(5237 S. K. m. 53, 157, 158) (5271 S. K. m. 280, 284, 286)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 21/01/2015 tarih ve 2015/330 esas sayılı iddianamesi ile, sanıklar İ. S. ve T. G. hakkında basit dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK.nun 157/1 ve 53 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile Tarsus 6.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Tarsus 6.Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 24/03/2015 tarih ve 2015/109-367 esas ve karar sayılı kararla sanıklara yüklenen eylemin 5237 sayılı TCK.nun 158/1-f maddesinde düzenlenen banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edilmiştir.
Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/02/2017 tarih 2015/143 Esas, 2017/27 Karar sayılı kararı ile sanıkların Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçlarından beraatlerine dair karar verilmiştir.
Katılan Şirket vekili süresi içinde hükmü istinaf etmiştir.
Dairemiz üye hakiminin inceleme raporu doğrultusunda, sanıkların eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağı, eylemlerinin suçun sübutuna yeterli olup olmadığı, suçun yasal unsurları yönünden oluşup oluşmayacağı, katılan şirket vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olup olmadığı hususlarında değerlendirme yapılması bakımından dairemizce yeniden duruşma açılarak yargılama yapılması zorunlu görülmüştür.
İddia makamının esas hakkındaki mütalaasında: "Sanıkların katılan tarafa verdikleri çekin karşılığının bulunup bulunmadığının, katılan tarafın basiretli bir tüccar gibi davranarak tetkik etmesi gerektiği, çekin sahte olmadığı, sadece karşılığının bulunmadığı, sanıkların satın aldıkları ürünü satın aldıktan sonra değerinde satmış olmaları, sanıkların başlangıçtan itibaren dolandırıcılık saikiyle hareket etmiş olduklarına ilişkin kanıt bulunmadığı, mevcut hali ile olayın özel hukuk ilişkisi mahiyetinde bulunduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince verilen hükmün yasaya uygun olduğu kanaatiyle istinaf taleplerinin reddine dair karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." demiştir.
Sanık İ. S. ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında:"Soruşturma aşamasında verdiğim beyanı tekrar ederim. Sanık T. G.ile görüşmüyorum. Nerede olduğunu da bilmiyorum. Suça konu çekleri ben imzaladım fakat faturaları kimin imzaladığını bilmiyorum. O zamandan beri de T.'in nerede olduğunu bilmiyorum. Telefonu kapalı olduğu içinde kendisine ulaşamıyorum. Müştekinin zararını gideremedim. Müştekilerin davaya katılma talebine bir diyeceğim yoktur." demiştir.
Sanık T. G.ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında: "Atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben makina alım satımı işleri yaparım. İ. S. iş yeri kuracağından bahisle makine almak için aracılık yapmamı istedi. Bende daha önce iş yaptığı ATEK Makine'den İ. S.'ın istediği makineleri almasına aracılık ettim. Makinelerin tam bedelini bilmiyorum. Hatırladığım kadarı ile 43 Bin TL'lik çeki İ. S. vermişti. Kalan kısımlarını da senetle ödeyeceğini firmaya beyan etmişti. Benim daha sonra İ. ile aram bozulduğu için ne olduğunu bilmiyorum. Süre verilir ise firmanın varsa zararın karşılanması için yardımcı olurum. İ. S.'ın makinelerin kurduğu iş yerine geldikten bir gün sonra kaybolması iddiasını anladım. Benim bu makinelerin kaybolması ile ilgili bir bilgim yoktur. Kendisinin de beyan ettiği gibi aramız bozuktur görüşmüyoruz. Katılma taleplerine bir diyeceğim yoktur. Suçsuzum, beraatimi talep ederim. " demiştir.
