(5237 S. K. m. 29, 86, 87) (5271 S. K. m. 291)
Yerel mahkemece kurulan hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi, kararın niteliği ve tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-C.Savcısının katılan sanık M. K.'a atılı kasten yaralama suçundan verilen beraat kararına ilişkin istinaf talebinin incelenmesinde;
Dosya kapsamında bulunan katılan sanıklar, sanıklar ve tanık beyanları ile rapor içerikleri ve diğer tüm deliller göz önünde bulundurulduğunda, olay sırasında katılan sanık M. K.'ın daha önceden de aralarında ihtilaf bulunan diğer sanıkların yanına gittiği sırada aralarında herhangi bir konuşma ve tartışma geçmeden sanıkların ellerinde bulunan sopalarla vurarak, katılan sanığı vücudunda açık kırık oluşacak ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması sonucunu doğuracak şekilde kasten yaralama suçunu işledikleri, katılan sanık M. K.'ın katılan sanık İ. S.’e vurduğuna yada vurmaya çalıştığına dair diğer sanıkların aşamalarda açıkça çelişkili iddiaları dışında somut bir delil bulunmadığı, bu itibarla atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında usul ve yasaya aykırılık olmadığı,
2- Sanıklar H. S., İ. S. ve SSÇ S. S.’in kasten yaralama ve yağma suçlarından mahkumiyetlerine ilişkin hükümler yönünden, sanıklar müdafileri ve C. Savcısının istinaf taleplerinin incelenmesinde;
Olay tarihi öncesinde sanıklar H., İ. ve S.'in sahibi bulunduğu hayvanların katılan sanık M. K.'a ait çiftliğin yakınlarında otlatılması sebebiyle taraflar arasında ihtilaf bulunduğu, olaydan bir kaç saat önce SSÇ S. S.'in hayvanlarını gene bu bölgede otlatması sebebiyle, katılan sanık M. K.'ın eşi tanık E. K. tarafından uyarıldığı, SSÇ'nin bu uyarıya hakaret içeren sözlerle karşılık verip " Sen benim dengim değilsin benim yanıma muhtar gelsin." diyerek uzaklaştığı, olay sırasında katılan sanık M. K.'ın diğer üç sanığın bulunduğu yere geldiğinde, aralarında herhangi bir konuşma ve tartışma geçmeksizin sanıkların katılan sanık M. K.'a saldırarak yaraladıkları olayda mahkeme tarafından sanıklar hakkında, TCK. 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamış olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı,
Dosya kapsamı ve mahkemenin kabulü ile de belirlendiği üzere olay sırasında ellerinde bulunan sopalarla katılan sanık M. K.ı, vücudunda açık kırık oluşacak ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması sonucunu doğuracak şekilde kasten yaralayarak etkisiz hale getiren sanık H. S. ile SSÇ S. S.’in katılanın üzerinde bulunan tabancasını alarak uzaklaştıkları, 26/04/2016 tarihli "olay yeri görgü tespit ve görüşme tutanağı” içeriğinden olayın saat 17:15 sıralarında jandarmaya ihbar edilmesi üzerine olay yerine gelen jandarma görevlilerince olay yerinde yapılan aramada tabancanın bulunamadığı, katılan M. K.'ın tabancanın sanıklar tarafından alınıp götürüldüğünün beyan edilmesi üzerine saat. 19:35 sıralarında jandarma görevlilerinin sanıkların oturduğu eve giderek tabancayı sordukları SSÇ S. S. tarafından tabanca ve suçla kullandıkları sopaların görevlilere teslim edildiği olayda; sanıklar tarafından suça konu tabancayı kanlanın kendilerine zarar vermemesi umacıyla aldıkları savunulmuş ise de; olayda mahkemenin kabulünde de belirtildiği üzere kanlanın olay sebebiyle yaralanmasının niteliği gözönünde bulundurulduğunda katılanın hareket etme veya sanıklara zarar verme imkanının bulunmadığı, yine sanıkların katılanın tabancasını alıp uzak bir yere fırlatmak veya şarjörünü ve mermilerini çıkartıp almak gibi bir yönteme başvurabilecekken böyle bir yönteme başvurmadıkları, sonrasında suça konu tabancayı güvenlik görevlilerine yada bir başka güvenilir şahsa teslim etmeye ilişkin herhangi bir davranışlarının da olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık H. S. ve SSÇ S. S.’in eklenen kastla yağma suçunu işledikleri yönündeki kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı,
Sanıklar H. ve İ. in kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/1, 86/3-e ve 87/1-a maddelerinin uygulanması sonucunda neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası yerine, 6 yıl 18 ay hapis cezasına ve yine SSÇ S. S.'in kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/1, 86/3-e, 87/1-a, 31/3 ve 62. maddelerinin uygulanması sonucunda neticeten 4 yıl 2 ay hapis cezası yerine, 3 yıl 14 ay hapis cezasına hükmedilerek eksik ceza tayin edilmiş olması aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından davanın yeniden görülmesi ve hüküm kurulmasını gerektirir nitelikte bir neden olarak görülmemiştir.
Yukarıda eleştiri dışında istinafa konu kararlarda usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların da kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan C. Savcısı, Sanıklar H. S., İ. S. ve SSÇ S. S. müdafilerinin ileri sürdüğü nedenler verinde görülmemiş olmakla İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE.
Katılan sanık M. K.'ın kasten yaralama suçundan beraatine ve SSÇ S. S.'in kasten yaralama ve yağma suçlarından mahkumiyetine ilişkin hükümler yönünden CMK.286/2-a maddesi uyarınca kesin olarak.
Sanıklar H. S. ve İ. S.'in kasten yaralama, sanık H. S.'in yağma suçundan mahkumiyetlerine ilişkin hükümler yönünden, CMK. nın 291. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek şartıyla zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle Yargıtay ilgili Ceza Dairesine temyiz başvurusunda bulunulabileceği yazılarak TEMYİZ yolu açık olmak üzere;
10.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)