T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:22/11/2021
DAVA:Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ:25/09/2025
KARAR YAZIM TARİHİ:25/09/2025
Yukarıda tarih, esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası Dairemize gönderilmiş olup inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden istinaf incelemesinin duruşma açılmadan yapılmasına karar verilerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle davacı sürücü ...’in kullandığı ... plakalı motosiklet ile davalı sürücü işleten ...’nın kullandığı davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan ... plakalı otomobilin 31/08/2018 tarihinde karıştığı trafik kazasında davacı sürücünün yaralanması nedeniyle maddi ve manevi zararının oluştuğu ileri sürülerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, 100.000 TL manevi tazminatın davalı sürücü işletenden olay tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Davalı sürücü işleten vekili tarafından özetle davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Davalı sigorta şirketi vekili tarafından özetle davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince özetle dava tarihinden sonra sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapıldığından maddi tazminat davasının konusuz kaldığı; davacının % 15 malul kaldığı, kazada kendisinin de %30 kusurlu olduğu, kazanın 2018 yılında gerçekleşmiş olduğu göz önüne alındığında 15.000 TL'lik manevi tazminatın menfaatler dengesine uygun olacağı gerekçesiyle maddi tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminatın 15.000,00 TL üzerinden kabulü ile bu tutarın 31/08/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat yönünden 55,85 TL karar harcının, 1.122,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazineye verilmesine, davalı ... tarafından harcanan 600,00 TL adli tıp rapor bedelinin davacıdan alınarak, davalı ...’ya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacının vekili tarafından maddi tazminat yönünden hüküm kurulurken 55,85 TL karar harcının, 1.122,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazineye verilmesine, davalı ... tarafından harcanan 600,00 TL adli tıp rapor bedelinin davacıdan alınarak, davalı ...’ya verilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu; manevi tazminat miktarının düşük olduğu, ceza davasında davalı sürücünün 18.000 TL APC ödemesine karar verildiği, tarafların varlık sahibi olduğu gözetildiğinde talep edilen 100.000 TL’nin manevi tazminat olarak ödenmesi halinde fakirleşmeye veya zenginleşmeye neden olmayacağı, olay nedeniyle davacının dalağını yitirdiği, nefes almakta zorlandığı, kemik kırığı oluştuğu, kazada kusurunun bulunmadığı, hız sınırını aştığı iddia edilmekte ise de bu hususa ilişkin delil bulunmadığı, kusura ilişkin raporların çelişkili olduğu, yeni bir rapor alınması gerektiği, dalak alındığı ve üç kemik kırıldığı halde maluliyetin % 15, geçici iş göremezlik süresinin üç ay olduğuna ilişkin adli tıp raporunu kabul etmedikleri, ek rapor alınması gerektiği ileri sürülerek istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere göre hükme bağlanır ise dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması durumunda tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararları kalmayacağından mahkeme tarafından davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekir (Yargıtay HGK’nin 2023/4-472 Esas ve 2024/592 Karar sayılı kararı).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331. maddesi uyarınca, davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek olmayan durumlarda, hâkim davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir eder.
Somut olayda davalı sigorta şirketi tarafından dava tarihinden sonra davacıya ödeme yapılması nedeniyle davanın konusuz kaldığı gözetilerek karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince maddi tazminat yönünden yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiş ise de meydana gelen olayda davalı sürücü asli kusurlu olup davalı sürücü TBK, davalı sigorta şirketi 2918 sayılı Kanun ile ZMSS poliçesi kapsamında oluşan maddi zarardan sorumlu olup dava tarihinden sonra dava konusu bedelin davacıya ödenmesi, davalıların yargılama giderlerine ilişkin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz ve yargılama giderlerinin davacıya yüklenilmesini gerektirmez. O halde ilk derece mahkemesince harç ve arabuluculuk giderinin davacıya yüklenilmesi, adli tıp rapor bedelinin davacıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır. Eksik harç ve arabuluculuk gideri davalılara yüklenilmeli, adli tıp rapor bedeli için sarf edilen gider davalı sürücü üzerinde bırakılmalıdır. Davacının talebi olmadığından yatırdığı harcın davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesine gerek bulunmamaktadır.
