(5237 S. K. m. 21, 22, 29, 31, 53, 62, 63, 81, 82, 85) (5271 S. K. m. 100, 175, 185, 223, 280, 286) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.) (YCGK 05.10.2010 T. 2010/1-132 E. 2010/183 K.)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık T. P. ve SSÇ İ. P. hakkında Elmalı ACM nin 11/07/2017 tarih 2016/100 Esas 2017/123 Karar sayılı hükmü ile sanık T. P. hakkında adam öldürme suçundan TCK nun 81/1 maddesi gereğince 10 Yıl hapis cezası ile SSÇ İ. P. hakkında taksirle adam öldürme suçundan CMK’nun 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verildiği, bu karara karşı SSÇ İ. P. müdafiisi, katılan G. P. vekili, katılan Y. P. vekili ve ASPB vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu, ceza dairemizce yapılan değerlendirilmede duruşma açılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamada;
İddia:
Finike Cumhuriyet Başsavcılığının 25/03/2016 tarih ve 2016/149 Esas sayılı iddianamesiyle; Müşteki taraf ile şüpheli ve ailesinin akraba oldukları ve aralarında önceye dayalı husumetin bulunduğu, olay tarihinde, müşteki Y. P.'in bilgi sahibi olarak dinlenen H. Ç., B. Ç.ve Y. Ç. ile koyun alışverişinde bulunduğu, aralarında meydana gelen anlaşmazlıklar üzerine, bilgi sahibi H. Ç., B. Ç.ve Y. Ç.'ın hayvanlarını teslim almak üzere Finike İlçesine geldikleri, yapmış oldukları araştırmalar neticesinde, hayvanlarının Yuvalı Mahallesi'nde olduğunu tespit ettikleri, çevreden Y. P.'i ve hayvanlarını araştırmaları üzerine, K. P., şüpheli T. P.'in bilgi sahiplerine yardımcı oldukları, onları evlerinde misafir ettikleri ve hayvanların teslimi hususunda yardımcı olmaya çalıştıkları, bu sebeplerle taraflar arasında tartışmanın meydana geldiği, ikametlerin taşlanması şeklinde başlayan eylemlerin araya girenler vasıtası ile sonlandırıldığı, bilahare şüphelinin kapılarının önlerinde bulunan ve kendilerinin kullanımında olan kamyonet ile yola çıktığı, kalabalık şekilde o sırada yolda bulunan Y. P. ve ailesinden C.'a aracın çarpması ile yaraladığı, hastaneye kaldırıldığı ve burada iken kurtarılamayarak vefat ettiği, yapılan ölü muayene ve sistematik otopsi neticesinde maktul C.'ın ölüm sebebinin ''kamyonetle çarpılma sonucu oluşabilir nitelikte, ağır genel beden ve kafa travmasına bağlı, kafatası, burun, kot kemik kırıklarıyla birlikte gelişen beyin kanaması, kalp, ana bronş ve iç organ yırtılmasıyla, iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğunun” bildirildiği, bilirkişi incelemesi neticesinde meydana gelen olay nedeniyle şüpheliye ve maktule kusur isnat ettiği, soruşturması ayrı yürütülen İ.'in alınan savunmasında atılı suçu ikrar ile kendisinin aracı kullandığını ve kendisine taş ile saldırılması neticesinde o sırada yolda bulunan C.'a istemeden çarptığını beyan ettiği, Adli Tıp İzmir Grup Başkanlığınca düzenlenen rapor içeriğine göre araç içerisinde bulunan kan lekesinin şüpheli T. P.'e ait olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar bilgi sahipleri tarafından çelişkili beyanlar ile bazısının aracı kullananın soruşturması ayrı yürütülen İ., bazısının ise aracı kullananın şüpheli T. olduğunu iddia etmeleri, İ.'in atılı suçu kendisinin işlediğini ifade etmesi, ama buna rağmen araç içerisinde bulunan kan lekelerinin T.'a ait çıkması ve daha ki olay tarihinde şüpheli T.'un İzmir İlinde olduğunun iddia edilmesine (etmesine) rağmen aldırılan HTS raporlarından Finike İlçesinde bulunduğunun tespit edilmesi karşısında, delillerin takdiri mahkemesine ait olmak üzere soruşturması ayrı yürütülen İ. ve şüpheli T. hakkında iddianame tanzimi cihedine gidilmiştir. Açıklanan maddi olaya ve yasal gerekçeye göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 175. Maddesi gereğince iddianamenin kabulü ile ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 185. Maddesi gereğince mahkemenizde yargılaması yapılarak Şüpheli T. P.'in eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK’nın 22/4, 85/(1) ve 53/6 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Finike Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/125 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açılmıştır.
Yine Finike Cumhuriyet Başsavcılığının 25/03/2016 tarih ve 2016/150 Esas sayılı iddianamesiyle;
Müşteki taraf ile suça sürüklenen çocuk ve ailesinin akraba oldukları ve aralarında önceye dayalı husumetin bulunduğu, olay tarihinde, müşteki Y. P.'in bilgi sahibi olarak dinlenen H. Ç., B. Ç.ve Y. Ç. ile koyun alışverişinde bulunduğu, aralarında meydana gelen anlaşmazlıklar üzerine, bilgi sahibi H. Ç., B. Ç.ve Y. Ç.'ın hayvanlarını teslim almak üzere Finike İlçesine geldikleri, yapmış oldukları araştırmalar neticesinde, hayvanlarının Yuvalı Mahallesi'nde olduğunu tespit ettikleri, çevreden Y. P.'i ve hayvanlarını araştırmaları üzerine, K. P., T. P. ve suça sürüklenen çocuk İ.'in bilgi sahiplerine yardımcı oldukları, onları evlerinde misafir ettikleri ve hayvanların teslimi hususunda yardımcı olmaya çalıştıkları, bu sebeplerle taraflar arasında tartışmanın meydana geldiği, ikametlerin taşlanması şeklinde başlayan eylemlerin araya girenler vasıtası ile sonlandırıldığı, bilahare suça sürüklenen çocuk İ.'in kapılarının önlerinde bulunan ve kendilerinin kullanımında olan kamyonet ile ekmek almaya gittiği, kalabalık şekilde o sırada yolda bulunan Y. P. ve ailesinden C.'a aracın çarpması ile yaraladığı, hastaneye kaldırıldığı ve burada iken kurtarılamayarak vefat ettiği, yapılan ölü muayene ve sistematik otopsi neticesinde maktul C.'ın ölüm sebebinin '‘kamyonetle çarpılma sonucu oluşabilir nitelikte, ağır genel beden ve kafa travmasına bağlı, kafatası, burun, kot kemik kırıklarıyla birlikte gelişen beyin kanaması, kalp, ana bronş ve iç organ yırtılmasıyla, iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğunun” bildirildiği, bilirkişi incelemesi neticesinde meydana gelen olay nedeniyle suça sürüklenen çocuğa ve maktule kusur isnat ettiği, suça sürüklenen çocuğun alınan savunmasında atılı suçu ikrar ile kendisinin aracı kullandığını ve kendisine taş ile saldırılması neticesinde o sırada yolda bulunan C.'a istemeden çarptığını beyan ettiği, Adli Tıp İzmir Grup Başkanlığınca düzenlenen rapor içeriğine göre araç içerisinde bulunan kan lekesinin hakkında yaşı nedeniyle ayrı soruşturma yürütülen ve aynı zamanda suça sürüklenen çocuk İ. P.'in babası olan T. P.'e ait olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar bilgi sahipleri tarafından çelişkili beyanlar ile bazısının aracı kullananın İ., bazısının ise aracı kullananın T. olduğunu iddia etmeleri, İ.'in atılı suçu kendisinin işlediğini ifade etmesi, ama buna rağmen araç içerisinde bulunan kan lekelerinin T.'a ait çıkması ve daha ki olay tarihinde T.'un İzmir İlinde olduğunun iddia edilmesine(etmesine) rağmen aldırılan HTS raporlarından Finike İlçesinde bulunduğunun tespit edilmesi karşısında, delillerin takdiri mahkemesine ait olmak üzere suça sürüklenen çocuk İ. ve yaşı nedeniyle ayrı soruşturma yürütülen babası olan T. hakkında iddianame tanzimi cihedine gidilmiştir. Açıklanan maddi olaya ve yasal gerekçeye göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 175. Maddesi gereğince iddianamenin kabulü ile ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 185. Maddesi gereğince mahkemenizde yargılaması kapalı yapılarak. Suça sürüklenen çocuk İ. P.'in eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK’nın 85/(1) ve 31/2 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Finike Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/124 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açılmıştır.
