T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/06/2021
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 25/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 25/02/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/11/2013 Günü ...karayolu ... Köyü kavşağında karşıdan karşıya geçmeye çalışan müvekkili ...'a davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın çarptığını ve müvekkilinin yaralandığını; davalının kaza sonrası durmayarak olay yerinden kaçtığını, ..,.plakalı aracın davalı ... şirketinde sigortalı olduğunu, kazadan sonra davacı için ...nolu hasar dosyası açıldığını, olay ile ilgili Sarayköy Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığını, Sarayköy Asliye Ceza Mahkemesinin .... Esas - ...Karar sayılı ile görülen davada Sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, müvekkilinin kazadan sonra 4 ay hastanede tedavi gördüğünü, organlarının birinin işlevinde sürekli zayıflama tespit edildiğini, yürüyüşünde bozukluklar, sol kolun hareket ettirilmesinde zorlanma, sol kolda ağrıların yaşanması, ayağını yere bastıktan sonra kaldıramama, zorlanma ve ağrıların olduğunu, davalı ... şirketine dava açılmadan önce başvuru yapıldığını, sigorta şirketince bir miktar tazminat ödemesi yapıldığını, ancak yapılan ödemenin düşük olduğunu, davacının gerçek zararını karşılamadığını, müvekkilinin Kale Sulh Hukuk Mahkemesinin ...E- .,..sayılı kararı ile kısıtlandığını, kısıtlı vasisi adına vekaletname tanzim edileceğini, kısıtlı adayının ekonomik durumunun zayıf olması, düzenli ve sürekli gelirinin olmaması nedeniyle adli yardım talebinde bulundukların ileri sürerek, şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan, 100.00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının davalı ... şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 21.05.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatını 1.172,30 TL artırarak 1.272,30 TL'ye çıkardıklarını ve 100,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatını da 24.891,90 TL artırarak 24.991,90 TL'ye artırdıklarını, bu miktarların olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin taleplerin, zarar görenin, zarar ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl içinde zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davacıların talebinin zamanaşımına uğradığını, davacılar tarafından müvekkili şirkete başvuruda bulunulduğunu, yapılan incelemeler neticesinde davacı için 12/05/2015 tarihinde 27.642,59 TL tazminat ödemesi yapıldığını, maddi tazminat yönünden müvekkilinin başkaca sorumluluğunun kalmadığını, poliçeye müstenit müşterek ve müteselsil sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, kusur ve maluliyet oranının ceza dosyası celp edildikten sonra bilirkişi heyetince saptanmasının gerektiğini, kusur ve maluliyet durumunun tespitinin gerektiğini, davacı tarafça gerekli belgeler sunulmadığını, gerekli belgeler sunulduğunda dava konusu talep tutarlarından müterafik kusur ve hatır taşıması indirimlerinin yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin dava açılmasına sebebiyet vermemiş olması nedeniyle faiz, harç ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren ticari faiz talep edilmesinin haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kazanın saat 18:30 sıralarında meydana geldiğini, yaralının hastaneye götürülmesi için ambulansın saat ...de arandığını, ...plakalı araç ile .... ...istikametine hareket eden müvekkilinin saat ...de ...'taki kamera sisteminden geçerken görüldüğünün belirtildiğini, kaza yeri ile kamera sisteminde görüntü kaydedildiği belirtilen yer arasındaki mesafenin uzak bir mesafe olduğunu, ambulansın müvekkili ...'dan dahi geçmeden arandığını, müvekkilinin kaza saati itibariyle daha Denizli'den çıkmamış olduğunu, kazanın meydana geldiği mevkinin aydınlatmanın bulunmadığını, meskun mahal dışında bölünmüş yol olduğunu, davacının aniden yola çıktığını ven yaya yolu olmadığını, davacının babasının soruşturma dosyasında "Saat ...sıralarında beylerbeyi kavşağında minibüsten indiklerini ,kızına indiği yerde beklemesini söylediğini, kendisinin eşyaları karşıya geçirdiğini, bu arada özürlü kızının da kendi haberi olmadan yola çıktığını ve bir anda tak diye bir ses duyduğunu, karanlık olması nedeniyle aracın plakasını göremediğini.." beyan ettiğini, kazada araç sürücüsünün kusursuz, davacının ise asli kusurlu olduğunun ceza dosyasında alınan rapor ile tespit edildiğini, kusur durumunun ve maluliyetin Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak rapor ile tespitinin gerektiğini, davacının kazadan önce özürlülüğüne ilişkin maaş alıp almadığının tespitinin gerektiğini, dava konusu kazanın 16/11/2013 tarihinde gerçekleştiğini, dava tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin aşıldığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İDM KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece; "davanın kısmen kabulü ile 24.991,90 TL sürekli kısmi iş göremezlik tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu miktara davalı ... şirketi yönünden poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere 12/05/2015 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 16/11/2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 1.272,30 TL geçici iş göremezlik tazminatının 16/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya(vesayeten ...'a) ödenmesine, 15.000,00 TL manevi tazminatın 16/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya (vesayeten ...'a) ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu olayda davacıya çarpan aracın müvekkilinin idaresindeki araç olmadığını, müvekkilinin idaresindeki aracın kazaya karıştığı kabul edilse dahi müvekkiline kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, kazanın meydana geldiği mevkinin aydınlatma bulunmayan meskun mahal dışında bölünmüş bir yol olduğunu ve davacının aniden yola çıktığının da sabit olduğunu, otoyolda %70 oranında engelli bir bireyin ebeveyninin veya vasisinin koruması altında olması gerekirken yalnız bırakılmasının doğru olmadığını, davacının meydana gelen kazada asli kusurlu olduğunu, hükme esas alınan sağlık kurulu raporları, kusur raporu ve hesap bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, davacının maluliyet oranının yanlış belirlendiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporunda yer alan 2013 yılı ile 2018 yılı arasındaki dönem için %22 ve daha sonra %23.2 maluliyet oranı belirlendiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemeye esas olmak üzere alınan rapordaki %24 oranının esas alınmak suretiyle hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin mahkeme aşamasında alınan maluliyet raporu doğrultusunda yeterli olduğunu, kaza sonucu yaralanan davacı engelli olup, zaten ailesi tarafından bakım ve giderlerinin karşılandığını, davacının gelir getiren bir işte çalışmasının mümkün olamayacağını, bu sebeple geçici ve sürekli kalıcı tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
G E R E K Ç E
Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. Ve 355. Maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür.
