Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Alanya C. Başsavcılığı'nın 10/11/2016 tarihli iddianamesi ile sanığın Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb. Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılığa Teşebbüs ve Özel Belgede Sahtecilik suçundan TCK'nın 207/1, 53/1, 158/1-d, 35/1, 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarih ve 2016/279 Esas - 2017/219 Karar sayılı kararı ile sanığın Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb. Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık ve Özel Belgede Sahtecilik suçlarından mahkumiyetine dair karar verilmiştir.
Sanık müdafii ve katılanlar vekili süresi içinde hükmü istinaf etmişlerdir.
Davanın yeniden görülmesi şartları oluştuğundan dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiştir.
İddia makamının esas hakkındaki mütalaasında: "Özel belgede sahtecilik suçuna ilişkin ilk derece mahkemesinin kabul ve uygulamasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından bu suça ilişkin istinaf taleplerinin esastan reddine,
Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükümde eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle hürriyeti bağlayıcı cezadan 1/2 oranında indirim yapılırken 1 yıl yerine 6 ay hapis cezasına hükmedilmesi, kendisini vekaletnameli vekil ile temsil ettiren katılanlar için vekalet ücretine hükmedilmemiş olması nedenleriyle Nitelikli Dolandırıcılık suçundan verilen hükmün yekünen ortadan kaldırılarak sanığın dosya kapsamı delillere göre Kamu Kurum ve Kuruluşlarını Aracı Kılmak Suretiyle Dolandırıcılığa Teşebbüs suçunun sübut bulduğu anlaşılmakla eylemine uyan TCK'nın 158/1-d, 35/2, 53 Maddeleri gereğince cezalandırılmasına,
Dair, karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur. " demiştir.
Sanık... Dairemiz tarafından talimat yoluyla alınan savunmasında: "Daha önceki vermiş olduğum beyanlarımı aynen tekrar ve kabul ederim. Ben müştekilerden 5000 TL karşılığında tarla satın aldım, söz konusu yerde Tapa Kadastro yeni geçmişti ancak tapular çıkmamıştı, ... tapular çıktığında tapuyu bana devredeceğini söyledi, daha sonra 5000 TL bedelli teminat olmak üzere senet verdi, daha sonra bu yere ilişkin tapu çıktı, ancak çıkan tapu hisseliydi, hissedarların imza vermediğini söyledi, ... bana vermiş olduğu 5000 TL bedelli senedi benden geri istedi, senet üzerindeki miktarda değişiklik yaparak senedi icraya koymamı daha sonra söz konusu yeri icra yoluyla sattırmamı teklif etti, bu şekilde hareket edersek diğer hissedarların imza verebileceğini söyledi, senet üzerinde değişiklik yapan kişi ...'tır. Senet üzerindeki miktarı 35.000 TL olarak değiştirdikten sonra senedi bana verdi. Ben bu senedi icraya koydum, daha sonra icradan kendisine tebligat gidince ... beni aradı, senette benim değişiklik yaptığımı söyleyerek hakkımda savcılığa suç duyurusunda bulunacağını söyledi, benden 18000 TL para talep etti, sana borcum yok satış da yapmıyorum, tapuyu da devretmiyorum dedi. Senette alacaklı ve borçlu olarak ... yazılmıştı. Ben alacaklı kısmında yazılı olan ... isminin üzerini çizip alacaklı kısmına kendi ismimi yazıp imzaladım bunun dışında bir değişiklik yapmadım. Başkaca diyecek bir şeyim yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" demiştir.
Sanığa talimat mahkemesince eyleminin sübutu halinde hakkında TCK'nın 35/2 maddesinin uygulanması ihtimaline binaen CMK'nın 226. Maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmıştır.
Sanık ek savunmasında önceki savunmalarını tekrar etmiştir.
