(5237 S. K. m. 53, 63, 103) (5271 S. K. m. 223, 280)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Davanın yeniden görülmesi şartları oluştuğundan duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Silifke C. Başsavcılığı'nın 11/11/2016 tarihli iddianamesi ile sanığın Çocuğun Cinsel İstismarı suçundan (TCK'nın 103/1-1.cümle, 103/3-e, 63/1, 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Silifke Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 20/12/2016 tarih ve 2016/387 esas, 2016/499 karar sayılı kararla Çocuğun Cinsel istismarı suçundan sanığın sonuç olarak 12 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkumiyetine dair karar verilmiştir.
Hüküm Sanık müdafii ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İddia makamı istinaf yargılaması aşamasındaki esas hakkında mütalaasında: "Sanık hakkında görev yaptığı Silifke …. Sağlık Ocağında alerjik şikayetler nedeniyle muayeneye gelen mağdureyi muayene sırasında muayene sınırlarını aşarak göğüslerini okşadığı, pantolon içerisine elini sokmaya çalıştığı şeklindeki iddialar nedeniyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de,
Silifke … Sağlık Ocağında doktor olarak görev yapan sanığın 26/10/2016 tarihinde alerji şikayeti ile gelen ve fakat kendi aile hekimi olmaması nedeniyle muayene ettiği mağdureyi muayene sırasında muayene odasında görevli hemşire olduğu ve yine odada muayene yapılan yerin paravanın açık olması nedeniyle görebilecek durumda bulunan muayene sırası bekleyen tanık G.'ün görüş açısı içerisinde muayene sınırlarının dışına çıkarak hastanın göğüslerini ve vücudunun diğer bölgelerini cinsel istismar amacıyla okşadığı ve dokunduğuna dair iddialarla muayene yapıldığı yer muayene sırasında odada bulunan kişiler yine muayeneyi görecek noktada bulunan, sıra bekleyen tanık G. olduğu halde muayenenin yapıldığı, muayenede alerji muayenesinin sınırları dışına çıkılarak hasta mağdureye karşı cinsel istismar amacıyla bir fiil yapıldığına dair mahkumiyete yeter delil olmadığı gibi, sanığın bu şekilde yaptığı fiilde cinsel istismar amacıyla hareket ettiğine dair de mahkumiyetine yeter delil olmadığı, atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının mahkumiyete yeter şekilde ispatlanamadığı anlaşıldığından Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanığın atılı çocuğun cinsel istismarı suçundan beraatine karar verilmesi mütalaa olunur." demiştir.
Sanık müdafiinden esas hakkındaki mütalaaya karşı istinaf aşamasında alınan beyanında: "Biz sayın iddia makamının mütalaası doğrultusunda karar verilmesini talep ediyoruz, bu aşamada 16 sayfa olacak şekilde ayrıntılı istinaf dilekçemizi de sunmuştuk. Bu istinaf dilekçemiz içeriğini de mütalaaya karşı beyan ve savunmalarımız olarak aynen tekrar ediyoruz "demiştir.
Sanıktan esas hakkındaki mütalaaya karşı istinaf aşamasında alınan beyanında: "Müdafiimin savunmasına katılıyorum. Eklemek istediğim husus şudur; mağdure olay tarihine kadar hem oğlumun hem kızımın çok yakın arkadaşı olup, sık sık da evimize gelip giden ve misafir olan bir kişidir. O gün görevim sırasında G. isimli bayanın muayene beklediği sırada A. gelerek "E. amca vücudumda bir şeyler çıktı. Bakabilir misin" demesi üzerine ben o sırada muayene için sıra bekleyen G. hanım ebeyle birlikte kızın ricası üzerine bekleyerek mağdureyi muayene için masaya aldım. Davet ettim. O sırada hem ebe hemşire, hem de G. hanım muayene odasında ve benim muayene yaptığım yeri de net bir şekilde görecek şekilde bulunuyorlardı. Ben A.'nın önce karın sol tarafını kontrol ettim. Orada beline kadar devam eden yaklaşık 12-20 cm aralığında hafif kabarık, rengi hafif soluk kaşıntılı, sınırları düzgün bir lezyon gördüm. Ama dış çeperinin 1 cm kadar altında çepeçevre devam eden yarım cm kalınlığında açık lacivertimsi bir hare gördüm. Bu benim kafamı karıştırdı. Teşhis koymakta zorlandığım için döküntülü hastalıkların diğer bölgelerde de çıkabileceği bölgelere bakmak gereğini duydum. Ondan sonra sırayla baktım. Saçlı deri bölgesi ile boyun bölgesi görünüyordu. Tişörtünü kaldırarak koltuk altına ve göğsünün üst kısmına baktım. Yine sütyenini yukarıya kaldırarak önce göğüs arasına sonra da baş ve iki parmağımla göğsünü kaldırarak alt kısmına baktım. Çünkü bir çok hastalık bu bölgelerde tutabiliyordu. Yine travmaya maruz kalan ve kemerin geldiği bölgeyi kontrol etmek amacıyla pantolonunu yukarı çekerek geriye kıvırdım. O esnada G. hanım birden "doktorsan doktorsun, bu bir tacizdir, kalk kızım kalk" diye bağırdı. Ben o esnada donakaldım. Kız da bunun üzerine kalktı. Ben ne yapacağımı şaşırdım. Birlikte G. hanımla dışarı çıktılar. Olayların seyri de daha sonra dosyaya yansıdığı şekilde gelişti. Mağdure benim çocuklarımın arkadaşıdır. Oğlumla yaşıttır. Ortaokulu birlikte okumuşlardır. Benim muayenem sırasında onda herhangi bir cinsellik çağrıştıracak hiç bir olay olmadığı gibi böyle bir tepki de ortaya konulmamıştır. Gerçekten suçsuzum. Beraatimi talep ediyorum." demiştir.
