(5237 S. K. m. 37, 38, 53, 109, 158) (5271 S. K. m. 223, 231, 280, 286)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Isparta C. Başsavcılığı'nın 12-02/2015 tarih ve 2015/690 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar M C., Y. K. ve Ö. Ç. haklarında Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçundan TCK'nın 37/1 maddesi yollamasıyla TCK'nın 158/1-f ve 53 maddeleri gereğince cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/11/2016 tarih ve 2015/34 Esas - 2016/177 Karar sayılı kararı ile sanıkların mahkumiyetlerine dair karar verilmiştir.
Sanık M C., Sanık Ö. Ç. müdafii Av. Yüksel Kaya, Sanık Y. K. müdafiileri Av. Birkan Alkaya - Av. F. Ü. süresi içinde hükmü istinaf etmişlerdir.
Davanın yeniden görülmesi şartları oluştuğundan dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiştir.
İddia makamının esas hakkındaki mütalaasında: "Sanıklardan M C.’ın, katılan ile aralarındaki ticari ilişkiyi ve bakiye borcu inkar etmediği, değişik nedenlerden dolayı içerisine girdiği ekonomik kriz nedeniyle katılana verdiği çeklerden bir kısmını ödeyemediğini, durumunun düzelmesi halinde bakiye borcu ödeyeceğini de savunmasında beyan ettiği, karşılıksız kalan çekler ile ilgili herhangi bir sahtecilik iddiasının ileri sürülmediği, katılanın basiretli bir tüccar gibi davranması gerektiği, ancak karşılıksız kalan çekler konusunda çekleri alırken yeterince araştırma yapmadan çekleri kabul ettiği, basiretli tacirden beklenen özen ve gayreti göstermeksizin mal teslimi yaptığı, bu hali ile olayın alacak davasına konu hukuki bir uyuşmazlık vasfında olduğu, sanık tarafın kendilerini farklı isimle tanıttığı yönündeki iddianın ise delillendirilmediği anlaşılmakla; İlk derece mahkemesince sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararının kanuna aykırı olduğu kanaatiyle;
Sanık M., sanık Ö. müdafii ve sanık Y. müdafiilerinin istinaf istemlerinin kabulü ile Isparta 2.Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.11.2016 tarih 2015/34 Esas, 2016/177 Karar sayılı hükmün yekunen ORTADAN KALDIRILMASINA,
Sanıklar hakkında atılı suçtan AYRI AYRI BERAATLERİNE, dair hüküm tesisi kamu adına talep ve mütalaa olunur" demiştir.
Sanık M C. dairemizde alınan savunmasında: "Öncelikle okunan savunma ve beyanlarımı bu aşamada aynen tekrar ediyorum. Ben katılan H. H. Z. ile ticaret yaptım. Kendisine yapmış olduğum bu iş karşılığında 1 milyon 100 bin TL civarında para ödedim. Bunun 850 bin TL'sini banka yoluyla ve çekle ödemek suretiyle yaptım. Geri kalan kısmını da peyderpey nakit olarak ödedim. Ancak bu ödemelere devam ederken bir çekimiz ile ilgili sorun yaşadık. Ben kendisinden çeki on gün bekletmesini rica ettim. Ancak her ne hikmetse kabul etmedi. Kendisi aynı zamanda tefecilik de yaptığı için benden yüksek miktarlarda faiz istedi. Akabinde de çeki yazdırınca ortaya bu dava çıktı. Bizi sürekli rahatsız etti. Tehdit etti. Aynı zamanda benim ortağım ve firma yetkilisi olan Halit beyi silah zoruyla Isparta'ya kadar götürttü. Buna ilişkin dava da Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmektedir. Ben hiçbir şekilde kimseyi dolandırmak için hareket etmiş değilim. Ben dolandırıcı olsam resmi kayıtlarda da gözüken miktarda bir parayı da ödemezdim. Suçsuzum. Beraatimi isterim. Hatta mahkeme aşamasında uzlaşmak üzereydik. Ancak mahkeme tarafımıza ceza verince bu uzlaşma da sağlanamadı. Katılan ile ben geçmişten ticaret yapmam nedeniyle tanışmaktaydım. Benim H. Ö. ile de ortaklığım vardır. Ticaret konusunda H. H. ile bizzat ben görüştüm. H. Ö. olarak ben Y. K.'ı tanıtmadım. Herhangi bir başka kimseyi de tanıtmadım. Pazarlık yapıldıktan sonra Antalya'daki ofiste katılan H. Ö. ile bir araya geldiler ve tanıştılar" demiştir.
