(5237 S. K. m. 53, 157, 158, 267) (5271 S. K. m. 223, 263, 286)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Alanya C. Başsavcılığı'nın 25/01/2018 tarihli iddianamesi ile sanığın Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb. Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık, Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık ve İftira suçlarından TCK'nın 267/1,158/1.d,f, 53 Maddeleri gereğince cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/11/2019 tarih, 2019/95 Esas - 2019/410 Karar sayılı kararı ile sanığın Basit Dolandırıcılık ve İftira suçlarından cezalandırılmasına dair karar verilmiştir.
C. Savcısı A.T. (107399), C. Savcısı G. K. (215676), Katılan M. K. vekili Av. A. K., Sanık Ş. K. müdafii Av. E. T. süresi içinde hükmü istinaf etmişlerdir.
Davanın yeniden görülmesi şartları oluştuğundan dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiştir.
İddia makamının esas hakkındaki mütalaasında: "Sanık hakkında ilk derece mahkemesince İftira suçundan dolayı mahkumiyet hükmü tesis edilmiş ise de; katılan hakkında sanığa yönelik eylemine ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın gerekçesinin delil yetersizliğine dayandığı, atılı suçu işlemediği yönünde bir ibarenin yer almadığı, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin emsal nitelikteki 11/06/2020 tarih ve 2019/12429 Esas - 2020/13194 Karar sayılı kararın içeriği de gözetilerek beraati yerine mahkumiyet hükmü tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatiyle bu suçla sınırlı olmak üzere istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak sanık hakkında İftira suçundan beraat kararı verilmesi, dolandırıcılık suçu yönünden ise yerel mahkemenin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, delillerin usulünce toplanarak değerlendirildiği, suçun doğru olarak nitelendirildiği, dolayısıyla usul ve yasaya aykırı bir tarafı bulunmadığı kanaatiyle yerel mahkemenin Dolandırıcılık suçuna ilişkin mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" demiştir.
Sanık .... Dairemiz huzurunda alınan savunmasında: Önceki ifadeleri okunup sorulduğunda "Ekleyeceğim ya da çıkaracağım bir husus yoktur. Suçsuzum. Beraatimi istiyorum. Ben kimseye iftira atmadım. Kimseyi dolandırmadım" demiştir.
Sanık .... ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında: "Ben ....'dan yüzde on iki buçuk faiz ile 50.000 TL aldım, buna karşılık ....'tan aralık 2015 de satın aldığım tarlayı ona devrettim, .... daha sonra bu yer değersizmiş, bana deniz kenarından bir yer ver, faizini yüzde yirmiye çıkartırım, seni öldürüm diye bir şeyler söyledi, benim bu konuda şikayetim de oldu, daha sonra o da benden şikayetçi olmuş, benim dolandırma kastım yoktur, suçsuzum, beraatimi talep ederim. Kesinlikle müştekiden 200.000 TL almadım. Bu yerin deniz kenarında olduğunu da söylemedim, ayrıca sahibinden.com'a ilan da vermedim, bununla bir ilgisi yok, ayrıca boş bir kağıda imza attığımı hatırlıyorum, tefeciliğin suçu var diye söylemiştim, bana okumuş olduğunuz 200.000 TL'lik imzam olan sözleşme budur. " demiştir.