Sanık E. Ü. ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında: "Ben Halen Silifke … sağlık ocağında doktor olarak görev yapmaktayım 26/10/2016 tarihinde saat 10.00 sıralarında önceden çocuğumun arkadaşı olarak tanıdığım mağdur A. Ç. muayene için geldi. Odada yanımda hemşire M. Ü. de odadaydı. Tanık olarak dinlenen G. S.'da odadaydı. Mağdur sol karın bölgesinde 12 cm çapında lezyon bulunması nedeniyle muayene olmak istedi. Mağdur başka bir yerinde şikayeti olduğunu beyan etmedi. Ben mağdurun vücudunda başka bi yerde de lezyon olabileceği düşüncesi ile vücudunun üst kısmını kontrol etmek amacıyla tişörtünü sonra da sütyenini kaldırdım. Muayene etmek amacıyla mağdurun göğsünü kaldırdım. Ancak sıkmadım. Muayene amacıyla elim mağdurun göğsüne değmiş olabilir. İddia edildiği mağdurun pantolonun fermuarını indirmedim ve pantolonun üst kısmını aşağıya doğru kıvırdım, kıvırmadan önce pantolonu yukarı çekip kıvırdım, orada çünkü vücudun kıvrımlı olan yerler veya kemer, sütyen gibi yerlerde ürtiger, zona, pitriyazi rozela, uyuz gibi hastalıkların olma ihtimali daha fazla olduğu için oraya da bakmak istedim ve pantolonunu kemerin geldiği üst yeri kıvırdım. Bu sırada muayene odasında bulunan kadın doktorsan doktursun, bu düpedüz bu taciz dedi, kalk kızım kalk dedi ve mağduru da alıp gitti. Ortalama bu muayene süresi bir bir buçuk dakikadır. Ben normalde o gün misafir hastalara bakmıyordum, misafir hastalara Dr. K. B. bakıyordu. Ben hastayı daha önce oğlumun ve kızımın arkadaşı olduğu için tanıdığımdan gönüllü olarak hastaya baktım. Tanık G. S. isimli şahsı tanımıyorum. Aramızda bir husumet yoktur. Mağdura sadece muayene amaçlı dokundum. Olay günü saat 16.00 civarı görev yaptığım sağlık ocağına 20-22 yaşlarında bir delikanlı geldi, ben taciz ettiğin kızın abisiyim, beynime kan yürüyor dedi, ben de şikayetçi olabileceğini, devletin kurumları olduğunu söyledim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatımı ve tahliyemi istiyorum" demiştir.
