebi ile Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kararının usul ve yasalara uygun olmadığı gerekçesiyle bozulmasını talep etmiştir.
DAİREMİZİN 30/11/2017 TARİHLİ DURUŞMASINDA KATILAN SANIK Z. T. SAVUNMASINDA; Ben daha önce yargılamanın yapıldığı Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinde savunmalarımı ve beyanlarımı sundum. Bu savunma ve beyanlarımı tekrar ederim ayrıca şu hususu da belirtmek isterim ki; bu olay benim komşularım olan aslen Suriye'deki savaştan kaçan karıkocanın ameliyat olmak istememeleri sebebiyle benden yardım istemeleri sonucu ben hastaneye gittim ve oradaki doktorlar M. A. Ç. ve M. Ü. ile aramda geçen dialogtan meydana gelmiştir. Hatta orada ben ne çalışanlara ne hemşirelere ne de doktorlara karşı herhangi bir hakaret ve tehdit edici bir söz ağzımdan çıkmadı. Zaten böyle bir sözün de ağzımdan çıkmasını kendime yakıştıramam. Fakat katılan sanıklardan M. Ü. aramızda konuşurken bana "s.... Gidin bu hastaneden" diye benim eşimin yanında hakaret edince ben kontrolümü kaybettim bende M. Ü.'e karşı tepki verdim. Fakat diğer katılan doktor M. A. Ç. ve hemşire hanımlara karşı herhangi bir sözüm ve eylemim olmadı. Olay bu şekilde meydana gelmiştir. Lehime olan hükümlerin uygulanmasına ve beraatime karar verilmesini talep ederim" şeklinde savunmada bulunmuştur.
DAİREMİZCE YAPILAN DURUŞMA SIRASINDA İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALASINDA: Müşteki M. A. Ç. ile katılan sanık M. Ü.'ün Tarsus Devlet Hastanesinde kadın doğum uzmanı olarak görev yaptıkları,
Suç tarihi olan 25/07/2016 günü saat 23:00 sıralarında Suriye vatandaşı olan hamile A. M.'in doğum şikayetiyle hastaneye getirildiği, müştekinin erken doğum riskini görmesi üzerine ameliyat yapmaya karar verdiği, doktor M. Ü.'ü de doğum için hastaneye çağırdığı, ancak A. M.'in sezeryanla doğumu kabul etmediği, buna ilişkin yazılı imza alınması sırasında hastanın tanıdığı olan sanık Z. T. ile doktorlar arasında tartışma yaşandığı, tartışma sırasında sanık Z. T.'nin her iki doktora "pezevengin çocuğu, ben size yapacağımı bilirim" diyerek hakaret ve tehditte bulunduğu,
Katılan sanık M. Ü.'ün de sanık Z. T.'ye "sen kimsin lan siktir ol git" diyerek hakaret ettiği, daha sonra tartışmanın sona erdiği,
Sanık Z. T.’nin, ayn suç işleme kararının icrası kapsamında saat 00:30 sıralarında kullanmış olduğu 0536 351 06 .. numaralı telefondan katılan M. Ü.'ün eşinin kullandığı 0506 930 87 01 numaralı telefonu aradığı, "yarın ağzını burnunu kırınca benim kim olduğumu öğreneceksin, seni milletvekiline şikayet edeceğim, bana siktir ol git demenin hesabını soracağım, hesabını vereceksin, şerefsiz köpek" diyerek hakaret ve tehditte bulunduğu,
Müşteki şüpheli Z. T.'nin kamu görevlisi olan doktorlara görevlerinden dolayı "pezevengin çocuğu" şeklindeki hakaret içerikli sözlerinin TCK'nun 125/3-a maddesinde düzenlenen Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Hakaret suçu kapsamında olduğu,
Müşteki şüpheli Z. T.'nin katılan doktorlara yönelik olarak saat 23:00 sıralarında tek bir fiil ile çoğul sözler kullanarak "pezevengin çocuğu, ben size yapacağı bilirim" diyerek hakaret ve sair tehditte bulunduğu, atılı eylemin TCK'nun 43/2 maddesi uyarınca "aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği,
Sanığın aynı zamanda katılan M. Ü.’e yönelik olarak aynı suç işleme kararının icrası kapsamında saat 00:30 sıralarında hakaret ve tehdit eylemlerinde bulunduğu, bu nedenle sanık hakkında TCK. 43/1. Maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, suç kastının yenilenmiş sayılmasına imkan bulunmadığı, hakaret eyleminin sanık Z. T. ile katılan M. Ü. arasında karşılıklı gerçekleştiği bu nedenle M. Ü.'e yönelik hakaret eylemlerinden dolayı ceza verilmesine fiili ve hukuki imkan bulunmadığı, hakaret suçunun katılan M. A. Ç.'a yönelik olarak gerçekleştiği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla;
