(5237 S. K. m. 3, 43, 52, 53, 62, 157, 158, 168) (5271 S. K. m. 231, 243, 279, 280, 283)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Denizli C. Başsavcılığı'nın 09/11/2015 tarihli iddianamesinde özetle "Olay günü müştekinin Pamukkale hastanesi yakınlarında parkta şüphelinin yanına gelip oturması ile tanıştığı şüphelinin, müştekiye borcu olup olmadığını sorduğu, kendisinin de borcu olduğunu söyleyince şüphelinin, müştekiden e- Devlet şifresini kredi kartlarını ve şifrelerini istediği müştekinin de kredi çekiverecek diye verdiği, şüphelinin, müştekinin kimliğinin resmini cep telefonu ile çektiği, daha sonra şüphelinin, müştekinin kredi kartından 1500 TL bir tanesi ile 4370 TL diğer kartı ile yaklaşık 6.000 TL civarında para çektiği, bu şekilde borçlarını ödemek için sana bankadan kredi çekeceğim diyerek kandırıp müştekinin kredi kartı ile para çekip dolandırdığı, şüphelinin savunmasında, olayı doğruladığı, ancak çektiği paraları üçgen çarşısı civarında L. isimli bir bayana teslim ettiğini belirttiği, daha sonrada müştekinin kredi çekmekten vazgeçmesi sebebiyle müştekinin kartı ile çektiği ve L. isimli bayana verdiği paraları müştekinin hesabına yatırdığını belirttiği, tüm dosya kapsamından şüphelinin o anda parkta tanıştığı birisine kredi çekip iyi niyetle yardımcı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu sebeple şüphelinin savunmalarına itibar edilemediği, şüphelinin baştan beri müştekiyi dolandırmak amacıyla hareket edip onu dolandırdığı ve isnat edilen suçu işlediği" iddia edilerek, sanığın dolandırıcılık suçundan 157/1, 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
Denizli 11.Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2017 tarih, 2015/1240 Esas - 2017/386 Karar sayılı kararı ile sanığın basit dolandırıcılık suçundan TCK'nın 157/1,62,52/2,53 maddeleri uyarınca sonuç olarak 4 yıl hapis ve 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair karar verilmiştir.
Sanık müdafii süresi içinde hükmü istinaf etmiştir. Aleyhe istinaf talebi bulunmamaktadır.
Davanın yeniden görülmesi şartları oluştuğundan dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiştir.
İddia makamının esas hakkındaki mütalaasında: "Sanığın, olay günü sanık ile katılanın Pamukkale Hastanesine yakın parkta tanıştıkları, sanığın kendisini farklı bir kişi olarak tanıttığı, katılanın ayaklarından özürlü olduğu, bu durumu fırsata çevirmeye çalışan sanığın kendisini iş uzmanı olarak tanıttığı ve sigortadan yüklü miktarda para alması için katılana yardımcı olabileceğini söylediği, katılanın buna inandığı, sonrasında katılana ait Yapı Kredi Bankasına ait kredi kartından 28/10/2015 günü saat 14.35’de 2.500 TL, aynı gün saat 14.37’de 1.000 TL, 02/11/2015 günü saat 23.49’da 1.750 TL çekimler yaptığı, 30/10/2015 günü de 1.000 TL havale yaptığı eylemini tevil yollu olarak ikrar ettiği, atılı suçu işlediği tanık beyanları, katılanın oluşa ve olaya uygun anlatımları ve banka kayıtları ve dosyadaki tüm delillerden anlaşıldığı,
Sanığın farklı tarihlerde kartı kullanmak suretiyle yarar sağladığı gözetilerek TCK’nın 43/1 maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin tatbik edilmesinin gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatiyle;
Sanık müdafiinin istinaf talebinin kabulüyle, Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2017 tarih, 2015/1240 Esas ve 2017/386 Karar sayılı kararının yekünen ORTADAN KALDIRILMASINA,
Sanığın yukarıda izah olunan ve ilişkilendirilen delillerden sabit olan ve eylemine uyan TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın farklı tarihlerde kartı kullanmak suretiyle yarar sağladığı gözetilerek TCK’nın 43/1 maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin TATBİK EDİLMESİNE,
Katılan zararının giderildiği ve ödemeye ilişkin dekontu da sunmuş olması hususları da gözetilerek sanık hakkında verilecek cezadan TCK’nın 168/2 maddesinde belirtilen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmak suretiyle cezasında indirime gidilmesine,
Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Aleyhe istinaf olmaması, CMK’nın 283. maddesinin amir hükümleri ve sanığın kazanılmış haklarının GÖZETİLMESİNE,
Dair, karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." demiştir.
