(5237 S. K. m. 157, 158) (5271 S. K. m. 253, 254, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen beraat hükümlerine karşı katılan kurum vekili ve katılan H. G. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; Katılan H. G.'nun Adana Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne yapmış olduğu müracaatta kendisinin tansiyon ve kronik şeker hastası olduğunu, daha önceden Mersin'de bulunan J.. Eczanesinden sürekli ilaçlarını aldığını, ancak 2011 ve 2012 yıllarında Samsun iline gittiğini, burada raporlu ilaçlarını almaya gittiğinde kendisi adına Mersin ilinde bulunan J.. Eczanesinden ilaçlarının alındığını öğrendiğinden beyanla yapmış olduğu şikayet üzerine Sosyal Güvenlik Müdürlüğünün müracaatı ile Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde, katılan H. G. adına Toros Devlet Hastanesinden haklarında İşlem Yapılmasına Yer Olmadığına Dair Karar verilen doktorlar tarafından 15.12.2011 tarihli 5905509 protokol nosu ile, 09.03.2012 tarihli 6132469 protokol nosu ile, 18.06.2012 tarihli 6405479 protokol no ve 27.09.2012 tarihli 00012940 protokol nosu ile reçete yazdırıldığı, yazdırılan reçetelerin gerçek olduğu ve ancak reçete arkalarına katılan H. G.'nun ismi yazılıp imzası da atılarak sanki mağdura reçetede yazılan ilaçların teslim edildiğine dair şerh düşülerek reçete bedeli için Sosyal Güvenlik Müdürlüğüne J.. Eczanesi yetkililerince başvurulup 09.03.2012, 12.06.2012, 11.09.2012 ve 10.12.2012 tarihlerinde toplam 1.617,49 TL'lik ilaç bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumundan tahsil edildiğinin anlaşıldığı, Adli Emanete kayıtlı bulunan suça konu reçeteler üzerinde Adana Kriminal Polis Laboratuvarınca yapılan incelemede ön yüzünün sağ üst köşesinde kırmızı mürekkepli kalemle yazılmış "107" sayısı bulunan 18.06.2012 tarihli reçete de katılan Hanife'nin isim ve imzasını taşıyan yazıların J.. Eczanesinde çalışan sanık A.. O.. E.. tarafından atıldığının anlaşıldığı, diğer reçete arkasındaki yazı ve imzaların ise katılan H. G.'ya ait olmayıp kimin tarafından atıldığının tespit edilemediği, sanık J.. Eczanesi sahibi J.. A. ile aynı eczanede çalışan sanık A.. O.. E..'in katılan H.'nin teslim almadığı reçetedeki ilaçları sanki katılan H. almışçasına reçete arkalarına şerh düşerek reçete bedellerini zarar gören kurum Sosyal Güvenlik Kurumuna ibraz ederek tahsil ederek zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
Her ne kadar yerel mahkemece sanıkların atılı suçları işlediklerinin sabit olmaması sebebiyle beraat kararı verilmiş ise de; suça konu reçetelerden 15.12.2011 tarihli 5905509 protokol nosu ile, 09.03.2012 tarihli 6132469 protokol nosu ile, 18.06.2012 tarihli 6405479 protokol nolu reçetelerin arkalarında ilaçları teslim alan kişi olarak bizzat katılan H. G.'nun adının yazılı olduğu, 27.09.2012 tarihli 00012940 protokol nolu reçetenin ise e-reçete olduğu, yerel mahkemenin gerekçesinde belirttiği gibi ilaçların hasta yakınları tarafından alınması halinde teslim alan kişinin reçetenin arkasına adı ve soyadı ile telefon numarasının veya TC kimlik numarasının yazılması ve kaç kutu ilaç almış ise (...kalem...kutu ilacı aldım) şeklinde kendi el yazısının alınması suretiyle bizzat teslim alan kişiye imzalattırılması gerektiği halde suça konu reçetelerin arkasında ilacı teslim alan kişi olarak katılan Hanife'nin ismi yazıldığı, Adana Kriminal Polis Laboratuvarınca yapılan incelemede ön yüzünün sağ üst köşesinde kırmızı mürekkepli kalemle yazılmış "107" sayısı bulunan 18.06.2012 tarihli reçete de katılan Hanife'nin isim ve imzasını taşıyan yazıların J.. Eczanesinde çalışan sanık A.. O.. E.. tarafından atıldığının anlaşıldığı, diğer reçete arkasındaki yazı ve imzaların ise katılan H. G.'ya ait olmayıp kimin tarafından atıldığının tespit edilemediği, yerel mahkemenin "ilaçların hasta yakını tarafından alınmış olabileceği, bazen usuli eksikliğin giderilmesi için imzaların eczane çalışanları tarafından atıldığına sıkça rastlandığı, gerçek olan reçetenin arkasına hasta dışında başka bir