Finike Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/124 Esas sayılı dosyası ile 2016/125 Esas sayılı dosyalarının birleştirildiği ve yargılamaya 2016/125 Esas sayılı dosyası üzerinden devam edildiği,
Yine Finike Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/125 Esas sayılı dosyası ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık T. P. ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu savunmasında; “ben olaydan bir gün önce İzmir'den gelmiştim, olay günü sabah 05:30'da Finike'ye geldim, aracı babamın evine bıraktım, kendi evime geçtim, babamın evi ile benim evimin arası 800 metre kadardır, uyku ilacı aldım, akşama kadar da uyudum, olaydan sonradan haberdar oldum, Y. P. ile babam K. P. arasında kurbanlıktan dolayı tartışma çıkmış, evde misafirler varmış, oğlum ekmek almaya bana ait olan olaya karışan araçla gitmiş, C. U. aracın önüne geçmiş, oğlum da C. U.'ı fark etmemiş, olay bu şekilde meydana gelmiş, ben olayı akşam uyandığımda öğrendim, olayların bu şekilde olduğunu bana babam anlattı, benim görgüye dayalı bilgim yoktur, o vakitte uyuyordum, İzmir'e gittiğimde yanımda kardeşim F. P. de vardı, sonra birlikte döndük” şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık T. P. hakkında TCK nın 85/1, 22/3 maddeleri ile 81/1 ve 21/2 maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmiştir.
Sanık T. P. soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcılığında alınan savunmasında; “Ben nakliye işiyle uğraşırım. Olay günü olan 18/09/2015 tarihinde Ferdi P. ile birlikte İzmir ilindeydim. 18/09/2015 günü akşamı yola çıkarak Finike İlçesine sabah saat 05.30 sıralarında geldim. Eve gelir gelmez ben aracı babamların oraya bıraktım. Evime geçerek uyudum ve o saate kadar olaydan hiç haberdar olmadım. Ben eve geldiğimde herkes uyumaktaydı. Akşam saatlerinde uyandığımda babam eve gelerek durumu bana anlattı. Sabah halen uyandığımda beni neden haberdar etmediklerini bilmiyorum. Buna benimde bir izahım yoktur. Akşam babam eve geldikten sonra babam bana durumu anlattı. Oğlum İ.'in araç ile bir bayana çarptığını söyledi. Bizi burada rahat bırakmayacaklar, buradan kaçalım oğlum dedi. Benim olaya ilişkin savunmam bundan ibarettir. Ben araç kullanarak C. isimli bayana çarpmış değilim. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum” şeklinde savunmada bulunmuştur.
Suça sürüklenen çocuk İ. P.’in ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu savunmasında; “Müşteki Y. P. akrabamız olur , daha önceden babamın bıçaklandığı bir kavga yaşamışlardı, ancak sonradan barıştılar, olay günü B. Ç., H. Ç. ve Y. Ç. dedemlerin evine gelmişlerdi bildiğim kadarıyla Y. P. bu kişilerin koyunlarını çalmıştı, bu konuda aracı olmamızı istediler, bu esnada Y. P., G. P. ve C. U. dedemlerin evini taşlamaya başladılar, yine akrabamız olan H. P. in araya girmesiyle uzaklaştılar, bir süre sonra dedem beni ekmek almaya gönderdi, evin önünde bulunan dedeme ait olan kamyonete bindim ekmek almak üzere giderken birden araca taş atmaya başladılar, taş atan kişilerin Y. P., Z. U., G. P. ve C. U. olduğunu gördüm araca gelen taşlar nedeni ile o anda panikledim ve o anda aracın hakimiyetini kaybettim, ondan sonra kime ne şekilde çarptığımı bilmiyorum, ardından araçla oradan uzaklaştım, sonrasında Y. P.'in C. U.'ı hastaneye götürdüğünü işittim ben kimseyi bilerek ezmedim, olayda hiçbir kusurum yoktur, olay esnasında araçta tektim benden başka araçta kimse yoktu, sanık T.P. babamdır, kendisi olay günü nakliyecilik yaptığı için İzmir'deydi, suçlamayı kabul etmiyorum beraatime karar verilsin” şeklinde savunmada bulunmuştur.
Suça sürüklenen çocuk İ. P. soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcılığında alınan savunmasında; “Ben C. U. isimli şahsı tanırım. Kendisi benim dedemin amcasının oğlunun gelini olur. Ayrıca aynı mahallede ikamet ederiz. Evleri ile bizim evimizin arası yaklaşık 100-150 metre mesafededir. Ailesi ile ailemiz arasında önceye dayalı husumet vardır. Yaklaşık 5 seneden beri küs haldeyiz. Olay günü yani 18/09/2015 tarihinde evde dedemin tanıdıkları olan B. amca ve oğulları olduğu halde akşam üzeri, dedem ekmek almak üzere beni bizim köydeki bakkala gönderdi. Bakkal ile bizim evin arasındaki mesafe yaklaşık 300-400 metre civarındadır. Çok uzak olmamasına rağmen dedem arabayla git dediği için ben arabayla gitmeye karar verdim. Araba bize aittir. Arabadan kastım kamyonettir. Dedem ekmek almaya git deyince anahtarı alarak araca bindim. Araç ile bizim sokaktan çıktım. Sokaktan çıkar çıkmaz Y. P., G. P., C. U. ve Z. U. ellerinde bulunan taş ve bıçaklarla üzerime geldiler. Taşlardan bir tanesi aracın ön camına isabet etti. Aracın ön camı kırıldı. Ben bir anda panikledim direksiyonu bıraktım. Bu sırada birisine çarptığımı hissettim ancak durmadım. Yola devam ettim. Ancak 40-50 metre sonra amcam olan K. P.'in evinin orada durdum. Araçtan indim. Amcam K.'ın evinin altında saklandım. 5-10 dakika sonra tekrardan araca binerek kendi evimizin oraya aracı bıraktım. Evimize gittiğim sırada önüme kimse çıkmadı. Problemsiz olarak eve gittim. Evimize vardığım da, komşular, dayım, ninem, dedem ve ayrıca B. amca ve çocukları vardı. Jandarmalar geldi. Beraberce karakola gittik. Ben kullanımımda olan araç ile ekmek almaya gittiğim sırada cama taşın isabet etmesiyle paniklemem sebebiyle kaza meydana gelmiştir. Çarpma hususunda herhangi bir kastım yoktur, kaza yanlışlıkla meydana gelmiştir. Suçlamayı kabul etmiyorum” şeklinde savunmada bulunmuştur.
Deliller: Katılan A. U.’ın ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu beyanında; “ben olay günü Fethiye'ye boncuk satmaya gitmiştim, talimat mahkemesinde de ifade vermiştim, onları da aynen tekrar ederim, ben olayı birebir görmedim, ancak duyduğum kadarıyla damadım olan Y. P. ile T. P. ve K. P. arasında kurbanlık malların alışverişi konusunda anlaşmazlık çıkmış, aralarında kavga olmuş, benim kızım olan maktül de olay yerindeymiş, sanık T.'un babası aracı T. kullanırken "a.. koduğumun çocuklarını daha öldüremedin mi" demiş, sanık T. P. de aracı kızımın üzerine sürmüş, kızımı bilerek ezmiştir, suçu oğlunun üstüne atmaya çalışmaktadır, aracı kullanan sanık T. P.'dir, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum, tanıklarımı sanık ve yakınları tehdit etmektedir, kimse şahitlik etmek istememektedir, olay yerinde A. Y. da bulunmaktadır, çocuğumu hastaneye götüren de kendisidir, onun da tanık olarak dinlenmesini istiyorum “ şeklinde şikayet ve beyanlarda bulunmuştur.
Katılan A. U. talimat mahkemesinde alınan beyanında, “Ben olay günü köyde değildim, olayı görmedim, T. ve K. olay günü bir çobanı kandırarak koyunlarını alıp köye getirmişler, o sırada köyde bulunan kızım Z. U. H. P.'e "Koyunları köyün ortasından geçirme, bir sorun olur" demiş, bunun üzerine H. ile Z. arasında tartışma çıkmış, bu sırada K. P. yanında bulunan oğlu T. P.'e "Daha şu A.. Koyduğumun çocuklarını ezemedin mi" demiş, bunun üzerine T. ve K. arabaya binmişler, T. arabayı sürerek orada bulunan kızım C. U.'a çarpmış, kızım C. aracın altında kalmış, araçla üstünden geçtikten sonra geri gidip tekrar C.'ın üstünden geçmiş, bu sırada aracı T. kullanıyormuş, K. P. de yanında oturuyormuş, ben bu olayları daha sonra köylülerden öğrendim, kızım C. bu olay nedeniyle ölmüştür, ben bu olaydan dolayı sorumlu olan herkesten şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum” şeklinde şikayet ve beyanlarda bulunmuştur.
Katılan Z. U.’ın ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu beyanında; “sanık T. suçu oğlu İ.'in üzerine atmaktadır, aracı kullan ve kardeşimi bilerek ezen Sanık T.'dur. Finike’deki mahkemedeki ifademi aynen tekrar ederim, davaya katılmak istiyorum, sanık T.'dan şikayetçiyim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan Z. U. talimat mahkemesindeki beyanında; “Ben olay sebebiyle İ. P.'den değil, onun babası T. P.'den şikayetçiyim, suçu oğlu İ.'in üstüne atmaya çalışıyor, kendini suçtan kurtarmaya çalışıyor, maktul C. U. benim kardeşim olur, T. P. kardeşime arabayla çarptı ve üstünden geçerek ölmesine sebep oldu, T. P. Kasten arabayı üzerimize sürdü, bu sırada kardeşimin üzerinden geçti, ben olay sebebiyle T. P.'den şikayetçiyim, cezalandırılmasını istiyorum, davaya katılmak istiyorum, bu olayı A. Y. ve İsmet Korkmaz görmüşlerdir, bunları tanık olarak göstermek istiyorum, bu şahıslar Yuvalı köyünde ikamet etmektedir, ancak tam açık adreslerini bilmiyorum, benim kardeşimi T. P. arabayla ezdikten sonra kucaklayıp hastaneye götüren kişi A. Y.'dır olay sebebiyle şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum, uzlaşmak istemiyorum” şeklinde şikayet ve beyanlarda bulunmuştur.