Dava, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kişilik hakları zedelenenler aynı kanunun 58. maddesi gereğince manevi tazminat isteyebilirler.
Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 231 inci maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Ceza mahkemesince davalının eylemi nedeniyle verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden, ceza mahkemesinin maddi olayı kabulü hukuk hakimini bağlamayacaktır. Buna karşın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla sonuçlanan ceza mahkumiyeti, maddi vakıanın oluşu yönünden hukuk mahkemesini bağlayıcı etki göstermese de, ceza mahkemesince elde olunan veriler, hukuk mahkemesince "kanıt" olarak kullanılabilir.
Sarayköy Asliye Ceza Mahkemesinin ...Esas-...Karar sayılı dosyasında; sanık ...'ın taksirle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan TCK'nın 89/1, 89/2-a-b, 62, 52/1 maddeleri gereğince 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve HAGB karar verildiği, verilen kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, kaza tarihi olan ...tarihinde davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki .,..plakalı otomobili ile Denizli yönünden Aydın yönüne seyir halinde iken ... kavşağına geldiğinde kendi seyir yönüne göre sağ tarafından sol tarafa doğru geçen yaya ...'la aracının sağ ön köşe ve sağ yan aynası ile çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiği sabittir.
Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; davacı ... Kale Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.03.2014 tarih ve ...Esas - ...Karar sayılı ilamı ile kısıtlanmış olup kendisine ... vasi tayin edilmiştir.
TMK'nın 462/8 maddesinde; "Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izni gereklidir: Acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması" hükmü düzenlenmiştir.
Bu itibarla; kısıtlı ... adına vasisi ... tarafından dava açılabilmesi için vasinin vesayet makamından izin alıp, bu yönde verilen kararı dosyaya sunması gerekir. Vasi tarafından kısıtlı adına dava açmaya yönelik izin alındığına dair bir karar ibraz edilmemiştir. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup davacının taraf sıfatının mahkemece resen dikkate alınması gerekir. Davacı vesayet makamından TMK'nın 462/8 maddesi gereğince kısıtlı adına dava açmaya dair izin kararı alıp dosyaya sunması yönünde süre verilmeden yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması yerinde değildir.
Kabule göre de;
16.11.2013 Tarihli kaza tespit tutanağı içeriğine göre; meydana gelen kazada yaya ...'ın asli kusurlu, sürücü ...'ın tali kusurlu olduğuna dair görüş bildirildiği, ceza mahkemesinde alınan 07.03.2016 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda yaya ...'ın asli kusurlu, sürücü ...'ın kusursuz olduğunun tespit edildiği, yine mahkemece İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü öğretim üyelerinden alınan 25.11.2016 tarihli raporda yaya ...'ın asli kusurlu, sürücü ...'ın tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş olup, yerel mahkemece tarafların kusur oranlarının sayısal olarak belirlenmesi yönünde yerel bilirkişiden alınan 15.04.2019 tarihli raporda yaya ...'ın %60 oranında kusurlu, sürücü ...'ın %40 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü öğretim üyelerinden alınan 04.12.2019 tarihli heyet raporunda yaya ...'ın %75 oranında kusurlu, sürücü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü öğretim üyelerinden ceza mahkemesinde alınan rapor ile yerel mahkemede alınan raporlar birbirini teyit etmekle düzenlenen 04.12.2019 tarihli kusur raporu denetime elverişli olup hüküm kurmaya yeterlidir.
Ancak, Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama aşamasında kazada yaralanan ... hakkında alınan Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 24.01.2014 tarihli raporda davacı ...'ın kemik kırığı oluşacak ve 6. derecede ağır yaralandığı belirlenmiş, yine aynı kurum tarafından düzenlenen 14.07.2015 tarihli raporda, davacının kemik kırığının 6. derecede ağır ve sol ayak bileğinde hareket kısıtlılığının bulunduğu tespit edilmiştir.
Yerel mahkemece davacı ...'ın geçici iş göremezlik süresi ile kalıcı iş göremezlik oranının ne kadar olduğuna dair Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 22.10.2018 tarihli raporda davacının geçici iş göremezlik süresinin 6 ay olduğu, kalıcı iş göremezlik oranının ise olay tarihi itibariyle %22 rapor tarihi itibariyle %23,2 oranında olduğu belirlenmiştir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir.
Eldeki davada kaza, 16.11.2013 tarihinde meydana gelmiştir.
Bu durumda mahkemece; davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olan sağlık kurulu raporuna itibar edilerek ve bu rapor doğrultusunda aktüerya bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya dayalı karar verilmiş olması yerinde değildir..
Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davalıların istinaf talebinin kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalıların istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/06/2021 tarih, ...Esas - .,..Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde davalılara iadesine,
5-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere 25/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...