Sanık Z. T.'nin saat 23:00 sıralarında katılan M. Ü. ve M. A. Ç.’a yönelik kamu görevlisine karşı görevinden dolayı zincirleme hakaret eylemleri ile saat 00:30 sıralarında katılan M. Ü.’e yönelik kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçlarından TCK. 125/1-3/a-4, 53/1 maddeleri gereğince, katılanlar M. Ü. ve M. A. Ç.’a yönelik zincirleme sair tehdit ile katılan M. Ü.’e yönelik zincirleme tehdit eylemlerinden dolayı TCK. 106/1 cümle 1, 43/1, 43/2. Maddesi delaletiyle 43/1, 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DAİREMİZİN DOSYADAKİ DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dosya içerisinde bulunan katılanlar M. A. Ç. ve M. Ü.'ün beyanları, sanık Z. T.'nin savunması, tanıklar H. T., A. M., E. İ. M., K. Ü., N. İ., E. F. Ü., M. Ü., H. Ü.'ün anlatımları ve tüm dosya kapsamı ile olay tarihi olan 25/07/2016 tarihinde katılan M. A. Ç. ile katılan M. Ü.'ün Tarsus Devlet Hastanesinde Kadın Doğum Uzmanı olarak görev yaptıkları, olay günü saat 23.00 sıralarında Suriye vatandaşı olan hamile A. M.'in doğum şikayeti ile Tarsus Devlet Hastanesine getirildiği, katılan M. A. Ç.'ın erken doğum riski görmesi üzerine ameliyat yapmaya karar verdiği ve yine Kadın Doğum Uzmanı olarak aynı hastanede görev yapan M. Ü.'ü de kendisine yardım etmesi için hastaneye çağırdığı, fakat A. M.'in ameliyatla ve sezeryanla doğumu kabul etmediği, buna ilişkin yazılı imza alınması sırasında hastanın tanıdığı olan sanık Z. T. ile doktorlar arasında ağız münakaşası yaşandığı, sanığın her iki doktora hitaben "... Pezevengin çocuğu ben size yapacağımı bilirim" diyerek hakarette ve tehditte bulunduğu, katılan M. Ü.'ün de sanık Z. T.'ye "sen kimsin lan, siktir ol git" diyerek cevap verdiği, daha sonra tartışmanın sona erdiği, olayın devamında gece 00.30 sıralarında katılan M. Ü.' ün evinde olduğu esnada sanık Z. T.'nin katılan M. Ü.'ü cep telefonundan aradığı ve telefonda katılan M. Ü.'e "yarın ağzını burnunu kırınca benim kim olduğumu öğreneceksin, seni milletvekiline şikayet edeceğim, bana siktir ol git demenin hesabını soracağım, hesabını vereceksin, şerefsiz köpek " diyerek hakaret ve tehditte bulunduğu iddiasıyla Tarsus C. Başsavcılığınca kamu davası açıldığı, yargılamanın Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinde yürütüldüğü ve yargılama sonunda sanık Z. T.' nin katılanlar M. Ü. ve M. A. Ç.'a yönelik hakaret suçundan TCK 125/1-3-a, 125/4, 43/2, 62 maddeleri gereğince neticeden 1 Yıl 11 Ay 10 Gün Hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık Z. T.'nin katılan M. Ü.'e yönelik hakaret suçundan TCK 125/1, 62 maddeleri gereğince 5 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına, yine sanık Z. T.' nin katılan M. Ü.'e yönelik tehdit suçundan TCK 106/1-1.cümle ve 62 maddeleri gereğince neticede 7 Ay 15 Gün Hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık Z. T.'nin katılanlar M. Ü. ve M. A. Ç.'a yönelik basit tehdit suçundan TCK 106/1-2, 43/1, 62 maddeleri gereğince neticeden 5 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı katılan sanık M. Ü. vekili ve sanık Z. T.'nin istinaf dilekçeleri vermesi üzerine dosya dairemize gelmiştir. Dairemizce yapılan değerlendirmede; sanık Z. T. hakkında hem olay tarihinde Tarsus Devlet Hastanesindeki meydana gelen olaydan dolayı hem hakaret hem de tehdit suçundan cezalandırıldığı gibi bu olaydan kısa bir süre sonra katılanlardan M. Ü.'e karşı tehdit ve hakaret ettiği iddiası ile cezalandırılmasına karar verilmesi, hastanedeki olaydan kısa bir süre sonra sanık Z. T.'nin bir suç işleme kararının icrası kapsamında suç işlediği hususunda dairemizde vicdani kanaat hasıl olmakla sanık hakkında hakaret ve tehdit suçundan birer kez mahkumiyetine ve zincirleme suç hükümlerinin sanık hakkında uygulanması gerekirken uygulanmaması ayrıca sanığın katılanlardan M. Ü.'e karşı hakaretinden sonra katılan M. Ü.' ün de sanığa hakaret etmesi gözönüne alındığında sanık hakkında indirimin TCK 129 maddesi gereğince yapılması gerekirken yapılmaması usul ve yasaya aykırı olduğu hususunda dairemizde vicdani kanaat hasıl olmakla sanık Z. T.'nin istinaf talebinin kabulü ile Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/02/2017 tarih, 2016/827 (E) ve 2017/228 (K) sayılı kararının kaldırılmasına, katılan sanık Z. T.'nin katılanlar M. A. Ç. ve M. Ü.'e karşı hakaret suçundan eylemine uyan TCK 125/1-3-a, 125/4, 62 ve 52/2 maddesi gereğince neticeden 7.080,00 TL Adli Para cezası ile cezalandırılmasına, sanık Z. T. ile katılan M. Ü. arasında hakaret suçunun karşılıklı olduğu anlaşılmakla sanık Z. T. hakkında TCK 43/2, 43/1 maddelerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Sanık Z. T.'nin sübut bulan üzerine atılı katılanlar M. A. Ç. ve M. Ü.'e karşı tehdit suçundan eylemine uyan TCK 106/1-1.cümle, 43/2, 43/1, 62 ve 50/1-a maddeleri gereğince neticeden 4.680,00 TL Adli Para cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıdaki şekilde açıklandığı üzere;