Katılan A. Ç. mahkemesinde alınan beyanında: "Olay tarihinde ben Silifke Merkezde bulunan Özel H. Anadolu Sağlık Meslek Lisesinde 2.sınıfta okuyorum. Benim normal adresim Susanoğlu olmasına rağmen o sırada okulda olduğum için Silifke merkezde bulunan … sağlık ocağına gittim. Muayene kaydım yapıldığı sırada sistem beni K. B. isimli doktora atadı. Fakat K. B. beni muayene ederken adresime baktı, sen benim hastam olamazsın, benim mahallemde oturmuyorsun diyerek beni muayene etmedi. Ben de bunun üzerine muayeneden çıktım ve çıkınca yan odada bulunan ve daha önceden tanıdığım Dr. E. beyin kapısını çaldım, daha önceden kendisini tanıyordum, oğluyla aynı okulda okumuştum. Kızını da tanıyordum, her ikisi ile arkadaştım. Sanığın evine de giderdim fakat evde sanık evde olduğu zaman gitmezdim. Bu şekilde olay günü sanığın bulunduğu odaya girdim, muayene olmak istediğimi, fakat diğer doktorun muayene etmediğini söyledim ve belimin yan tarafında benekler, yaralar vardı. Bunun ne olduğunu tedavisi teşhisini sordum. Sanık muayene edeceğini söyledi. Beni muayene bölümüne geçirdi. Muayene ederken de benim sadece ayak kısmım bez paravan ile kapalıydı, tanığın olduğu bölümden yapılan muayene işlemi görünüyordu. Beni muayene başladığı sırada belimi gösterdim, belimin sol alt tarafındaki benekleri, yaraları gösterdim. Daha sonra bana sormadan yukarıya doğru çıktı, üzerimde kollu swit thşört vardı, bu sırada üzerimdeki swit thşörtü iyice yukarıya doğru sıyırdı, sütyenim ortaya çıktı, daha sonra da sütyenimi yukarıya doğru sıyırdı, göğüslerim ortaya çıktı, göğüslerimi sanık beş parmağı ile dokunarak her yerinden yokladı. İddia ettiği gibi sadece baş parmakları ile göğüsümün altına dokunmadı. Gögüsüme bu şekilde elleriyle dokunduktan sonra pantolonumu yattığım yerden aşağıya doğru sıyırdım, pantolonun düğmesini de ben açtım, çünkü kendisi açmaya çalışınca bende yan bölgeme bakacağını zannettim fakat o benim özel bölgemin yarısına kadar baktı. Yine muayene devam ederken muayene odasında bulunan tanık kalk kızım kalk bu seni taciz ediyor dedi, sonra doktora bağırdı. Doktor tarafından herhangi bir cevap verilmedi, yanındaki hemşirede tüm bu olayları görmesine rağmen müdahale etmedi. Teyzede beni odadan çıkardı. Bu olaylar olurken yani muayene sırasında göğüsümün sanık tarafından ellenmesi, cinsel bölgemin yarısına kadar ellenmesine tepki vermeme sebebim ise daha önceden tanıdığım için utandığım için doktora tepki veremedim ve ne yaptığını o an bilemedim fakat rahatsız oldum, bana cinsel amaçlı olarak dokunan, cinsel amaçlı tacizde bulunan sanıktan şikayetçiyim, cezalandırılmasını istiyorum, davaya katılmak istiyorum demiştir.
Katılan Z. Ç. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: "Olay günü kızım sağlık ocağına muayene giderken beni aradı. Ben de tamam dedim. Daha sonra muayene olduktan sonra okula gitmiş, okuldan saat 12.00 gibi beni aradılar. Kızım olan mağdurun acile kaldırıldığını söylediler. Fakat sebebini söylemediler. Ben de novalgin iğnesine alerjisi olduğundan acaba o mu diye düşündüm ve bunu da öğretmenlerine söyledim ve hemen acile gittim. Gittiğim zaman kızım acilde serum verilmiş yatıyordu, doktorlar tarafından sinir krizi geçiriyorlar dediler. Serum akmaya devam ederken ben de kendim ayrıca bir doktora gittim ve muayene olup geldikten sonra kızıma bir serum taktıklarını daha gördüm. Kızım okula gitmek istediğini, dersten kalmak istemediğini söyledi. Kızımı okula götürdük. Biz kızımızı saat 15.00-15.30 gibi okula bıraktık. Daha sonra bizi okuldan müdürün sekreteri aradı. Acilen görüşmek istediklerini söylediler, önemli bir şey olduğunu söylediler. Ben de bunun üzerine okula geldim. Sağlık ocağında talihsiz bir olay başına gelmiş dediler. Ben de zannettim ki bende sağlık ocağında muayene edilmediğinden bahsediyorlar, çünkü bana öyle söylenmişti. Oysa talihsiz olay dedikleri kızımın cinsel saldırıya uğramasıymış. Okul müdürü bana muayene sırasında doktor tarafından cinsel saldırıya uğradığını söyledi. Biz de babasına haber verdik, babası da olayları dinledi, bu şekilde emniyete gittik şikayetçi olduk. Şikayetçi olduğumuz sırada doktorun E. Ü. olduğunu öğrendim, o ana kadar bilmiyordum. Emniyete geçmeden önce kızıma okulda olayı sorduğum zaman doktor tarafından cinsel saldırıya uğradığını, şuan beyan ettiği olayları bana anlattı. Ben de kendisine nasıl anlamadın doktorun yaptıklarını dediğim zaman ise hepsi bir anda oldu ne yaptığını anlamadım dedi, anladığım zaman da elini ittim dedi, hatta alt tarafını indirmeye çalıştığında toparlamaya çalışmış, sanık elini itmiş, bu nedenle cinsel saldırıda bulunan sanıktan şikayetçiyim, cezalandırılmasını istiyorum, davaya katılmak istiyorum. Ayrıca sanık E. Ü.'i olay öncesinde çocukları kızımın arkadaşı olması nedeniyle ismen tanıyordum, yüzünü hiç görmemiştim, hatta ismi de aklımda Mustafa kalmıştı" demiştir.