Katılan .... Köleoğlu ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: "Ben hazırlık aşamasında konu ile ilgili ayrıntılı şekilde ifadelerimi vermiştim. Sanığa toplam 200.000 TL ödeme yaptım. Paramı geri alamadım. Beni dolandırdı, sanık beni ikna etmek için yer gösterme de yaptı, gösterdiği yer tapuda devrettiği yerden çok farklı bir yerdir, tapuyu devir alınca parsel numarasında değişiklik olduğunu gördüm, ancak bölünme olduğu için bu nedenle değişti diye düşündüm, ilk başta anlamadım, daha sonra tapuda komşu parseli de almayı düşündüğüm için bakmaya gittiğimde öğrendim, ikisi çok farklı yerlermiş sanıktan şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık .... ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; "Benim kardeşimin borcu vardı, ben bu yeri kendisine verdim, al sat dedim, ben para da almadım, kime satıldı, kaç liraya satıldı, nasıl satıldı bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık .... ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; "Ben borçluydum, .... ablam olur, kendisinden yer istedim, bana vekalet verdi, bana verdiği yeri ....'ya 18.500 TL'ye sattım, ancak hemen devralmadı, aradan bir kaç ay geçtikten sonra başkasına devredeceğini söyledi, ben tapuya gidip imza attım, benim yanımda bir para konuşulmadı. ....'nın amcamın oğlunun kayını olur, ben ....'ın yer aradığını başkasından duydum, ben de satılacak yer var dedim, sonradan ablamdan vekalet aldım, parayı bu satıştan bir iki ay önce almıştım, elden verdi, parayı bana çarşıda verdi, Yaşam Hastanesi'nin orada verdi, dediğine göre üstünde hacizler varmış, satışta direk yeni alıcıya devredersin dedi, bana sadece imzayı atıver dedi, tapuda devir yapmadan önce kendisi söyledi, bir hafta kadar öncesinde gidip vekalet aldım, ayrıca ablam yetmişbeş yaşında olduğu için raporda aldım " demiştir.
Tanık ….. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; " Ben sigorta işi ile uğraşırım. .... Köleoğlu'nu tanımam. .... 'yı ise bir sefer dükkanıma gelip, sigorta fiyatı sorduğu için tanırım. Kendisine veya eşine ait beyaz renkli bir aracın sigorta fiyatını sormuştu. Bu nedenle tanırım. Bundan iki ya da üç yıl önce idi .... dükkanıma geldi. Bir sözleşme yazacaklarını söyledi. Burada yazıp, bilgisayardan çıktı alabilir miyiz dedi. Ben de tamam dedim. Daha sonra ikisi birlikte geldi. ....'ın söylediği gibi ben sözleşmeyi yazdım. Çıktı alıp önlerine koydum. Onlarda imzaladılar. Ben hatıra binaen yardımcı oldum. Sözleşmenin içeriği olan taşınmaz ile ilgili aralarında sözleşme dışında bir sohbet geçtiğini hatırlamıyorum. Bana söylenen pafta parsel gibi şeyleri birebir yazdım. Bildiğim bundan ibarettir." demiştir.
Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/01/2019 tarih ve 2019/55 Esas - 2019/4 Karar sayılı ilk kararında sanık hakkında Nitelikli Dolandırıcılık suçu yönünden TCK'nın 158/1-f Maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemizce söz konusu eylemin TCK'nın 157/1. Maddesinde düzenlenen Basit Dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı ve bu suçun da uzlaşma kapsamına alınmış olması nedeniyle uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sanığın cezai ehliyetinin tam olup olmadığı konusunda rapor aldırılması gerektiğinden bahisle dairemizin 22/02/2019 tarih ve 2019/357 Esas - 2019/410 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, ilk derece mahkemesince bozma doğrultusunda uzlaşma hükümleri uygulanmış, ancak uzlaşma sağlanamamıştır. Ayrıca Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 2019/95984/6399 sayılı ve 30/09/2019 tarihli raporuna göre sanık ....'nın sanığı bulunduğu suça karşı cezai ehliyetinin tam olduğu mütalaa edilmiştir.
Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı dosyada mevcuttur.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; sanık ....'nın sahibinden.com sitesine koymuş olduğu ilanla kendisine ait olmayan (tanık ....'ya ait olan) Alanya ilçesi Uğrak Köyü 1135 Parsel sayılı Alanya Gazipaşa yoluna cepheli, deniz manzarası bulunan taşınmazı satılığa çıkardığı, ilanı gören katılan .... 'nun taşınmazı satın almak için sanık ile görüştüğü, sanık ....'ın katılana 1135 sayılı parsele götürerek taşınmazı gösterdiği, taşınmazı beğenen katılan ....'nın toplamda 9130 metrekare olan 1135 parsel nolu taşınmazın 3726 metrekaresinin 200.000 TL karşılığında sanık ....'dan satın almak için anlaştığı ve bu konuda sanıkla 25/12/2015 tarihli sözleşmenin düzenlendiği, 06/01/2016 tarihinde sanık .... katılanı arayarak satacağı kısmın taksim işlemlerini yaptığını ve satışa hazır olduğunu söyleyerek katılanı tapuya çağırdığı ve katılana Uğrak Köyündeki 1135 Parsel nolu taşınmaz yerine tanık ....'den kısa bir süre önce 18.500 TL karşılığında harici olarak satın aldığı Uğrak Köyündeki 165 Ada 81 Parsel nolu 3726 metrekarelik taşınmazın devrini yaptığı, tapu senedinde Uğrak Köyü ve 3726 metrekareyi gören katılanın durumdan şüphelenmediği, parsel ve ada numaralarının taksim işlemleri sırasında değiştiğini sandığı, bir süre sonra tapu dairesine giden katılanın satın aldığı taşınmazın kendisine gösterilen ve internet ilanında belirtilen taşınmaz olmadığını anladığı, sanığın tapuda yanlışlık olduğu ve düzelteceğine dair beyanda bulunduğu anlaşılan olayda sanık ve katılanın internet ortamındaki ilandan sonra yüz yüze gelip görüşmüş olmaları nedeniyle bilişim sisteminin sağladığı kolaylığın ortadan kalktığı, sanığın tapuda işlem yapılıncaya kadar sergilediği hilelerin ve kendi lehine katılandan elde ettiği 12.500 TL'lik menfaatin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, ancak tapunun aleniliği ilkesi gereğince sanığın taşınmazın sahibi, mevki, ada ve parsel numaraları konusunda basit bir araştırma ile bilgi sahibi olabileceği, dolayısıyla bu aşamada nitelikli bir hileden söz edilemeyeceği, dolayısıyla eylemin TCK'nın 158/1-d Maddesinde tarif edilen Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb. Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçunu da oluşturmayacağı, bu konuda ilk derece mahkemesinin kabul ve uygulamasında usul ve yasaya aykırı bir durumun bulunmadığı anlaşıldığından Dolandırıcılık suçuna yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Sanık .... hakkında ilk derece mahkemesince iftira suçundan mahkumiyet hükmü tesis edilmiş ise de; katılan hakkında sanığa yönelik eyleme ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın gerekçesinin delil yetersizliğine dayandığı ve dolandırıcılık suçuna yönelik olarak düzenlendiği, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin emsal nitelikte 15/06/2020 tarih ve 2019/12429 Esas - 2020/13194 Karar sayılı kararın içeriği de gözetildiğinde sanık hakkında beraat hükmü yerine mahkumiyet hükmü tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bu suçla sınırlı olarak istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak sanık hakkında unsurları itibariyle oluşmayan İftira suçundan beraat kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Yukarıda anlatılan nedenlerle;
A)Sanık Ş. K. hakkında Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/11/2019 tarih ve 2019/95 Esas - 2019/410 Karar sayılı kararı ile Dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine dair mahkemenin kabul ve uygulamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından CMK'nın 280/2 maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
B) Sanık .... hakkında Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/11/2019 tarih ve 2019/95 Esas - 2019/410 Karar sayılı kararındaki İftira suçundan mahkumiyet hükmünün Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA,
C) Sanık ....'nın her ne kadar İftira suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği, sanığın şikayeti üzerine katılan hakkında Alanya C. Başsavcılığının 24/01/2018 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında kamu davası açmak için yeterli delilin bulunmadığı yönünde ve dolayısıyla delil yetersizliği nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesinden ibaret olayda, iftira kastıyla hareket ettiğinin açıkça belirlenememesi nedeniyle sanığın unsurları itibariyle oluşmayan atılı suçtan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223. maddesinin 2. fıkrasının a bendi uyarınca BERAATİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, sanığın yüzüne karşı, katılan ve vekili ile sanık müdafinin yokluklarında, iddia makamında C. Savcısı …….'ün huzuru ile isteme uygun, sanık hakkında Dolandırıcılık suçundan verilen karar yönünden CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince KESİN, sanık hakkında İftira suçundan verilen karar yönünden ise duruşmada hazır bulunan sanık yönünden tefhimden itibaren, duruşmada hazır olmayanlar yönünden ise tebliğden itibaren 15 gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veyahut Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286. maddesi uyarınca TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 01/07/2020 tarihinde oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Bir başka suçtan tutuklu/hükümlü sanığa CMK'nın 263. Maddesindeki tüm yasal hakları tek tek bildirildi. (¤¤)