Sanık M C. ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında: "Müştekiyi tanıyorum. Müşteki H. H. Z.ten kereste, laminant türü mallar alımına dayalı tanışıklığımız vardır, aldığım malların bir kısmını taahhüt işleriyle uğraşan Ö. Ç.'e satıyordum, Y. K. ise sadece arkadaş olarak tanıdığım biridir, herhangi bir alışverişim yoktur, müştekiden iki trilyon sekizyüz milyar liralık mal alışverişim olmuştur, bunun bir trilyon yüz milyarını ödedim, geri kalan bir trilyon yediyüz milyarı ise Ağrı Doğubeyazıt’ta aldığım iş esnasında PKK terör örgütü beni tehdit ettiğinden dolayı ordaki işi bırakarak kaçtım, paramı alamayınca da sıkıntıya düştüm ve bir trilyon yediyüz milyar TL kalan borcu ödeyemedim ve bir trilyon yediyüz milyar TL tutarlı olacak şekilde çek ve senet verildi, bu senet ve çekleri ise ortağım olan H. Ö. bizzat imzalayarak müştekiye verdi, benim çek ve senetler üzerinde herhangi bir kefillik ya da cıranta durumum yoktur, ancak kalan borç tutarının durumumuz iyi olduğunda ve zaman tanındığı takdirde ödemek isteriz" demiştir.
Sanık Y. K. müdafii dairemizde alınan beyanında: "Biz dilekçemizi aynen tekrar ederiz. Alınan savunma ve beyanlara bir diyeceğimiz yoktur. Müdafiisi bulunduğumuz sanık sadece şirkette çalışıyor olması nedeniyle sanık konumuna getirilmiştir. Beraatini talep ederiz" demiştir.
Sanık Y. K. ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında: "İddianamede yazılı tarihlerde Antalya Sanayi sitesinde bulunan Ç.. İnşaat isimli şirkette işçi olarak çalışıyordum, şirket H. Ö. ve M C.'ındı, şirkette şoförlük yapan Ö. Ç. ile birlikte Isparta'ya H. H. Z.'in işyerine gittik, kapı üretimi yapıyormuş, şirket sahipleri H. Ö. ve M C. kapıları Toki işinde kullanıp kullanılmayacağını sordular, kapıların uygun olmadığını şikayetçinin yanında şirket sahiplerine telefon ederek söyledim ve şikayetçinin işyerinden çıktım daha sonra bir daha şikayetçiyi görmedim, ben şirkette 3 ay kadar çalıştım, telefon konuşmalarından duyduğum kadarıyla şirket sahipleri olan H. Ö. ve M C. ve H. H. Z. arasında kereste alımı olmuş ve buna ilişkin olarak 600 bin TL ödeme yaptıklarını, en son 85 bin TL'lik çeke ilişkin olarak telefonda sürekli kavga ettiklerini hatırlıyorum, H. Ö. ve M C. o dönemde Van Erçiş'te TOKİ konutları yapım işini almışlardı, ben kendimi H. Ö. veya M C. olarak tanıtmadım, hatta şikayetçi 2008 yılından beri Ç.. inşaatın sahipleri tanıyormuş, benim herhangi bir çekte imzam yoktur, ben şikayetçiye herhangi bir çek teslim etmedim, suçlamaları kabul etmiyorum, öncelikle beraatimi istiyorum, ancak ceza alacak olursam CMK'nun 231/5. maddesinin uygulanmasına rızam vardır" demiştir.
Sanık Ö. Ç. dairemizde alınan savunmasında: "Okunan savunmalarımı bu aşamada da aynen tekrar ederim. Benim atılı suçla uzaktan yakından bir ilgim yoktur. Ben huzurda bulunan sanıklardan M C. ile H. Ö. ile iş yaptım. Bunun karşılığında da ödemelerimi yaptım. Sadece bir kez benim telefonumdan katılan arandığı için beni de onlarla birlikte hareket ediyormuş diye düşünerek şikayet etti. Hatta bundan dolayı defalarca da telefonla ya da bizzat kişiler tarafından tehdit edildim. Ancak herhangi bir suç duyurusunda bulunmadım. Suçsuzum" demiştir.
Sanık Ö. Ç. ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında: "Ben bu konuda daha önce emniyette ifademi vermiştim, aynen tekrar ederim, benim müşteki H. H. Z. ile hiçbir alakam yoktur, aramızda herhangi bir ticaret olmamıştır, sadece H. Ö. ve M. C. ile Van depremi zamanında mal karşılığında ticaretimiz olmuştur, sonrasında onlara da borcumu ödedim, ama H. H. Z.'i hiçbir şekilde tanımam, H. Ö.'ün şoförü olduğuma dair söylenen iddialar ise tamamen asılsızdır, H. H.'in alacaklıları alacağını benden tahsil etmek için süreli rahatsız etmektedirler, bu durumdan da şikayetçiyim, söylemek istediklerim bu kadar" demiştir.