kişinin imzasının atılmış olmasının reçetenin sahteliğini doğurmayacağı, katılanın 1,5 yıl boyunca ilaçların bedelini ödeyerek haricen almasının ilaç bedelleri karşısında gerçekçi olmadığı, ilaçların bir şekilde katılana veya yakınlarına ulaştırıldığı" yönündeki beraat gerekçesinin, katılanın ısrarla ilaçaları kendisinin almadığını, kış aylarında genelde Mersin ilinde yaz aylarında ise memleketi olan Samsun'da olduğunu beyan etmiş olması ile bilirkişi raporu ve açıklanan maddi bulgular nazara alındığında hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu anlaşılmakla, öncelikle katılan 2008 yılından bu yana ilaçlarını sanıklara ait J.. Eczanesinden aldığı, bu nedenle katılanı tanıdıklarının savunmalardan da anlaşıldığı, katılanın Samsun'da olduğu dönemde Samsun ilinde Göksel Eczanesine gittiğinde durumu öğrendiği, göz önüne alındığında, katılandan reçetelerin yazıldığı ve ilaçların J.. Eczanesi tarafından verildiği belirtilen tarihlerde katılanın iddia ettiği gibi Samsun ilinde olup olmadığının öncelikle katılandan sorularak gerekirse bu hususta bilgisi olan tanıkların beyanlarına da başvurularak açık bir şekilde tespit edilmesi, gerekirse katılanın o tarihlerde kullandığı cep telefonu varsa katılandan sorularak HTS kayıtları da celbedilerek teyidinin sağlanması, reçeteleri düzenleyen ve haklarında soruşturma izni verilmemesine karar verilen doktorların da mahkemeye çağrılarak tanık olarak beyanlarının alınması ve suça konu reçetelerdeki imzaların kendilerine ait olup olmadığının belirlenmesi, reçetelere ilişkin muayenelere ait hastane evraklarının da temin edilerek getirtilmesi, katılanın Samsun ilinde başka eczanelerden haricen ilaç aldığını beyan etmekle tespit edilmesi halinde bu eczanelerde bilgisi olan çalışanların tanık olarak beyanlarının alınması, ayrıca genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanabilmeleri için sağlık hizmet sunucularına başvurduklarında acil haller hariç olmak üzere (acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra); biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulamasının yapılması ve/veya nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya Kurum tarafından verilen resimli sağlık kartı belgelerinden birinin gösterilmesi zorunlu olduğundan, reçelerin verildiği kurum olan Mersin Toros Devlet Hastanesinden katılanın reçete tarihlerinde biyometrik kimlik doğrulamasının yapılıp yapılmadığı, katılan ile ilgili muayenelerde biyometrik verinin kurum veri tabanında bulunup bulunmadığı, biyometrik verinin o tarihlerde kayıtlı olduğunun tespiti halinde bizzat katılanın muayene için başvurusunun bulunup bulunmadığının tespitinin mümkün olup olmadığı hususunun Mersin Toros Devlet Hastanesinden sorularak, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra, suçun sübutu halinde, reçetelerin sanık eczane sahibi J.. Arı tarafından fatura edilip kurumdan tahsil edildiği, ilaç bedellerinin kuruma fatura edilmesinde sanıklar dışında bir başkasının da yararı bulunmadığı, sanık J.. Arı'nın eyleminin eczane çalışanı A.. O.. E..'in eylemlerine iştirak niteliğinde olacağı da gözetilerek hasıl olan sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve tespit edilmesi gerekirken eksik soruşturma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, emanet eşyası hakkında bir karar verilmemesi, suç yerinin Mersin olduğu halde gerekçeli karar başlığına Adana olarak yazılması, suç tarihinin dolandırıcılık suçunda en son menfaatin temin edildiği tarih, sahtecilik suçunda ise teselsülün sona erdiği son belge tarihi olması gerekirken gerekçeli karar başlığına ihbar ve şikayet tarihi olan 2014 yılının yazılması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan katılanlar vekillerinin istinaf taleplerinin bu yönlerden kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-d ve 289/1-g maddeleri gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5271 sayılı CMK'nın 284 ve 286/1. Madde ve fıkraları gereğince KESİN olarak 10.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)