Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın üzerine atılı suçu katılanlar A.... A.... Ç.... ve K.... Ç....'a karşı aynı suç işleme kararı ile birden çok kişiye karşı işlediği kabul edilerek hakkında TCK'nın 43/2-1 madde ve fıkraları uygulanarak cezasından artırım yapıldığı, iddianamede de sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının talep edilmediği gözetilmeden ve ek savunma hakkı tanınmadan sanığın cezasında artırım yapılmak suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesine muhalefet edilmesi,
Kabule göre de;
Gerekçeli karar başlığında sanığın katılanlar A.... A.... Ç.... ve K.... Ç....'a yönelik eylemleri yönünden 01/05/2019 olarak, katılan N.... Ça....'a yönelik eylemi yönünden 03/06/2020 olarak gösterilmemesi,
Duruşmanın başladığının iddianamenin kabulü kararı okunarak açıklanması gerektiği nazara alınmadan, duruşmaya başlanılmak suretiyle CMK.nın 191/1. maddesine aykırı uygulama yapılması,
Baba-oğul olan katılanlar A.... A.... Ç.... ve K.... Ç....'ın birlikte sahip oldukları suça konu 866,43 gram miktarındaki altınlarını muhafaza etmesi için 7 adet kart vizite yazdırarak kuyumcu olan sanığa bırakmış oldukları, katılan N.... Ça....'ın da yine yeni bilezik almak için kolundaki bileziği sanığa verdiği eski bilezik ile yeni bilezik arasındaki fiyat farkı nedeniyle de ayrıca üstüne 8.400 TL para verdiği, sanığın bileziği sonra temin edeceğini söyleyerek katılan N....'in kolunun ölçüsünü alıp. teslim aldığı eski bilezik için bir adet kartvizit verdiği, katılan N....'in talebi üzerine 8.400 TL parasını sanıktan geri aldığı, ancak bir çok kez talep etmelerine rağmen katılanlara sanığın altınları geri vermediği gibi zararlarını karşılamadığı, tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/06/2019 tarih ve 2015/15-531 Esas, 2019/503 Karar sayılı kararı gözetildiğinde, güvenlik veya yatırım amacıyla emaneten bırakılan altınları işletmek için aldıktan sonra kendisinin yararına olacak şekilde zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunup iade etmemesi şeklindeki sanığın katılanlara yönelik eyleminin TCK'nın 155/2.Maddesinde düzenlenmiş olan "Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma" suçunu oluşturduğu gözetilmeden 5237 Sayılı TCK'nın 155/2. Maddesi yerine 155/1. Maddesi ile uygulama yapılarak eksik ceza tayini,
Usul ve Yasaya aykırı olup sanığın istinaf itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-e ve 289.maddeleri uyarınca sair yönlerden incelenmeyen HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5271 Sayılı CMK'nın 283.maddesi uyarınca sanığın ceza süresi yönünden KAZANILMIŞ HAKLARININ GÖZETİLMESİNE,
5271 sayılı CMK'nın 284 ve 286/1 madde ve fıkraları gereğince KESİN olarak 14.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)