Sanık ... ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında: "Gazipaşa ilçesi ... mevkiinde bulunan 800 metrekare yüzölçümlü tarlayı ...'tan 5.000 TL'ye satın aldım. Tapu çıkmadığı için aramızda teminat olarak 5.000 TL lik senet yaptık, tapuyu devrettiğinde senedi geri verecektim. Araziden Tapu Kadastro çalışmaları yeni geçiyordu. Bana arazi annemin üstüne diye sattı. Daha sonra tapunun ...'in dedesinin adına hisseli olarak çıktığını öğrendik. ...'ten tapuyu devretmesini hisseli durumun kaldırılmasını bana tapunun devredilmesini istedim. O da bana mirasçılar yanaşmıyor, 5.000 TL yi geri ödeme durumum şu anda yok. Bana senedi geri ver ben ayarlayacam dedi. Bir gün sonra bana senedi geri verdi. Senedin üzerindeki rakamı 35.000 TL olarak değiştirmiş bana da bunu icraya ver, alacak karşılığında yeri satışa çıkar, mirasçılar yer satılmaması için imzayı vereceklerdir, bende sana yerin devrini vereyim dedi. Bende ...'tin anlattığı şekilde icraya koydum. İcradan tebligat İzzete ulaştığında beni aradı. Benim sana borcum yok, satış da yapmıyorum, senette değişiklik yaptığına dair suç duyurusunda da bulunacağım dedi. Bana 18.000TL ödersen davayı geri çekerim ceza almazsın dedi. Bende ödemedim. Senette alacaklı ve borçlu olarak ... gözüküyordu. Ben senette sadece alacaklı kısmındaki ...'ın isminin üzerini çizip yine alacaklı kısma kendi ismimi yazdım bunun haricinde senet üzerinde herhangi bir değişiklik yapmadım. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum suçsuzum beraatimi isterim" demiştir.
Katılan ... dairemiz tarafından talimat yoluyla dinlenmek istenmiş ancak talimat duruşma günü kendisine tebliğ edilememiştir.
Katılan ... ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: "Sanık ...'e tapusuz bir taşınmazdaki hissemi sattım. 5000 TL senet verdim. Benim hissemin tapusu çıktığında tapuyu ona verecektim. O da bana senedimi geri verecekti. Ancak senedin değerini artırmak için üzerinde oynama yapmış" demiştir.
Katılan ... dairemiz tarafından talimat yoluyla alınan beyanında:" Haklarımı anladım, avukat talebim yoktur. Önceki beyanlarımı tekrar ederim. Şikayetim devam ediyor, davaya katılmak istiyorum, zararım giderilmedi." demiştir.
Katılan ...ilk derece mahkemesinde alınan beyanında:" Benim annemin babasının yani dedemin Gazipaşa "Maha" yaylasında yaklaşık 4800 metre karelik bir yeri vardı. Bu yer dedemin ölümü ile 12 çocuğunun hissesindedir. Sanık ... Maha yaylasında ormanlık alanda açma yapmış annemin de hissedar olduğu bu taşınmaz ormanda açma yaptığı yere bitişik olduğu için annemin yanına gelip gitmeye başladı. Bu yeri almak istediğin söylüyordu. Annem de bu yerin tapusu yok, diğer kardeşler hisseli dedi. Sanık ısrar edince annemin hissesini 5000 TL karşılığı sanığa sattık, sözleşme yaptık. 2011 yılında sanığa hisse satışı yaptığımız tarihten yaklaşık altı ay önce orman kadastrosu geçmişti. Ancak arazi kadastrosu henüz geçmemişti. Sözleşmedeki yazılar bana ve anneme ait değildir. Sadece sözleşme altındaki imza anneme aittir. Tapu geçtiğinde annemin hissesi kendisine devredilecekti. Ayrıca sanık ben orda çalışırım, para biriktiririm, diğer hissedarların da hisselerini satın alacağım diyordu. 2011 yılında aynı sene içinde diğer hisseleri de satın almak istediğini bir miktar para biriktirdiğini söyledi. Beraber dayımın yanına gittik. 4 kişinin daha hissesini almak istediğini söylüyordu. Dayımlar 4 kişinin hissesi için 20.000 TL istediler. En son pazarlık ile 16. 000 TL' ye anlaştılar. Bu şekilde anlaşma yaptıklarında henüz arazi kadastrosu geçmemişti. Sonra sözlü olarak anlaşmalarına rağmen sanık beklemede kaldı. Hisseleri almaya çalışmadı. Sonradan verdiğimiz 5000 TL' lik senedi 35. 000 TL yaparak icraya vermiş. ... ile anlaşmışlar. Bu senedi bu şekilde icraya verelim, 60. 000 -70. 000 TL alırız. Bu 60. 000-70. 000 TL para ile bütün hissedarların hisselerini alırız demiş. Bu şekilde sahte senetle icraya verdi. Sözkonusu taşınmazın ada ve parsel numarasını bilmiyorum. Ancak biz sanık ile hisse satışı yaptıktan yaklaşık bir sene sonra hisselerin tapuları çıktı. Bu taşınmaz hakkında şu an herhangi bir dava yoktur. Sözleşme yaptığımızdan sanık sözkonusu taşınmazı kullanmaktadır. Kullanma hakkımızı devretmiştik. " demiştir.