Katılan Y. P.'in ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu beyanında; “H. P. ile birlikte Burdur ilinden 18 tane keçi alıp geldik, mal sahipleri biz geldikten 1-2 saat sonra hayvanlarını geri almak üzere T. P.'in yanına gelmişler, bende yanlarına gittim ve hayvan sahipleri ile görüştüm, mal sahipleri hayvanları istiyordu, aramızda o an bir tartışma çıktı, T. da bu tartışmaya dahil oldu, daha sonra T. kamyonete binerek aracı üzerimize sürdü, biz aracın önünden kaçtık, fakat C. kaçamadı, aracın dikiz aynasının olduğu tarafa denk geldi ve kamyonetin altında kaldı, daha sonra kamyoneti geri geri sürerek bir daha üzerinden geçti, aracın içerisinde sadece T. vardı, aracı o kullanıyordu, daha sonra gelinimiz C.'ı kendi Hyundai marka aracıma bindirip hastaneye götürmek istedim, o sırada sanık T. bana yol vermedi, ama ben bir şekilde onu atlatıp hastaneye gittim, benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir, olay yerinde bizzat bende vardım, şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum” şeklinde şikayet ve beyanlarda bulunmuştur.
Katılan G. P. talimat mahkemesindeki beyanında; “Olay günü babamlar tartışmış, aralarında çıkan tartışmadan sonra ben de eşim ile birlikte yolun ağzında bekliyordum, T.P. kavga yerinden ayrılarak aracını üzerimize sürdü, eşime çarptı, üzerinden geçti, eşim C. vefat etti, C. benim resmi nikahlı eşim değildir, imam nikahlı eşimdir, kavga T.P. ile benim babam arasında çıktı, evlerimiz birbirine yakındı, biz neden kavga ettiklerini anlamak için bakmaya gittik, T. eroin ve madde bağımlısıdır, büyük kamyonet arabasına binerek hepimizin üzerine sürdü, şikâyetçiyim, davaya katılmak istiyorum” şekline beyanda bulunmuştur.
Tanık B. P. talimat mahkemesindeki beyanında; “Taraflar benim uzaktan akrabam olur, olay günü köyde Y. P. ve G. P. ile K. P. ve T. P. arasında kavga çıktı, kavga keçiler yüzünden çıkmış ancak tam olarak nedenini bilmiyorum, bu kavga sırasında ben olayın olduğu yere yaklaşık 10-15 metre uzaktaydım, kavga sırasında T. P. ve K. P. kamyonetin içerisindeydiler, T. kamyonetin şoför mahallinde oturuyordu, birden kamyoneti G. ve Y.'ın üstüne doğru sürmeye başladı, G. ve Y. kaçtılar, birden C.'ın kamyonetin altında kaldığını gördüm, bu sırada kamyonetin geri geri gider gibi olduğunu gördüm, daha sonra tekrar ileri doğru kamyonet hareket etti, C.'ın üzerinden geçti, olay bu şekilde olmuştur, benim olaya ilişkin bilgi ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık P. P. talimat mahkemesindeki beyanında; “Ben olayı görmedim, komşular bana olayı anlattı, sanık T. P. benim oğlum, SSÇ İ. P. torunum olur, olay tarihinde saat: 11:00 sıralarında B. Ç.ve iki oğlu bize geldiler, hep birlikte evin önünde oturduğumuz sırada Y. P., G. P., Z. U. ve C. U. bizim evin önüne geldiler, bize karşı taş ve sopalarla saldırdılar, H. P. araya girip ayırdı, bu arada İ. P.'i ekmek almaya gönderdik, daha sonra bize tekrar saldırdılar, ben C. U.'ın ezildiğini görmedim, benim olaya ilişkin bilgi ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık K. P. talimat mahkemesinde “Sanık T. P. benim oğlum olur, SSÇ İ. P. ise torunumdur, olay tarihinde B. Ç.ve çocukları bize gelmişti, şuan sayısını hatırlayamadığım 17 yada 18 adet keçi almışlar, bunların bir kısmını kesip bir kısmını satmışlar, bu sebeple anlaşmazlık doğmuş, biz evin önünde otururken Y. P., Z. U., G. P. ve C. U. ellerinde taş ve sopalarla bizim evin önüne gelerek bize saldırdılar, biz önce evimizin arkasında bahçeye kaçtık, daha sonra bir kez daha saldırdılar, aradan bir süre geçtikten sonra ben torunum İ. P.'e misafirlerimiz olduğunu, ekmek alıp gelmesini söyledim, o da kamyonete binerek ekmek almaya giderken yol üzerinde Y. P. ve ailesiyle karşılaşmış, bu şahıslar İ.'e saldırmışlar, İ.'de kaçarken C.'ı ezmiş, ben o sırada orada değildim, daha sonra bana bu durumu anlattılar, benim olaya ilişkin bilgi ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık K. P. (1997 doğumlu) talimat mahkemesinde “Dedem, ben, İ. P., B. Ç.ve Y. Ç. olay günü evin önünde oturuyorduk, Y. P., G. P. Z. U. C. U. daha önceki keçi alıp verme meselesi nedeniyle taşla sopayla bize saldırdılar, biz evin içine kaçtık, daha sonra dedem İ.'i ekmek almaya gönderdi, daha sonra kaza olmuş, ben görmedim, olaya ilişkin bilgi ve görgüm bundan ibarettir” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık B. Ç. talimat mahkemesindeki beyanında; “Ben daha önce konu ile ilgili ifade vermiştim o ifadem doğrudur aynen tekrar ederim. Bu ifademe ekleyeceğim herhangi bir husus yoktur. Ben kaza anını görmedim. Aracın kimin kullandığını bilmiyorum. Daha önce vermiş olduğum ifadem doğrudur. Olay ilişkin bilgi ve görgüm bundan ibarettir tanıklık ücret talebim yoktur” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Y. Ç. talimat mahkemesindeki ifadesinde; “Ben daha önce konu ile ilgili ifade vermiştim o ifadem doğrudur aynen tekrar ederim. Bu ifademe ekleyeceğim herhangi bir husus yoktur. Ben kaza anında uzakta bulunuyordum. Kazanın tam olarak nasıl meydana geldiğini görmedim. Ben aracın kimin kullandığını görmedim. Ancak orada konuşanlar aracı kullanan kimsenin İ. P. isimli şahsın olduğunu söylediler. Ben bizzat görmedim. Olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık H. Ç. talimat mahkemesindeki ifadesinde; “ Ben daha önce konu ile ilgili ifade vermiştim o ifadem doğrudur aynen tekrar ederim. Bu ifademe ekleyeceğim herhangi bir husus yoktur. Ben kaza anında uzakta bulunuyordum. Kazanın tam olarak nasıl meydana geldiğini görmedim. Ben aracın kimin kullandığını görmedim. Ben kazanın ne şekilde meydana geldiği hakkında bilgi sahibi değilim. Olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık B. G. soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığında” T. P. ve İ. P.'i tanırım. T. P. benim babamın üvey kardeşinin oğludur. İ. P. de T. P.'in oğludur. Aynı zamanda her ikisiyle de aynı mahallede ikamet ederim. Kendilerini yakınen tanırım. Müşteki Y. P.'ı da tanırım. Kendisi de Yuvalı Mahallesinde tanırım. Ancak herhangi bir akrabalık yoktur. Olay günü T. P. evin mahallesindeydi. Zaten aynı mahallede ikamet ederiz. Y. P. aracını T. P.lerin aracının yolunun üzerine bırakmış. Ben olay günü T. P.'in evinin önündeydim. Kendileri ile beraber 3 tane yabancı kişi vardı. İsimlerini bilmiyorum. Ancak kendilerinin Çavdırlı olduğunu biliyorum. Bu kişilerle beraber K. P., H. P., A.. Y. vardı. A.. Y., T. P.'in kardeşinin damadıdır. İ. P., P. P. vardı. Bunların haricinde ben kimseyi görmedim. K. P., İ. P.'i ekmek almak için gönderdi. İ. P. araca bindi. Araç K. P.'in evinin önündeydi. Aracın önü yola doğruydu. Yani arkası evin önüne doğruydu. Araca bindi. Önü zaten yola doğru olduğu için rahat bir şekilde yola çıktı. 200 metre gittikten sonra biz kapının önünde beklerken aracın önüne G. P., Y. P., Z. U., C. U. geçtiler. Y. P.'in elinde tahra vardı. G. P.'in elinde satır vardı. Araca ikisi saldırdı. Z. U. ve C. U.'ın elinde taşlar vardı. Onlarda taş atmaktaydı. Ne olduğunu anlamadım. Birden araç bir bayana çarptı. Sağ arka teker bayanın üzerinden geçti. Araç yoluna devam etti, durmadı. Biraz daha ilerledikten sonra döndü. Aracı kapının önüne park etti. İ. hemen araçtan indi. Bu sırada daha doğrusu İ. aracı ile eve doğru dönmeden önce Y. P. ve etrafındakiler araç ile çarpılan bayanı yani C. U.'