(5271 S. K. m. 232, 272, 279, 280, 286) (5237 S. K. m. 31, 62, 145, 168) (5395 S. K. m. 5)
DAVA: Yerel mahkemece kurulan hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
KARAR: Sanıkların, suça sürüklenen çocukların eylemleri nedeniyle ayrı ve bağımsız biçimde değerlendirme yapılarak, uygulama maddeleri ayrı ayrı gösterilip denetime olanak sağlayacak biçimde ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, toplu uygulama yapılması suretiyle CMK'nın 232. maddesine aykırı davranılmış ise de; bu eksiklik mevcut haliyle infazda tereddüt oluşturacak nitelikte olmadığından davanın yeniden görülmesi ve hüküm kurulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
1-Suça sürüklenen çocuk A. B. hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
CMK'nın 272/3-a maddesi uyarınca doğrudan verilen 3.000. TL'ye kadar olan adli para cezalarından ibaret mahkumiyet hükümleri kesin olup, SSÇ'ye mala zarar verme suçundan tayin edilen 660,00 TL adli para cezasına ilişkin hükmün cezanın türü ve miktarı itibariyle istinaf incelemesi mümkün bulunmadığından, CMK'nın 272/3-a ve 279/1-b maddeleri gereğince istinaf başvurusunun REDDİNE,
Kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde dairemize verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirtilmek suretiyle dairemiz zabıt katibine beyanda bulunarak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, cezaevinde bulunan sanıklar açısından ise; bulundukları cezaevi idaresine verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirtilmek suretiyle zabıt katibine beyanda bulunarak, karara itiraz edilebileceği, itiraz edilmemesi halinde kesinleşeceği yazılarak itirazı kabil olmak üzere,
2-Suça sürüklenen çocuk A. B. hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin başkaca bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından yapılan değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın da kısmen kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmıştır.
Ancak;
Dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde;
a- SSÇ ve diğer suç faillerinin hırsızlık suçunu tamamladıktan sonra kaçtıkları aracın ihbara konu olması üzerine; kolluk görevlileri tarafından trafik ışıklarında durdurulması sonucu, araçta hırsızlık konusu çantanın kolluk görevlileri tarafından bulunduğu ve akabinde iadenin gerçekleştiği olayda; etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama şartlarının oluşmamasına rağmen SSÇ hakkında TCK.168/2 maddesinin uygulanması, diğer yandan suç konusu eşyaların yaklaşık 70-80 TL değerinde olduğu, bu haliyle suç tarihi itibariyle malın değeri nazara alınarak TCK'nın 145. maddesinin uygulama koşullarının oluştuğu halde verilen cezadan bu madde uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemiş olması,
b-5395 sayılı Yasa'nın 11. maddesi ve Çocuk Koruma Kanununa göre verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 8. maddesi uyarınca, fiili işlediği sırada on iki yaşını bitirmiş on beş yaşını doldurmamış bulunan çocuklar ile on beş yaşını doldurmuş ancak on sekiz yaşını doldurmamış, sağır ve dilsizlerin işledikleri fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamamaları veya davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde mahkemece suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklarla, korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında tedbir verilebileceği gözetilmeden ceza sorumluluğu olan ve hakkında mahkumiyet hükmü kurulan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca tedbire hükmedilmesi,
Hukuka aykırı; istinaf başvurusunda bulunan SSÇ müdafiinin istinaf iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılığın, 5271 sayılı CMK'nın 280/1. maddesi uyarınca olayın daha ziyade aydınlatılmasına gerek olmadan Dairemizce düzeltilebileceği kanaatine varıldığından istinafa konu kararda, TCK'nın 31/3, 168/2, 62. maddelerinin ve suça sürüklenen çocuk hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasına ilişkin paragrafların hükümden çıkartılarak yerlerine;
"Suça sürüklenen çocuğa suçuna konu eşyanın değeri az kabul edilmekle SSÇ'ye verilen cezadan TCK'nın 145. maddesi uyarınca takdiren 1/2 oranında indirim yapılarak sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
SSÇ'nin suç tarihinde 15-18 yaş gurubu içerisinde bulunduğu dikkate alınarak verilen cezadan TCK.31/3 maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılarak 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri SSÇ lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek suça sürüklenen çocuğa verilen cezadan TCK'nın 62.maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına," ibareleri eklenmek suretiyle hükmün düzeltilmesine ve infazın dairemizce belirlenen 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası üzerinden yapılmasına, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükme ilişkin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nın 286/2-b maddesi uyarınca kesin olarak;
3-Sanıklar M. Ö. D. ve M. S. hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yukarıda eleştiri konusu yapılan husus dışında mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların da kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, sanıkların ve müdafilerinin İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca kesin olarak
4-Sanıklar M. Ö. D. ve M.S. hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin başkaca bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından yapılan değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların da kısmen kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmıştır.