Sanık ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında: "Ben Halkbankasına yakın bir bankta bankada güvenlik görevlisi olduğunu bildiğim ancak ismini şuan hatırlayamadığım kişi ile iş sağlığı uzmanlığı konusunda konuşurken, müşteki de bizi duymuş, yanımıza gelip oturdu. Daha sonra ben ondan çakmak istedim. Vücudundaki yaraları görünce müştekiye sorduğumda kendisinin iş kazası geçirdiğini söyledi ve bu konuyla ilgili bizden yardım istedi. Ancak müştekinin iş kazası geçirmediğini normal kaza geçirdiğini bana anlattığı hususlardan farkedince ben de kendisine yardımcı olamayacağımı, ancak bu konuda uzman arkadaşlarım olduğunu söyledim. İddianamede belirtildiği gibi kartlarını alıp kendisini dolandırmadım. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum." demiştir.
Katılan ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: "Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim. O ifadem geçerlidir." demiş, müştekinin 04/11/2015 tarihinde polis merkezinde vermiş olduğu ifadesi okunup sorulduğunda: "Doğrudur, bu ifademi aynen tekrar ederim. ... olarak kendisini tanıtan kişi benim kredi kartlarımı alıp gitti, sana kredi çekeceğim dedi. Ancak benim kredi kartlarımdan 6.000 TL civarında para çekmiş. Daha sonra kredi kartlarımı getirip bana teslim etti. Ben kredi kartlarından neden para çektin dediğimde. Bana "Borçları aktardım. Sana 32.000 TL kredi çekeceğim" demişti. Ancak bana kredi çekmedi. 6.000 TL paramı da iade etmedi. Ben kredi kartı borcumu kendim ödedim. ...'den şikayetçiyim, kamu davasına katılmak istiyorum. Zararım da giderilmedi. Bu olay sırasında benim iş kazam nedeniyle sol ayağım alçıdaydı. Halen alçı ve platin var. Sol gözümü de şekerden kaybettim." demiştir.
Tanıklar ilk derece mahkemesinde alınan beyanlarında:
Tanık ... Anlatımında: "... benim komşumdur. Aynı sokakta oturuyoruz. ... biz iş kazası geçirmişti. Ayaklarından rahatsızdı. Üniversiteye gelip gidiyordu. ...'nın evine bir şahıs 3-4 defa gelip gitmeye başladı. Ben de ...'a sorduğumda, kendisine iş güvenliği yasasından yardımcı olacak bir kişi diye söyledi. Yine bu kişinin elinde bilgisayar ve büyük bir telefonu vardı. ... o zamanlar ...'da çalışıyordu. O kişi, "sakın ... duymasın, 175.000,00 TL alacaksın " diye söyledi. Bu kişi kendisini …'lı olarak tanıttı. Ancak ismini bilmiyorum. …'nin kredi kartı verdiğini bilmiyordum. Daha sonra öğrendim, … bu kişi'ye hastanede kredi kartını vermiş. Ben ...'a bu kişiye inanma, böyle şeyler olmaz diye söyledim. " demiştir.
Tanık ... Anlatımında: "Ben katılanın komşusuydum. Evlerine gittiğimde ...'ın eşine "evdeki kişi kim" diye sorduğumda, …’nin bacağının kırılması nedeniyle sigortadan para alınacak kişi dedi. Ben bu kişi ile görüşmedim. Bir kaç gün sonra yine o kişiyi …'nin evinde gördüm. O kişinin elinde bilgisayar vardı. Bilgisayardan bir şeyler yazıyor gibi görülüyordu. … de başında bekliyordu. Ben ...'nin kredi kartını bu kişiye verdiğini görmedim. Ancak daha sonra …’nin kredi kartını o kişiye verdiğini söyledi." demiştir.
Sanık Dairemiz huzurunda alınan savunmasında: "Yasal haklarımı biliyorum. Üzerime atılı suçlamayı da biliyorum. Müdafiim bu celse duruşmaya katılamayacaktır. Başka bir müdafii talebim yoktur. Süre istemiyorum. Savunmalarımı bizzat kendim yapacağım. Hakkımda çıkarılan yakalama emrindeki kimlik bilgileri doğrudur. Yakalama benim hakkımda çıkarılmıştır" beyan etmiştir.