Katılan B. Ç. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: "Olay eşimin birebir anlattığı gibi olmuştur. Biz eşimle beraber olayları kızımdan dinledik ve beraber emniyete gittik. Kızıma cinsel saldırıda bulunan sanıktan şikayetçiyim, kendisini de tanımam, davaya katılmak istiyorum, sanığın cezalandırılmasını istiyorum" demiştir.
Tanık G. S. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; "Ben 26/10/2016 günü saat 10.30 sıralarında Silifke 2 nolu sağlık ocağına annemin ilaçlarını yazdırmak için gittim ve doktor E. Ü. isimli doktorun muayene odasında girdim. Bu sırada ismini sonradan öğrendiğim A. isimli genç kızda odaya girdi. Bu kız doktora sınavı olduğunu ve okula döneceğini söyleyince doktor önceliği kıza verdi. Doktor A. isimli kıza önce ne şikayetin var dedi, kız da alerjisi olduğunu söyledi ve hafifçe tişörtünü kaldırdı ve bel kısmını gösterdi. Sonrasında doktor sedyeye uzan dedi ve ayağa kalkarak kızın yanına geldi, bu sırada A. da sedyeye uzandı, doktor ilk etapta kızın tişörtünü kaldırdı ve elini kızın vücudunda gezdirdi, daha sonra tişörtünü daha yukarıya kaldırdı ve genç kızın sutyenini kaldırdı ve genç kızın göğüsleri açığa çıktı, ben de bu sırada bende odada bulunan ismini bilmediğim bayan hemşireye "baksana ne oluyor" dedim hemşire de "ben ne yapabilirim ki" dedi. Doktorun genç kızın göğüslerini ellediğini ve sıktığını gördüm ve kızın pantolonunu fermuarının açık olduğunu fark ettim, bu sırada doktor elini kızın pantolonunun iç kısmına doğru atmaya çalıştı, genç kız da buna engel olmaya çalıştı bu sırada ben "sen napıyorsun sen" diyerek müdahale ettim ve genç kıza "kalk kızım oradan, hadi kalk" diyerek kızın elinden tutarak dışarıya çıkartım. Sağlık ocağı çıkışında kıza şikayet edebileceğini, emniyete haber verebileceğini, ailesine de haber verebileceğini söylediğim zaman ben sınava yetişeceğimi, okula gitmek istiyorum, ben de herhangi bir şekilde ifade verirse benim yardımcı olabileceğimi söyledim, kimlik bilgilerimi verdim, Silifke … Anadolu Lisesinde öğretmen olduğumu söyledim" demiştir.
Tanık M. Ü. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; "Ben 2010 yılından beri G. Aile Sağlık Merkezinde E. Ü.'in yanında hemşire olarak çalışmaktayım. Olay günü saat 10.00 sıralarında ilk hastamız bir bayanı doktor bey muayene ettiği esnada kapıyı lise çağlarında bir kız çocuğu açtı ve okuldan öğretmenin gönderdiğini ve alerjik bir durumunun bulunduğunu söylemesi üzerine doktor bey muayene ettiği bayan hastadan izin alarak genç bayanı muayene etti ilk önce ayakta karın bölgesini açarak baktıktan sonra hastanın muayene sedyesine geçmesini istedi. Bu esnada ilk hastamız bayan da odada bulunuyordu. Genç bayan sedyeye yattı, ben bilgisayarda kayıt işlemlerini yapıyordum, birden yan tarafımda bulunan ve genç bayanın muayene olduğu tarafı izleyen bayan koluma sarılarak baksana doktor ne yapıyor neden müdahale etmiyorsun diye beni uyardı, ilk önce ne olduğunu anlayamadı. Ayağa kalktığımda sedye üzerindeki genç hastanın karın ve üst göğüs bölgesi açık vaziyetteydi ne oluyor doktor bey dediğimde doktor herhangi bir tepki vermeyerek oturdu. Bu esnada ilk hastamız genç bayanı üstünü giyin dedi ve elinden tutarak odadan çıkardı. Doktor bir müddet oturur vaziyette konuşmadan durduktan sonra çağrı butonuna basarak sıradaki hastayı çağırdı (Tanık M. Ü.'e kendisinin sanığın hemşiresini olmasını beyan etmesi nedeniyle sanık tarafından muayene edilirken genel olarak hastalara mağdura yaptıkları gibi vücudunun her yerini özellikle göğüs bölgesini ve pantolonunu açıp açmadığı sorulduğunda) Doktor muayene gelen hastalara lezyon nerede diye soruyordu, daha sonra da mağdurun bir çok yerine bakıyordu, özellikle göğüs bölgesine bakıp bakmadığına dikkat etmiyordum (Sanık E. Ü. müdafii Av. A. G. söz alarak; Mağdurun daha önce doktor E. Ü.'e muayene olup olmadığı, doktora hitap ederken ne söylediği hususları sorulsun) Mağdur daha önce bizim sağlık ocağına gelerek sanık tarafından üç dört kere muayene edildi, olay günü de sanık ile konuşurken E. amca diye konuştu" demiştir.