ı alarak araca bırakıp hastaneye götürdüler. İ. ondan sonra aracıyla dönerek eve geldi. Bende kendi evime döndüm. Ondan sonraki yaşanan olayları bilmiyorum. Ben evdeyken T. P. yoktu. Ben nereye gittiğini de bilmiyorum ancak ailesinden öğrendiğim kadarıyla İzmir'e gitmiş, olay günü de İzmir'deymiş” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. Y. soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığında alınan beyanında; ”Yuvalı köyünde ikamet ettiğini, olay günü iki aile arasında tartışma çıktığını, tartışmanın büyümesi nedeniyle aralarında taş atma olayı olduğunu, kavganın devam ettiği sırada 48 E 06.. plakalı aracı kullanan T. P.'in olay yerine geldiğini, aracını kalabalığın üzerine doğru sürdüğünü, C. U. isimli şahsa aracıyla çarptığını ve olay yerinden kaçtığı” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık N. Y.'ın ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu beyanında; ” ben olayı kendi gözlerimle gördüm, T. P.'in maktule çarptığını gördüm, kavga nedeniyle bir kalabalık vardı, T. arabayı bu kalabalığın üzerine doğru sürdü, olay yerinde bulunan C.'a çarptı ve olay yerinden kaçtı, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık H. P.’in ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu beyanında; “sanıklar müşteki taraftan akrabamdır, olaydan önce Müştekilerden Z. U.'ın eşi olan Y. P. ile birlikte çavdır tarafından kurban bayramında satmak üzere 17 adet keçi almıştık, Y. P. hayvanları aldığımız kişilere kendisini Korkutelinden sorabileceklerini söyledi, şu an hatırlamadığım bir kaç isim verdi, biz hayvanları alıp yuvalıya geldik, daha sonra hayvanları aldığımız kişiler Y.'ın ismini verdiği şahısları aramışlar, o kişiler Y.'ı tanımadıklarını söyleyince hayvan sahipleri köyümüze geldiler, kendilerini amcam K. P.'in evine götürdüm. Sorun çıkmasın diye hayvanları geri iade etmeye karar verdim, ancak Y. P. ve eşi Z. hayvanların geri verilmesine karşı çıkıyorlardı, gelip hayvan sahipleri ile kavga etmeye başladı, kavga ederken amcam K. P.'e de küfür ediyorlardı, ölen C.'da onların yanındaydı, o da aynı şekilde kavgaya karışıyordu, sanık T.'u olay yerinde hiç görmedim. Bildiğim kadarıyla birlikte nakliyat işi yaptığı kardeşiyle beraber İzmir'deydi. İ. P. ise olayın olduğu yerdeydi, benim yanımdaydı, ben sürekli olarak Y.,Z. ve C.'ı uzaklaştırıp evlerine doğru götürmeye çalışıyordum, ancak her seferinde kavga etmek için tekrar geliyorlardı. Hayvan sahipleri, yemek isteyince İ.'i ekmek alması için Amcam K. P. dışarıya gönderdi. Bana ait olan aracın anahtarını İ.'e verdik. C. U.'ın nasıl öldüğünü görmedim (tanığa ısrarla sorulmasına rağmen her defasında tekraren "Ezme yok, ezilmedi" şeklinde savunma yapar mahiyette anlatımda bulunduğu görüldü) maktul ve ailesi yolu kapatmışlardı, ondan sonra olayın daha da büyüdüğünü gördüm, maktulde arabanın önündeydi, arabaya taş attığını gördüm, hatta arabaya satırla dahi saldırıyorlardı, sonrasında İ. arabayı sürerek yola devam etti, C.'ın aracın altında kaldığını görmedim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
18/09/2015 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağında; C. U. isimli şahsın 48E06.. plakalı araç ile çarpma sonrası yere düştüğü, çevredekilerin kendi imkanlarıyla C. U. isimli şahsı hastaneye götürdükleri Finike Devlet Hastanesinde Acil biriminde yapılan tetkikte şahsın EX olduğunun tespit edildiği bilgisi Yuvalı Mahallesi Muhtarı T. T. isimli şahıstan öğrenilmiştir. Olay yerinde kalabalık olduğu görülmüş olayı gören bilen olup olmadığı sorulduğunda hiç kimse olayı gördüğünü beyan etmemiştir. Olay yerinde bulunan Yuva Çıkmaz Sokak Yol Kenarında yerde yaklaşık 20 cm çapında kurumuş kan lekesi olduğu değerlendirilen ize rastlanmıştır. K. P. isimli şahsa ait evin bahçesinde C. U. isimli şahsa çarptığı beyan edilen 48E06.. plakalı Mitsubishi marka açık kasa kamyonun eve ön kısma dönük vaziyette park halinde olduğu, aracın ön camında çatlak olduğu, kabin kısmında kırılan cam parçalarının dağınık vaziyette olduğu, K. P. in sözlü beyanında eve taş atıldığını doğrular nitelikte evinin bahçesinde taş parçaları görüldüğü belirtilmiştir.
19/09/2015 tarihli olay yeri inceleme raporunda; Olay yerinin Finike İlçesi Yuvalı Mahallesi P.ler Sokakta meydana geldiği görüldü, olayın meydana geldiği yolun 5 metre genişliğinde olduğu, S. Y.’a ait evin 6,1 metre mesafede zemin üzerinde yol ile su kanalı arasındaki yerde 15*15 cm genişliğinde kan lekesi olduğu değerlendirilen kırmızı lekenin olduğu görüldü ve 1 nolu delil numarası verilerek fotoğraf çekimi yapıldı kan lekesinin olduğu yerin yakınında yol üzerinde herhangi bir araç lastik izine rastlanmadı. P.ler sokakta G. A. K. ve Methe Sağlam’a ait evlerin arasında K. P.’e giden ee isimsiz sokakta bir adet arkası kasalı üstü açık ön kısmının K. P.’e ait evi gösterir vaziyette bir kamyonetin olduğu görüldü, kamyonetin 48E06.. plakalı beyaz renkli ısızu marka ön kısmında Yaman ticaret ibaresi bulunan kamyonet olduğu görüldü, kamyonetin ön kısmında sürücü yolcu kapısının camının kırılmış olduğu cam kırıklarının araç içerisine dökülmüş olduğu ön camının ise sert bir cisim ile vurmak suretiyle patlamış olduğu görüldü, aracın sağ ön dikiz aynasının altında bulunan küçük dikiz aynanın da kırık olduğu görüldü, aracın sürücü kapısı ile iç ve dış kısmında birer adet toplam iki adet kan lekesi olduğu değerlendirilen kırmızı renkli bir lekenin olduğu görüldü ve ekosyon çubuk ile alınarak muhafaza altına alındı. Kamyonetin direksiyon simiti ve vites topuzu üzerinden ekosyon çubuk ile dna tespiti için örnekler alındı. Kamyonetin orta kısmında bulunan iç aydınlatma lambasında kırılmış olduğu görüldü, kamyonetin ön tarafından herhangi bir çarp izi ile araç altında yanlarında herhangi bir biyolojik bulguya rastlanmamıştır. K. P. e ait evin önü ile kamyonetin önü arasındaki yerde bol miktarda atılmış vaziyette çeşitli büyüklüklerde taşların bulunduğu görüldü, evin giriş kapısının kapalı olduğu ve evde kimsenin bulunmadığından evde inceleme yapılamamıştır. Olayın olduğu yeri gören herhangi bir güvenlik kamerasının olmadığı görüldü. Olay yerinde ve çevresinde yapılan ikinci bir kontrolde herhangi bir ayakkabı taban izi, araç lastik izi, biyolojik bulgu ve kimyasal bulgu tespit edilemedi. Olay yerinde gerekli incelemenin bitmesi üzerine olay yerinden ayrılarak Finike Devlet Hastanesine gelinerek burada ölü muayene işlemi sırasında cesedin değişik açılardan fotoğraf çekimi yapıldığı belirtilmiştir.
Maktül C. U. hakkında düzenlenen 18/09/2015 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında;
Maktülün boyun kırılması, kaide kırılması, akciğer ve zarı yırtılması sonucu arrest olduğu düşünüldüğü ancak kesin ölüm sebebinin tayini için maktülün adli tıp kurumuna sevkinin yapıldığının belirtilmiştir.
Maktül C. U. hakkında Antalya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesince düzenlenen 12/11/2015 tarihli otopsi raporuna göre;
18/09/2015 tarihinde, kamyonetle çarpılma sonucu öldüğü bildirilen, D.y ve A. kızı, 1991 doğumlu C. U.'ın cesedine, 19/09/2015 tarihinde, Adli Tıp Kurumu Antalya Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi Otopsi salonunda yapılan otopsiden ve tetkiklerden elde edilerek yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgular dikkate alındığında;
-Kişinin kanında, idrarında, mide içeriğinde ve iç organ parçalarında aranan gruplara ait uyutucu, uyuşturucu madde ile toksik maddelere rastlanılmadığı, kanında ve göz içi sıvısında alkol tespit edilmediği,
-Kişinin ölümünün, kamyonetle çarpılma sonucu oluşabilir nitelikte, ağır genel beden ve kafa travmasına bağlı, kafatası, burun, kot kemik kırıklarıyla birlikte gelişen beyin kanaması, kalp, ana bronş ve iç organ yırtılmasıyla, iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu belirtilmiştir.