Katılan Dairemiz huzurunda alınan beyanında: "Ben bugüne kadar zararım olan parayı kimseden alamadım, benim kredi kartımdan ve banka kartımdan paralar çekilmişti. Ben bir çekimin yapıldığında sanığın yanındaydım. Daha sonra da hastaneye yattım. Aslında ben sanık ile uzlaşmak istiyorum. Benim paramı geri versinler. Sanık benden borç para istedi. Ben de nakit param yok dedim. Kendisine hiç nakit para vermedim. Ancak kredi kartım var dedim. Beraber ATM'ye gittik. Kredi kartımı verdim. Şifresini söyledim. 1.500 TL çekim yaptı. Benim biraz daha borcum var. Bana yardımcı ol dedi. Ben de diğer kartlarımın şifresini söyledim. Ancak ben kendisine bunları verirken bu kadar çekeceğini bilmiyordum. Bu verdiğim son kartları kullanarak yaklaşık 4.370 TL daha çekim yapmış. O çekimler sırasında ben yanında değildim. Ben kartları verdiğimde daha önce de birlikte çekim yaptığımız gibi en fazla 200-300-500 gibi ihtiyacı olan parayı çekebileceğini düşünmüştüm. Baştan aramızda ne kadar para çekileceği konusunda bir konuşma olmadı. Ama o umduğumdan fazlasını çekmiş." demiştir.
Sanığın dosya içerisinde bulunan nüfus ve adli sicil kaydı incelenmiştir.
Şikayetçinin dosyada bulunan Denizli Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulunun 28.12.2015 tarih ve 7250 nolu raporuna göre keskin görme gerektiren, duyma gerektiren işlerde ve ağır işlerde çalıştırılamayacağına dair ömür boyu süren % 62 oranında özürlü olduğuna dair raporunun bulunması nedeniyle ve Dairemizce de izlenen hal ve durumuna göre, Pamukkale Üniversitesi Hastanelerine sevki sağlanarak TCK'nın 158/1-c kapsamında algılama yeteneğinde zayıflık bulunup bulunmadığı hususunda 07.05.2019 tarih ve 43891 sayılı raporu aldırılmış, bu rapora göre "yapılan görüşme, ruhsal değerlendirme ve psikometrik test sonucunda şikayetçide rapor tarihi itibariyle "sınırda mental kapasite" tanısının olduğu, ancak bu durumun algılamasına engel teşkil etmediği, algılama yeteneğinin tam olduğu tıbbi kanaatine varıldığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Sanık tarafından şikayetçinin zararı istinaf aşamasında 03.04.2019 tarihinde banka yoluyla tam olarak giderilmekle ve şikayetçi vaki şikayetinden vazgeçtiğini talimatla alınan beyanında açıklamakla 5271 sayılı CMK'nın 243/1 maddesi uyarınca katılmanın hükümsüz sayılmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ EYLEMLERİN HUKUKSAL NİTELİĞİ VE GEREKÇE:
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın, olay günü sanık ile katılanın Pamukkale Hastanesine yakın parkta tanıştıkları, sanığın kendisini farklı bir kişi olarak tanıttığı, katılanın ayaklarından özürlü olduğu, bu durumu fırsata çevirmeye çalışan sanığın kendisini iş uzmanı olarak tanıttığı ve sigortadan yüklü miktarda para alması için katılana yardımcı olabileceğini söylediği, katılanın buna inandığı, sonrasında katılana ait Yapı Kredi Bankasına ait banka kartından 28/10/2015 günü saat 14.35’de 2.500 TL, 02/11/2015 günü saat 23.49’da 1.750 TL çekimler yaptığı, 30/10/2015 günü de kredi kartından kendi hesabına 1.000 TL havale yaptığı, eylemini tevil yollu olarak ikrar ettiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık ve müdafinin suçun oluşmadığına ilişkin ve sair istinaf itirazlarının reddine,
Ancak; Yerel mahkemece sanık hakkında kurulan hükümde, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesi kapsamında olduğu yönündeki kabulünde bir isabetsizlik yok ise de; suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri ile suç tarihine göre elde edilen menfaat miktarının toplam 5.250 TL olduğu gözetildiğinde, hürriyeti bağlayıcı cezanın ve adli para cezasının yasada gösterilen alt sınırdan bir miktar uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği halde, alt sınırdan fazla uzaklaşılarak sanığa ceza tayini suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 3/1 ve 61.maddesine aykırı davranılması, yine sanığın katılanı hile ile aldatarak hesabından aynı suç işleme kararı ile değişik zamanlarda para çekerek menfaat temin etmesi nedeniyle hakkında TCK'nın 43/1 maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasının hatalı olduğu, ayrıca zararın sanık tarafından kovuşturma aşamasında tam olarak giderilmesi nedeniyle sanık hakkında verilen cezadan TCK'nın 168/2 madde ve fıkrası uyarınca indirim yapılması gerektiği değerlendirilmekle, tevil yollu savunma, tanık beyanları, katılanın oluşa ve olaya uygun anlatımları ve banka kayıtları ve dosyadaki tüm delillerden atılı suçu işlediği anlaşılan sanığın, Dairemizce istinaf aşamasında yapılan yeniden yargılaması sonucu mütalaa doğrultusunda aşağıdaki gibi cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş, Dairemizce belirlenen sonuç ceza yerel mahkemece tayin olunan cezadan daha az olduğundan, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, aleyhine istinaf talebi bulunmayan sanığın kazanılmış haklarına halel getirmemiş, diğer bir deyişle yapılan uygulama sanık aleyhine sonuç doğurmamış, sanığa verilen hapis cezasının daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, suç nedeniyle oluşan zararın giderilmesi, kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları, yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaate varılması ve talebi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 5728 sayılı yasayla değişik 231/5. Maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda anlatılan nedenlerle;
A) Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2017 tarih, 2015/1240 Esas, 2017/386 Karar sayılı kararı ile kurulan hükmün Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA,
B) 1- Sanık ...'in üzerine atılı müşteki ...'a karşı Basit Dolandırıcılık suçunu işlediği tüm dosya kapsamı delillerle anlaşıldığından eylemine uyan 5237 Sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, elde edilen menfaat miktarı gözetilerek takdiren ve teşdiden 3 yıl hapis ve 120 tam gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına
2- Sanığın üzerine atılı suçu aynı kasıt altında farklı zaman dilimlerinde zincirleme şekilde işlediği anlaşıldığından verilen cezada TCK'nın 43/1 maddesi gereğince eylemin tekrarlanma sayısı gözetilerek takdiren 1/4 oranında artırım yapılmasına ve sanığın 3 yıl 9 ay hapis ve 150 tam gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına
3-Zarar kovuşturma aşamasında giderildiğinden verilen cezada TCK'nın 168/2 maddesi gereğince takdiren 1/2 oranında indirim yapılmasına ve sanığın 1 yıl 10 ay 15 gün hapis ve 75 tam gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,
4-Sanığın kaçamaklı da olsa suçunu ikrarı, mahkemeye karşı saygılı tutumu lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek verilen cezada TCK.nın 62.maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına ve sanığın 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 62 tam gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,
5-Sanığa verilen 62 Tam Gün Adli para cezasının sanığın sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınarak TCK'nın 52/2 maddesi gereğince günlüğü takdiren 20 TL'den paraya çevrilerek sanığın 1240 TL Adli Para Cezası İle Cezalandırılmasına,
6-Adli para cezasının kesinleşmesinden itibaren TCK'nun 52/4 maddesi gereğince 1'er aylık aralıklarla 4 Eşit takside bağlanmasına, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline,
Adli para cezasının ödenmemesi halinde 6545 sayılı kanunun 81. maddesi ile değişik 5275 Sayılı Yasanın 106/3 maddesinin uygulanacağının TCK'nun 52/4 maddesi gereği sanığa ihtarına, (Sanık hazır olmadığı için gerekli açıklama yapılamadı)
7-Sanık hakkında TCK'nın 53.maddesinin tatbikine, infaz sırasında Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gözetilmesine,
8-Sanığa verilen hapis cezasının daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, suç nedeniyle oluşan zararın giderilmesi, kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları, yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaate varılması ve talebi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 5728 sayılı yasayla değişik 231/5. Maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden, 5271 sayılı CMK’nın 231/8. Maddesi uyarınca, sanığın 5 YIL süreyle denetim süresine tabi tutulmasına, sanık hakkında aynı madde hükmü uyarınca denetimli serbestlik tedbiri hükmedilmesine takdiren yer olmadığına,
Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceği, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemeği halinde ise mahkemenin geri bıraktığı hükmü açıklayacağı ve mahkumiyet hükmü kurulabileceği hususlarının, 5271 sayılı CMK’nın 231. Maddesinin 10 ve 11. Fıkraları uyarınca sanığa bildirilmesine, (bildirilemedi)
-Bu dava için İlk Derece Mahkemesince yapılan 6 tebligat gideri 66 TL, PTT gideri 41 TL ile karardan sonra ve dairemizce yapılan 14 tebligat gideri 188,60 TL, 2 posta gideri 20,85 TL, 1 adli tıp gideri 312,38 TL 628,83 TL yargılama giderinin sanıktan tahsiline,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, sanık müdafiinin yüzüne karşı, müştekinin yokluğunda, iddia makamında C.Savcısı ...'ün huzuru ile isteme uygun, tefhimden itibaren, 7 gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, 6545 Sayılı Yasanın 76. maddesi ile eklenen 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 279/2 maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine İTİRAZ yasa yolu açık olmak üzere 17.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)