(5237 S. K. m. 53, 155)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Denizli C.Başsavcılığı'nın 2018/4427 tarihli iddianamesi ile sanığın Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma suçundan TCK'nın 155/2, 53/1. maddeleri gereğince cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/02/2019 tarih ve 2018/323 Esas - 2019/89 Karar sayılı kararı ile sanığın Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma suçundan beraatine dair karar verilmiştir.
Katılan vekili süresi içinde hükmü istinaf etmiştir.
Davanın yeniden görülmesi şartları oluştuğundan dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiştir.
İddia makamının esas hakkındaki mütalaasında: "İstinaf aşamasında sanığın ilk derece yargılaması sırasında beyanında geçen katılan tarafa banka yoluyla gönderdiğini ifade ettiği 76.666 TL’nin taşınmazın satış tarihinden 1,5 yıl sonra sanık tarafından gönderilmiş olması, hatta sanık hakkında şikayet tarihinden ve hukuk mahkemesine açılan davadan sonra gönderilmiş olması, sanığın katılan tarafa elden teslim ettiğini beyan ettiği 75.000 TL’yi katılan tarafa teslimine dair hiçbir belge sunamamış olması, Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/142 Esas sayılı dava dosyası kapsamında sanık tarafından taşınmazın satıldığı kişilerin ve bu satış işlemine tanıklık yapanların alınan beyanlarının içeriği, özellikle de satışın 202.000 TL’ye gerçekleştiği yönündeki bu beyanları birlikte değerlendirilerek sanığın atılı suçtan cezalandırılması yerine eksik tahkikatla sübutta yanılgıya düşülerek beraat hükmü tesisi usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatiyle;
Katılan vekili Av. .........’in istinaf talebinin kabulüyle Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/02/2019 tarih, 2018/323 Esas, 2019/89 Karar sayılı kararının yekünen ortadan kaldırılmasına,
Sanığın katılandan aldığı vekalet ilişkisine dayalı yetkiyle katılanın bilgisi dışında taşınmazı 202.000 TL bedelle satarak sadece 76.666 TL’sini katılan tarafa verdiği, bakiyeyi uhdesinde tutarak aralarındaki vekaletten kaynaklı hizmet ilişkisini kötüye kullanmak suretiyle müsnet suçu işlediği aşamalarda toplanan delillerden sabit olmakla, sanığın eylemine uyan TCK’nın 155/2, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına,
Dair, karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur " demiştir.
Dairemizce sanığa ve müdafiine duruşmaya katılmadıkları takdirde yokluklarında yargılamaya devam olunacağı şerhini içerir davetiye tebliğine rağmen sanığın dairemizdeki duruşmaya katılmaması, sanığın ilk derece mahkemesince usulüne uygun olarak savunmasının alınmış olması, dairemizce yapılan yargılamanın yenileme yargılaması değil, tamamlama yargılaması niteliğinde olması, katılan vekilinin istinaf dilekçesinin sanık müdafiine tebliğ edilmiş olması hususları ve usul ekonomisi gözetilerek sanığın yeniden savunmasının alınmasına gerek görülmemiştir.