Ancak;
Dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanıklar ve diğer suç faillerinin hırsızlık suçunu tamamladıktan sonra kaçtıkları aracın ihbara konu olması üzerine, kolluk görevlileri tarafından trafik ışıklarında durdurulması sonucu, araçta hırsızlık konusu çantanın kolluk görevlileri tarafından bulunduğu ve akabinde iadenin gerçekleştiği olayda; etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama şartlarının oluşmamasına rağmen sanıklar hakkında TCK.168/2 maddesinin uygulanması, diğer yandan suç konusu eşyaların yaklaşık 70-80 TL değerinde olduğu, bu haliyle suç tarihi itibariyle malın değeri nazara alınarak TCK'nın 145. maddesinin uygulama koşullarının oluştuğu halde, verilen cezadan bu madde uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemiş olması hukuka aykırı;
İstinaf başvurusunda bulunan sanıklar ve müdafilerinin istinaf iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılığın, 5271 sayılı CMK'nın 280/1. maddesi uyarınca olayın daha ziyade aydınlatılmasına gerek olmadan Dairemizce düzeltilebileceği kanaatine varıldığından istinafa konu kararda, TCK'nın 168/2 ve 62. maddelerinin uygulandığı paragrafların hükümden çıkartılarak yerlerine;
"Suça konu eşyanın değeri az kabul edilmekle sanığa verilen cezadan TCK'nın 145. maddesi uyarınca takdiren 1/2 oranında indirim yapılarak sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri sanık lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek sanığa verilen cezadan TCK'nın 62.maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına," ibareleri eklenmek suretiyle hükmün düzeltilmesine ve infazın dairemizce belirlenen 2 yıl 1 ay hapis cezası üzerinden yapılmasına, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükme ilişkin İSTİNAF BAŞVURULARININ DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nın 286/2-b maddesi uyarınca kesin olarak;
5-Sanıklar M. Ö. D. ve M. S. hakkında 6136 sayılı Yasa'ya Muhalefet suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından yapılan değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların da kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmıştır.
Ancak;
Sanık M. Ö. D. in sevk ve idaresindeki araçta ele geçirilen ve 6136 sayılı yasa kapsamında kalması nedeniyle mahkumiyet ve müsadere hükmüne konu olan sustalı bıçak ve muşta dışındaki eşyaların bulundurulmasının suç teşkil etmemesi ve suçta kullanılmamaları nedeniyle sahibine iadesine karar verilmesi gerekirken müsaderesine karar verilmesi,
SONUÇ: Hukuka aykırı olup, istinaf başvurusunda bulunan sanıkların ve müdafilerinin istinaf talepleri bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303. maddesi uyarınca yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği ve düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, bu maddenin verdiği yetkiye dayanılarak 6136 Sayılı Yasaya Aykırılık suçundan kurulan hükümlerdeki zor alıma ilişkin kısmın hükümden çıkartılarak yerine "Adli emanetin 2018/2402 sırasında kayıtlı 6136 sayılı Yasa kapsamında yasak nitelikte bulunduğu anlaşılan sustalı çakı ve muştanın TCK. 54/1 uyarınca müsaderesine, yine Adli emanetin 2019/5, 2018/2402 sıralarında kayıtlı;
-1 adet Üzerinde Sportfishing Xungu yazılı sap kısmı 11,5 cm, namlu boyu ( kesici kısmı ) 32 cm olan pala diye tabir edilen sap kısmı beyaz olan 1 adet bıçak ve bu bıçağa ait siyah renkli bez kılıf,
-1 adet kesici kısmı 17 cm, sap kısmı 14 cm olan üzerinde lazoğlu sürmene el yapımı yazan bıçak,
-1 adet kesici kısmı 9 cm uzunluğunda, sap kısmı 11 cm olan kahve renkli bıçak,
-1 adet üzerinde solplast sera örtüsü Başak tarım yazan sap kısmı 7cm, kesici kısmı 5 cm olan metal renkli bıçağın bizatihi suç teşkil etmemesi ayrıca suçta da kullanılmamış olması nedeniyle sanık M. Ö. D.'e iadesine" ibarelerinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlere yönelik İSTİNAF BAŞVURULARININ DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK'nın 286/2-b. maddesi uyarınca kesin olarak; 06.07.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)