Katılan H. H. Z. dairemizde talimat yoluyla alınan beyanında: "Benim zararım karşılanmadı. Sanıklar tarafından aranarak davadan vazgeçmem konusunda baskı yapılmaktadır. Bana mesajlar atılmaktadır. Ayrıca sinkaflı küfürler edilmektedir. Bununla ilgili olarak sanıklar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundum. Sanıklardan şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum. Mağduriyetimin giderilmesini talep ediyorum" demiştir.
Katılan H. H. Z. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: "Ben bu olayla ilgili ayrıntılı olarak soruşturma aşamasında ifade verdim, o beyanlarım doğrudur, aynen tekrar ederim, beni gerçekte H. Ö. olmadığı halde kendisini H. Ö. olarak tanıtıp sahte isimle benimle alış veriş yapan ve yine baştan güvenimi kazanıp daha sonra karşılıksız çek vererek beni dolandıran ve birlikte hareket eden her üç sanıktan şikayetçiyim, cezalandırılmalarını talep ediyorum, gerçek H. Ö. bu şahısların yanında asgari ücretle çalışan bir işçidir, Ö. Ç. Van depremi döneminde nüfuz kullanıp piyasayı dolandıran kişidir, M. ve Y. da Ö. ile beraber hareket eden dolandırıcılardır, işin organizatörü M C.'dır" demiştir.
Katılan 07/10/2015 tarihli oturumda sorulması üzerine: "Ben Ö.'in beyanlarını kabul etmiyorum. Kendisine 50 tır mal gönderdim. Kendisine neden iftira edeyim". "Ö. Ç. Y. K.lı ile birlikte geldiler. Kendisini ben gördüm. Her üçü de ayrı ayrı miktarlarda ayrı günlerde sipariş verdiler. Şöyle ki M. 7 tır, Ö. 19 tır, Y. 11 tır kereste sipariş vermişlerdir. Borçlarının tamamını karşılamış değillerdir. Tamamını karşılamalarını istiyorum. Şikayetim devam etmektedir. Kısmi zarar karşılamaya muvafakatım yoktur." demiştir.
Tanık H. Ö. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: "Şikayetçi H. H. Z.'ten 2012 -2013 yılları arasında kereste alımı yaptık, keresteleri benim adıma M C. giderek satın almıştır, ödemeleri banka yolu ile ve çek ile ödeme yapıyorduk, ben H. H. Z. ile şahsen yüzyüze o tarihlerde hiç görüşmemiştim, M C. ile ortaktık, görüşmeleri M C. yapmıştır, şikayetçiye sahte çek göndermedim, günü geldiğinde çekleri ödedim, 2012 yılı haziran ayında şikayetçiden kereste alarak Van ili, Erçiş ilçesi benim tanımadığım TOKİ inşaatı yapan bir kişiye keresteleri yolladık, ben o kişiyi tanımıyorum, o kişiyi de M. C. tanır, hatırladığım kadarıyla bununla ilgili çekleri ödemiştik, Y. K., M C.'ın arkadaşıdır, o tarih de bizimle birlikte çalışıyordu, benim Y. K.'ın kendisine H. Ö. olarak tanıtması olayından haberim yoktur, şikayetçinin iddiaları doğru değildir, şikayetçi H. H. Z.'e borcumuz vardır, çeklerimiz karşılıksız çıkmıştır, borucumuzu inkar etmedik ancak kendisini dolandırmadık, bizim piyasaya karşılıksız çıkan başka çeklerimiz ve borçlarımız yoktu, halen de sadece H. H. Z.'e borcumuz vardır, imkanlarımız olmadığı için şikayetçinin alacağını ödeyemedik, kendisi alacağını almak için peşimize adam taktı kendisinden o konuda şikayetçi oldum, ancak halen borcumuzu ödeyemedik, bana bu ifadeyi silah zoruyla verdirttiler, benim okunan ifadem doğru değildir, mahkemenizdeki beyanım doğrudur, Ü.. Orman isimleri firmadan hakkımızda icra takibi yapıldığı doğrudur ancak onlara borcumuzu ödemiştik, her ne kadar ilk ifademde M C.'a vekalet verdiğim ve işlemleri benim adıma yaptığını söylemiş isem de; M C. ile ortaktık her şey bilgim dahilinde yapılmıştır" demiştir.
Isparta 3. İcra Dairesinin 2013/1216 Esas sayılı dosyasının duruşma sırasında incelendiği, alacaklısının K. Z., borçlusunun H. Ö. olduğu, 30/11/2012 günlü 50.000 TL'lik çek ve 01/12/2012 tanzim tarihli 23.000 TL'lik bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya 16/04/2013 tarihinde tebliğ olunduğu, bankalara haciz talepli yazılar yazıldığı ve buna ilişkin yazı cevaplarının dosya içerisinde bulunduğu görülmüş, inceleme sonrasında katılana sorulduğunda "Ben çeklerin sadece bir kısmı ile ilgili icra takibi yaptım. Diğerleri bakımından ayrıca masraf gerektiğinden icra takibi yoluna başvurmadım" demiştir.