Tanık N. T. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; Ben Silifke Özel H. Anadolu Sağlık Meslek Lisesinde sekreter olarak görev yaparım. Olay günü mağdur A. doktora gitmişti. Kısa bir süre sonra geri gelmişti. Geldiği zaman yüzü, hal ve hakeretleri ağlamaklı bir şekildeydi. Kendisini yüz görüntüsünden bir sorunu olduğunu anladım. Telefonu benim sekreter odasına bıraktı acelece çıktı. Bunun üzerine ne oldu diye bende arkasından çıktım. Okul bahçesinde çardakta oturuyordu. Yanına gittiğimde ağlıyordu. Ben ne oldu niye ağlıyorsun diye sorduğum zaman muayene için gittiği zaman doktor tarafından taciz yapıldığını, muayene yapan doktorun sorun olan yara olan bel bölgesini değil başka yerlerine göğüsü ve pantolonunu açmaya çalışarak ön tarafına doğru dokunmaya çalıştığını söyledi. Kendisinin de bu durumun yani doktorun eyleminin taciz olduğunu muayenede bulunan bir bayanın müdahalesi ve uyarmasıyla anladığını, içerideki hemşirenin hiç müdahale etmediğini bana anlattı. Hatta bana anlatmadan önce ilk olarak bana kimseye anlatmayacağına söz ver diyerek benden söz alarak bu olayları anlattı. Benden sonra da bu olayları rehber öğretmene anlatmış. Ben de kimseye söyleme diye söz verdiğim için o aşamada kimseye anlatmadım. Ben olay günü olan 26/10/2016 tarihinde gündüzleyin saat 10.00-11.00 arası yeniden odama geçtim. Ben odama geçtikten sonra yaklaşık 1 saat sonra ambulans gelmişti. Ben hemen ambulans sesini duyuca dışarıya çıktım. Mağduru ambulansa koymuşlardı. Kendisinde değildi. Ambulansı kimin çağırdığını bilmiyorum, hocalar çağırmış olabilir" demiştir.
Tanık E. G. C. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; "Ben Silifke Özel H. Anadolu Sağlık Meslek Lisesinde rehber öğretmeni olarak görev yaparım. Olay günü ben saat 10.00-11.00 civarında görev yaptığım okulda pencereden arada dışarıya bakarım. O gün de dışarıya baktım, öğrencileri gözlemlerim. Dışarıda baktığım sırada mağdur A.'nın yüzünün eğik olduğunu gördüm. Yakın mesafe olduğu için moralinin bozuk olduğunu da anladım. Yanına gittim. Odamdan dışarıya çıkarak mağdur A.'nın oturduğu bahçedeki bankın yanına gittim. A.'ya yakın baktığım zaman yüzüne baktığım zaman yüzünün farklı bir siyahlıkta olduğunu morelinin bozuk olduğunu gördüm. Kendisiyle konuşmak için odama çağırdım. Senin durumun çok kötü meseleyi anlatmasını istedim, kendisi anlatmak istemedi. Daha sonra biraz bekledim. Dört beş dakika geçtikten sonra ben yine ne olduğunu sorunca anlatmaya başladı. Olay günü sağlık ocağına gittiğini, sağlık ocağında kendisini muayene sırası gelen doktorun sen benim hastam değilsin diyerek muayene etmediğini, bunun üzerine orada bulunan başka bir doktorda muayene olduğunu, o doktorun da kendisine cinsel saldırı yapan sanık olduğunu anlattı ve doktora bel bölgesinde yaralar benekler olduğunu söylediğini, doktorun buna rağmen bel bölgesine baktıktan sonra kendisine sormadan tişörtünü ve sütyenini yukarıya doğru kaldırdığını, göğüslerine dokunduğunu, daha sonra aşağıya doğru inerek pantolonunu çıkarmaya çalıştığını, doktorun pantolonunu açmaya çalışırken kendisinin düğmeyi açtığını, bu sırada düğmeyi açınca fermuarın açıldığını, bu sırada doktorunda pantolunun iç çamaşırıyla beraber sıyırmaya çalıştığını, kendisinin rahatsız olması nedeniyle tuttuğunu, bu sırada muayene sırasında bekleyen bir bayanın müdahale ettiğini, kendisinin bu şekilde olayın ne olduğunu anladığını söyledi. Hatta bunları bana anlatırken aralıklarla ağladığı için arada durup su içirip bekliyordum, daha sonra dinlemeye devam ediyordum. Bu şekilde en son konuşma bittikten sonra uzun bir süre ağladı. Ben rahatlaması için bekledim. Ağlaması bitince yüzünü yıkamaya çıkabilirsin dedim ve mağdur odamdam yüzünü yıkamaya çıktı, ben de arkasından çıktım. Arkasından çıkarken biraz mesafe bıraktım, diğer sınıfları da kontrol ettim. Bu sırada sekreter ya da mağdurun bayıldığı yönünde bilgi verdiler. Ben de müdüre haber verdim. Müdüre ayrıntılarını anlatmamakla beraber mağdurun cinsel saldırıya uğradığı olayının bilgisini verdim. Daha sonra ambulans geldi. Ben bu süreç içerisinde mağdur ile başbaşa kalmadım. Bu durumu da herhangi bir şekilde emniyete veya Milli Eğitim Müdürlüğüne bildirmedik. Sadece kurum müdürüne söyledim Tanık İ. D. