(5237 S. K. m. 116, 168)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yerel mahkemece sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararlarında; eleştirilen hususlar dışında, usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, yeterli gerekçeyi taşıdığı, ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 gün 2012/6-1232 Esas ve 2013/106 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, çalınan malın 3. kişiye satılması halinde; 5237 sayılı TCK.’nın 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın, hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının tek başına yeterli olmadığı, failin bizzat pişmanlık göstererek, satın alan iyi niyetli ise; sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının yanında aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alanın zararını da gidermesi, kötü niyetliyse; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati, kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesinin gerektiği; somut olayda, sanıkların bir başka olay sebebi ile yakalandıklarında müştekiye ait 5 adet kaynak makinesi ile 3 adet spirali sattıkları kişileri gösterdikleri, bir kısmının satın alan kişilerden temin edilerek müştekiye iade edildiği, sanıklardan müştekiye ait hırsızlık mallarını satın alan sanıklar hakkında incelemeye konu dosya ile birlikte suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kamu davası açıldığı, sanıkların suç eşyasını satın alan kişilerden aldığı paraların soruşturma makamlarına teslim edilmediğinin anlaşılmasına karşın sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması; yine,
Sanıkların soruşturma ve kovuşturma aşamasında, olayın geceden sayılan zaman dilimi olan saat 23:00 sıralarında meydana geldiğini ifade ettikleri, nitekim hırsızlık suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK.'nun 143. maddesi ile uygulama yapıldığı ancak işyeri dokunulmazlığı ihlali suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK.'nun 116/2-4. maddesi ile uygulama yapılmayarak eksik ceza tayin edildiği; aleyhe istinaf talebi bulunmadığından istinaf sebebi yapılmayarak;
Sanıklar ve sanıklar müdafilerinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine;
Sanık ….. hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme, sanık … hakkında hırsızlık suçlarından verilen kararlar açısından CMK.'nun 286/2-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere;
Sanık ……. hakkında hırsızlık suçundan verilen karar açısından kararın sanık …..ve sanık ……. müdafine tebliğinden itibaren 15 günlük süresi içerisinde Dairemize ya da Dairemize gönderilmek üzere bulunduğu yer Nöbetçi Ceza Mahkemesine ibraz edilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine sözlü beyanın zapta geçirtilmesi veya cezaevi idaresine müracaat ederek tutanağa bağlatmak suretiyle verilen karara karşı Yargıtay'da temyizi kabil, temyiz edilmediği takdirde kesinleşeceği ve infaza verileceği bilinmekle 08/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)