(5271 S. K. m. 223, 280) (5237 S. K. m. 43, 53, 103, 109)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 12/12/2016 tarih ve 2016/23141 esas sayılı iddianamesiyle açılan kamu davası üzerine, yapılan yargılama sonunda Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/369 Esas ve 2017/335 Karar sayılı kararına ilişkin istinaf başvurusu yapılması üzerine;
Dairemizce duruşma açılmasına karar verilmesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması talebiyle Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesine açılan kamu davasının yargılamasında;
Sanık Y. S. ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında; suçlamaları kabul etmediğini, A. S. K.'ın üvey kızı olduğunu, Z. K.'a A. S. K. yani üvey kızının kendisine iftira atıp kendi öz anne ve babasını bir araya getirmeyi düşündüğünü ifade ettiğini, annesinin baskılarına da maruz kaldığını, teyzelerinin duygusal baskılarına maruz kaldığını, böyle iftiralar attıklarını, hatta yurt ortamında yetişmemesi için evde kalmasını isteyenin de kendisi olduğunu, öz çocuklarından hiç ayırmadığını, hatta eşinin kendisine boşanma davasını kabul et, Antalya'yı terk et senin hakkında şikayetçi olmayacağım da dediğini, A. hakkında daha önce akrabalarından olan A. Y. ve eniştesi Y. K.'ın A.'ye karşı cinsel istismarı sebebiyle şikayetçi olacağını söylediğini, bu sebeple de kendisine iftira atıldığını, hatta M. K.'ın Y.'ın kardeşi olduğu için mahkemeye katılmasını da istemediğini, tehditlerde bulunduğunu ifade etmiştir.
Katılan A. S. K. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; sanıktan şikayetçi olduğunu, davaya katılma talebi de olduğunu, daha önce savcılıkta yani ÇİM'de vermiş olduğu ifadelerinin de doğru olduğunu, sanığın kendisinin üvey babası olduğunu ve şu an 8. sınıfa gittiğini, bundan yaklaşık 3 sene önce kendisinin üvey babasının önce eli ile tacizine, daha sonra da fiili livata ve tecavüzlerine maruz kaldığını, kendisine bu olayları anlatmaması için "Sana eşya alırım, seni bundan sonra dövmem" gibi cümleler söylediğini, daha sonra bu eylemin yaklaşık 3 yıl sürdüğünü, olayı annesine, teyzesine anlattığını, 3 yıl boyunca bazen vücudunda kanamalar olduğunu, ancak bunları da annesinden sakladığını, önceki beyanlarının da doğru olduğunu ifade etmiştir,
Müşteki H. Ö. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; sanıktan şikayetçi olduğunu, sanık ile 11 yıldır resmi nikahlı olduğunu, kızı A.'nin üvey babası olduğunu, olayı A.'den öğrenmesi üzerine 10 gün sonra sanık hakkında boşanma davası açtığını, sanığın girdiği işlerde uzun süre çalışmadığını, sebat göstermediğini ve yalan söylediğini, eve sürekli haciz memurları geldiğini, zaman zaman sanığın kendisine karşı da livata eyleminde bulunduğun, kızının bu olayı teyzesine 01/10/2016 günü anlattığını, teyzesi S.'nın kendisine bu olayı duyduktan 1-2 gün sonra aktardığını, hatta teyzesinin kendisine söylemeden kızını psikoloğa dahi götürdüğünü, kızının bu olay tarihinden yaklaşık 1,5 yıl önce yurtta kalmaya başladığını, evden ayrılmak istediğini, yurtta kaldığı dönemde de 2 haftada bir hafta sonu iznine eve geldiğini, evde A.'den başka iki kızı daha olduğunu, diğer iki kızına herhangi bir şey yapmadığını, onların yaşının 10 ve 7 olduğunu, kızının teyzesinin jinekoloğa da kızını götürdüğünü, jinekologun kızının poposunda çatlak vs. tespit ettiğini ancak rapor vermediğini ifade etmiştir.
Müşteki S. Ö. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; A.'nin teyzesi olduğunu ve iddianamede şikayetçi olarak sıfatı bulunmasının sebebinin bu olaylar sırasında kendisinin ifade verdiğini, annesi olarak ablası huzurdaki H.'nin de ifadesini verdiğini, bu olayı A.'nin ilk olarak aileden biri olarak kendisine anlattığını ve üvey babası olan sanığın A.'nin giysilerini çıkartıp eli ile vücudunun muhtelif yerlerine dokunduğunu söylediğini, hatta A.'nin, sanığın kendisine tecüvüz ettiğini de söylediğini ve ağlamaya başladığını, hatta A.'nin sanığın çıkardığı atletine de boşaldığını ifade ettiğini, bu olayların A.'nin kendisine yaklaşık 3 yıldır devam ettiğini söylediğini, son 1 yıldır da tecavüzün livata şeklinde oluştuğunu söylediğini, hatta 3 kez fiili livata suretiyle sanığın tecavüzüne zaman zaman maruz kaldığını ifade ettiğini, kendisinin sağlık sorunun var mı diye yada yaşadın mı diye sorunca hiçbir şey anlatmadığını, sadece ağladığını, V. S. Kız Yurdu isimli bir yurtta A.'nin yaklaşık 2 yıl kadar kaldığını, haftasonları yurttan haftasonu izni alarak eve de geldiğini, kendisinin A.'den bu olayları duyunca büyük ablası Y. K.'a anlattığını, A.'nin annesini sanık yine kandırır diye ablasına haber vermeksizin yani A.'nin annesi olmaksızın kendisi ve büyük ablası Y. ile A.'yi psikoloğa götürdüklerini, psikologun kendilerine "A. doğruyu söylüyor, bu kızı o adamdan kurtarın, durumu da annesine izah edin" dediğini ve bu durumu o zaman A.'nin annesine anlattıklarını, psikologun tanıdığı bir jinekoloğa yönlendirdiğini, jinekologun A.'yi muayene ettiğini ve "makat bölümünde bir çatlaklık var ve zorlama olmuş" dediğini, jinekologtan rapor istediğini ama kızın adı çıkar o sebeple rapor yazamam dediğini, muayene ücreti olarak da 150 TL'yi aldığını, jinekoloğun adının F. D. olduğunu, bu olayı ablasına anlattıktan sonra ablasının olayı öğrenir öğrenmez ve aynı gün içerisinde Y. S.'yı evden kovduğunu, Y. S.'nın ablasını daha önce başka bir kadınla aldattığını, aynı evde yaşayan diğer 2 yeğeninden ise sanığın herhangi bir cinsel taciz yada saldırısını duymadığını, gene cinsel yaşamı hakkında ablasının da kendisine karşı sanığın sapkınlıkları olduğunu söylediğini, yeğeni olan A.'nin kendisine bu olayı ilk olarak 2016 yılının Ağustos ayında ve son haftasında anlattığını, yeğeninin kendisine bu olayı anlatmasından 1 hafta sonra karakola müracat ettiklerini, A.'nin annesi H.'ye ablası ve kendisinin karakola gidip şikayetçi olduklarını, ablasının sanığı evinden kovduktan 1 gün sonra karakola gidip şikayetçi olduğunu, A.'yi zaman zaman sanığın dövdüğünü bildiğini, hatta A.'nin bu sebeple yurda çıktığını, kendisinin bu aile ile yaklaşık 1 yıl birlikte yaşadığını, yaklaşık 1 yıl önce de bu ailenin yanından ayrıldığını ve onların evinden ayrılmadan önceki dönemde sanığın A.'yi eskisi kadar dövmediği, onların evinde yaşarken sanığın baldızı olarak kendisine herhangi bir terbiyesiz hareketi olmadığını, ancak sanığın zaman zaman yalan söylediğini, dönerci ustası olduğunu fakat işinde süreklilik ve sebat olmadığını, aylık kazancının 3.000 TL civarında olduğunu, A.'nin yurt masrafı ise aylık yaklaşık olarak o dönemde 100. TL olduğunu, A.'nin yurt masraflarını yurtdışından bir aile karşıladığını ifade etmiştir.