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; "Ben Silifke Özel H. Anadolu Sağlık Meslek Lisesinde müdür olarak görev yaparım. Olay tarihinde mağdurun öğretmeni Z. Ö. mağdurun bel bölgesinde yaralar olduğunu doktora gitmesi gerektiğini söyledi, biz de ailesinden izin alarak muaye olması için doktora gitti. Muayenden sonra okula gelmiş. Sekreter N. hanım ve rehberlik öğretmeni E. hanım ile görüşmüş. Ben bunları mağdure kriz geçirdikten sonra öğrendim. Ben mağdurun okulda kriz geçirdiğini öğrenince 112'yi aramalarını söyledi. O arada E. hoca mağdurun muayene olduğu doktor tarafından cinsel saldırıya uğradığı bilgisi verdi. Fakat biz ailesine bu durumu anlatmadık. Ailesini hastaneye yönlendirdik. Bana cinsel saldırı olayının ayrıntıları anlatılmadı. Ben böyle bir durum karşısında resmi kurumlara bildirmem gerektiğini bilmiyordum" demiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ EYLEMİN HUKUKSAL NİTELİĞİ VE GEREKÇE:
Silifke C.Başsavcılığı'nın 11/11/2016 tarih ve 2016/2092 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı suçundan kamu davası açılarak; mağdurun 26/10/2016 tarihinde Silifke … Sağlık Ocağına belinde oluşan alerjik yaralar nedeniyle muayene olmak için gittiği, kendi aile hekiminin sağlık ocağında bulunmaması kendisine muayene olmak istediğini şüpheliye söylediği, şüphelinin kabul etmesi nedeniyle muayene olacağı paravana girdiği, bu esnada G. S.'ın da muayene olmak için aynı odada beklediği, muayene sırasında mağdurenin yaraların belinin yan kısmında olduğunu söylemesine rağmen şüpheli doktorun mağdurun üstünü göğüslerinin üzerine kadar kaldırdığı, sütyenini açtığı ve mağdurenin göğüslerini okşadığı, hemen sonrasında mağdurenin pantolonunun fermuarını indirdiği ve pantolonunun süt kısmını aşağı doğru kıvırdığı, bunun üzerine odada bulunan ve tanık olarak beyanı alınan G. S.'ın olaya müdahale ederek doktora bağırdığı ve mağdureyi odadan çıkardığı iddia edilerek, 5237 sayılı TCK'nın 103/1-1.cümle, 103/3-e, 63/1, 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ve Silifke Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda 20/12/2016 tarih ve 2016/387 esas, 2016/499 karar sayılı kararla Çocuğun Cinsel istismarı suçundan sanığın sonuç olarak 12 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkumiyetine dair karar verilmiş ise de; hüküm Sanık müdafii ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilerek dairemiz tarafından üye hakim tarafından düzenlenen inceleme raporu doğrultusunda duruşma açılarak, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, beyanlar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Olay günü mağdurun öğrenim görmekte olduğu Silifke Özel Hızır Anadolu Meslek Lisesi 10.sınıfta ders sırasında vücudunda çıkan yaralar nedeniyle kaşınması üzerine öğretmeninin durumu ciddi görüp doktora görünmesini söylediği, mağdurun aile hekimliğinin Susanoğlu'nda olmasından dolayı yakın olan Silifke … Sağlık Ocağına giderek muayene için kayıt yaptırdığı, sistemden kendisini muayene edecek doktorun K. B. olarak belirlendiği, ancak bu doktorun mağduru muayene etmeyerek kendi aile hekimine veya bir cildiye doktoruna başvurması gerektiğini söylediği, mağdurun derse fazla geç kalmamak için daha önceden de tanıdığı ve çocuklarının da arkadaşı olup zaman zaman evine de misafir olarak gittiği sanık doktor E. Ü.'in muayene odasına gittiği, bu sırada içeride annesine ilaç yazdırmak için gelen ve sıra bekleyen tanık G. S.'