(5271 S. K. m. 279, 280) (5237 S. K. m. 58)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda; dairenin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden sanığın istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve esas hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek aynı yasanın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkındaki inceleme sonunda;
Yerel mahkemece tekerrüre esas alınan Finike Sulh Ceza Mahkemesinin 2006/466 E ve 2007/433 K sayılı ilamının hakaret ve tehdit suçlarına ilişkin olduğu, tekerrüre esas nitelikte başka ilamın da bulunmadığı anlaşılmış olup, 02/12/2016 tarihinde 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik CMK'nın 253. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca, "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." hükmü de gözetilerek, 6763 Sayılı Yasanın 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip söz konusu ilam esas alınarak TCK'nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda infaz aşamasında değerlendirme yapılması olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Münhasıran kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapmak suçu yönünden yapılan incelemede;
Yargılama sürecinin düzeltilen husus dışında kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığın eyleminin sabit olduğu ancak,
2313 Sayılı Yasanın 23/5. maddesine göre hüküm kurulurken anılan maddenin 2.cümlesinin belirtilmemesi,
Suçu bildirmeme suçu yönünden yapılan incelemede;
Sanığın soruşturma aşamasında …..'in 4-5 yıldır uyuşturucu kullandığını bildiği yönündeki geçmişe ilişkin soyut anlatımlarına itibar edilerek suçu bildirmeme suçunu işlediğine dair şüpheden uzak, somut ve mahkumiyet için yeterli delil bulunmadığı halde beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
TCK'nın 49/2. maddesi uyarınca her iki suç için belirlenen hürriyeti bağlayıcı cezalar kısa süreli olduğu ve sanığın adli sicil kaydı nazara alındığında her iki suç yönünden de TCK'nın 50/1. maddesi uyarınca seçenek yaptırımların uygulanması için gerekli subjektif koşullar bulunmadığı halde suçu bildirmeme suçu yönünden TCK'nın 50. maddesinin uygulanması, uygulama yapılırken gerekçede suçu bildirmeme suçu yönünden sanığın sabıkasız olduğu belirtilmesine rağmen diğer suç yönünden TCK'nın 58. maddesi uygulanmak suretiyle hükümde çelişkiye düşülmesi,
Usul ve yasaya aykırı sanığın istinaf başvurusu bu nedenle yerinde ise de bu aykırılık, CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan,
A) Hükmün 5 numaralı hüküm fıkrasının alt bendleri ile birlikte hükümden çıkartılmasına, yerine "5-Sanığın üzerine atılı suçu bildirmeme suçunu işlediğine dair şüpheden uzak, somut ve mahkumiyet için yeterli delil bulunmadığı anlaşıldığından CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE," ibaresinin yazılmasına,
b) Hükmün 6 numaralı hüküm fıkrasında yer alan "23/5. maddesi..." kelimesinden sonra gelmek üzere "2. cümlesi uyarınca" ibaresinin eklenmesine,
Diğer kısımların aynen bırakılması suretiyle HÜKMÜN DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dair karar CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, 19/04/2019 tarihinde oybirliği ile kesin olarak verildi. (¤¤)