Tanık F. Y. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; Y.'in kendisi kardeşi olduğunu ve A.'nin annesi ile yaklaşık olarak 12 yıl kadar evli kaldığını, o gün yani A.'nin annesi H.'nin sanık ile konuştuğu gün Y.'in kendisinin yanına geldiğini ve H.'nin kendisinin A.'ye tecavüz ettiğinden bahsederek kendisini suçladığını ifade ettiğini, kendisinin hemen telefon ile H.'yi aradığını ve olayın aslını sorduğunu, H.'nin de kendisien "Evet abla olay doğru ve ben 3 gündür bu olay ile uğraşıyorum" dediğini ve kızına Y.'in tecavüz ettiğine ilişkin birebir uyan DNA raporu da var dediğini, kendisinin de madem ki böyle bir olay ve rapor var, neden şikayetçi olmuyorsun dediğini, H.'nin de kendisine cevaben "Ben onun yani Y.'in şerefini düşünüyorum. Antalya'yı terk etsin, şikayetçi olmayacağım" dediğini A.'nin bir ara kuran kursuna gittiğini, yurtta kaldığını, hatta onun yurda da istekli gittiğini düşünmediğini, o yurda ağlayarak gittiğini, isteyerek gitmediğini, A.'nin, Z. K.'a Y. babam ile annem H.'yi ayırıp kendi öz babam ile onları birleştireceğim dediğini, bunu kendilerine ifade eden Z.'in babası Adem olduğunu, kardeşinin şu an Elazığ'da olduğunu kendisine öyle söylediğini, dün görüştüğünü, Elazığ'dayım dediğini, kardeşine bu iddialar nedir diye sorduğunda da abla madem DNA raporu var madem bir suç var ispatlasınlar yalan söylüyor dediğini, A.'nin öz babasının Beyşehir'in bir köyünde yaşadığını bildiğini ancak hiç görmediğini, kardeşi olan sanığın A.'yi dövdüğünü falan hiç görmediğini A.'nin kuran kursuna gönülsüz gittiğini, orada ruhu sıkıldını, 3 haftada bir eve izinli geldiğini, tahminince çocuğun bunaldığını, nefes bile alamadığını, A.'yi de bir sponsor ailenin yurtta okuttuğunu, H.'nin halasının oğlu, A. Y. ile aralarında yine bir taciz olayı ve iddiası olduğunu, aile içinde bu daha önce konuşulduğunu ifade etmiştir.
Tanık Z. K. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; sanığın A.'ye karşı herhangi bir eylemde bulunup bulunmadığını bilmediğini, A.'nin kendisine annesi sanık Y.'i ayıracağım, üvey babamı ayırıp öz babam ve öz annemi birleştireceğim falan demediğini ifade etmiştir.
Tanık E. S. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; bundan 2 ay önce babası olan sanık Y.'in ablası A.'ye gel dediğini, markete gideceğiz dediğini, kendisinin de gitmek istediğini, sen gelme dediğini, yaklaşık 2 dakika sonra kendisinin çocuk odasına gittiğinde ablası A.'nin orada ağladığını gördüğünü, sorduğunu ablası A.'nin kendisine bir şey demediğini, ablası A.'nin çocuk odasında yalnız olduğunu, babasının ise başka bir odada oturduğunu, tahminen saat aynı gün 18.00 sularında ise kendisinin dinlenmek ve uyumak için odasına gittiğinde inleme sesleri duyduğunu, banyoda inleme sesleri duyduğunu, babasının banyo yaptığını, bu inleme seslerini merak edip babasına sorduğunda babasının bir şey yok dediğini, babasının o esnada banyoda yalnız mıydı bilmediğini, babasına ablasını sorduğunu, ablan bir yere gitti dediğini babasının kendisine yada diğer kardeşime herhangi bir terbiyesiz harekette bulunmadığını, ancak babasının ablasını zaman zaman eli ile dövdüğünü, hemen hemen hergün ablasını dövdüğünü, ablasının derslerinin kötü olduğunu ve babasının bu sebeple ablasını hemen hergün dövdüğünü ancak yaklaşık 3 aydır ablasını babasının dövmediğini, ona iyi davrandığını, kendilerine göre ona daha yakın ve daha samimi olduğunu, daha sonra babasının iki ay önce evden ayrıldığını, artık eve gelmediğini ifade etmiştir.
Tanık Y. K. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; A.'nin yeğeni olduğunu, bu olayın diğer kız kardeşine anlatınca ve H. S.'yı da Y. yani sanık rahatlıkla kandırabildiği için ve A.'nin de iddiaları ciddi ve önemli olduğu için kız kardeşi ile birlikte yurtta kalan yeğeni A.'yi alıp psikoloğa götürdüklerini, psikologun önce kendisini dinlediğini, daha sonra da A.'yi dinlediğini, kendisinin anlattıkları ile A.'nin dedikleri örtüşünce de A.'yi bu adamın elinden kurtarın dediğini, üçünün bu kez jinekoloğa gittiklerini, jinekologun ise makat bölümünde A.'nin çatlaklıklarının bulunduğunu söylediğini, rapor almadıklarını, ancak jinekologun "Bu olay A.'nin anlatımına göre 5 hafta önce olduysa bu durum tıbben kanıtlanamaz" dediğini, jinekoloğun muayenesinden sonra tahminen 1-2 gün sonra A. 'nin annesi H.'ye kardeşinin bu olayı anlattığını, şoka girdiğini, olamaz böyle bir şey dediğini, ertesi gün A.'nin annesi kardeşi H. ile karakola gittiklerini, Y.'in suçlamayı duyunca soğukkanlı davrandığını, hiç tepki vermediğini kendisinin de bu duruma şaşırdığını, daha önce A.'nin ailesi içerisinde köyde A. Y. bir kişi hakkında da A.'nin böyle bir aynı mahiyette iddiaları olduğunu ifade etmiştir.
Tanık T. Ç. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; sanığın 27/11/2016 tarihinde eşi ile kavga ettiğini, evinden ayrıldığını ve kendisinin evine geldiğini, eşyalarının da hala kendisinin evinde olduğunu, kendisini de dolandırdığını, kendisinden borç para aldığını, ödemediğini, Serik ilçesinde bir bayan ile yaşadığını, Y.'in kendisine üvey kızı ile hakkında bir takım iddialar üzerine evden ayrıldığını söylediğini, kendisine olayı anlatırken "Ben A.'ye böyle bir şey yapmadım, baldızım iftira atıyor" dediğini, Y. isimli baldızım bana iftira atıyor dediğini, Y.'in yani sanığın baldızının eşi M.'e sanık Y.'in kredi çektiğini, iyilik yaptığını, buna rağmen Y.'in sanığa iftira attığını ifade etmiştir.
Tanık F. D. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; kızı kendisine teyzesinin getirdiğini ve kızlık zarı bozuludu mu bir şüphemiz var muayene eder misiniz dediğini, kendisinin de teyzelerine bu kızın yaşı küçük şayet muayene edersem ve kızlık zarı bozuk çıkarsa bu hususu emniyete bildirmem gerekir dediğini, şayet kız temiz çıkarsa normal tedavi ve muayene gibi bir doktor olarak gerekirse ilaç vs. veririm gibi şeyler söylediğini, kızı muayene ettiğini, kızlık zarının, kızlık yapısının normal olduğunu gördüğünü, hastanın öyküsünü dinlediğinde kız vajinal bölgeden herhangi bir saldırıya maruz kalmadığını ancak bu saldırının makat bölgesinden olduğunu, anal yoldan saldırı olduğunu söyleyince kendisinin fiili livata var mı yok mu buna ilişkin muayene yapmadığını çünkü kendisinin branşı olmadığını, ailesine de anal muayenenin bir devlet hekimi tarafından ya da Adli Tıp tarafından yapılması gerektiğini söylediğini ve branşı olmadığı için rapor veremeyeceğini söylediğini, "10 gün içerisinde emniyete bu durumu bildirmem gerekir" dediğini ve hasta ve yakınlarını gönderdiğini, kızın teyzesinin kendisini aradığını ve tahminen 5 ila 10 gün içerisinde kendilerinin bu durumu emniyete bildirdik dediğini, ifade etmiştir.
Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonunda tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; sanık hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 12/12/2016 tarihli iddianamesi ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dolayı cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda delil yetersizliğinden sanığın beraatine karar verildiği, mahkeme kararı katılanlar tarafından istinaf edilmesi üzerine ve Antalya BAM 8. Ceza Dairesinin 20/09/2017 tarihli kararı ile mağduru muayene eden F. D.'in tanık sıfatıyla dinlenmemesinin ve mağdura ait o güne ilişkin hasta kayıt defterleri incelenmeksizin verilen kararda savunma hakkının kısıtlandığı belirtilerek mahkeme kararı bozularak iade edildiği, mahkemece 11/12/2017 tarihli celsede F. D. tanık sıfatıyla dinlenerek, mağdura ilişkin muayene olduğu gün hasta defter kayıtları getirtilerek incelendiği, katılan H. S.'nın sanık Y. ile karı koca olduklarını, mağdurun önceki eşinden olan kızı olduğunu ve birlikte yaşadıklarını, mağdur olan kızı A. S.'nın velayetinin kendisinde olduğunu, kızının sürekli Konya Beyşehir'de yaşayan öz babasının yanına gidip 15 gün kalmak istediğini, kızının moralinin bozuk olduğunu ve üzgün olduğunu görmesi üzerine, kızını özel bir psikoloğa götürdüğünü, psikoloğun kızı ile görüştükten sonra kendisini çağırdığını ve kızına üvey babası tarafından tecavüz edildiğini anlattığını, olaydan bu şekilde haberdar olduğunu, kızına bu durumu sorduğunda doğruladığını, bu durumun bir buçuk yıldır devam ettiğini, bu olayı eşine sorduğunda böyle bir olayın yaşanmadığını söyleyerek itiraz ettiğini, eşini evden kovduğunu, eşinin de bir şey olmamış gibi evden çıkıp gittiğini, eşinden davacı ve şikayetçi olduğunu beyan ettiği kolluğa verdiği şikayet dilekçesi; katılan küçük A. S. K.'ın 08/10/2016 tarihinde ÇİM'de alınan beyanında, ilkokul 4. sınıfta okuduğu sırada, birinci dönemin ortalarında evde oturduğu esnada annesinin temizliğe gittiğini, üvey babası olan sanık Y. S.'nın çalışmadığından dolayı evde olduğunu, üvey babasının kendisini yatak odasına götürdüğünü, elbiselerinin alt kısımlarını çıkarmaya başladığını, eşofman ve iç çamaşırlarını çıkardığını, kendisinin de şortunun ve iç çamaşırını indirdiğini, kendisini yatağa yatırarak üzerine çıktığını, ancak kendisinin ağlaması üzerine üstünden çekildiğini, bu eylemde bulunduğu esnada kendisinin penisini görmediğini, sadece poposuna sürttüğünü, içeri girmeye çalıştığını ancak "istemiyorum" dediğini, ağlaması üzerine kendisini bıraktığını eşofmanını giyip odadan çıktığını, 5. sınıftayken iki üç defa aynı şekilde üç dört hafta arayla eylemlerde bulunduğunu, 6. sınıfta iken okula yeni başladığında evde kimsenin olmadığı sırada yine kendisini yatak odasına götürerek soyduğunu ve poposuna cinsel organını önce sürttüğünü, sonra içine girdiğini, yaklaşık bir iki dakika sürdüğünü, babasının cinsel organından sıvı geldiğini gördüğünü, sıvıyı kendi atleti ile temizlediğini, bunlara tepki olarak ağladığını ve üvey babasının kendisine "bunlar aramızda kalsın, annene söyleme" dediğini, bunun üzerine bu olayları annesine anlatamadığını, bu şekilde 6. sınıfta iken tarihlerini hatırlayamadığı zamanlarda iki üç defa aynı şekilde eylemlerde bulunduğunu, 7. sınıfta iken de aynı şekilde iki üç defa bu şekilde eylemlerde bulunduğunu, 8. sınıfta iken bu şekilde bir dokunmasının olmadığını, ifadesi alınmadan bir hafta önce teyzesi M. K. ile kısmen bu olayı paylaşması üzerine teyzesinin A. S.'yı psikoloğa götürdüğünü bunun üzerine psikoloğa olan olayların tamamını anlattığını, psikoloğun da teyzesine ve annesine bu durumu anlattığını, "ailesine bir zarar gelir, üvey babam bir zarar verir" korkusuyla bu durumu annesiyle daha önce paylaşmadığını belirttiği; katılan H. S.'nın 08/10/2016 tarihinde kollukta alınan beyanında, mağdur küçük A. S. K.'ın öz kızı olup, önceki evliliğinden olduğunu, velayetinin kendisinde olduğunu, sanık Y. S. ile 2006 yılında evlendiğini ve iki müşterek çocukları olduğunu, kızının kendisine sürekli babasının yanına gitmek istediğini söylediğini, kızının moralinin bozuk gibi göründüğünü, onu alıp psikoloğa götürdüğünü, psikoloğun kızıyla yaptığı görüşme neticesinde kendisiyle görüştüğünde, kızının üvey babası tarafından istismara uğradığını söylediğini, bu şekilde olaydan haberdar olduğunu, kızına sorduğunda kızının da 2 yıldır üvey babası olan sanık tarafından cinsel istismara uğradığını söylediğini, sanığa bu olayı sorduğunda sanığın kabul etmediğini, hiç bir şey olmamış gibi evden çıkarak gittiğini, sanık Y. S.'dan şikayetçi olduğunu belirttiği; katılan H. S.'nın 10/10/2016 tarihinde Antalya CBS'de alınan beyanında, sanık Y. S.'nın eşi olduğunu, kendisinin daha önceki evliliğinden olma 13 yaşındaki kızı mağdur A. S. K.'a yönelik cinsel istismar eylemi dolayısıyla kızının ifade verdiğini, bu ifade sonrasında kızını alarak ablasının evinin önüne gittiğinde sanık Y. ile karşılaştığını, sanığın kendisine yönelik olarak 'seninle görüşeceğiz' şeklinde tehditte bulunduğunu, bu sırada yankarında eniştesi ve ablasının bulunduğunu, sanığın tehdit eylemi dolayısıyla şikayetçi olduğunu belirttiği; sanık Y. S.'nın 11/10/2016 tarihinde kollukta alınan beyanında; üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, 10 yıldır mağdur ile birlikte yaşadıklarını, kendi çocuklarından ayırmadığını, 2014 yılına kadar kaldıktan sonra 2 yıldır Yeniköy'de V. S. isimli yetiştirme yurdunda kaldığını, yurttan da servis ile okuduğu imam hatip lisesine gittiğini, 2,5 ay önce kalmış olduğu yurttan kendisini camdan atmaya kalkıştığını, eşiyle birlikte gidip sebebini sorduklarında; okumak istemediğini, ayrıca "yurtta değil sizin yanınızda kalmak istiyorum" diye söylediğini, iddiaların asılsız olduğunu, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği; tanık E. S.'nın 17/10/2016 tarihinde Antalya CBS'de alınan beyanında, sanık Y. S.'nın oğlu olduğunu, oğlunun eşi H. ile yaklaşık 11 yıl önce evlendiğini, mağdur A.'nin o zaman 3 yaşında olup, o zamandan bu yana mağdura oğlunun baktığını, iki tane daha kız çocuğu olduğunu, hep birlikte yaşadıklarını, mağduru kendi öz kızlarından ayırdığını görmediğini, bildiği kadarıyla mağdurun öz babasının yanına gitmek istediğini, buna annesi ve oğlunun izin vermediğini, hatta yatılı kursa verdiklerini ancak orada kalmak istemediğini söylediklerini, bu yüzden mağdurun oradan kurtulmak için oğlu hakkında böyle bir beyanda bulunmuş olabileceğini belirttiği; tanık F. Y.'