Manevi tazminat talebi hakkında kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu incelendiğinde:
6098 sayılı TBK’nin 56/1. maddesi gereğince hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir; hâkimin takdir edeceği tazminatın miktarı, olayın özel durumu göz önünde tutularak adalete uygun olmalıdır.
Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye duyduğu ağır manevi acıyı belli bir oranda gidermek, bozulan ruhi dengeyi onarmak, olanak dâhilinde bu dengenin yeniden elde edilmesini sağlamak amacına yönelik olarak manevi tazminata hükmedilir. Manevi tazminatın ve kapsamının takdiri hâkime ait bir hak ve görevdir. Ancak hâkim bu hak ve görevini yerine getirirken Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi hükmünü de gözetmek suretiyle hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalarak tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmek suretiyle makul bir tazminata hükmetmelidir.
Hâkimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel ölçülere göre uygun bir biçimde göstermelidir. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 28/05/2003 tarihli 2003/21368 Esas ve 2003/355 Karar ve 23/06/2004 tarihli 2004/13-291 Esas ve 370 Karar sayılı kararları).
Somut olayda, davacı sürücü ...’in % 30, davalı sürücü ...’nın % 70 oranında kusurlu olarak zararın ortaya çıkmasına neden oldukları, davacının olay tarihinde yirmi iki yaşında olduğu, davacının olay nedeniyle acil olarak operasyona alınarak splenektomi (Dalağın kısmen veya tamamen çıkarıldığı cerrahi işlem) yapıldığı, 31/08/2018-06/09/2018 tarihleri arasında hastanede yatarak tedavi gördüğü, splenektomi yapılması nedeniyle 14/09/2018-24/09/2018 tarihleri arasında bağışıklama yapıldığı, olay nedeniyle 9, 10 ve 11. kaburga kemiklerinde kırık oluştuğu, manevi tazminat yönünden hüküm kurmaya elverişli adli tıp raporuna göre davacının üç ay boyunca iş göremediği ve % 15 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği anlaşılmakla bu hususlar ve yukarıda yapılan açıklamalar gözetildiğinde davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı (15.000 TL) az bulunmuş ve manevi tazminat miktarının 80.000 TL olmasının hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilmiştir.
Belirtilen bu nedenlerle istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca esastan kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargılama giderlerinin maddi tazminat ile ilgili olarak yapıldığı kabul edilmiştir. Davacı vekili 02/11/2021 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat yönünden yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını bildirdiğinden maddi tazminat ile ilgili olarak davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ve davalıların, yargılama gideri ödemesine karar verilmemiştir. İstinaf giderleri için de aynı yönde uygulama yapılmıştır.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenler ve gerekçe ile
1- İstinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca esastan kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
2- Davacının maddi tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
3- Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 80.000 TL manevi tazminatın 31/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine, fazla ilişkin istemin reddine,
4- Harçlar Kanunu uyarınca maddi tazminat ile ilgili olarak alınması gereken karar harcından peşin alınan harcın mahsubu ile 571 TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine,
5- Harçlar Kanunu uyarınca manevi tazminat ile ilgili olarak alınması gereken karar harcından peşin alınan harcın mahsubu ile 5.164,23 TL eksik harcın davalı ...’dan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine,
6- Başvuran tarafından yatırılan maktu istinaf karar harcının talebi halinde karar kesinleştikten sonra başvurana iade edilmesine,
7- Maddi tazminat ilgili olarak vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
8- Manevi tazminat ile ilgili olarak davacı yargılamada vekil ile temsil edildiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 30.000 TL vekâlet ücretinin davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine,
9- Manevi tazminat ile ilgili olarak davalı yargılamada vekil ile temsil edildiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 20.000 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...’ya verilmesine,
10- Arabuluculuk görüşmeleri için sarf edilen 1.320 TL giderin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine,
11- Davalı ... tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,
12- Maddi tazminat ile ilgili olarak yapılan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,
13- İstinaf başvurusu nedeniyle yapılan giderlerin istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına,
14- Manevi tazminat ile ilgili olarak yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
15- Yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK’nin 333. maddesi uyarınca iadesine,
HMK’nin 361/1. ve 365/1 maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, dairemize yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
...