(5237 S. K. m. 158) (5271 S. K. m. 280, 284, 286)
Yerel Mahkemece verilen beraat hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir.
Somut olayda; sağlık sigortası bulunmayan kayden 02/02/1999 doğumlu suça sürüklenen çocuk G. Z.'ın akrabası olan SGK yeşil kart sahibi 21/06/1995 doğumlu diğer sanık G. A.'ın nüfus cüzdanını onun rızası ile aldığı, Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'nin 2 Nolu Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine sanık G. A.'ın kimliği ile müracaat edip 30/05/2016 tarihinde 8781481 kabul numarası ile muayene olduğu, muayeneden hemen kısa bir süre sonra hastane görevlilerinin suça sürüklenen çocuk tarafından ibraz edilen ancak G. A.'a ait nüfus cüzdanını şüphe üzerine kontrol ettiklerinde, nüfus cüzdanının kendisine ait olmadığını, suça sürüklenen çocuğun ve diğer sanığın da olayı görevlilere anlatması üzerine muayeneyi yapan doktor tarafından tutanak tutulduğu ve suça sürüklenen çocuk G. Z.'ın hastanede muayene olmasından kaynaklanan muayene ücretinin 30 TL olduğunun hastane yönetimi tarafından bildirildiği, suça sürüklenen çocuğun ve sanığın bu şekilde iştirak halinde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu ve resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunmak suçunu işlediklerinin iddia edildiği anlaşılmakla;
Üzerinde herhangi bir tahrifat yapılmaksızın suçta kullanılan kimliğin başkasına ait olduğunun görevlilerce basit bir denetim sonucunda kolaylıkla tespit edilmesinin mümkün olduğu, suça sürüklenen çocuk G. Z. ve sanık G. A.'ın eylemlerinin aldatma özelliğinden yoksun olması nedeniyle hile boyutuna ulaşmadığı, bu nedenle suça sürüklenen çocuk ve sanık hakkında unsurları oluşmadığından dolandırıcılık suçuna teşebbüs ve ayrıca resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçundan verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan kurum vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden,
5271 sayılı CMK'nın 280/1-a madde ve fıkrası gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
5271 sayılı CMK'nın 284/1 ve 286/1-g madde ve fıkraları gereğince KESİN olarak 28.09.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)