1) Katılan sanık Z. T.'nin istinaf talebinin kabulü ile Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/02/2017 tarih, 2016/827 (E) ve 2017/228 (K) sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2) Katılan sanık Z. T.'nin katılanlar M. A. Ç. ve M. Ü.'e karşı hakaret suçundan eylemine uyan TCK 125/1-3-a maddesi gereğince suçun işleniş şekli, sanığın kastının derecesi gözönüne alınarak takdiren 365 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Hakaret eyleminin aleni yerde işlenmiş olduğu anlaşılmakla, sanığa verilen cezadan TCK 125/4 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında artırım yapılarak 425 GÜN ADLİ PARA CEZALANDIRILMASINA,
Sanık Z. T. ile katılan M. Ü. arasında hakaret suçunun karşılıklı olduğu anlaşılmakla sanık hakkında TCK 43/2 ve 43/1 maddelerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığa verilen cezadan, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, nedeniyle 5237 Sayılı TCK.nun 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 354 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen gün adli para cezasının 5237 Sayılı TCK’nin 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığının sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri dikkate alınarak takdiren 20,00 TL olarak belirlenmesine ve bu miktarın gün sayısı ile çarpımı sonucu sanığın 7.080,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen 7.080,00 TL adli para cezasının sanığın ekonomik ve şahsi durumu gözönüne alınarak 1'er ay taksitler halinde 20 taksitte tahsiline, (ihtarat yapıldı)
Sanığın daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yönünden sabıkası bulunduğu anlaşılmakla sanık hakkında CMK 231/5 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
3) Katılan sanık Z. T.'nin subut bulan üzerine atılı katılanlar M. A. Ç. ve M. Ü.'e karşı tehdit suçundan eylemine uyan TCK 106/1-1.cümle maddesi gereğince suçun işleniş şekli, sanığın kastının derecesi gözönüne alınarak takdiren 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Katılan sanığın üzerine atılı eylemi birden fazla kişiye karşı tek bir fiil ile işlemiş olduğu anlaşılmakla katılan sanığa verilen cezada TCK 43/2 maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırım yapılarak 7 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Katılan sanık aynı eylemi bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda, katılan M. Ü.'e karşı işlemiş olduğu anlaşılmakla katılan sanığa verilen cezadan TCK nun 43/1 maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırım yapılarak 9 AY 11 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Katılan sanığa verilen cezadan, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, nedeniyle 5237 Sayılı TCK.nun 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 7 AY 24 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Katılan sanık Z. T.'ye verilen 7 Ay 24 Gün kısa süreli hapis cezasının, sanığın kişiliğine, yargılama sürecindeki hal ve tavırları göz önüne alınarak TCK 50/1-a maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den paraya çevrilerek neticeden 4.680,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Katılan sanığa verilen 4.680,00 TL adli para cezasının sanığın ekonomik ve şahsi durumu gözönüne alınarak 1'er ay taksitler halinde 20 taksitte tahsiline, (ihtarat yapıldı)
Katılanlar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından karar tarihi itibariyle AAÜT'ye göre İlk Derece Mahkemesi için 1.980,00 TL, dairemizde bir duruşma bedeli 990,00 TL olmak üzere toplam 2.970,00 TL ücreti vekaletin katılan sanık Z. T.'den alınarak Sağlık Bakanlığına verilmesine,
Bu dosya ile ilgili olarak yapılan 16 tebligat gideri 200,00 TL, 20.25 TL PTT gideri olmak üzere 220,25 TL yargılama giderinin katılan sanıktan alınarak hazineye irad kaydına,
Dair; katılanların yokluklarında, katılan sanık Z. T.'nin yüzüne karşı, C. Savcısı Hacı Aykut Aydın'ın huzuru ile birlikte mütalaaya uygun olarak CMK 286/2-a maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30.11.2017 (¤¤)