(5237 S. K. m. 158) (5271 S. K. m. 280, 284, 286)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Kararda suç tarihinden sonra 02/12/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Yasanın 14 maddesi ile TCK'nın 158. maddesinde yapılan değişiklik yönünden lehe yasa kıyaslaması yapılmamış ise de, söz konusu düzenlemede hapis cezasının alt sınırının 4 yıla yükseltilmiş olması nedeniyle yapılan değişikliğin sanığın aleyhine olduğunun açık olması karşısında bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
Ayrıca suç tarihinin 18.04.2011 tarihi olması gerekirken suç duyurusunda bulunma tarihi olan 16.09.2014 tarihinin suç tarihi olarak gerekçeli karar başlığında gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir mahiyette maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
Soruşturma evresinde 09.03.2016 tarihli sarf kararı ile bilirkişi ücreti olarak takdir edilen 250 TL yargılama giderinin mahkum olan sanıktan tahsiline karar verilmemesi istinaf edenin sıfatı nedeniyle düzeltme nedeni yapılmamıştır.
Mersin 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/164 E-225 K. Sayılı dosyası üzerinden sanık hakkında suç duyurusunda bulunularak yapılan soruşturma sonucunda, suç tarihinde katılan Ramazan Balta'nın bahçesinde bulunan narenciyenin satılması için sanık ile anlaştıkları ve katılanın 5000 TL yi peşin olarak aldığı, ayrıca sanığın katılana adli emanetin 2014/1365 sırasında kayıtlı 22.000 TL bedelli 18/04/2011 tarih ve 0010730 nolu çeki verdiği, daha sonra katılanın bahçesinden mahsulünün toplanarak götürüldüğü, bilahare çekin bankaya ibrazında ise karşılıksız çıktığı, alınan bilirkişi raporunda keşideci imzası ile 1.ciranta, 2.ciranta imzalarının sanığın eli ürünü olmadığı, ancak suça konu çek üzerinde alacaklı yazısı, keşide yeri, keşide tarihi ve miktarı ile rakamının sanığın eli ürünü olduğunun saptandığı, keşideci imzasının muhtemelen başkasına attırılarak sahte oluşturulduğu, sanığın kaçamaklı savunması ile katılanın beyanından ve tanık beyanlarından; katılan ile ticari ilişkinin bizzat sanık tarafından kurulduğu ve suça konu sahte çekin sanık tarafından katılana verildiğinin anlaşıldığı, sanığın böylece üzerine atılı resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediği anlaşılmakla, yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın eksik incelemeye, atılı suçu kendisinin işlemediğine yönelik itiraz nedenleri yerinde görülmediği gibi eleştirilen hususlar dışında hükmü etkileyecek oranda başkaca hukuka aykırılığa da rastlanmadığından 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince usul ve yasaya uygun bulunan mahkumiyet hükmüne ilişkin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5271 sayılı CMK'nın 284 ve 286/2-a madde ve fıkraları gereğince KESİN olarak 28/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)