Sanıklara ait nüfus ve adli sicil kayıtları dosyada mevcuttur.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; katılan ve sanık Mehmet arasında toplam 2 milyon 100 bin liralık bir ticari alışveriş olduğu, bunun 600 bin liralık bölümünün ödendiği, daha sonra tanık sıfatıyla dinlenen H. Ö. tarafından keşide edilip ortağı sanık M C. tarafından katılana verilen çeklerin karşılıksız çıktığının belirtildiği, bu hususta taraf beyanlarının uyumlu olduğu, katılan tarafından sadece tanık H. Ö. imzasının taşıyan 50.000 TL'lik çek ve 23.000 TL'lik bono nedeniyle Isparta 3. İcra Dairesinin 2013/1216 Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı, katılanın diğer çeklerle ilgili herhangi bir takip yapmadığı, çeklerin sahte olduğuna dair bir bilgi ve iddianın bulunmadığı, suç tarihi olarak 2012 yılının 6. ve 11. aylarının gösterildiği, ancak şikayet tarihinin 11/06/2013 tarihi olduğu, katılanın şüpheli olarak, tanık sıfatıyla dinlenen H. Ö.'ün ise müşteki sıfatıyla yer aldığı Antalya C. Başsavcılığının 2014/18788 Esas sayılı iddianamesinde katılan hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçundan TCK'nın 38/1 maddesi yollamasıyla 109/1,3-b, 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle düzenlenen iddianamede suç tarihinin 10/06/2013 olduğu, dolandırıcılık suçundan şikayetin ise bundan bir gün sonra 11/06/2013 tarihinde yapılmış olması, katılanın sanıkların kendilerini farklı isimle tanıttıkları yönündeki iddiasının delillendirilememiş olması nedeniyle soyut iddia niteliğinde kalması, sanık M C.'ın bakiye borcu inkar etmeyip ekonomik kriz nedeniyle katılana verdiği çeklerden bir kısmını ödeyemediğini, durumunun düzelmesi halinde ödeyeceğine ilişkin savunması, katılanın aşamalarda her üç sanığın birlikte geldikleri ve sanık Y. K.'ın kendisini H. Ö. olarak tanıttığı, sanık Ö.'in de H.'in şoförü şeklinde tanıtıldığını beyan etmesine rağmen 07/10/2015 tarihli 3 nolu oturumda her üçünün de ayrı ayrı miktarda ayrı günlerde sipariş verdiklerini, sanık M.'in 20 tır, sanık Ö.'in 19 tır, sanık Y.'ın 11 tır kereste siparişi verdikleri şeklindeki çelişkili beyanları karşısında sanıkların dolandırıcılık kastı ile hareket etmedikleri, bu hali ile olayın hukuki uyuşmazlık niteliğinde olduğu anlaşıldığından yerel mahkemenin sanıkların mahkumiyetine ilişkin kararının kaldırılmasına ve sanıkların üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda anlatılan nedenlerle;
A)1- Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/11/2016 tarih, 2015/34 Esas 2016/177 Karar sayılı sanıklar M C., Y. K. ve Ö. Ç. haklarındaki Nitelikli Dolandırıcılık suçuna ilişkin kurulan mahkumiyet hükmünün Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA,
2- Sanıklar M C., Y. K. ve Ö. Ç.'e yüklenen Nitelikli Dolandırıcılık suçuna ilişkin atılı suç yönünden suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından sanıkların ayrı ayrı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223. maddesinin 2. fıkrasının a bendi uyarınca BERAATLERİNE,
-Kurulan hüküm gereğince yapılan yargılama giderlerinin takdiren Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasına,
-Sanıklar Y. K. ve Ö. Ç. kendilerini vekaletnameli vekil ile temsil ettirdiklerinden ve beraat ettiklerinden dairemizdeki duruşma sayısı da gözetilerek AAÜT'ye göre belirlenen 2.180 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak adı geçen sanıklara ayrı ayrı verilmesine,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, sanık M C. ile sanık Y. K. müdafii Av. Birkan Alkaya ve sanık Ö. Ç. müdafiileri Av. Banu Kumtepe ve Av. Güliz Genç'in yüzlerine karşı, katılanın yokluğunda, iddia makamında C.Savcısı İbrahim Gül'ün huzuru ile isteme uygun, CMK'nın 280/2 ve 286/2-b maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21.02.2018 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)