ın 17/10/2016 tarihinde Antalya CBS'de alınan beyanında, sanığın kardeşi olduğunu, 06/10/2016 günü kardeşinin kendisini aradığını ve eşi H. ve üvey kızının kendisine iftira attığını söyleyerek yanına geldiğini, kendisini dinledikten sonra eşi H.'yi aradığını, H.'nin telefonda “eşim üvey kızına tecavüzde bulunmuş, elimizde tapu gibi raporu var Antalya'yı terk etsin çocukları ve evi bana bıraksın ben şikayetçi olmamayım” diye söylediğini, bunun üzerine kendisinin de “rapor var ise gerçek ortaya çıksın böyle bir şeyi nasıl kabul ediyorsun, niye şikayet etmiyorsun” diye söylediğini, raporu nasıl aldın diye sorduğunu, cevaben H.'nin “3 gün içerisinde verdiler, saçından bir örnek getirdim, bu şekilde raporu aldım” dediğini, daha sonra yaptıkları araştırmada mağdur Z. K.'ın öz babası A. K.'a "Y. babam ile annemi ayıracağım, öz babam ile annemi birleştireceğim" diye söylemiş olduğunu, A. K.'dan duyduğunu, A. S.'yı annesinin de öz babasına göndermediğini, görüşmesini istemediğini, bundan dolayı kardeşine iftira attığını düşündüğünü, daha önce Isparta'da bulundukları sırada A. Y. isimli kişinin A. S.'ya tacizde bulunduğunu A. S.'nın söylediğini, bu olayın yaklaşık 3-4 sene önce olduğunu, katılan H.'nin çocuğu zarar görmemesi için şikayetçi olmadığını belirttiği; katılan küçük A. S. K.'ın yapılan tetkiklerinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 08/10/2016 tarihli raporunda, genel vücut muayenesinde vücutta belirtilen bir travmatik patoloji tespit edilmediği, genital muayenesinde; dış genital patoloji saptanmadığı, hyme açıklığı 1 cm çaplı orta esneklikte olup eski yada yeni skar saptanmadığı, anal muayenesinde; anüs ve çevresinde fissür, laserasyon, ekimoz... vs. gibi herhangi bir travmatik bulgu tespit edilmediği, anal, sfrinkter tunusunun doğal olduğu, vücuda organ yada sair cisim sokulduğu saptanmadığı, ancak ayrıntıları ile fiili livata tariflemesi nedeniyle bölge kanlanması başta olmak üzere anotomisi dikkate alındığında livata bulgularının kaybolmuş olabileceğinin belirtildiği; yine katılan küçüğün çocuk psikiyatri uzmanından alınan raporuna göre; "depresyon bozukluğu tanısının konulduğu, ruh sağlığının olumsuz etkilendiği, fiilin hukuki anlam ve yeteneğinin algılamasının geliştiği, ifadelerine itibar edilebileceği, yönlendirmeye açık olmadığı, ifadelerinin kurgusal özellik taşımadığı, tıbbi kanaatine varılmıştır" şeklinde raporunun düzenlendiği; katılan küçük A. S. K.'a yönelik, Çocuk İzlem Merkezi Adli Görüşme Değerlendirme Raporunda, raporun sonuç kısmında; katılan küçüğün anlama, kavrama ve kendini ifade etme becerileri açısından herhangi bir sorun olmadığı ve yaşına uygun gelişim gösterdiği, görüşme süresince kendisine yöneltilen soruları cevaplandırdığı, görüşmeci ile işbirliği içerisinde olduğu, görüşme boyunca kendisinin anlatımları ile beden dili ve duygu durumu arasında herhangi bir tutarsızlık olmadığının gözlendiğinin belirtildiği; katılan küçük A. S. K.'ın mahkememizin 27/02/2017 tarihli duruşmasında, sanıktan şikayetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini, ÇİM'de vermiş olduğu ifadelerinin de doğru olduğunu, sanığın üvey babası olduğunu, yaklaşık 3 sene önce üvey babasının önce eli ile tacizine, daha sonra da fiili livata ve tecavüzlerine maruz kaldığını, sanığın kendisine bu olayları anlatmaması için "sana eşya alırım, seni bundan sonra dövmem" gibi cümleler söylediğini, daha sonra bu eylemlerin yaklaşık 3 yıl sürdüğünü, olayı annesine ve teyzesine anlattığını, 3 yıl boyunca bazen vücudunda kanamalar olduğunu ancak bunları da annesinden sakladığını beyan ettiği; katılan H. S.'nın mahkememizin 27/02/2017 tarihli duruşmasında, sanıktan şikayetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini, sanık ile 11 yıldır resmi nikahlı olduğunu, sanığın kızı A.'nin üvey babası olduğunu, olayı A.'den öğrenmesi üzerine, 10 gün sonra sanık hakkında boşanma davası açtığını, sanığın girdiği işlerde uzun süre çalışmaz, sebat göstermez ve yalan söyler olduğunu, evlerine sürekli haciz memurlarının geldiğini, zaman zaman sanığın kendisine karşı da livata eyleminde bulunduğunu, kızının teyzesine 01/10/2016 günü bu olayı anlatmış olduğunu, teyzesi S.'nın da bu olayı duyduktan 1-2 gün sonra kendisine aktardığını, hatta teyzesinin kızını kendisinden habersiz psikoloğa götürmüş olduğunu, kızının bu olay tarihinden yaklaşık 1,5 yıl önce yurtta kalmaya başladığını, evden ayrılmak istediğini, yurtta kaldığı dönemde de 2 haftada bir haftasonu iznine evlerine geldiğini, evde A.'den başka iki kızının daha olduğunu, onların yaşının 10 ve 7 olduğunu, sanığın diğer kızlarına bir şey yapmamış olduğunu, kızını teyzesinin jinekoloğa da götürmüş olduğunu, jinekoloğun kızının poposunda çatlak vs. tespit etmiş olduğunu ancak rapor vermemiş olduğunu beyan ettiği; tanık S. Ö.'ın mahkemenin 27/02/2017 tarihli duruşmasında, A.'nin teyzesi olduğunu, bu olayı A.'nin ilk olarak kendisine anlattığını ve sanığın A.'nin giysilerini çıkartıp eli ile vücudunun muhtelif yerlerine dokunduğunu hatta A.'nin kendisine tecavüz ettiğini de söylediğini ve ağlamaya başladığını, hatta sanığın atletine de boşaldığını, bu olayların yaklaşık 3 yıldır devam ettiğini, son 1 yıldır da tecavüzün livata şeklinde oluştuğunu söylediğini, hatta 3 kez fiili livata suretiyle sanığın tecavüzüne zaman zaman maruz kaldığını ifade ettiğini, kendisine “sağlık sorunun var mı” diye yada “yaşadın mı” diye sorunca hiçbir şey anlatmadığını, katılan küçüğün V. S. Kız Yurdu isimli bir yurtta yaklaşık 2 yıl kadar kaldığını, A.'den bu olayları duyunca büyük ablası Y. K.'a anlattığını, ablası olan A.'nin annesine ise sanık yine kandırır diye haber vermeksizin, A.'nin annesi olmaksızın A.'yi psikoloğa götürdüklerini, psikologun kendilerine "A. doğruyu söylüyor, bu kızı o adamdan kurtarın, durumu da annesine izah edin" dediğini ve bu durumu o zaman A.'nin annesine anlattıklarını, psikologun kendilerini tanıdığı bir jinekoloğa yönlendirdiğini, jinekologun A.'yi muayene ettiğini ve "makat bölümünde bir çatlaklık var ve zorlama olmuş" dediğini, jinekologtan rapor istediğini ama kızın adı çıkar o sebeple rapor yazamam dediğini, jinekoloğun adının F. D. olduğunu, bu olayı ablasına anlattıktan sonra ablasının aynı gün içerisinde Y. S.'yı evden kovduğunu, Y. S.'nın ablasını daha önce başka bir kadınla aldatmış olduğunu, diğer aynı evde yaşayan 2 yeğeninden ise sanığın herhangi bir cinsel taciz yada saldırısını duymadığını, gece cinsel yaşamı hakkında da ablasının kendisine karşı sanığın sapkınlıkları olduğunu söylediğini, yeğenim olan A.'nin kendisine bu olayı ilk olarak 2016 yılının Ağustos ayında ve son haftasında anlattığını, yeğeninin bu olayı anlatmasından 1 hafta sonra karakola müracat ettiklerini, A.'yi zaman zaman sanığın dövdüğünü bildiğini, hatta A.'nin bu sebeple yurda çıktığını, bu aile ile yaklaşık 1 yıl birlikte yaşadığını, onların evinden ayrılmadan önceki dönemde sanığın A.'yi eskisi kadar dövmediğini, kendisi onların evinde Y.ken sanığın baldızı olarak herhangi bir terbiyesiz hareketi olmadığını beyan ettiği; tanık F. Y.'