Tanık ...ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: " Ben bu konuda daha önce beyanda bulundum. Aynen tekrar ederim. ... benim yakın komşum olur. Yaylada benim yanımda senet yaptılar muhtara imzalatmak için ayrıldılar senet yapmaktaki amaçları ...'ın annesinin arazisinin satışı idi. ...'ın arazinin satışı için ...'a 5.000 TL verdiğini gördüm benim yanımda verdi. Senedi de yanımda yaptılar. Senette ki miktarın 5.000 TL olduğunu gördüm. Benim başka herhangi bir görgüm ve bilgim yoktur " demiştir.
Tanık ... ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: " Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim aynen tekrar ederim. ... benim oğlum olur. ... bana bir yeri olduğunu satacağını söyledi. Bende oğluma yönlendirdim. Gazipaşa Çarşı merkezinde taksinin içinde ..., ..., ... ve ben vardık. ... 5.000 TL parayı alıp geldi. ...'a verdi. ... Ağustos ayında tapuyu devredeceğini oğlum ...'a söyledi. Takside ... ve ... üzerinde arazinin 5.000 TL karşılığında satıldığını gösteren satış senedini ...'a verdi. Devir işi olmaz ise ben bir senet ayarlarım icraya verirsin bu sefer mirasçılar mecburen imzayı verirler dedi. Bu konuşmadan sonra herkes ayrıldı. Ben bononun düzenlenmesi olayını görmedim sadece takside söz konusu satış senedinin 5.000 TL karşılığında düzenlendiğini gördüm " demiştir.
Tanık ...tilk derece mahkemesinde alınan beyanında: " Bana okunan iddianameyi anladım. Bu konuda daha önce kollukta ifade verdim. O ifademi aynen tekrar ederim. Ben iddianamede ismi geçen şahısları tanımıyorum. Olay hakkında herhangi bir bilgim ve görgüm yoktur" demiştir.
Tanık ...ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: "Bana okuduğunuz iddianameyi anladım. Bu konuda daha önce kollukta ifade vermiştim. Aynen tekrar ederim. Olayın üzerinden uzun bir süre geçtiği için hatırladığım kadarı ile Gazipaşa şehir merkezi adliyenin karşısın da işhanın içinde ..., ..., ... ve adını sonradan öğrendiğim ... ile bir kaç kişi daha oturuyorlardı. Ben ayak üstü sordum ne yapıyorsunuz diye selam verdim bana ... senin tarlanın yan tarafındaki yeri ...'ten alacağım dedi. Senet ve para ile ilgili bir şey görmedim. Oradan ayrıldım. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir " demiştir.
Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı dosyada mevcuttur.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; dosya arasında yer alan ''Anlaşma Senedi'' başlıklı 11/02/2011 tarihli sanık tarafından düzenlenmiş fotokopi niteliğindeki belge, Alanya 3.İcra Müdürlüğünün 2014/8416 esas numaralı takip dosyası örneği ve söz konusu dosya arasındaki sanık ...'ın alacaklı olarak takipten feragat ettiğine dair 03/01/2014 tarihli dilekçe örneği, "senettir'' başlıklı dosya arasında yer alan sanık ve katılanlarca imzalı 11/02/2011 tarihli fotokopi niteliğindeki belge, Alanya Adli Emanetinin 2014/67 esas sırasında kayıtlı suça konu senet aslı ve dosya arasındaki örneği, Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün BLG-15-0698 uzmanlık numaralı ekspertiz raporu, Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 22/04/2016 inceleme tarihli 2016/1093 numaralı uzmanlık raporu, Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 30/10/2017 inceleme tarihli 2017/2293 numaralı uzmanlık raporu ile dosya arasında yer alan diğer tüm bilgiler ve yapılan yargılama kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde;
Katılanlar ve sanıkça kabul edildiği üzere tarafların katılan ...'ın hissesinin bulunduğu Gazipaşa ilçesi Maha yaylasındaki arazinin 5000 TL bedelle satımı konusunda anlaştıkları ve söz konu arazinin tapusunun devri konusunda sözleşme tarihinde hukuki engelin bulunması nedeniyle katılanlarca sanığa teminat amacıyla 5000 TL'lik bir senet verildiği ve söz konusu arazinin zilyetliğinin sanığa devredildiği, daha sonra sanık ...'ın vekili aracılığıyla bahse konu senedi 10/12/2013 tarihinde Alanya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2013/8416 sayılı dosyası üzerinden işleme koyarak kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile asıl alacak miktarı 35.000 TL olacak şekilde tahsil için müracaatta bulunduğu, katılanlar vekilinin Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmasından sonra sanığın 03/01/2014 tarihli dilekçesi ile takipten feragat ettiğini bildirerek senet aslının tarafına iadesini icra dairesinden talep ettiği ve aynı tarihte söz konusu icra takibinin kapandığı olayda;
Sanığın aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmasında, senedin kendisine teminat amaçlı olarak verildiğini kabul ettiği, ancak daha sonra satın aldığı arazinin kendisine devrinin yapılamayışı nedeniyle bir takım sorunlar yaşandığını ve bu sorunları aşmak için ...'ın benimsediği bir yoldan ilerlediklerini, ...'e kendisinde bulunan dosyamıza konu senedi verdiğini, senet üzerinde oynama yaparak 5.000 TL'den 35.000 TL'ye senet bedelini değiştirme işlemini ...'in veya annesi ...'nın yaptığını daha sonra senedin kendisine verilerek takibe koymasının istendiğini, takibe koyduktan sonra ise hakkında bu şekilde suç duyurusunda bulunulduğunu, kendisinin hiç bir şekilde senede müdahale etmediğini belirttiği, tanık ...'nun soruşturma aşamasındaki beyanında sanığın savunmasını destekler nitelikte beyanda bulunduğu ancak daha sonra talimat mahkemesi aracılığıyla alınan beyanında ilk ifadesindeki sanığın savunmalarını destekleyen beyanlarını kabul etmediği, sadece katılan ... tarafından sanığa verilen senedin bedelinin 5000 tl olduğunu hatırladığını beyan ettiği, sanığın babası olan tanık ...'ın aşamalardaki beyanlarının sanığın savunmasını desteklediği, katılanlar aşamalarda alınan beyanlarında senet üzerindeki ''5000'' sayısının önündeki 3 rakamını ve ''beşbin'' yazısının önündeki ''otuz'' kelimesini kendilerinin yazmadığını kimin yazdığını bilmediklerini ve sanığa karşı olan şikayetlerinin devam ettiğini beyan etmişlerdir.