İzmir Grup Başkanlığı'nca düzenlenen 25/11/2015 tarih ve 2015/7137-1102 sayılı ek raporuna göre; 48 E 06..” plakalı aracın sürücü kapısı dış ve iç kısmından alındığı bildirilen iki adet sürüntünün kan lekesi olduğu, iki adet kan leke örneğinden elde edilen bir erkeğe ait DNA profili ile şüpheli “KOD 1”in DNA profili kıyaslandığında, DNA lokus allellerinden en az birinin uyumlu olması nedeniyle aralarında baba çocuk ilişkisi olabileceği belirtilmiştir.
ATK İzmir Grup Başkanlığı'nca düzenlenen 17/02/2016 tarih ve 2016/9615-8 sayılı ek raporunda,
“48 E 06..” plakalı aracın sürücü kapısı iç ve dış kısmından alındığı bildirilen kan lekesi örneğinden elde edildiği belirtilen bir erkeğe ait DNA profili ile ilgi (D) raporda elde edildiği belirtilen KOD2 (KOD-1'in babası olan KOD-2) kodlu şahsa ait DNA profili kıyaslandığında UYUMLU oldukları tespit edildi. Rastgele seçilen ve KOD2 kodlu şahısla akrabalığı bulunmayan bir şahsın DNA profilinin örnekte Tespit edilen DNA profili ile eşleşme ihtimali Türkiye popülasyonunda 1/ 4,68X10+22 olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
-19.09.2015 tarihli kolluk tutanağında; sanık T. P. ile ilgili yapılan araştırmada, oğlu İ.'in babasının kullandığını söyleyerek verdiği 0532 572 31 76 nolu hattın arandığı, şahsın telefona cevap vererek İzmir İlinde olduğunu, otobüs bileti alarak ertesi gün geleceğini beyan ettiği, sonrasında ise telefona ulaşılamadığı belirtilmiştir.
-TİB'dan 0532 572 31.. nolu hattın baz dökümü alınmış, kayıtlara göre söz konusu hattın olay tarihi olan 18.09.2015 tarihinde sürekli olarak Finike İlçesi'nin değişik yerlerinden sinyal verdiği, İzmir İli sınırlarında bulunan herhangi bir baz istasyonunun bulunmadığı görülmüştür.
İlk derece mahkemesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi:
Sanık ve oğlu olan SSÇ İ. P.'in maktul C. U. ve diğer katılanlar ile akraba olup aynı köyde ikamet ettikleri, katılanlardan Y. P.'in olaydan önce Burdur İli Çavdır İlçesinde bulunan tanıklar B. Ç., Y. Ç. ve H. Ç.'dan küçükbaş hayvan satın aldığı , daha sonra dolandırıldıklarını düşünerek sorunu çözmesi için yine Yuvalı Köyünde oturan ve tanıdıkları sanık T.'un babası K. P.'in evine geldikleri, bu durumu öğrenen Y. P. ve diğer katılanlar ile maktul C. P.'in, K. P.'in evinin önüne gelerek tartışmaya başladıkları, ardından K. P. ve onun yanına gelen tanıklara saldırmak istedikleri, evin içine kaçmaları üzerine taşlarla eve saldırdıkları, bu sırada olay yerinde bulunan sanık T.'un 48 E 06.. plakalı kamyona binerek aracı maktul ve katılanların bulunduğu kalabalığın üzerine doğru sürdüğü, kaçamayan C. U.'ın aracın altında kalarak can verdiği, olaydan sonra sanık T.'un kaçarak uzaklaştığı, olayla ilgili soruşturma başlatılması üzerine, yaşı küçük olduğu için eylemi sanık T.'un oğlu olan SSÇ İ.'in üstlendiği anlaşılmış ve maddi olay bu şekilde kabul edilmiştir.
SSÇ İ. savunmasında, aracı kendisinin kullandığını, ekmek almak için araçla yola çıktığında saldırıya uğradığını, bilerek C. U.'ı ezmediğini, olay sırasında babası olan sanık T.'un İzmir'de bulunduğunu ileri sürmüştür. Sanık T. da savunmasında olayın olduğu gün İzmir de bulunduğunu ertesi gün geldiğinde olanları öğrendiğini, aracı kendisinin kullanmadığını ileri sürerek suçlamaları reddetmiştir. Ancak SSÇ ve sanığın bu savunmalarına itibar edilmemiştir. Şöyle ki;
-ATK İzmir Grup Başkanlığı'nın 17/02/2016 tarih ve 2016/9615-8 sayılı raporunda, araçtan elde edilen kan izinin sanık T.'un DNA örnekleri ile uyumlu olduğu belirlenmiştir.
-SSÇ soruşturmada C.Savcısı huzurunda alınan savunmasında, babası olan sanık T.'un 0532 572 3176 nolu hattı kullandığını beyan etmiştir. 19.09.2015 tarihli kolluk tutanağında belirtilen bu hatla yapılan görüşme içeriği deliller başlığı altında zikredilmiştir. Söz konusu tutanakta, telefonda kolluk görevlileri ile görüşen kişinin, kendisinin T. P. olduğunu beyan ederek konuştuğu ve İzmir'de bulunduğunu söylediği anlaşılmaktadır. 0532 572 31.. nolu hatla ilgili TİB'dan alınan bilgiye göre olay günü bu hattın sürekli olarak, olayın meydana geldiği Finike İlçesi'nin farklı yerlerinden sinyal verdiği, İzmir İli ile ilgili bir baz istasyonu kaydının bulunmadığı görülmektedir. Bu üç delil birlikte nazara alındığında, sanığın olay günü İzmir İlinde bulunduğu yönündeki savunmasının yalan olduğu açıkça ortadadır.
-Tanıkların bir kısmı aracı sanık T.'un kullandığını, bir kısmı ise SSÇ İ.'in kullandığını beyan etmektedir. Tanıklar ile sanıklar ve katılanlar arasında birtakım akrabalık ilişkilerinin bulunduğu ve anlatımlarının sıhhatli olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak tanıklardan A. Y. ve N. Y.'ın diğer tanıklara nazaran taraflara aynı mesafede oldukları ve beyanlarının yukarıda değinilen delillerle örtüştüğü sonucuna varılarak bu tanıkların beyanlarına itibar edilmiştir.
Belirtilen bu hususlar nazara alındığında, sanık ve SSÇ'un savunmalarının doğru olmadığı, maddi gerçeğin yukarıda zikredildiği gibi cereyan ettiği kabul edilmiştir. Temas edilen deliller, belirlenen kabul ve mahkememizin ulaştığı vicdani kanaate göre, sanık T.'un meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu olduğu açıktır. Burada tartışılması gereken husus, sanığın ölüm neticesi bakımından kusurunun niteliğinin belirlenmesidir.
Sanık T. P.'in Kastının Niteliğine Dair Değerlendirme:
Bilindiği üzere suçun varlığından ve ceza sorumluluğundan bahsedebilmek için, fail ile fiil arasında manevi bir bağın bulunması gerekmekte olup bu bağa manevi unsur denilmektedir. TCK'nun 21.maddesinde "suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır." denilerek, ceza kanununda düzenlenen tipe uygun hareketlerin ancak kasıtlı olarak yapılması halinde suçtan bahsedilebileceği belirtilmiştir. TCK'nun 22.maddesinde ise kanunun açıkça belirttiği hallerde, taksirle işlenen fiillerin de suç oluşturabileceği düzenlenmiştir. Buna göre manevi unsur, genel kural olarak kast şeklinde, kanunun öngördüğü hallerde ise hem kast hem de taksir şeklinde tezahür edebilmektedir. Kasten öldürme suçu TCK'nun 81, 82 ve 83.maddelerinde düzenlenmiş, 85.maddesinde ise taksirle öldürme suçuna yer verilmiştir. Dolaysıyla sanığın, belirlenen eylemlerinin kast ve taksir bakımından değerlendirilmesi gerekecektir. Sanığın bilhassa maktul C.'ı öldürmek amacıyla hareket ettiğini söylemeye imkan bulunmayıp, eylemlerinin doğrudan kast bakımından değerlendirilmesini gerektirecek bir iddia ve delil bulunmamaktadır. Bu bakımdan sanığın eylemlerinin, kast unsuru yönünden olası kast cihetiyle değerlendirilmesi gerekir. Gerek uygulamada gerekse teoride, olası kast ile bilinçli taksir, birbirlerine olan benzerlikleri bakımından tartışılmakta ve somut olayımız bakımından da tartışılması gerekmektedir.
Olası kast TCK'nun 21/2 maddesinde "Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır." şeklinde tanımlanmıştır. Bilinçli taksir ise TCK'nun 22/3 maddesinde "Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır" hükmü ile tarif edilmiştir. Kanunun lafzından anlaşılacağı üzere, hem olası kastta hem de bilinçli taksirde, fail neticeyi öngörmektedir. Bilinçli taksirde, fail öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceğine dair haksız bir beklenti ve güven taşımakta, olası kastta ise öngördüğü neticenin gerçekleşip gerçekleşmemesi hususunda umursamaz bir durumdadır. Yani olası kastla bilinçli taksir, öngörme unsuru bakımından örtüşmekte, neticeyi isteme unsuru bakımından ise birbirinden ayrılmaktadır. Bilinçli taksirde, failin neticeyi istemesi söz konusu değildir. Olası kastta ise fail neticenin gerçekleşmesini kabullenmektedir.