ın mahkemenin 27/02/2017 tarihli duruşmasında, sanığın kardeşi olduğunu, A.'nin annesi H.'nin sanık ile konuştuğu gün sanığın yanına gelerek ve H.'nin kendisinin A.'ye tecavüz ettiğinden bahsederek kendisini suçladığını ifade ettiğini, hemen telefon ile H.'yi aradığını ve olayın aslını sorduğunu. H.'nin de kendisine "evet abla olay doğru ve ben 3 gündür bu olay ile uğraşıyorum, kızıma Y.'in tecavüz ettiğine ilişkin birebir uyan DNA raporu da var” dediğini, kendisinin de madem ki böyle bir olay ve rapor var, neden şikayetçi olmadığını sorduğunu, H.'nin de cevaben "ben onun yani Y.'in şerefini düşünüyorum, Antalya'yı terk etsin, şikayetçi olmayacağım" dediğini, A.'nin bir ara kuran kursuna gidip, yurtta kaldığını, hatta o yurda da katılan küçüğün istekli gittiğini düşünmediğini, o yurda ağlayarak gittiğini, A.'nin, Z. K.'a “Y. babam ile annem H.'yi ayırıp kendi öz babam ile onları birleştireceğim” demiş olduğunu, bunu A. K.'dan duyduklarını, kardeşi olan sanığın A.'yi dövdüğünü hiç görmediğini, H.'nin halasının oğlu, A. Y. ile aralarında yine bir taciz olayı ve iddiası olduğunu, aile içinde bu daha önce konuşulmuş olduğunu beyan ettiği; tanık Z. K.'ın mahkemenin 27/02/2017 tarihli duruşmasında, sanığın A.'ye karşı herhangi bir eylemde bulunup bulunmadığını bilmediğini, A.'nin kendisine “annemle Y.'i ayıracağım, üvey babamı ayırıp öz babam ve öz annemi birleştireceğim” demediğini beyan ettiği; tanık Y. K.'ın mahkemenin 27/02/2017 tarihli duruşmasında, katılan A.'nin yeğeni olduğunu, A.'nin de iddiaları ciddi ve önemli olduğu için kız kardeşi ile birlikte yurtta kalan yeğeni A.'yi alıp psikoloğa götürdüklerini, psikologun önce kendisini, sonra da A.'yi dinlediğini, anlattıkları örtüşünce de “A.'yi bu adamın elinden kurtarın” dediğini, sonra jinekoloğa gittiklerini, jinekologun ise makat bölümünde A.'nin çatlaklıklarının bulunduğunu söylediğini, rapor almadıklarını, ancak jinekologun "Bu olay A.'nin anlatımına göre 5 hafta önce olduysa bu durum tıbben kanıtlanamaz" dediğini, jinekoloğun muayenesinden tahminen 1-2 gün sonra A. 'nin annesi H.'ye bu olayı anlattığını, Y.'in suçlamayı duyunca soğukkanlı davrandığını, hiç tepki vermediğini, daha önce A.'nin ailesi içerisinde köyde A. Y. bir kişi hakkında da A. 'nin böyle bir aynı mahiyette iddiaları olduğunu beyan ettiği; tanık T. Ç.'ın mahkemenin 27/02/2017 tarihli duruşmasında, sanığın arkadaşı olduğunu, bu olay sebebiyle Y.'in üvey kızı ile hakkında bir takım iddialar üzerine evden ayrıldığını söyledini, sanık olayı anlatırken "Ben A.'ye böyle bir şey yapmadım, baldızım iftira atıyor, Y. isimli baldızım bana iftira atıyor” dediğini, Y.'in yani sanığın baldızının eşi M.'e sanık Y. kredi çekmiş, iyilik yapmış, buna rağmen Y. sanığa iftira atmış olduğunu duyduğunu beyan ettiği; sanık Y. S.'nın mahkemenin 01/03/2017 tarihli duruşmasındaki savunmasında, suçlamaları kabul etmediğini, A. S. K.'ın üvey kızı olduğunu, A. S. K. yani üvey kızının kendisine iftira attığını, kendi öz anne ve babasını bir araya getirmeyi düşündüğünü, hatta bunu Z. K.'a da söylediğini, katılan küçüğün annesinin baskılarına maruz kaldığını, teyzelerinin duygusal baskılarına maruz kalıp böyle iftiralar attığını, hatta yurt ortamında yetişmemesi için evde kalmasını isteyenin de kendisi olduğunu, A.'yi öz çocuklarından hiç ayırmadığını, hatta eşinin kendisine “Boşanma davasını kabul et, Antaya'yı terk et senin hakkında şikayetçi olmayacağım da” dediğini, daha önce akrabalarından olan A. Y. ve eniştesi Y. Kay'ın A.'ye karşı cinsel istismarı sebebiyle şikayetçi olacağını söylediğini, bu sebeple de kendisine iftira attıklarını, hatta M. K.'ın Y.'ın kardeşi olduğu için mahkemeye katılmasını da istemediğini, tehditlerde bulunduğunu beyan ettiği; duruşmalar sürecini havi zabıtlar ile soruşturma ve kovuşturma sürecine dair tüm dosya kapsamı hükme esas delillerden olup, bu deliller ışığında bir değerlendirme yapmak gerektiğinden; katılan H. ile sanık Y. S.'nın karı-koca oldukları, katılan küçük A. S. K.'ın ise H.'nin önceki eşinden olan kızı olduğu ve birlikte yaşadıkları, A.'nin velayetinin annesi H.'de olduğunu, ayrıca sanık ile katılanın müşterek 7 ve 10 yaşlarında iki çocuğunun daha aynı evde yaşadığını, A.'nin teyzeleri olan S. Ö. ve Y. K.'ın anlatımıyla A.'nin moralinin bozuk olduğunu ve üzgün olduğunu görmesi üzerine kendisine sorduklarının, özel bir psikoloğa götürdüklerini, psikoloğun A. ile görüştükten sonra kendilerine A.'nin üvey babası tarafından tecavüz edildiğini anlattığını, daha sonra A.'yi bir jinekolağa götürdükleri, daha sonra bu anlatımları A.'nin annesi katılan H.'nin de öğrendiği ve kızına bu durumu sorduğunda doğruladığını, bu durumun bir buçuk yıldır devam ettiğini, bu olayı eşine sorduğunda böyle bir olayın yaşanmadığını söyleyerek itiraz ettiğinin, eşini evden kovduğunu, eşinin de bir şey olmamış gibi evden çıkıp gittiğini beyan ederek katılan H.'nin şikayetçi olması üzerine adli tahkikatın başladığı anlaşılan olayda; her ne kadar sanık Y. S. hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlamasıyla kamu davası açılmış ise de; küçük A. S. K.'ın iddia olunan eylem nedeniyle yapılan tetkiklerinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 08/10/2016 tarihli raporunda, genel vücut muayenesinde vücutta belirtilen bir travmatik patoloji tespit edilmediği, genital muayenesinde; dış genital patoloji saptanmadığı, hyme açıklığı 1 cm çaplı orta esneklikte olup eski yada yeni skar saptanmadığı, anal muayenesinde; anüs ve çevresinde fissür, laserasyon, ekimoz... vs. gibi herhangi bir travmatik bulgu tespit edilmediği, anal, sfrinkter tunusunun doğal olduğu, vücuda organ yada sair cisim sokulduğu saptanmadığı, ancak ayrıntıları ile fiili livata tariflemesi nedeniyle bölge kanlanması başta olmak üzere anotomisi dikkate alındığında livata bulgularının kaybolmuş olabileceğinin belirtildiği; bu itibarla atılı eylem yönünden kesin bir tanı belirtilmemekle ihtimale dayalı bulguların kaybolmuş olabileceği belirtilse de; katılan küçük A.'nin anlatımları, tanıklar S. Ö. ve Y. K.'