Katılan H. S. Ç. İlk derece mahkemesinde alınan beyanında: "Ben Atek Makina isimli şirketin bölge sorumlusuyum. Bu şirket lastik servis garaj ekipmanları üretimi ve satışı yapar. Sanık T. şirketi aramış, belli ürünler hakkında bilgi sormuş ve fiyat istemiş. Şirket durumu bana bildirdi. Ben gelip sanık T. ile görüştüm. Fiyat pazarlığı yaptık. Ödemeyi çek ile yapacağını söyledi. Daha sonra yapacağı ödemeler hakkında bilgi verdi. Çeki kontrol ettik. Çekte sıkıntı yoktu. Önden kapora olarak 4.000 TL civarında bir ödeme yaptı. Hatırladığım kadarı ile 54.750 TL değerindeki malı kendisine gönderdik. Çeki aldık. Bir dükkan kuracağını, burayı dizayn edeceğini söylüyordu. Biz malları bize söylediği bu dükkana göndermiştik. Daha sonra buraya gittik. Mallar oradaydı ancak kendisi yoktu. Telefonuna ulaşamadık. Oradaki kişiler T.'in cenazede olduğunu söylediler. Montaj yapacağımız için servis ekibi ile beraber akşama kadar bekledik. Dükkanda İ. S. ve E. isminde bir kişi vardı. İ. S. bayramdan sonra montajı yapalım dedi. Dükkanda tadilatımız var dedi. T.'e de telefon ile ulaştım. O da tadilatımız var diyerek montajı bayramdan sonra yapalım dedi. Özel bir numaradan arandım. Dolandırıldığım söylendi. Mallarını hemen geri al denildi. Ben huzursuz oldum. Patronlarla görüştüm. Malı almak için Tarsus'a gittim, mal yoktu. Sanık T.'e sonrasında ulaşamadım. E. isimli kişi ile görüştüm. Malın nereye kaldırıldığını söyledi. Yine özel bir numaradan arandım. Arayan kişi benim iyi niyetli olduğumu, zarar görmemi istemediğini söyledi. Bizim malların Tarsus'da Ayhan Vinç isimli iş yerine kaldırıldığını söyledi. Buraya gittim, kapalıydı. Hatta oradaki trafik ekibi ile beraber malın yanında bekledim. Anladığım kadarı ile bunlar malın yerini tespit ettiğimi öğrenmişler. Sabaha eşyaları satmışlar. Ben eşyaları alamadım. Zararımız giderilmedi. Çek karşılıksız çıktı. Sanıklar ortağız diyorlardı. Sanıklardan şikayetçiyim, uzlaşmak istemiyorum. Davaya katılmak istiyorum." demiştir.
Katılan E. K. İlk derece mahkemesinde alınan beyanında: "Ben Atek Makine San. Tic. AŞ.'nin yetkilisiyim. Her ne kadar bu konuda Tarsus 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/109 esas sayılı dosyasında mahkemenize talimat gönderilmiş ise de, ekte sunacağım karar da da görüleceği üzere bu konuda Tarsus 6. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmiş ve dosya Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/143 esas sayılı dosyası ile görülmektedir. Bu dosyanın da duruşması 08/09/2015 tarihindedir. Şirket yetkilileri olarak biz bu duruşmaya avukatımız ile birlikte katılacağız. Orada da ifademizi vereceğiz. Ben bu konuda daha önce avukatım ile birlikte Tarsus Sulh Ceza Mahkemesi Hakimliği'ne itiraz dilekçesi sunmuştum. Bu itiraz dilekçesindeki beyanlarımı da aynen tekrar ediyorum. Adı geçen sanıklar şirketimizi maddi ve manevi olarak zarara uğratmışlardır. Adı geçen sanıklardan şikayetçiyiz. Aynı zamanda şirketimiz Bölge Sorumlusu H. S. Çalışkan bu konu ile ilgili olarak Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesi 2015/79 talimat sayılı dosyasında 29/04/2015 tarihinde ifade vermiştir. Kendisi de ayrıca duruşmaya katılıp orada beyanda bulunacaktır. Bu beyanlara ilişkin duruşma tutanaklarını ibraz ediyorum." demiştir.
Tanık A. K. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: "2 yıldan beri H. beyle birlikte çalışıyoruz. 1,5 - 2 yıl önce sanıkların talep ettiği makineleri biz göndermiştik. Daha sonra kurulum için gittik. Gittiğimizde orada torna atölyesinin olduğunu, yerin çok küçük olduğunu ve burada 2 dükkanın bir arada olamayacağını söyledik. Onlar da biz yerleri ayarlayalım, kurulumu sonradan yapın dediler. Bu sebeple ayrıldık. Bir süre sonra S. bey makinelerin bırakıldığı yerde olmadığını söyleyince yeniden kurulum için gitmedik." demiştir.
Tanık M. B. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: "Sanık ile aynı muhasebe bürosunda çalışmaktayız. Muhasebe işlemlerine yardımcı olarak çalışırım. Şikayetçi S. D., 2011 yılında işyerimize geldi. Kendisinin şirketinin kuruluş işlemleri, muhasebe ve müşavirlik hizmetlerini yaptık. 2014 yılına kadar kendisiyle çalıştık. Daha sonra sanık E. Beyle arasında fiyat hususunda anlaşmazlık oldu ve şikayetçi işlemleri sonlandırıp defterleri alacağını söyledi. 2014 yılı Haziran ayında işlemleri bitirdik. Defter ve belgeleri teslim ettik. Danışmanlık işlemleri ile sanık kendisi ilgileniyordu. Onunla bizim herhangi bir ilgimiz yoktu. Bildiğim kadarıyla müşterilerle danışmanlık sözleşmesi ayrı, muhasebe sözleşmesi ayrı olarak hazırlanmaktadır. Ancak bu sözleşmeleri E. bey hazırlamaktadır. Benim bu konuda bilgim yoktur. Bu sebeple de suça konu sözleşmenin ne şekilde düzenlendiği, sahte olup olmadığı hususunda benim bilgim yoktur." demiştir.