Sanık ......... ilk derece mahkemesinde talimat yoluyla alınan savunmasında: "Ben ......... isimli kişiyi tanırım. Kendisinin kızı ile yaklaşık 5 yıl arkadaşlık yaptık. Bu süre zarfında birbirimize olan ilişkimiz ve güvenimiz devam etti. Kendileri kapsamlı şekilde vekaletnameler verdiler. Müştekinin ve kızının da inşaat işlerini ve özel işlerini kız arkadaşım olduğu için takip ettim. Biz zaten müştekinin kızı ile evlenme aşamasına doğru ilerliyorduk. Bu nedenle de güven ilişkimiz sağlamdı. İddianamede geçen M22A223D pafta 3999 Ada 6 parseldeki taşınmazı tapuya harç yüksek çıkmasın diye 75.000 TL'den bildirdik. Ancak ben arsayı gerçekte 151.666 TL'ye satmıştım. Paranın 76.666 TL'sini müştekiye bankadan havale ettim. Geri kalan 75.000 TL'sini de tapuya 75.000 TL olarak bildirdiğimiz için harç ve vergide sıkıntı olmasın diye elden teslim ettim. Ancak buna ilişkin herhangi bir imzalı belge almadım. Zaten önce dediğim gibi aramızda da güven ilişkisi vardı. Bu nedenle belge almadım. Ben kendisine kesinlikle arsayı sattığım bedel olan 151.666 TL'nin hepsini verdim. Kesinlikle ben bu işten kar etmedim. Dediğim gibi müştekinin genel bir vekaleti olduğu için kötü bir niyetim olsaydı diğer bütün apart, taşınmaz ve araçta da böyle bir işlem yapabilirdim. Müştekinin kızı ile arkadaşlığımız bittiği için aramızda sürtüşmeler olduğu için bana olan sinirlerinden bu şekilde beyanda bulunmuş olabilirler. Ayrıca taşınmazın satıldığı tarihten 8 ay kadar sonra bu şekilde beni şikayet etmişlerdir. Tamamen kızı ile aramızda olan ayrılığa dayalı sürtüşmeden kaynaklıdır. Suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatimi istiyorum. Mahkeme aksi kanatte ise lehe olan hükümlerin uygulanmasını istiyorum." demiştir.
Katılan vekili dairemiz huzurunda alınan beyanında: "İstinaf dilekçemizi tekrar ediyoruz. Sanıktan şikayetçiyiz. Cezalandırılmasını talep ediyoruz. Ayrıca dairenize beyanlarımızı içerir dilekçe gönderdik. İçeriğini aynen tekrar ediyoruz. Sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmasına rızamız yoktur." demiştir.
Katılan ..... derece mahkemesinde alınan beyanında: "Avukatım konu ile ilgili şikayet dilekçesi sunmuştur. Dilekçe içeriğini tekrarlıyorum. Sanıktan şikayetçiyim. Zararımız henüz karşılanmamıştır. Kamu davasına katılmak istiyorum." demiştir.
Katılan tarafından sanığa verilen vekaletname ile azilname örnekleri, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile bu karara yapılan itiraz üzerine kararın kaldırılmasına dair karar, taraflar arasında Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davaya ilişkin duruşma tutanakları ve tapu kayıt belgesi örnekleri dosyada mevcuttur.
Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı dosyada mevcuttur.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; katılanın Denizli 3. Noterliği tarafından 07/08/2015 tarihinde düzenlenen vekaletname ile suça konu taşınmazın satışını da kapsar şekilde vekalet verdiği, sanığın vekaletnamedeki yetkiye dayalı olarak 31/08/2016 tarihinde suça konu taşınmazı .........'e sattığı, satış bedelini tapuda 75.000 TL olarak gösterdiği, ancak Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde katılan tarafından açılan davada söz konusu yeri satın alan davalı ......... ve dinlenen tanıkların yerin gerçekte 202.000 TL'ye alınıp bedelinin sanık F.'a ödendiğini belirttikleri, katılanın vekili aracılığıyla 10/03/2017 tarihinde C.Başsavcılığına yaptığı şikayetinde satıştan haberinin olmadığını, kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını belirtmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında ifadesi alınan sanığın söz konusu yeri katılanın bilgisi dahilinde sattığını ve bedelini elden ona ödediğini savunduğu, sanığın kovuşturma aşamasında alınan savunmasında yeri 151.666 TL'ye sattığını, paranın 76.666 TL'sini katılana banka aracılığıyla gönderdiğini, 75.000 TL'yi ise elden ona verdiğini belirttiği, istinaf aşamasında ilgili bankadan getirtilen belgelerden 76.666 TL'nin 22/02/2018 tarihinde sanık tarafından katılana gönderildiğinin anlaşıldığı, satış tarihinin 31/08/2016, şikayet tarihinin 10/03/2017 ve söz