ın anlatımları dikkate alındığından son iki yıl içinden birden çok fiili livataya uğradığının iddia edilmesi karşısında buna ilişkin bulguların çıkmamış olması, katılan H.'nin önce kızını psikoloğa götürdüğünü ve akabinde jinekoloğa götürdüğünü beyan etmesi karşısında, kovuşturma aşamasında beyanını değiştirerek teyzelerinin küçük A.'yi tetkik amacıyla uzmanlara götürdüğünü beyan etmesi çelişki doğurmuş, belirtilen psikolog ve jinekolog hekimin her hangi bir rapor düzenlemeyerek, küçüğün teyzelerine beyanla “çocuğun adı çıkar” diyerek bu sebeple rapor düzenlemediğini, fakat 1 hafta sonra katılan H.'nin şikayetçi olduğunu anlatmaları hayatın olağan akışına aykırı ve makul bir sebep olarak görülmemiş, varlığı şüpheli, soyut ve mücerret nitelikte beyanlar olarak değerlendirilmiş olup, tanıklar Y. K. ve S. Ö.'ın duyuma dayalı tanıklıklarının olduğu anlaşılmakla ve tanık F.'in beyanlarında sübutu etkiler nitelikte görgünün olmadığı ve defterdeki kayıtların da sanığın bu fiili işlediğine dair veri içermediğinden, sanığın inkarına yönelik beyanlarının aksine cezalandırılmasına yeter her türlü kuşkudan uzak delil elde edilemediğinden CMK.’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar vermek hususunda mahkemece tam bir vicdani kanaat geldiği belirtilerek; Antalya 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 11/12/2017 gün ve 2017/369 Esas 2017/335 Karar sayılı kararı ile; sanık Y. S. hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
Verilen bu karara karşı katılan A. S. K. ve katılan bakanlık vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine;
Sanık hakkında çocuğun nitelikli olarak cinsel istismarı suçundan verilen beraat kararı hakkında duruşma açılmasına karar verilmesi sonucu yapılan yargılamada;
Sanık Y. S. dairemizde alınan savunmasında; önceki savunmalarını tekrar ettiğini, suçlamayı kabul etmediğini, annesi H. ile evlendiğinde mağdur A. S. 3 yaşında olduğunu, 12 yıl beraber yaşadıklarını, katılan dahil 3 kızı olduğunu, çocuklarını ayırt etmediğini, cezalandırılacaksa lehe olan hükümlerin uygulanasını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini ifade etmiştir.
Katılan A. S. K. dairemizde alınan beyanında; bir şey söylemek istemediğini, şikayetinin ve katılma talebinin devam ettiğini ifade etmiştir.
Müşteki H. Ö. dairemizde alınan beyanında; önceki beyanlarını tekrar ettiğini, şikayetçi olmadığını, katılma talebinden vazgeçtiğini ifade etmiştir.
Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında; sanık Y. S. hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde mahkumiyetine ilişkin karara karşı vaki istinaf talebi üzerine duruşma açılmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde;
Sanık hakkında düzenlenen iddianame ile üvey babası Y. S.'nın çalışmadığından dolayı evde olduğunu, üvey babasının kendisini yatak odasına götürdüğü, elbiselerinin alt kısımlarını çıkarmaya başladığı, eşofman ve iç çamaşırlarını çıkardığı, kendisinin de şortunun ve iç çamaşırını indirdiği, mağdureyi yatağa yatırarak üzerine çıktığı, ancak ağlaması üzerine üstünden çekildiği, bu eylemde bulunduğu esnada poposuna sürttüğü ve içeri girmeye çalıştığı mağdurenin "istemiyorum" dediği ve ağlaması üzerine kendisini bıraktığı eşofmanını giyip odadan çıktığı, 5. sınıftayken iki üç defa aynı şekilde üç dört hafta arayla eylemlerde bulunduğu, 6. sınıfta iken okula yeni başladığında evde kimsenin olmadığı sırada yine kendisini yatak odasına götürerek soyduğu ve poposuna cinsel organını önce sürttüğü, sonra içine girdiğini, yaklaşık bir iki dakika sürdüğü, babasının cinsel organından sıvı geldiğini gördüğü, sıvıyı kendi atleti ile temizlediği, bunlara tepki olarak mağdurenin ağladığı ve üvey babasının kendisine "bunlar aramızda kalsın, annene söyleme" dediği, 6. sınıfta iken iki üç defa aynı şekilde eylemlerde bulunduğundan bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde sanığın savunmasının aksine, mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden ve bu haliyle üzerine atılı eylem mahkememizce sabit görülmediğinden sanığın CMK 223/2-e mad. gereğince beraatine, karar verilmiştir.
Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile mağdurenin annesi vekillerince yapılan istinaf başvurusu ile verilen kararın kaldırılarak sanığın mahkumiyetine karar verilmesi talep edilmiştir.
Dosya üzerinde yapılan inceleme ile sanığa yüklenen suçun unsurları itibariyle oluşup oluşmadığının tayini hususunda duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Sanık Y. S.'nın alınan beyanında; üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, 10 yıldır mağdur ile birlikte yaşadıklarını, 2014 yılına kadar kaldıktan sonra 2 yıldır Yeniköy'de V. S. isimli yetiştirme yurdunda kaldığını, yurttan da servis ile okuduğu imam hatip lisesine gittiğini, 2,5 ay önce kalmış olduğu yurttan kendisini camdan atmaya kalkıştığını, eşiyle birlikte gidip sebebini sorduklarında; okumak istemediğini, ayrıca "yurtta değil sizin yanınızda kalmak istiyorum" diye söylediğini, iddiaların asılsız olduğunu, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
Mağdurun alınan doktor raporunda; genel vücut muayenesinde vücutta belirtilen bir travmatik patoloji tespit edilmediği, Genital Muayenesinde; dış genital patoloji saptanmadığı, hyme açıklığı 1 cm çaplı orta esneklikte olup eski yada yeni skar saptanmadığı,
Anal Muayenende; anüs ve çevresinde fissür, laserasyon, ekimoz... vs. Gibi herhangi bir travmatik bulgu tespit edilmediği, anal, sfrinkter tunusunun doğal olduğu, vücuda organ yada sair cisim sokulduğu saptanmadığı, ancak ayrıntıları ile fiili livata tariflemesi nedeniyle bölge kanlanması başta olmak üzere anotomisi dikkate alındığında livata bulgularının kaybolmuş olabileceği belirtilmiştir.
Mağdurun çocuk psikiyatri uzmanından alınan raporuna göre: "depresyon bozukluğu tanısının konulduğu, ruh sağlığının olumsuz etkilendiği, fiilin hukuki anlam ve yeteneğinin algılamasının geliştiği, ifadelerine itibar edilebileceği, yönlendirmeye açık olmadığı, ifadelerinin kurgusal özellik taşımadığı, tıbbi kanaatine varılmıştır" şeklinde raporunun düzenlendiği,
Mağdur hakkında düzenlenen Çocuk İzleme Merkezi Adli Görüşme Değerlendirme Raporunda: Raporun sonuç kısmında; mağdurun anlama, kavrama ve kendini ifade etme becerileri açısından herhangi bir sorun olmadığı ve yaşına uygun gelişim gösterdiği, görüşme süresince kendisine yöneltilen soruları cevaplandırdığı, görüşmeci ile işbirliği içerisinde olduğu, görüşme boyunca mağdurun anlatımları ile beden dili ve duygu durumu arasında herhangi bir tutarsızlık olmadığının gözlendiğinin belirtilmiştir.