Somut olaya dönecek olursak, sanığın kullandığı kamyonu, yol üzerinde toplanmış olan kalabalığın içinde bulunan insanlardan herhangi birinin kaçamayacağını ve aracın altında kalabileceğini bile bile üzerlerine sürmesi düşünüldüğünde, neticeyi öngördüğü ve öngördüğü bu neticeyi kabullendiği muhakkaktır. Böylece sanığın, meydana gelen ölüm neticesinden olası kastla sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle sanığın müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek temel ceza belirlenmiştir. Sanığın eylemini olası kastla işlediği anlaşıldığından TCK'nun 21/2 maddesi gereğince cezası 20 yıl hapis cezası olarak takdir edilmiştir.
Kastın niteliği belirlendikten sonra tartışılması gereken bir diğer husus da, sanığın haksız tahrik altında hareket edip etmediğidir.
Haksız Tahrik Yönünden Yapılan Hukuki Değerlendirme;
Failin duyduğu hiddet ve elemin etkisi altında bir suç işlemesi halinde, içinde bulunduğu psikolojik durumun, kişinin suç yoluna (iter criminis) girmesini kolaylaştırdığı, dolaysıyla kendisine yönelmiş haksız bir davranış olmadığı halde suç işleyen kişilere göre daha hafif şekilde cezalandırılması gerektiği, genel itibariyle tüm hukuk sistemlerinde kabul görmüştür. Hukukumuzda "haksız tahrik" olarak tabir edilen bu müessese, 5237 sayılı TCK'nun ikinci bölümünde, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler başlığı altında 29.maddede düzenlenmiştir.
TCK'nun 29. Maddesi "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." hükmünü amirdir. Maddenin lafzından anlaşılacağı üzere, failin hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında olması tek başına haksız tahrikin varlığı için yeterli değildir. Haksız tahrike ilişkin, ilgili maddede belirtilen koşullar ile Yargıtay içtihatları ve doktrindeki görüşler birlikte değerlendirildiğinde, haksız tahrikin şartları şu şekilde sıralanabilir;
-Tahrik niteliğinde bir fiilin bulunması,
-Tahrik edici bu fiilin haksız olması,
-Failin hiddet veya şiddetli elemin etkisine girmesi,
-Tahrik edici fiil ile failin hiddet veya şiddetli elemi arasında nedensellik bağı bulunması,
-İşlenen suçun, hiddet veya şiddetli elemin tepkisi olarak işlenmesi,
-Tahrik edici nitelikteki eylemin, suçu işleyen faile yönelmiş olması,
Haksız tahrike dair yapılan bu izahattan sonra, somut olaya dönecek olursak, Sanık savunmaları, tanık beyanları ve olay yerine ilişkin kolluk tutanaklarından anlaşıldığı üzere, maktul ve katılanların içinde bulunduğu grubun olaydan önce sanığa ve sanığın aile fertlerine saldırdıkları, devamında bulundukları eve taşlarla saldırmaya devam ettikleri sabittir. Bu davranışların objektif olarak haksız tahrik niteliğinde eylemler olduğu tartışmaya mahal olmayacak kadar açıktır. Bu sebeple sanığın haksız tahrik altında hareket ettiği kabul edilmiştir.
Bu şekilde haksız tahrikin varlığı kabul edildikten sonra, tartışılacak diğer husus, tahrikin boyutu ve uygulanacak indirim oranıdır. Eski Türk Ceza Kanununun kabul ettiği hafif tahrik-ağır tahrik ayrımına Yeni Türk Ceza Kanununda yer verilmemiş, 29. Maddede haksız tahrik genel olarak düzenlenerek, ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezası dışında verilecek diğer cezaların dörtte birinden dörtte üçüne kadarının indirileceği belirtilmiştir. Buradaki indirim oranı elbette haksız tahrikin niteliğine göre hakim tarafından takdir edilecektir. Olayımızda, haksız tahrik olarak kabul edilen eylemler, mahkememizce orta düzeyde haksız tahrik kabul edilerek, sanığın cezasında yarı oranında indirim yapılmıştır.
Sanığın daha önce sabıkasının bulunması, kendisini suçtan kurtarmak için kendi öz oğlunun suçu üstlenmesine göz yumması dikkate alınarak sanık takdiri indirim hükümlerinden faydalandırılmamıştır.
SSÇ'un ise babası olan sanık T.'u suçtan kurtarmak için yalan söyleyerek suçu üstlendiği, üzerine atılı suçu işlemediği sabit görülmüş ve beraatine karar verilmekle beraber hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir.
Yargılama sürecinde tutuksuz olan sanığın, hükümle birlikte tutuklanmasına karar verilmiştir. Zira, sanığın tutuklu bulunduğu kasten öldürme suçu CMK'nun 100/3 maddesinde belirtilen katalog suçlardandır. Kasten öldürme suçunu işlediği kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verildiğine göre, kuvvetli suç şüphesinin varlığını da evleviyetle kabul etmek gerekir. Sanığın olaydan sonra kaçtığı gözetildiğinde, kaçma tehlikesinin bulunduğu ortadadır. Dolaysıyla kasten öldürme suçu yönünden CMK'nun 100.maddesinde belirtilen şartlar mevcuttur. Ayrıca bu suçla ilgili olarak, sanığa verilen hapis cezasının süresi düşünüldüğünde, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu da görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstinaf istemi:
SSÇ İ. P. müdafiisi, katılan G. P. vekili, katılan Y. P. vekili ve ASPB vekilinin istinaf talebi ile Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin kararının usul ve yasalara uygun olmadığı gerekçesiyle bozulmasını talep etmiştir.
Katılan Y. P.’nin dairemizce alınan beyanında: "Ben bu olayla ilgili olarak yargılamanın yapıldığı Elmalı ACM nde beyanda bulunmuştum. Beyanlarım doğrudur tekrar ediyorum. Huzurda bulunan SSÇ İ. P. bu eylemi gerçekleştirmemiştir. Onun bir suçu yoktur. Bu eylemi T. P. gerçekleştirmiştir. Maktül C. U. benim gelinimdi. Geriye 4 aylık bir çocuğu kalmıştır. Oğlum G. P. psikolojik olarak kendini kaybetmiştir. Kafayı üşütmüştür. 4 aylık bir çocuğa da bakan yoktur. Ve T. P.'de dışarıda gezelemektedir. Ben T. P.'in cezalandırılmasına karar verilmesini talep ediyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
SSÇ müdafiisi Av. S. A.'ın dairemizce alınan savunmasında: "daha önceki savunmalarımızı tekrar ediyoruz. İlk derece mahkemesi de SSÇ İ. P. hakkında beraat kararı vermiştir. Bu kararın onanmasına karar verilmesini talep ediyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
SSÇ İ. P.’in dairemizce alınan savunmasında: "Daha önceki yapmış olduğum savunmalarım geçerlidir. Eski savunmalarıma ekleyecek bir husus yoktur." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık T. P. müdafiisinin dairemizce alınan savunmasında: "Daha önceki savunmalarımızı tekrar ediyoruz. Olay tarihinde katılan Y. P. dosyada tanık olarak dinlenen B. Ç., Y. Ç. ve H. Ç.'tan hayvan almış ve parasını ödemeden bu hayvanların ikamet ettiği yuvalı köyüne getirmiş, daha sonra B. Ç.Y. Ç. ve H. Ç. bu hayvanların parasını almak amacıyla Y. P.'in peşinden Yuvalı köyüne gelmiş orada daha önceden tanığı sanık T. P.'in babası K. P.'den hayvanların parasını almak için aracı olmasını rica etmiş, daha sonra K. P.'den Y. P.’e giderek B., H. ve Y. Ç.'tan alınan hayvanların parasını ödemesi için Y. P.'e söylemiştir. Bunun üzerine Y. P. ve ailesi, K. P.'e tepki göstermişler, daha sonra K. P. torunu olan SSÇ İ. P.'e ekmek alması için bakkala göndermiş, SSÇ İ. P. olay tarihinde pikap aracına binerek ekmek almaya giderken Y. P. ve ailesinin taşlı sopalı saldırısına uğramış ve direksiyon hakimiyetine kaybederek maktül C. U.'ın ölümüne sebebiyet vermiştir olayın esası budur fakat müdafiisi bulunduğum sanık T. P. bu aracı kullanmadığı halde kendisi bu aracı kullanmış ve maktül C. U.’ın kasten öldürmekten dolayı cezalandırılmasına karar verilmiştir. Oysa müdafisii bulunduğum sanık T. P. bu olaydan sonra İzmir ilinden olayın geçtiği Yuvalı köyüne gelmiştir. Ayrıca müdafisii bulunduğu sanık T. P.’in katılan C. U.’ı öldürmesi için arasında herhangi bir husumet veya düşmanlık bulunmamaktadır. Kaldı ki T. P. C. U.'ı öldürmek istede niçin pikapla ezmeye çalışsın başka araçlar bulabilirdi. Ve pikapın içerisinde kan lekesinden dolayı müdafiisi bulunduğum sanık T. P.’in aracı kullandığı mahkemece kabul edilmiştir. Oysa T. P. savunmasında olay tarihinde burnunun kanadığını burunun kanını sildiğini muhtemelen bu kan lekesinin aracın içerisine olaydan sonra bulaşmış olabileceğini savunmuştur. Tüm bunlar göz önüne alındığında bu olayda herhangi bir kasten öldürme olayı yoktur. SSÇ İ. P.'in direksiyon hakimiyetini kaybederek maktül C. U.'ın takdirle ölümüne sebebiyet vermiştir. Müdafiisi bulunduğum sanık suçsuzdur. Beraatine karar verilmesini talep ediyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Dairemizce yapılan duruşma sırasında iddia makamı esas hakkındaki mütalasında:
