T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/11/2024
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/11/2024
Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... E. Karar sayılı dosyası üzerinden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize intikal eden dosya incelendi:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: İtiraz eden vekili 24/04/2024 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin .... D.İş sayılı dosyasından verilen kararın müvekkili ...'a tebliğ edilmemiş olup taraflarınca 24/04/2024 tarihinde öğrenildiğini, ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, karar gerekçesine bakıldığında uygulanan kanun maddesinin HMK 209/1 olduğunun görüldüğünü, oysa ki tedbiren durdurulması istenen icra takibine dayanak olan belgenin TTK 776 da yazılı unsurları eksiksiz olarak sağlayan bono olduğunu, bono bir kambiyo evrakı olup tüm kambiyo evraklarının resmi senet hükmünde olduğunu, Sayın Mahkemece HMK 209/1 hükmüne atıf yapılarak bononun adi bir belge olduğunun kabul edildiğini, HMK 209/1 hükmünün adi senetteki yazı ve imza inkarı halini düzenlediğini, kaldı ki maddenin 2. fıkrasında resmi senetteki yazı ve imza inkarı hali düzenlenmiş olup Mahkemece uygulanması gereken kanun hükmünün 209/1 değil, 209/2 hükmü olduğunu, ihtiyati tedbir talep edenin elinde iddialarını haklı gösterecek değil mahkeme kararı yazılı bir belge dahi olmadığını, bu bağlamda verilen kararın hukukilikten uzak olduğunu, verilen tedbir kararının açıkça İİK 72/3 hükmüne de aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir talep eden aleyhine taraflarınca 24/05/2022 tarihinde icra takibi başlatıldığını, işbu ihtiyati tedbir başvurusunun ise icra takibinden neredeyse 1 ay sonra 21/06/2022 tarihinde yapıldığını, İİK.nun 72/3 maddesinde icra takibinden sonra takibin tedbiren durdurulamayacağı; ancak ve ancak asıl alacağın %15 i oranında teminat yatırılması koşulu ile veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde karar verilebileceğinin belirtildiğini, Sayın Mahkemece İİK 72/3 hükmüne açıkça aykırı olarak %10 teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verildiğini, bu nedenle de usule, yerleşik Yüksek Yargı kararlarına ve kanunun amir hükmüne açıkça aykırı olan karardan rücu edilmesi gerektiğini, dosyada borçlu olarak yer alan .... isimli şahsın beyanına göre hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, zira karar gerekçesinde borçlulardan .. ın " borçludan alacağının olmadığı ve ...'a takibe konu senedi vermediği" şeklindeki beyanı hakikat kabul edilerek bu beyana dayanılarak hüküm tesis edildiğini, bu beyanın Mahkemece kesin delil olarak görülmesi hukuka ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira .... isimli kişinin, başvuran ... gibi borçlu olduğunu, borçlunun borcunu inkar etmesinin delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki bono üzerinde ... ın cirosunun bulunduğunu, başvurucunun senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiş ise de Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının .... soruşturma sayılı dosyasında ... adına atılı imzaların ... eli ürünü olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle alacaklı müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini, beyanı doğru olarak kabul edilen ve beyanına göre hüküm verilen .... hakkında işbu soruşturma dosyasından iddianame düzenlendiğini ve Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlanıldığını, bununla birlikte başvurucu borçlu ... imzaya itiraz ve taşkın hacze itiraz hususlarında Denizli 3. İcra Hukuk Mahkemesinde müvekkiline karşı dava açtığını, ancak dava derdest iken imzaya itirazından feragat ettiğini, bunun üzerine mahkemece taşkın haciz itirazı bakımından davanın kabulüne karar verilmiş ise de imzaya itiraz yönünden davanın reddine karar verildiğini, dosyadan satış yapılacak iken işbu dosyadan takibin durdurulmuş olması sebebiyle satış aşamasına geçilemediğini, bu nedenlerle itirazlarının kabulü ile tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin .... Esas sayılı dosyası ile davacı ... vekili tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine menfi tespit davası açıldığı, mahkemenin 30/04/2024 tarihli tensip zaptı (1) nolu ara kararı gereğince mahkemenin .... D.