Sanıklar hakkındaki soruşturma ve kovuşturmaları gösterir Uyap ekran çıktıları dosyada mevcuttur.
Sanıklara ait nüfus ve adli sicil kayıtları dosyada mevcuttur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ EYLEMLERİN HUKUKSAL NİTELİĞİ VE GEREKÇE:
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanıkların katılan ATEK Makina San. ve Tic.A.Ş şirket yetkili bölge sorumlusu Hakan S. Çalışkan ile yaptıkları görüşme neticesinde torna dükkanında lastik servislerinde kullanmak amacıyla bir takım lastik tamir ekipmanları ve makinalarını aldıkları, adı geçen şirkete 54.750 TL borçlandıkları, bu borcun 43.250 TL'lik kısmı için katılan şirkete Ziraat Bankası Mezitli şubesine ait 30/08/2014 keşide tarihli, keşidecisi N. S. olan, çeki verdikleri kalan miktardan 4.000 TL'yi ise peşin olarak verdikleri, 23/07/2014 tarihinde katılan şirketin istenilen eşyaları anlaştığı adrese teslim ettiği, bir gün sonra makinaları kurmak için eşyaları teslim ettiği, katılan şirket görevlilerinin sanıkların işyerine gittiğinde işyerinin kapalı olduğunu gördükleri, 25/07/2014 tarihinde işyerini kontrol ettiklerinde de makinaların yerinde olmadığının tespit edildiği, katılan şirket elemanlarının yapmış olduğu araştırma neticesinde, suça konu malların 26/07/2014 tarihinde sanıklar tarafından dava dışı E. K.'ya 55.124 TL'ye satıldığı, bu satış için fatura düzenlendiği, katılan şirkete verilen çekin karşılıksız çıktığı şeklinde gerçekleşen olayda; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Yerel mahkemece yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Sanıkların katılan şirket yetkili görevlileri ile anlaşarak işyerlerine suça konu makina ve ekipmanları aldıkları, bunun karşılığında bir kısmını nakit bir kısmını çek ile karşıladıkları, çekin ibraz süresi gelmeden sanıkların aksi sabit olmayan savunmalarına göre kendi aralarında anlaşamadıkları için ellerinde bulunan makinaları dava dışı E. K.'ya sattıkları, katılan şirketin Türk Ticaret Kanununa göre tacir olduğu, tacir olmanın gerekliliklerinden birinin de ticari hayatta her tacirin basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği, olayda kullanılan çekin sahte olmadığı, ancak sadece karşılığının bulunmadığı, bu nedenle katılan şirketin basiretli bir tacir gibi hareket ederek basit bir araştırmayla sanıkların vermiş oldukları bu çekin karşılıksız veya sahte olabileceği gibi hususları ve sanıkların ödeme gücünün bulunup bulunmadığını, daha önceki ticari alış verişlerde borçlarını ödeyip ödemediklerini her zaman belirlemesinin ve tespit etmesinin mümkün olduğu, sanıkların bahaneler uydurarak cenazeleri olduğunu belirtip makinaların bayram sonu kurulmasını talep edip daha sonra almış oldukları makinaları hiç kurmadan üçüncü kişiye sattıkları iddia edilmiş ise de, bu eylemlerinin makinaların satın alınması sırasında değil satış ve teslim işlemi tamamlandıktan sonra gerçekleştiği, malın teslimi sırasında gerçekleşen hile ya da aldatma bulunmadığı, üçüncü kişiye de makinaları değerinde sattıklarının satın alan E. K. tarafından doğrulandığı, sanıkların başlangıçtan itibaren dolandırıcılık saikiyle hareket etmiş olduklarına ilişkin kanıt bulunmadığı, bu nedenlerle olayın hukuki ihtilaf boyutunda kaldığı, dolandırıcılık suçunun yasal unsurları bakımından oluşmadığı anlaşılmakla yerel mahkemenin sanıklar hakkında atılı suçtan vermiş olduğu beraat kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik bulunmadığı gözetilerek katılan şirket vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda anlatılan nedenlerle;
A) Sanıklar İ. S. ve T. G. hakkındaki Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/02/2017 tarih ve 2015/143 Esas, 2017/27 Karar sayılı Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı CMK'nın 280/2 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, katılan vekilinin yüzüne karşı, sanıkların yokluklarında iddia makamında C. Savcısı İbrahim Gül'ün huzuru ile isteme uygun, 5271 sayılı CMK'nın 284 ve 286/2-g madde ve fıkrası gereğince KESİN olmak üzere 29.11.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)