Hayvancılık ile uğraşan müdahil Y. P.’in akrabası H. P. ile birlikte ve onun arabası ile bir gün evvel Çavdıra gidip hayvan yetiştiriciliği yapan B. Ç.’tan 17 adet küçük baş hayvanı az bir kısmını peşin kalanını veresiye olarak satın alıp oturdukları Finike ilçesi Yuvalı köyüne getirdiği, B.'in araştırmaları sonucu hayvanlarını alan Y.'ın borcuna sadık olmamasını öğrenmesi üzerine yanına oğulları Y. ve H.'de alarak hayvanlarını geri almak için Yuvalı köyüne gelip evvelden de tanıştığı ve Y.’ın akrabası olan İ. oğlu 1951 doğumlu K. P.'in yanına gelip ondan yardım istediği, K.'in de H. P.'i çağırıp durumu bildirdiği, ve ondan hayvanları B.'e geri vermelerini istediği, H.'ın da Y. dan habersiz hayvanların büyük bir kısmını B.'e vermek üzere K.'in evine getirdiği, bunu öğrenen Y.’ın bu duruma kızarak görüşmek üzere B.'i yanına çağırdığı, ancak K. P. ve oğlu sanık T. P.’in B.'i Y.'ın yanına yollamadıkları, bunun üzerine müdahil Y. P. yanına oğlu müdahil G. P., nikahsız eşi Z. U. ve Z.nin kardeşi ölen C. U.'ı da alarak B. ve oğullarının bulunduğu K. P. ve T. P.’in evine saldırdıkları aralarında arbede çıktığı, bu duruma kızan sanık T. P.’in kendisine ait olan 48 E 06.. plakalı kamyonu çalıştırıp C., Z., Y. ve G.'ın üzerlerine sürdüğü diğerlerinin kamyondan kaçarak kurtuldukları ancak C.’ın kaçamayarak kamyonun altında kaldığı, buna rağmen T.'un kamyonu bir kere de geri sürerek C.'ın üzerinden ikinci defa geçtiği ve olay yerinden kaçtığı şeklinde gelişen olayda sanık T.'un o anki kapıldığı öfkeyle bilerek, isteyerek ve kasten kamyonu ölen ve yanındakilerin üzerine sürdüğü bu haliyle sanık T. P.'in eyleminin olası kasıt ve insan öldürme değil tahrik altında kasten insan öldürme suçunu teşkil ettiği, bu eyleme SSÇ İ. P.'in iştirak ettiğine dair herhangi bir delilin bulunmadığı, müdahiller Y., G., Z.'nin ifadeleri tanıklar B. P., A. Y., İ. G.'in beyanları ve otopsi raporu ile sübuta ermekle sair istinaf taleplerinin esastan reddine ancak Elmalı ACM nin sanık T. P. hakkındaki kararın kaldırılarak sanığın kasten öldürme suçundan TCK nun 81/1, 29, 53 ve 63 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur dedi.
Dairemizin dosyadaki delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dosya içerisinde bulunan sanık T. P.'in ve SSÇ İ. P.'in savunmaları, katılanlar A. U., Z. U., G. P. ve Y. P.'in beyanları, tanıklar B. P., P. P., K. P., K. P. (1997 doğumlu), B. Ç., Y. Ç., B. G., A. Y. ve H. P.'in anlatımları ve tüm dosya kapsamıyla, olay tarihi olan 19/09/2015 tarihinde Finike ilçesi Yuvalı mahallesinde, hayvancılık ile iştigal eden katılan Y. P.’in akrabası H. P. ile birlikte daha önceden Burdur ile Çavdır ilçesine giderek orada hayvan yetiştiriciliği yapan B. Ç.'tan 17 adet küçük baş hayvan aldığı, aldığı hayvanların parasının bir kısmını peşin geri kalan kısmını da daha sonra ödenmek üzere anlaştıklarını ve bu hayvanları ikamet ettikleri Finike ilçesi Yuvalı mahallesine getirdikleri, B. Ç.'ın küçük baş hayvan sattığı Y. P. ve H. P.'in borçlarına sadık olmadıklarını öğrenmesi üzerine yanına oğlu Y. ve A. Ç.'ı da alarak hayvanlarını veya parasını almak üzere Finike ilçesi Yuvalı mahallesine geldikleri, burada daha önceden tanıdığı K. P.'den yardım istediği, bunun üzerine K. P. H. P.’i yanına çağırıp durumu bildirdiği ve veresiye aldıkları küçük baş hayvanları B. Ç.'a geri vermelerini söylediği, bunun üzerine H. P.'in veresiye aldıkları küçük baş hayvanları B. Ç.'a iade etmek üzere K. P.'in evine getirdiği, bu durumu öğrenen Y. P.'in öfkelenerek B. Ç.'ı yanına çağırdığı, fakat K. P. ve oğlu sanık T. P.’in B. Ç.’ın Y. P.’in yanına göndermedikleri, bunun üzerine katılan Y. P. yanına oğlu katılan G. P. eşi Z. U. ve Z.'nin kardeşi maktül C. U.'ı alarak B. Ç.'ın ve oğullarının bulunduğu K. P.’in evine saldırdıkları aralarında arbede çıktığı, bu duruma kızan sanık T. P.’in kendisine ait olan 48 E 06 .. plaka sayılı kamyoneti çalıştırıp maktül C. U., katılanlar Z. U., Y. P. ve G. P.’in üzerlerine sürdüğü, katılanlar Z. U., Y. P. ve G. P.’in kamyondan kaçarak kurtuldukları ancak maktül C. U.'ın kaçamayarak kamyonun altında kaldığı, sanık T. P.’in sevk ve idaresindeki kamyoneti geri geri sürerek maktül C. U.'ın üzerinden ikinci kez geçtiği, ve daha sonra olay yerinden kaçtığı iddiasıyla Finike C. Başsavcılığınca sanık T. P. hakkında taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan kamu davası açıldığı, aynı zamanda SSÇ İ. P. hakkında maktül C. U.'a karşı taksirle ölüme neden olma suçundan Finike C. Başsavcılığınca kamu birleşme talepli kamu davası açıldığı, yargılamanın Finike ASCM'nde yürütüldüğü, Finike ASCM'since 19/04/2016 tarih 2016/125 esas, 2016/486 karar sayılı karar ile sanık T. P. ve SSÇ İ. P. hakkında görevsizlik kararı vererek, sanık T. P. ve SSÇ İ. P. hakkında TCK nun 81/1 maddesi gereğince yargılamanın yapılarak gereğinin takdir ve ifası için Elmalı ACM'ne gönderildiği, daha sonra yargılamanın yapıldığı Elmalı ACM’si tarafından sanık T. P. hakkında, maktül C. U.'a karşı haksız tahrik altında ve olası kast ile kasten insan öldürme suçundan eylemine uyan TCK nun 81/1, 21/ 2, 29/1 maddeleri gereğince neticeden 10 Yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, SSÇ İ. P. yönünden ise üzerine atılı suçu işlediği sabit olmamakla, CMK nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği, bu karara karşı katılan Y. P., katılan G. P., ASPB vekili ve SSÇ İ. P. vekilinin istinaf dilekçesi vermesi üzerine dosya dairemize gelmiştir. Dairemizce yapılan değerlendirmede SSÇ İ. P.’in maktül C. U.’a karşı kasten öldürme suçundan verilen beraat kararı yönünden mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu gözönünde alınarak katılanlar Y. P., G. P. vekilinin ve ASPB vekilinin istinaf başvurusunun CMK’nun 280/2 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Sanık T. P. hakkında maktül C. U.’a karşı olası kastla öldürme suçunu sübutuna dair bir uyuşmazlık ve Elmalı ACM’nin kabulünde dosya kapsamı itibariyle herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı hususunda dairemizde vicdanı kanaat hasıl olmuştur. Fakat sanık T. P.’in eylemi haksız tahrik altında işlemiş olduğu hususu ise tartışmalıdır. Haksız tahrik TCK nun 29/1 maddesinde düzenlenmiş "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkis altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18 Yıldan 24 Yıla ve mübeet hapis cezası yerine 12 Yıldan 18 Yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın 4/1’den 4/3’e kadar indirilir " şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak hüküm altına alınmıştır.
5237 sayılı TCK’nun tahrik ile ilgili olarak, 765 sayılı TCK nunda yer alan ağır tahrik- hafif tahrik ayrımına son verilmiş ve tahriki oluşturan fiilin, somut olayın özelliklerine göre hakim tarafından değerlendirilmesi ve sanığın iradesi üzerindeki etkisi göz önüne alınarak madde de gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda indirim yapılması şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir.
Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik; kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet veya şiddetle elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu halde fail suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısında meydana getirdiği karışıklığı bir sonucu olarak suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan bir nedendir. Başka bir anlatımda haksız tahrik halinde failin hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alı koyma yeteneği önemli ölçüde azalmış bulunmaktadır.
Yerleşmiş Yargısal kararlar ve doktrinde yer alan baskın görüşlere göre 5237 sayılı TCK’nun 29 maddesinde yer alan haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
A- Tahriki oluşturan bir fiil bulunmalı
B- Bu fiil haksız olmalı
C- Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı
D- Failin işlediği suç, bu ruhi durumun tepkisi olmalı
E- Haksız tahrik teşkil eden eylem, mağdurdan sadır olmalıdır.
Davaya konu olayda haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi açısından, haksız tahrik teşkil eden eylemin mağdureden sadır olma şartının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır. Diğer bir anlatımla, haksız tahrik oluşturan fiilin mağdure C. U. tarafından gerçekleştirilmesi ve hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında işleme suçunda haksız fiili gerçekleştiren kişinin zararına işlenmiş olması gerekmekte olup, mağdurun yakını dahi olsa 3 bir kişi tarafından gerçekleştirilen haksız fiil, mağdura yönelik işlenen suç bakımından haksız tahriki oluşturmayacaktır. Bir kimsenin haksız tahrik sayılabilecek fiilin etkisi altında kalan kişinin haksız eylemle ilgili bulunmaya 3 kişiye ya da devlete veya topluma karşı bir suç işlemesi halinde haksız tahrik hükümleri uygulanamayacaktır. Nitekim öğretide de: "Tepki fiilinin tahrik eden zararına işlenmesi gerekmektedir. Tahriki oluşturan hakaretle bir ilgisi olmayan 3 kişilere karşı işlenen suçlarda haksız tahrik hükmü uygulanamaz. Bu bakımından tepkiyi oluşturan suçun hedefi tahrikçi veya onun sahip olduğu şey olmalıdır." (M. Emin Artuk- A. Gökçe- C. Yenidünya) "Suç, tahrik teşkil eden haksız fiili gerçekleştiren kişiye karşı işlenmiş olmalıdır. Şayet tahrik eden kişiyle suçun mağduru farklı kişilerse haksız tahrik hükmü uygulanamaz. Örneğin babanın haksız fiiline öfkelenen kişinin, baba yerine oğlunu dövmesi halinde, fail haksız tahrikten yararlanamayacaktır. "(B. Koca- İ. Üzülmez)
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04/06/2013 tarih ve 1571-278 sayılı kararında " Maktülden sanığa yönelen ve haksız tahrik teşkil eden herhangi bir söz ve davranışın bulunmaması karşısında, maktül ve katılan tarafından yapılmış olan ve sanığı etkileyen haksız bir fiil söz konusu olmadığından, somut olayda haksız tahrikin uygulanma şartlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir." 04/03/2008 gün ve 2-42 sayılı kararında: " O. Y.’dan kaynaklanan haksız hareketler sebebiyle Z. Y.’nin öldürülmesi olayında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Haksız tahrik sebebiyle indirim yapılabilmesi için, haksız hareketin bizzat maktülden gelmesi ve bizzat sanığa yada etkileneceği bir yakınına yönelmesi gereklidir.
Öte yandan Yargıtay Ceza Genel Kurul 05/10/2010 gün ve 2010/1-132-183 sayılı kararında belirtildiği üzere şartlarının bulunması halinde olası kastla işlenen suçlarda da haksız tahrik hükümlerinin uygulanması mümkündür. Ancak bunun için doğrudan kastla işlenen suçlarda olduğu gibi, haksız fiilin olası kastla işlenen suçun mağdurundan kaynaklanması gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanık T. P.’in sevk ve idaresinde bulunan kamyonet ile olay yerinde bulunan ve kavga ile ilgili olmayan maktül C. U.’ın da aracın altında kalıp ezilebileceğini ve ölebileceğini ön görmesine karşın, sanık T. P.’in eylemine devam ettiği ve maktülün kamyonetin altında kalarak öldüğü olayda, maktülden kaynaklanan sanık T. P.’e yönelik haksız fiili olarak kabul edilebilecek herhangi bir söz ya da davranış bulunmadığı halde, sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanması suretiyle sanık T. P. hakkında eksik ceza tayin edilmesi yasa ve usule aykırı olduğu hususunda dairemizde vicdanı kanaat hasıl olmakla, Katılanlar G. P. ve Y. P. vekilleri ile ASPB vekilinin istinaf talebinin kabulü ile Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 11/07/2017 tarih 2016/100 Esas ve 2017/123 karar sayılı kararın, sanık T. P. yönünden kaldırılmasına, sanık T. P.’in sübut bulan üzerine atılı maktül C. U.’a karşı olası kastla kasten insan öldürme suçundan eylemine uyan TCK nun 81/1, 21/2 maddeleri gereğince neticeden 22 Yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, maktül C. U.’ın sanık T. P.’e karşı herhangi bir haksız hareket yaptığına dair dosyada delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanık T. P. hakkında TCK nun 29/1 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına, sanık T. P.’in olaydan dolayı pişmanlık duymadığı, adaleti yanıltmak amacıyla eylemi oğlu İ. tarafından gerçekleştirildiğini iddia etmesi ve 19/04/2016 tarihindeki tahliye edilmesinden sonra kaçak durumda bulunması göz önüne alınarak, sanık T. P. hakkında TCK nun 62 maddenin uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıdaki şekilde açıklandığı üzere;
1-SSÇ İ. P.’in maktül C. U.’a karşı kasten öldürme suçundan verilen beraat kararı yönünden mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu gözönünde alınarak katılanlar Y. P., G. P. vekilinin ve ASPB vekilinin istinaf başvurusunun CMK’nun 280/2 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Katılanlar G. P. ve Y. P. vekilleri ile ASPB vekilinin istinaf talebinin kabulü ile Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 11/07/2017 tarih 2016/100 Esas ve 2017/123 karar sayılı kararın, sanık T. P. yönünden KALDIRILMASINA,
3- Sanık T. P.’in sübut bulan üzerine atılı maktül C. U.’a karşı kasten insan öldürmek suçundan eylemine uyan TCK nun 81/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, sanığın kastının derecesi göz önüne alınarak takdiren MÜEBBET HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık T. P. üzerine atılı eylemi olası kast altında işlemiş olduğu anlaşılmakla, sanığa verilen cezadan TCK nun 21/2 maddesi gereğince takdiren ve teşdiden 22 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Maktül C. U.’ın sanık T. P.’e karşı herhangi bir haksız hareket yaptığına dair dosyada delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanık T. P. hakkında TCK nun 29/1 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Sanık T. P.’in olaydan dolayı pişmanlık duymadığı, adaleti yanıltmak amacıyla eylemi oğlu İ. tarafından gerçekleştirildiğini iddia etmesi ve 19/04/2016 tarihindeki tahliye edilmesinden sonra kaçak durumda bulunması göz önüne alınarak, sanık T. P. hakkında TCK nun 62 maddenin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
- 24/11/2015 tarihli resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, sanık T. P. hakkında TCK 53/1-2-3 maddelerinin tatbikine,
Sanık T. P.’in gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin TCK 63. maddesi gereğince cezasından mahsubuna,
Sanık T. P. hakkında karar kesinleştiğinde katılanlar Y. P., G. P. ve Z. U.’a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçu yönünden Finike C. Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına,
Sanık T. P.’e verilen hapis cezasının süresi göz önüne alınarak, sanık T. P. hakkında CMK nun 100 ve devamı maddeleri gereğince TUTUKLANMAK ÜZERE ÇIKARTILAN YAKALAMA EMRİNİN DEVAMINA,
Karar kesinleştiğinde sanık T. P. hükmün açıklanması geri bırakılması kararı yönünden gereğinin takdir ve ifası için Finike SCM’ne (2013/177 esas, 2014/1 karar) yazı yazılmasına,
Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre ilk derece mahkemesi için 3.960,00 TL dairemizde bir duruşma bedeli 1.090,00 TL olmak üzere toplam 5.050,00 TL vekalet ücretinin sanık T. P.’den alınarak katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na verilmesine,
Bu dosya ile ilgili olarak yapılan 34 davetiye gideri 476 TL ile PTT gideri 59,35 TL olmak üzere toplam 535,35 TL yargılama giderinin sanık T. P.’den alınarak hazineye irad kaydına,
Dair; SSÇ İ. P., SSÇ İ. P. müdafiisi, sanık T. P. müdafiisi ve katılan Y. P.’in segbis sistemi üzerinden yüzünde, katılanlar A. U., G. P., G. P. vekilinin, Z. U., ASPB vekili ve sanık T. P.’in yokluğunda, C. Savcısının huzuru ile birlikte mütalaaya kısmen uygun/ kısmen aykırı olarak, sanık T. P. ve SSÇ İ. P. hakkında verilen kararın CMK’nun 286/1 maddesi gereğince temyizi kabil olması nedeniyle bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18.01.2018 (¤¤)