Her ne kadar senet üzerindeki tahrifatın kim tarafından yapıldığına dair kesin ve net olarak bir tespitte bulunulamamış olsa da suça konu senet üzerinde değişiklik yapıldığının ve iğfal kabiliyetine sahip olduğunun Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün BLG-15-0698 uzmanlık numaralı, 03/04/2015 tarihli ekspertiz raporu ile sabit olduğu, sanığın istikrarlı savunması üzerine aldırılan Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 30/10/2017 inceleme tarihli 2017/2293 numaralı uzmanlık raporuna göre söz konusu sahteciliğe konu ''3'' rakamının ve ''otuz'' yazısının katılanlar ... ve ... eli ürünü olmadığının rapor edildiği ve böylece sanık savunmasının çürüdüğü, suça konu sahte senedin takibe konulması suretiyle tahsil edilmeye çalışıldığı, söz konusu senedin dosya içerisindeki fotokopisinden de anlaşılacağı üzere icra dairesine verildiği hali ile borçlusunun ..., alacaklasının ...-... olarak senet üzerinde yer aldığının görüldüğü, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2008/18469 E. 2008/20971 K. sayılı 25/11/2008 tarihli ilamında da değindiği üzere "...Bir kimse poliçelerde olduğu gibi kendi emrine bono tanzim edemez. Bir başka anlatımla bonoyu tanzim eden, kendisini lehtar göstererek bono düzenleyemez. Zira, poliçedeki keşideci ile bonodaki keşideci aynı konumda olmayıp; poliçede kabul eden muhatap, bonodaki keşideci durumundadır. Eğer böyle bir şeyi mutlaka istiyorsa, bu hususu poliçe düzenlemek sureti ile gerçekleştirebilir. Bu durumda, takip dayanağı belge, bono niteliğinde olmadığından, alacaklının anılan senede dayanarak kambiyo senetlerine mahsus yol ile takip yapması mümkün değildir..."şeklindeki gerekçe karşısında suça konu senedin bono vasfına sahip olmadığı, kambiyo senedi sayılamayacağı, bu nedenle de TCK'nın 210/1 maddesi uyarınca resmi belge hükmünde sayılan belgelerden kabul edilemeyeceği ve özel belge niteliğinde olduğu anlaşılmakla sanık tarafından sahte özel belge niteliğindeki bu belgenin icra müdürlüğünde kullanılarak sahtecilik şeklindeki bu hileli hareket neticesinde kendisine haksız bir menfaat temin etmeye çalıştığı ancak aleyhine ceza soruşturmasına başlanılması nedeniyle sanığın takipten feragat ederek takip işlemi yarıda kaldığından herhangi bir menfaat temin edemediği, bu itibarla dolandırıcılık eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı mahkememizce anlaşılmakla, söz konusu sahtecilik eyleminde mefaatin sanığa ait olduğu, aleyhine soruşturma başladıktan sonra icra takibinden feragat etmesi ve savunmasının hayatın olağan akışına uygun olmayışı hususları da bir bütün olarak değerlendirildiğinde eylemde kullandığı belgenin sahte olması nedeniyle özel belgede sahtecilik suçunu belgeyi kullanmak suretiyle işlediğini sabit gören yerel mahkeme kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, bu nedenle yerel mahkemenin Özel Belgede Sahtecilik suçundan kurduğu hükme yönelik istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Sanık hakkında Nitelikli Dolandırıcılık suçundan verilen kararda suçun sübutuna yönelik delillerin değerlendirilmesinde bir hata bulunmasa da hükümde suça konu bononun miktarı gözetildiğinde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği halde alt sınırdan ceza takdiri teşebbüs aşamasında kalan eylem nedeniyle hürriyeti bağlayıcı cezadan 1/2 oranında indirim yapılırken 1 yıl yerine 6 ay hapis cezasına hükmedilmesi ve katılanlar kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri halde lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması yönleriyle dolandırıcılık hükmünün hatalı olduğu anlaşıldığından bu hükmün CMK'nın 280/2. Maddesi uyarınca kaldırılmasına ve sanığın teşebbüs aşamasında kalan Nitelikli Dolandırıcılık suçundan eylemine uyan TCK'nın 158/1-d, 35/2. Maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanık hakkında hüküm fıkrasında yer alan gerekçelerle TCK'nın 62. Maddesindeki takdiri indirim hükmünün uygulanmasına ve daha önce kasıtlı bir suçtan 3 ayı aşan hürriyeti bağlayıcı cezası bulunmayan sanığın dosyaya yansıyan pişmanlığı nedeniyle ilerde yeniden suç işlemekten çekineceği yönünde dairemizde oluşan olumlu kanaati ile verilen hapis cezasının TCK'nın 51/1. Maddesi gereğince ertelenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda anlatılan nedenlerle;
A) Sanık ... hakkında Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarih ve 2016/279 Esas - 2017/219 Karar sayılı kararı ile Özel Belgede Sahtecilik suçundan mahkumiyetine dair mahkemenin kabul ve uygulamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine,