ın ve sanığın yanında hemşire olarak çalışan tanık M. Ü.'in de muayene odasında oldukları, mağdurun okuldan geldiğini ve tekrar dönmesi gerektiğini söyleyerek alerjik kaşıntısının olduğunu belirtip sanık doktordan muayene etmesini rica ettiği, sanığın da mağduru erkek çocuğunun ve üvey kızının arkadaşı olması ve önceden tanıması nedeniyle mağduru kırmayarak misafir hasta olarak muayene önceliğini ona verdiği, önce ayakta yara olan bölgeye baktıktan sonra mağdurun muayene sedyesine yatmasını söylediği, paravan kısmının büyük kısmının açık ve içeride hemşire M. ve tanık G. de olduğu halde mağdurun sedyeye yattığı, hemşire M.'nin bu sırada bilgisayarda kayıt işlemleri ile meşgul olduğu, tanık G.'ün oturduğu yerden, muayene sedyesinin bulunduğu paravan da tam kapalı olmadığından muayene işlemlerinin görünebildiği, sanığın mağdur A.'nın önce karın sol tarafını kontrol ettiği, o kısımda beline kadar devam eden yaklaşık 12-20 cm aralığında hafif kabarık, rengi hafif soluk kaşıntılı, sınırları düzgün bir lezyon gördüğü, bu yaranın çeperinin 1 cm kadar altında çepeçevre devam eden yarım cm kalınlığında açık lacivertimsi bir hare şeklinde olduğu, yaranın bu şekilde görülmesinden kuşkulanan sanığın, ilk etapta salt bu kısımdaki yaranın görüntüsü ile teşhis koymakta zorlandığı, bunun için döküntülü hastalıkların diğer bölgelerde de çıkabileceğini düşünerek bu bölgelere de bakmak gereğini duyduğu, daha sonra sırayla saçlı deri bölgesi ile boyun bölgesine baktığı, bir çok hastalığın tutunabileceği kısımlara bakmak üzere mağdurenin tişörtünü kaldırarak koltuk altına ve göğsünün üst kısmına baktığı, yine sütyenini yukarıya kaldırarak önce göğüs arasına sonra da baş ve iki parmağıyla mağdurun göğsünü kaldırarak alt kısmına baktığı, travmaya maruz kalan ve kemerin geldiği bölgeyi kontrol etmek amacıyla pantolonunu yukarı çekerek geriye kıvırdığı esnada tanık G. S.'ın birden müdahale ederek "doktorsan doktorsun, bu bir tacizdir, kalk kızım kalk" diye bağırdığı, mağdurun bu aşamaya kadar kendi beyanı ile de sabit olduğu üzere bir tacize maruz kaldığını düşünmediği, normal muayene kabulü ile bizzat mağdurun bu aşamaya kadar sanık doktora bir tepki göstermediği, daha sonra tanık G.'ün mağdur'un elinden tutarak kaldırıp birlikte muayene odasından çıktıkları, mağdura, ailesine bilgi vermesi ve şikayetçi olması için yönlendirdiği, sağlık ocağının köşesindeki minibüslerin olduğu yere kadar mağdura refakat ederek götürdüğü, daha sonra mağdurun okuluna gittiği, mağdurun okulda ağlayarak fenalaşması üzerine ambulans ile hastaneye götürüldüğü, daha sonra da emniyete şikayete gittikleri, sanığın alınan savunmalarında suçsuz olduğunu, mağdurun kendisinin çocuklarının arkadaşı ve oğluyla yaşıt olup Ortaokulu birlikte okuduklarını, evlerine de sık sık gelmesi nedeniyle önceden tanıdığı için gönüllü olarak hastaya baktığını, mağdura sadece muayene amaçlı dokunduğunu, muayene sırasında onda herhangi bir cinsellik çağrıştıracak hiç bir eyleminin olmadığını savunduğu, soruşturma evresinde Cildiye Uzmanı Ü. G. K. tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre, "Deri hastalıklarına teşhis koymak için sadece hastanın gösterdiği yer değil, tüm vücudun deri muayenesinin gerekli olacağını, dolayısıyla muayene yapan doktorun vücudun diğer bölgelerini de hastadan göstermesini isteyebileceği, bunun olağan bir durum olduğunun" belirtilmiş olması yine sanık müdafii tarafından olayla ilgili idari soruşturma kapsamında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. K. B.'dan alınan bilirkişi görüşünde " Dermatolojide iyi bir klinik muayenede bütün deri yüzeyinin gözden geçirilmesinin gerektiği, bunun için de hastanın soyundurarak muayene edilmesinin gerektiği, yalnızca hastanın gösterdiği deri lezyonunu muayene etmenin yeterli olmayacağı, bütün deri yüzeyi ve mukozalara bakmak gerektiği ancak bu şekilde o zamana kadar gizli kalmış dermatozların lokalizasyonları ve yahut da tanı için önem taşıyan sikatrisleri saptamanın mümkün olabileceği, kıl sistemi ve tırnakların muayenesinin unutulmaması gerektiğinin" belirtilmiş olması karşısında sanığın dosyaya yansıyan muayene şeklinin bu uzman görüşler doğrultusunda yapıldığı, ancak mağdurun muayene edilecek bölgeleri konusunda sanığın bilgilendirme yapmaması, yine mağdurun elbiselerinin bizzat mağdur yada hemşire yardımıyla gerçekleştirilmesinin uygun olmasına rağmen bunların yapılmaması ve hemşirenin o anda yardımcı olmak yerine bilgisayarda kayıt işi ile uğraşmasının muayene sırasında yapılan temel hata olduğu hususlarının soruşturma raporunda da belirtildiği, bu muayene hatası sebebiyle olay yerinde o anda bulunan tanık G.'