İş sayılı dosyasına yapılan itirazın asıl dava açılmış olduğundan bu dava üzerinden duruşmalı olarak incelenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAFA KONU KARAR: Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda; " 23/06/2022 tarihli .... Değişik İş sayılı kararında da vurgulandığı üzere; sadece imzaya itiraz şeklindeki sahtecilik iddialarına dayanarak HMK'nın 209. maddesi uyarınca takibin durdurulmasına karar verilemeyecek ise de; takibe konu senet lehtarı ... ın hazırlık dosyasında bulunan ifadesinde keşideci olarak görünen borçludan takibe konu senette belirtilen şekilde bir alacağı olmadığını beyan etmesi ve ciranta ...'a takibe konu senedi vermediğini bildirmesi karşısında , ihtiyati tedbir talep eden borçlunun soyut bir iddiasından bahsetmek mümkün olmayacağından HMK'nın 389, 209/1 ve 72/2. maddeleri nazara alınarak takip durdurulabilecektir. Nitekim Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosya kapsamı ve aynı dosyada verilen 27.10.2023 tarih, .... esas, .... karar sayılı ilamının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde mahkememizce HMK'nın 389. vd. ve 209. maddeleriyle İİK'nın 72. maddesi birlikte değerlendirilmek suretiyle verilen tedbir kararının devamının, itirazların gerektiği sonucuna varılmıştır. Buna göre Mahkememizin 23/06/2022 tarihli .... Değişik İş sayılı kararına itiraz üzerine yapılan yapılan inceleme neticesinde; verilen karara yapılan itirazın HMK'nın 389. vd. ve 209. maddeleriyle İİK'nın 72. Maddesi uyarınca reddine" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "İhtiyati tedbir talep eden aleyhine taraflarınca 24/05/2022 tarihinde icra takibi başlatıldığını, bu ihtiyati tedbir başvurusu ise icra takibinden neredeyse 1 ay sonra 21/06/2022 tarihinde yapıldığını, dolayısıyla bu başvurunun icra takibinden sonra açıldığı ortada olduğunu, kanun maddesinde ise icra takibinden sonra takibin tedbiren durdurulamayacağı; ancak ve ancak asıl alacağın %15 i oranında teminat yatırılması koşulu ile veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde karar verilebileceği belirtildiğini, hal böyle iken mahkemenizce İİK 72/3 hükmüne açıkça aykırı olarak % 10 teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verildiğini, usule , yerleşik yüksek yargı kararlarına ve kanunun amir hükmüne açıkça aykırı olan karardan rücu edilmesi gerektiğini, bir diğer hukuka aykırılık ise davaya konu olan senette borçlu olarak yer alan .... isimli şahsın beyanına göre hüküm tesis edilmesi olduğunu, zira karar gerekçesinde borçlulardan ... ın " borçludan alacağının olmadığı ve ...'a takibe konu senedi vermediği" şeklindeki beyanı hakikat kabul edilerek bu beyana dayanılarak hüküm tesis edildiğini, bu beyanın yerel mahkemece delil olarak görülmesinin hukuka ve hayatın olağan akışına son derece aykırı olduğunu, zira .... isimli kişinin davalı ... gibi borçlu olduğunu, borçlunun borcunu inkar etmesinin delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı izahtan vareste olduğunu, kaldı ki bono üzerinde ... ın cirosu bulunduğunu, beyanı kesin delil gibi kabul gören ... ın beyanının aksine ciro yolu ile bonoyu devretmesi ve imzasını inkar etmemesi ne yazık ki yerel mahkemece değerlendirme konusu yapılmadığını, başvurucunun , senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiş ise de Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının .... soruşturma sayılı dosyasında ... adına atılı imzaların ... eli ürünü olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle alacaklı müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini, beyanı doğru olarak kabul edilen ve beyanına göre hüküm verilen .... hakkında işbu soruşturma dosyasından iddianame düzenlendiğini ve Denizli 10. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlanıldığını, işbu dosyanın da gerekirse celbini talep ettiklerini bununla birlikte başvurucu borçlu ... imzaya itiraz ve taşkın hacze itiraz hususlarında Denizli 3. İcra Hukuk Mahkemesinde taraflarına karşı dava açtığını, ancak dava derdest iken imzaya itirazından feragat ettiğini, bunun üzerine mahkemece taşkın haciz itirazı bakımından davanın kabulüne imzaya itiraz yönünden davanın reddine karar verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili Tedbir kararına itiraz eden davalı bakımından savcılıkça önce takipsizlik kararı verilmişse de dilekçeye ekli Antalya BAM 3. Ceza Dairesinin .... esas, ... karar sayılı hükmü ile ... bakımından da "TCK 204/1 fıkrasına göre resmi evrakta sahtecilik suçundan ceza davası açılması ve bu kişi bakımından devam eden Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin .... esas sayılı davası ile birleştirilmesi gerektiği" belirtildiğini, Davalının art niyetli olarak mahkemece verilen tedbir kararını kaldırtıp haksız menfaat elde etmeye çalıştığını belirterek itirazın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dava, cevap, icra takip dosyası ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE: Dava, araç kira sözleşmesi kapsamında alındığı ileri sürülen bonoya dayalı başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, ihtiyati tedbir talebi ise Denizli Ticaret Mahkemesi .... D.İş sayılı dosyasından verilen tedbirin devamına karar verilmesi istemine yönelik olup, mahkemece yapılan yargılama sırasında mahkemenin .... D.İş sayılı dosyasından verilen tedbir kararına itiraz edilmesi üzerine esasa yönelik davanın açılmış olması sebebiyle mahkemece esas dava dosyası üzerinden ihtiyati tedbire yönelik itirazın incelendiği ve itirazın reddine karar verilmesi davalı alacaklı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince; istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.