Katılan A. S. K. yargılama sırasında alınan beyanında: Sanık benim üvey babamdır ve şu an ben 8. Sınıfa gidiyorum. Bundan yaklaşık 3 sene önce ben üvey babamın önce eli ile tacizine, daha sonra da fiili livata ve tecavüzlerine maruz kaldım. Bana bu olayları anlatmamam için "Sana eşya alırım, seni bundan sonra dövmem " gibi cümleler söylüyordu. Daha sonra bu eylem yaklaşık 3 yıl sürdü. Olayı anneme, teyzeme anlattım. 3 yıl boyunca bazen vücudumda kanamalar oldu ancak bunları da annemden sakladım. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan H. S. alınan beyanında: "kızım A.'nin üvey babasıdır, zaman zaman sanık bana karşı da livata eyleminde bulundu, kızım bana bu olayı daha doğrusu teyzesine 01/10/2016 günü bu olayı anlatmış, teyzesi S. bana bu olayı duyduktan 1-2 gün sonra aktardı, hatta teyzesi bana söylemeden kızımı psikoloğa dahi götürmüş, kızım bu olay tarihinden yaklaşık 1,5 yıl önce yurtta kalmaya başlamıştı, evden ayrılmak istedi, yurtta kaldığı dönemde de 2 haftada bir haftasonu iznine evimize gelirdi, evde A.'den başka iki kızım daha vardı, diğer iki kızıma herhangi bir şey yapmamıştır, onların yaşı 10 ve 7 'dir, kızımın teyzesi jinekoloğa da kızımı götürmüş, jinekolog kızımın poposunda çatlak vs. tespit etmiş ancak rapor vermemiş" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık S. Ö. alınan beyanında "Bu olayı A. ilk olarak aileden biri olarak bana anlattı ve üvey babası olan sanığın kendisinin yani A.'nin giysilerini çıkartıp eli ile vücudunun muhtelif yerlerine dokunduğunu söyledi hatta A., sanığın kendisine tecavüz ettiğini de söyledi ve ağlamaya başladı. Hatta A. sanığın çıkardığı atletine de boşaldığını ifade etti. Bu olayların A. bana yaklaşık 3 yıldır devam ettiğini söyledi. Son 1 yıldır da tecavüzün livata şeklinde oluştuğunu söyledi. Hatta 3 kez fiili livata suretiyle sanığın tecavüzüne zaman zaman maruz kaldığını ifade etti. Hatta ben sağlık sorunun var mı diye yada yaşadın mı diye sorunca hiçbir şey anlatmadı sadece ağladı. V. S. Kız Yurdu isimli bir yurtta A. yaklaşık 2 yıl kadar kaldı. Haftasonları yurttan haftasonu izni alarak eve de gelirdi. Ben A.'den bu olayları duyunca büyük ablam Y. K.'a anlattım. Ablamı yani A.'nin annesini sanık yine kandırır diye ablama haber vermeksizin yani A.'nin annesi olmaksızın ben ve büyük ablam Y. ile A.'yi psikoloğa götürdük. Psikolog bize "A. doğruyu söylüyor, bu kızı o adamdan kurtarın, durumu da annesine izah edin" dedi ve bu durumu o zaman A.'nin annesine anlattık. Psikolog bizi tanıdığı bir jinekoloğa yönlendirdi. Jinekolog A.'yi muayene etti ve "makat bölümünde bir çatlaklık var ve zorlama olmuş" dedi. Jinekologtan rapor istedim ama kızın adı çıkar o sebeple rapor yazamam dedi. Muayene ücreti olarak da 150 TL'yi aldı. Jinekoloğun adı F. D.'dir. Biz bu olayı ablama anlattıktan sonra ablam olayı öğrenir öğrenmez ve aynı gün içerisinde Y. S.'yı evden kovdu. Y. S. ablamı daha önce başka bir kadınla aldatmıştı. Yeğenim olan A. bana bu olayı ilk olarak 2016 yılının Ağustos ayında ve son haftasında anlattı. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık E. S. beyanında " 2 ay önce babam olan sanık Y. ablam A.'ye gel dedi. Markete gideceğiz dedi. Ben de gitmek istedim. Sen gelme dedi. Yaklaşık 2 dakika sonra ben çocuk odasına gittiğimde ablam A.'nin orada ağladığını gördüm. Sordum ablam A. bana bir şey demedi. Ablam A. çocuk odasında yalnızdı. Babam ise başka bir odada oturuyordu. Tahminen saat aynı gün 18.00 sularında ise ben dinlenmek ve uyumak için odama gittiğimde inleme sesleri duydum. Banyoda inleme sesleri duydum. Babam banyo yapıyordu. Bu inleme seslerini merak edip babama sorduğumda babam bir şey yok dedi. Babam o esnada banyoda yalnız mıydı bilmiyorum. Babama ablamı sordum. Ablan bir yere gitti dedi. ablamı hemen hergün döverdi ancak yaklaşık 3 aydır ablamı babam dövmüyor, ona iyi davranıyordu. Bizlere göre ona daha yakın ve daha samimiydi. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Y. K. alınan beyanında "kız kardeşim ile birlikte yurtta kalan yeğenim A.'yi alıp psikoloğa götürdük. Psikolog önce beni dinledi. Daha sonra da A.'yi dinledi. Benim anlattıklarım ile A.'nin dedikleri örtüşünce de A.'yi bu adamın elinden kurtarın dedi. Üçümüz bu kez jinekoloğa gittik. Jinekolog ise makat bölümünde A.'nin çatlaklıklarının bulunduğunu söyledi. Rapor almadık. Ancak jinekolog "Bu olay A.'nin anlatımına göre 5 hafta önce olduysa bu durum tıbben kanıtlanamaz" dedi. Jinekoloğun muayenesinden sonra tahminen 1-2 gün sonra A.'nin annesi H. kardeşime bu olayı anlattım." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tüm beyanlara ve mağdurenin alınan doktor raporlarına göre tanıkların mağdureyi jinekoloğa götürdükleri sabittir. Yaşı göz önüne alındığında karşılaştığı cinsel istismar nedeniyle doktora götürüldüğü ve tanıkların birbirini doğrulayan beyanlarına göre istismara maruz kaldığına dair bulgular elde edilmiştir.