ün mağdura yönelik sanık tarafından cinsel tacizde bulunulduğu kanısını oluşturduğu, daha sonra da tanığın yönlendirmesiyle mağdurda da kendisinin cinsel tacize maruz kaldığı yönünde kanaat oluştuğu, esasen mağdur A. da muayene sırasında ilk başta istismara uğradığı yönünde bir düşünce ve kanaat bulunmadığı, mağdurun tamamen tanık G. tarafından yönlendirildiği hususunun mağdurun aşamalarda alınan beyanlarından da anlaşıldığı, iki yetişkin bayanın bulunduğu ve sanık müdafii tarafından dosyaya sunulan olay yeri fotoğraflarından da açıkça anlaşılacağı üzere muayene sedyesinin görülebilir olduğu, yine diğer hastaların muayene için sıra beklediği bir ortamda ve zaman diliminde sanığın mağduru taciz ettiğini kabul eden yerel mahkeme kararının isabetli olmadığı, esasen yerel mahkemenin muayenenin nasıl yapılması gerektiği yönündeki uzman bilirkişi raporunu da dikkate almadığı, sanığın muayene harici dışına çıkmadığı, görevinin gerektirdiği şekilde muayene yaptığı, dolayısıyla yerel mahkemenin gerekçesinde belirttiği gibi sanığın mağduru cinsel tatmin amacıyla göğsünü ellediği, mıncıkladığı şeklindeki gerekçesinin de dosya kapsamı ile ve özellikle mağdurun bizzat kendi anlatımı ile uyumlu bir kabul ve gerekçe olmadığı, yeniden yapılan yargılama sonucu tüm dosya kapsamı ve delillere göre; yukarıda açıklanan gerekçelerle sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı vicdani kanısına ulaşıldığından, sanık E. Ü. hakkında Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 20/12/2016 tarih, 2016/387 Esas, 2016/499 Karar sayılı Çocuğun Cinsel İstismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kaldırılmasına, sanık E. Ü.'e yüklenen Çocuğun Cinsel İstismarı suçunun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle 5271 Sayılı CMK'nın 223/2-b madde ve fıkrası gereğince beraatine dair aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda anlatılan nedenlerle;
A) Sanık E. Ü. hakkında Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 20/12/2016 tarih, 2016/387 Esas, 2016/499 Karar sayılı Çocuğun Cinsel İstismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA,
B) Sanık E. Ü.'e yüklenen Çocuğun Cinsel İstismarı suçunun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle 5271 Sayılı CMK'nın 223/2-b madde ve fıkrası gereğince BERAATİNE,
C) Kurulan hüküm gereğince sanığın göz altında ve tutuklulukta kalmış olması nedeniyle sanığın 5271 Sayılı CMK'nın 141/2-142 maddeleri gereğince tazminat hakkı bulunduğunun bildirilmesine, (bildirildi. Tazminat ile ilgili CMK'nın 142 maddesindeki düzenlemeler kendisine anlatıldı)
D) Sanığın kendisini vekaletnameli müdafii ile temsil ettirdiği ve beraat etmekle 02/01/2017 tarih ve 29936 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan AAÜT'nin 14/4 maddesi gereğince sanık yararına, Hazine aleyhine 990 TL vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanığa verilmesine,
E) Kurulan hüküm gereğince yapılan tüm yargılama giderlerinin takdiren devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
Dair, Sanık ve Sanık müdafiinin yüzlerine karşı, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile katılan mağdure vekili ve katılanların yokluklarında, iddia makamında C.Savcısı A. S.'ün huzuru ile isteme uygun, duruşmada hazır bulunanlar yönünden tefhimden itibaren, duruşmada hazır olmayanlar yönünden ise tebliğden itibaren 7 gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veyahut Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286. maddesi uyarınca TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 05/04/2017 tarihinde oybirliği ile verilen karar okunup usulen anlatıldı. (¤¤)