konusu 76.666 TL'nin gönderilme tarihinin 22/02/2018 tarihi olması karşısında sanığın katılandan aldığı geçerli vekaletname uyarınca sattığı taşınmazla ilgili tahsil ettiği 202.000 TL'yi uhdesinde tutmak suretiyle üzerine atılı Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma suçunu işlediğinin sabit olduğu, her ne kadar sanık yeri 151.666 TL'ye sattığını, 75.000 TL'yi elden katılana verdiğini savunmuş ise de bu savunmayı doğrular nitelikte bir belge sunmadığı gibi satıştan ve hakkında suç duyurusunda bulunulmasından çok sonra katılana 76.666 TL para göndermiş olması hususları dikkate alındığında savunmaya itibar edilemeyeceği, kovuşturma aşamasında gönderilen bu miktarın ancak kısmi olarak zararın giderilmesi kapsamında değerlendirilebileceği, kalan miktarın ödenmediği, katılan vekilinin sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmasına rızasının bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın mahkumiyetine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Hüküm: Yukarıda anlatılan nedenlerle;
A) Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin05/02/2019 tarih, 2018/323 Esas, 2019/89 Karar sayılı kararı ile kurulan hükmün Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kaldırılmasına,
B) 1-Sanık .........'nun üzerine atılı katılan .........'ya karşı Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma suçunu işlediği anlaşıldığından eylemine uyan 5237 Sayılı TCK’nın 155/2 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, elde edilen menfaat miktarı gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini ile takdiren 4 Yıl Hapis Ve 1200 Tam Gün Karşılığı Adli Para Cezası İle Cezalandırılmasına
2-Katılanın zararı iddianame düzenlenmeden önce kısmen giderilmiş ise de; katılan vekilinin sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmasına muvafakatinin bulunmaması nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 168. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
3-Sanığın kısmen de olsa zararı gidermiş olması, mahkemeye karşı saygılı tutumu lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek verilen cezada TCK.nın 62.maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına ve sanığın 3 Yıl 4 Ay Hapis Ve 1000 Tam Gün Karşılığı Adli Para Cezası İle Cezalandırılmasına,
4-Sanığa verilen 1000 Tam Gün Karşılığı Adli para cezasının sanığın sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınarak TCK'nın 52/2 maddesi gereğince günlüğü takdiren 20 TL'den paraya çevrilerek sanığın 20.000 TL Adli Para Cezası İle Cezalandırılmasına,
Adli para cezasının kesinleşmesinden itibaren TCK'nın 52/4 maddesi gereğince 1'er aylık aralıklarla 24 Eşit takside bağlanmasına, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline,
Adli para cezasının ödenmemesi halinde 6545 Sayılı Kanunun 81. maddesi ile değişik 5275 Sayılı Yasanın 106/3 Maddesinin uygulanacağının TCK'nın 52/4 Maddesi gereği sanığa ihtarına, (Sanık hazır olmadığı için gerekli açıklama yapılamadı)
5-Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinin tatbikine, infaz sırasında Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gözetilmesine,
- Katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemizce kurulan hüküm gözetilerek ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre hesaplanan 2.725 TL vekalet ücreti ile dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre hesaplanan 1.362 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,
- Bu dava için yapılan 12 davetiye ücreti 165 TL, ......... gideri 10,75 TL toplamı 175,70 TL yargılama giderinin sanıktan tahsiline,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, katılan vekilinin yüzüne karşı, sanık ve müdafinin yokluklarında, iddia makamında C.Savcısı .........'ün huzuru ile isteme uygun, katılan yönünden tefhimden itibaren, duruşmada hazır olmayanlar yönünden ise tebliğden itibaren 15 gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veyahut Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286. maddesi uyarınca temyiz yasa yolu açık olmak üzere 10.04.2019 tarihinde oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)