Müştekinin iddiası, sanığın savunması, dr raporları, tanık beyanları ile tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığı annesi ile evli olması nedeniyle üvey kızı durumunda olup bakım ve gözetim sorumluluğu taşıdığı ve suç tarihinde 15 yaşından küçük mağdure ile birden fazla kez livata suretiyle cinsel dokunulmazlığını organ sokmak suretiyle ihlal ettiği ve bu suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesinin kanuna ve dosya içeriğine uygun düşmediği kanaatine varılmıştır,
Belirtilen nedenlerle Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/12/2017 tarihli ve 2017/369 (E) ve 2017/335 (K) sayılı kararının KALDIRILMASI ile Sanığın sübut bulan çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan eylemine uyan TCK'nın 103/1-1, 103/2, 103/3-c, 43, 53 maddeleri gereğince cezalandırılmasına
Mağdurenin teyzesi Selma ile müracaaat ettiği Dr. F. D.'in mağdureyi muayene ettikten sonra "makat bölümünde bir çatlaklık var ve zorlama olmuş" şeklinde söylediğinin beyan edilmesi nedeniyle Dr. F. D.'in çocuğa cinsel istismar eylemine mesleği nedeniyle tanık olmasına rağmen eylemi yetkili makamlara bildirmediği anlaşıldığında hakkında TCK 280/1 maddesi kapsamında gereği yapılmak üzere ihbarda bulunulmasına karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
Dairemizce duruşma açılarak yapılan yargılamada; sanık savunması, mağdur, müşteki ve tanık anlatımları ile adli raporlar ve diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinde; cinsel dokunulmazlığa saldırı suçları için gerek Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamaları ve gerekse doktrin tarafından suç mağdurunun anlatımına önem vermek gerektiği, zira cinsel suçların mahiyeti gereği pek çok zaman gizli bir şekilde gerçekleştiği, tanık ve benzeri delilin bulunmadığı, hiç kimsenin kendi namus ve iffetini tartışmaya açacak şekilde şikayette bulunmayacağı, failin alacağı cezanın mağdurun uğrayacağı zararı telafi etmeyeceği, mağdurun cinsel dokunulmazlığına yönelik bir hareket olduğunu ileri sürmesi halinde kural olarak doğru söylediğinin kabul edilmesinin gerekeceği, ancak bunun yan deliller ve mağdurun tutarlı beyanı ile de desteklenmesinin gerektiği; olayımızda mağdur A. S. K.'ın 01/09/2003 doğumlu olduğu, annesinin babasından boşanarak sanık Y. S. ile 15/08/2007 tarihinde evlenmesi üzerine birlikte yaşamaya başladıkları, sanığın bu evlilikten de 2 kızının olduğu, mağdur A. S.'nın teyzesi olan S. Ö.'a üvey babası sanığın kendisini cinsel yönden istismar ettiğini ifade etmesi üzerine, mağdur A. S.'nın teyzeleri S. Ö. ve Y. K.'ın mağduru annesinden habersiz olarak önce bir psikoloğa götürdükleri, psikoloğun görüşme sonrası mağdurun cinsel istismara uğramış olabileceğini ifade etmesi üzerine, bu sefer bir jinekoloğa götürdükleri, jinekolog F. D.'in olayı adli makamlara bildirme yükümlülüğünü ihmal etmesi sebebiyle doğrulamamasına karşın tanıklar S. Ö. ve Y. K.'ın birbiri ile tutarlı ve dosya içeriğine, olayın gelişimine uygun anlatımları karşısında, mağdur A. S.'nın yapılan muayenesinde vajinal yönden bir olumsuzluk olmadığı fakat makat bölümünde bir çatlaklık ve zorlama olduğunu ifade ettiği, fakat kızın adının çıkacağından bahisle rapor düzenlenmeyerek adli mercilere müracaat edilmediği, ancak muayene tarihlerinde 13 yaş civarında olduğu anlaşılan mağdur A. S. K.'ın jinekolojik yönden muayenesinin yaptırılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, muayenenin bir şüphe üzerine yaptırıldığı, akabinde olayları öğrenen mağdurun annesi H.'nin sanığı evden kovarak boşanma işlemlerini başlattığı, yine mağdurun annesi H.'nin beyanından sanığın kendisine karşı da livata yolu ile cinsel ilişkiye girdiğinin anlaşıldığı, mağdur A. S.'nın yaşı dikkate alındığında ve aldırılan adli raporlarından beyanına itibar edilebileceği anlaşılmakla, olayı kurgulamasının mümkün gözükmediği ve çocuk izleme merkezinden itibaren alınan beyanlarının birbirini teyit ederek doğruladığı, mağdurenin beyanlarında ilkokul dördüncü sınıftan itibaren sanığın elbiselerinin alt kısmını ve iç çamaşırlarını çıkartarak cinsel organını mağdurenin poposuna sürttüğü, içine girmeye çalıştığı, bu olayların beşinci ve altıncı sınıflarda iken devam ettiği, altıncı sınıfta iken sanığın livata şeklinde mağdureye karşı eylemde bulunduğu, yedinci sınıfta da eylemlerine devam ettiği, akabinde sanığın eylemlerini teyzesine anlatması üzerine olayın ortaya çıktığı, ilk derece mahkemesinin beraat kararına gerekçe yaptığının aksine livata şeklinde cinsel istismarlarda mağdurenin anüsünde olaydan geçen süre de dikkate alındığında iz kalmayacağının normal olduğu, keza sanığın savunmasında mağdurenin annesi ile öz babasını birleştirmek için bu eylemleri kurguladığını ve bunu da tanık Z. K.'a anlattığını ifade etmiş ise de; bu beyanın tanık Z. K. tarafından doğrulanmadığı, yine savunma tanığı olarak dinlenen F. Y.'ın sanığın kardeşi olması ve beyanlarının yoruma dayalı olduğu ve yargılama konusu ile somut ilgisinin bulunmadığı anlaşılmakla; dosya kapsamı, olayın gelişimi, hayatın olağan akışı, adli raporlar ile mevcut tanık beyanları, mağdurenin ilk baştan itibaren birbirini teyit eden ve tutarlı anlatımları karşısında, sanığın üvey kızına karşı organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği suçun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu vicdani kanısı ile cezalandırılması cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
Sanık Y. S. hakkındaki Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11/12/2017 gün ve 2017/369 Esas 2017/335 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK.'nun 280/2. maddesi gereğince KALDIRILARAK;
Sanık Y. S.’in nitelikli çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği yapılan yargılama sonunda anlaşıldığından sanığın şahsi ve sosyal durumu, olayın oluş biçimi ve eylemin diğer özellikleri ile suçun işlendiği zaman, işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kastının yoğunluğu ile güttüğü amaç dikkate alınarak 5237 sayılı TCK.'un 103/2. maddesi gereğince takdiren 16 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın mağdurenin üvey babası olduğu anlaşılmakla cezasının 5237 sayılı TCK'nun 103/3-c,son maddesi gereğince yarı oranında arttırılarak 24 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eylemi aynı suç işleme kararı cümlesinden birden fazla kez işlediği anlaşıldığından zincirleme suç sebebiyle cezasının 5237 sayılı TCK.’nun 43/1. maddesi gereğince takdiren ¼ oranında arttırılarak 30 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA;
Sanığın duruşmalar sırasındaki iyi hali lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek cezasından 5237 sayılı TCK.' nın 62/1 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 25 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Taktiren başkaca artırım ve indirim yapılmasına yer olmadığına,
Sanık hakkında TCK.nun 53/1.maddesinin a,d,e bendlerinde belirtilen haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, c, bendindeki hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeye kadar diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanmaktan YOKSUN BIRAKILMASINA, sanık hakkında TCK nun 53/1-b maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140-2015/85 E-K sayılı kararı ile iptal edilmesi sebebi ile uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığa verilen cezanın miktarı dikkate alındığında CMK'nun 109/3-a maddesi gereğince yurt dışına çıkmasının yasaklanmasına, (itiraz ve yol süresi yüzüne izah edildi)
İlk derece mahkemesi yargılaması sırasında dinlenen doktor F. D. hakkında 5237 sayılı TCK'nun 280/1 maddesi gereğince gereğinin takdir ve ifası için Antalya C. Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına,
Sanığın sorumlu olduğu bilirkişi gideri 590 TL, posta ve davetiye gideri 350 TL, toplam 940 TL yargılama giderinin sanıktan alınarak maliye hazinesine gelir kaydına,
Katılan A. S. K. kendisini vekille temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesine göre ilk derece mahkemesinde 2017 yılı için maktu 3.960 TL, Bölge Adliye Mahkemesinde 2018 yılı için bir duruşmalı işte maktu 1.090 TL, toplam 5.050 TL avukatlık ücretinin sanıktan alınarak katılan A. S. K.'a verilmesine;
Dair, sanığın, sanık müdafinin, katılan A. S. K. ve katılan A. S. K. vekilinin yüzlerine karşı, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin yokluğunda, yüzlerine karşı karar verilenlere tefhimden, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekiline tebliğden itibaren 15 günlük süresi içerisinde Dairemize ya da Dairemize gönderilmek üzere bulunduğu yer Nöbetçi Ceza Mahkemesine ibraz edilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine sözlü beyanını zapta geçirtilmesi suretiyle verilen karara karşı Yargıtay'da temyizi kabil, temyiz edilmediği takdirde kesinleşeceği ve infaza verileceği bilinmekle, 18/04/2018 tarihinde oybirliği ile mütalaaya uygun karar verildi, hüküm tefhim edildi. (¤¤)