B) Sanık... hakkında Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin13/11/2017 tarih ve 2016/279 Esas - 2017/219 Karar sayılı kararı ile Nitelikli Dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Kaldırılmasına,
C) 1-Sanık ...'ın üzerine atılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarını Aracı Kılmak Suretiyle Dolandırıcılığa Teşebbüs suçunu işlediği tüm dosya kapsamı delillerle sübut bulduğundan eylemine uyan ve lehine olan 6763 Sayılı yasa ile değişiklikten önceki 5237 Sayılı TCK’nın 158/1-d Madde ve fıkrası gereğince suçun işleniş şekli, sanığın amaç ve saiki, elde edilmek istenen menfaat miktarı gözetilerek takdiren ve teşdiden 2 Yıl 6 Ay Hapis Ve 120 Tam Gün Karşılığı Adli Para Cezası İle Cezalandırılmasına
2- Sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşıldığından cezasının TCK'nın 35/2. Maddesi gereğince takdiren 1/2 oranında indirimi ile 1 Yıl 3 Ay Hapis Ve 60 Tam Gün Karşılığı Adli Para Cezası İle Cezalandırılmasına
3- Sanığın kaçamaklı da olsa suçunu ikrarı, mahkemeye karşı saygılı tutumu lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek verilen cezada TCK.nın 62.maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına ve sanığın 1 yıl 15 gün hapis ve 50 tam gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,
4- Sanığa verilen 50 Tam Gün Karşılığı Adli para cezasının sanığın sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınarak TCK'nın 52/2 maddesi gereğince günlüğü takdiren 20 TL'den paraya çevrilerek sanığın 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
5-Sanığa verilen 1000 TL adli para cezasının sanığın sosyal ve ekonomik durumu ile TCK'nın 52/4. Maddesi hükümleri gözetilerek ...'er aylık taksitler halinde olmak üzere takdiren 4 eşit takside bağlanmasına, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline,
Adli para cezasının ödenmemesi halinde 6545 sayılı kanunun 81. maddesi ile değişik 5275 Sayılı Yasanın 106/3 maddesinin uygulanacağının TCK'nun 52/4 maddesi gereği sanığa ihtarına, (Sanık hazır olmadığı için gerekli açıklama yapılamadı)
6-Sanık hakkında TCK'nın 53.maddesinin tatbikine, infaz sırasında Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gözetilmesine,
7-Sanık hakkında daha önce başka dosyada hükmün açıklanması geri bırakıldığı halde deneme süresi içerisinde davamıza konu suçu işlediği anlaşıldığından sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, bu yöndeki istemin reddine,
8-Sanığın pişmanlığı, ileride yeniden suç işlemekten çekineceği yönünde mahkememizde oluşan olumlu kanaat dikkate alınarak sanığa verilen hapis cezasının TCK.nın 51.maddesi gereğince ertelenmesine,
-TCK.nın 51/3-6 maddeleri gereğince sanığın herhangi bir yükümlülük belirlenmeksizin ve uzman görevlendirilmeksizin iki yıl süre ile denetim süresine tabii tutulmasına,
-TCK'nın 51/7-8 maddesi gereğince denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği, denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağı hususunun sanığa ihtarına (ihtar edilemedi),
-Karar kesinleştiğinde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağı hususunda gereğinin takdir ve ifası için Gazipaşa Asliye Ceza Mahkemesine(Gazipaşa Kapatılan Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/260 Esas, 2009/84 Karar) bildirimde bulunulmasına,
- Katılanlar kendisini vekaletnameli vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre hesaplanan 3.960 TL vekalet ücreti ile dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre hesaplanan 2.725 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılanlara verilmesine,
- Gazipaşa Adli Emanetinin 2014/67 ve 2016/495 sıralarında kayıtlı belgelerin karar kesinleştiğinde dosyada delil olarak saklanmasına,
- Bu dava için ilk derece mahkemesince yapılan 104,10 TL yargılama gideri ile hükümden sonra ve dairemizce yapılan 8 adet davetiye ücreti 109 TL, posta gideri 22,20 TL olmak üzere toplam 235,30 TL yargılama giderinin sanıktan tahsiline,
Dair, sanık ve müdafii ile katılanlar ve vekilinin yokluklarında, iddia makamında C.Savcısı ...'ün huzuru ile isteme uygun, tebliğden itibaren 15 gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veyahut Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık suçundan verilen hüküm yönünden5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286. maddesi uyarınca TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, Özel Belgede Sahtecilik suçundan verilen hüküm yönünden ise CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 27/02/2019tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)