Öncelikle, bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın sulh hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir. Mülga 1086 Sayılı HMUK'dan farklı olarak bu düzenlemede miktar ayırımı yapılmaksızın tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri sulh hukuk mahkemesi olarak gösterilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre ihtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.
İstinafa konu karar davaya konu icra takibinin tedbiren durdurulması ve vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik olup dava açıldıktan sonra ihtiyati tedbir kararının asıl görevli mahkemesinden istenmesi gerektiği temel ilke olup görev hususunun mahkemesince re’sen yargılamanın her aşamasında öncelikle gözetilmesi gerekir.
Somut olayda Denizli 9.İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyasında alacaklı ... tarafından borçlular ...., ... ve ... aleyhine bonoya dayalı örnek 10 takip başlatıldığı, mahkemenin ....D.iş sayılı dosyasından takibin tedbiren durdurulması ve icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine karar verildiği, bu karara karşı takip alacaklısı vekili tarafından itiraz edildiği, mahkemece menfi tespit istemi ile .... esas sayılı dosyası ile dava açıldığından D.iş dosyasından verilen tedbir kararına itirazın menfi tespit davasında değerlendirildiği ve 26/06/2024 tarihli ara karar ile itirazın duruşmalı olarak incelenerek reddine karar verildiği görülmüştür.
Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise, 6100 sayılı HMK'nın 25, 26, 31 ve 33. maddeleri (1086 sayılı HUMK'un 74, 75 ve 76. maddeleri) gereğince, hakime aittir.
Açıklanan bu ilkeler ışığında dava dilekçesinde yer alan asıl talebin, kira sözleşmesi kapsamında alındığı ileri sürülen senet sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu açıktır. Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davalı ... dan araç kiraladığını, araç kiralama sırasında imzalanan evraklar arasında bulunan boş senedin sonradan doldurularak takibe konulduğunu, araç kiralama zamanında diğer evraklarla birlikte bedelsiz senedin imzalatıldıktan sonra icra yolu ile tahsil edilerek müvekkilinin dolandırılması sebebiyle savcılığa şikayette bulunduklarını beyan etmiştir. Ayrıca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin .... Esas ....Karar sayılı ilamında da " katılanın, sanık ...'den kiraladığı araca ilişkin teminat olarak verdiği imzalı boş senedin, araç iade edildiği, her hangi bir borç ilişkisi kalmadığı ve katılana iade edilmesi gerektiği halde iade edilmeyip sanık ... tarafından doldurulup hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen ... isimli şahsa ciro edildiği, ... tarafından yine ciro edilen senedin hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen ... tarafından icraya konulduğu iddiasıyla açılan kamu davasında " şeklinde tespit yapılmış olduğu da anlaşılmaktadır.
Şu durumda, kira ilişkisine dayalı olarak açılan eldeki davada Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olacağı ve görevin kamu düzenine ilişkin olduğu, ihtiyati tedbir kararına itirazında Sulh Hukuk Mahkemesince karara bağlanması gerekirken, ilk derece mahkemesince talebin değerlendirilerek ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kamu düzeni yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesinin ara kararının HMK'nın 353/1-a-3.maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilerek varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf itirazları incelenmeksizin kamu düzeni yönünden KABULÜ ile, Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Karar sayılı 26/06/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-3. bendi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Peşin alınan istinaf harcının talep halinde istinaf edene iadesine,
4-İstinaf giderinin ilk derece mahkemesince verilecek hükümde dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kesin nitelikteki kararımızın taraflara tebliğinin yerel mahkemece yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-c maddeleri gereğince kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.08/11/2024
...