(5237 S. K. m. 53, 157)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Denizli C. Başsavcılığı'nın 14/11/2018 tarihli iddianamesi ile sanığın Dolandırıcılık suçundan TCK'nın 157/1, 53. maddeleri gereğince cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/04/2019 tarih ve 2018/810 Esas - 2019/284 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı Dolandırıcılık suçundan beraatine dair karar verilmiştir.
Katılan vekili süresi içinde hükmü istinaf etmiştir.
Davanın yeniden görülmesi şartları oluştuğundan dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiştir.
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında: "Katılan Z. K.'nın ablası vasıtasıyla tanıdığı sanık A. Ü.'in katılanın İncilipınar Caddesi Çamlık Bulvarı 1298 Sokakta bulunan, tapuda Pamukkale ilçesi Kuşpınar Mahallesi 158 Ada 6 ve 8 parselde kayıtlı araziye yetkilisi olduğu H.. yapı İnşaat tarafından yapılacak olan projeden daire satmayı vaaderek katılandan 60.000 TL para aldığı, sanığın aradan geçen sürede evi teslim etmemesi üzerine katılanın yaptığı araştırmada; bahse konu adreste inşaat projesi bulunmadığını ve H.. Yapı İnşaat Firmasının başkasına ait olduğunu öğrendiği, katılanın olay nedeniyle şikayetçi olduğu, sanık savunmasında katılana borcu olduğunu, borcu karşılığında senet verdiğini, işleri bozulduğu için borcunu ödemediğini, katılanın bu nedenle hakkında icra takibi başlattığını ancak katılanı ev satma vaadiyle kandırmadığını beyan ettiği, katılan tarafından dosyaya sunulan evraklarda sanığın H.. Yapı İnşaat Taahhüt isimli firmanın yetkilisi olduğu yönünde tanıtımlar bulunduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü vasıtasıyla yapılan araştırmada bu isimde bir firma kaydına ve sanık adına herhangi bir işyeri kaydına rastlanmadığının bildirildiği, katılanın şikayet dilekçesine konu inşaat yapılacak adres ile ilgili Tapu Müdürlüğünden temin edilen belgede yerin askeri yasak ve güvenlik bölgesi içinde kaldığının, J. E. T. ve D. M. T. adına kayıtlı olduğunun belirlendiği, bu suretle sanığın inşaat yapıp daire satacağı vaadiyle katılandan 60.000 TL aldığı, katılanın sanığa iftira etmesini gerektirir bir husumetinin bulunmaması, sanığın aşamalarda alınan beyanlarındaki çelişkiler (kolluk aşamasında böyle bir daire göstermediği yönündeki beyanı), sanığın suça konu parayı aldığı yönündeki anlatımı ve karşılığında edimini yerine getirmemiş olması, bahse konu arazinin askeri yasak bölge olması ve başka şahıslar adına kayıtlı olması, kendisini H.. yapı İnşaat isimli Firmanın yetkilisi izlenimi uyandıracak şekilde katılana hile sergilemiş olması, katılanın zararını gidermemiş olması ve uzlaşma işlemlerinin de olumsuz sonuçlanmış olması hususları birlikte değerlendirilerek sanığın atılı suçtan cezalandırılması yerine sübutta yanılgıya düşülerek beraatine dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatiyle;
Katılan Z. K. vekili Av. T. S.’un istinaf talebinin kabulüyle Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/04/2019 tarih ve 2018/810 Esas ve 2019/284 Karar sayılı kararının yekünen ORTADAN KALDIRILMASINA,
Sanığın sabit olan ve eylemine uyan TCK’nın 157/1, 53. Maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA,
Kararın kesinleşmesine müteakip Uşak 2. Sulh Ceza Mahkemesinin (Kapatılan) 2013/302 Esas, 2013/881 Karar sayılı HAGB kararı ile ilgili gereğinin takdir ve ifası bakımından mahal mahkemesine İHBARDA BULUNULMASINA,
Dair, karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur " demiştir.
Sanık A. Ü. dairemizde talimat yoluyla alınan savunmasında: "Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben Z.'yi ablası D. K. vasıtası ile tanırım. Bir emlakçı vasıtası ile inşaat yapmaya karar verdik ben inşaatın taşeronluğunu üstlenecektim. Arsayı bir emlakçı temin edecekti. Ancak arsanın sahibi Amerika'da çıktı dolayısıyla da inşaata başlanılmadı. Ben de bu arsaya yapacağım inşaata karşılık Z.'den 45.000 TL para aldım. Kendisine teminat olarak 60. 000 TL'lik senet verdim. Ben bu şekilde sadece bir kişiden para aldım. Benim Z.'nin ablası ile gönül ilişkim vardı. Ablası ile ilişkim vardı bu sebeple tanışmıştım böyle bir inşaatı yapmaya üstlendim yoksa kendisini dolandırma gibi bir düşüncem yoktur ben bu paranın yarısını da ablası D.'ya verdim. D. ile Z.'nin arasında mirastan kaynaklı husumet varmış. D.'da bundan dolayı parayı Z.'ye vermeyince arada ben kaynadım. Benim amacım Z.'yi dolandırmak değildi. Ona daire yapıp satmaktı. Arsa emlakçı tarafından temin edilemeyince inşaat yapılmadı. Suçsuzum öncelikle beraatimi, mahkeme aksi kanaatte ise lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim" demiştir.
Sanık A. Ü. ilk derece mahkemesinde yakalama emrine istinaden alınan savunmasında: "Ben müşteki Z. K. ile ablası D. K. aracılığıyla tanıştım. D. ile aramda duygusal bir yakınlık vardı. Ben H.. yapı inşaat-taahhüt isimli bir firmanın yetkilisiydim. Fakat bu firma resmi değildi. Sadece inşaat firmasının logosunun adıydı. Ticaret sicil müdürlüğüne bu firmamı kaydettirmemiştim. Fakat inşaat işi yapıyordum. Z.’den de inşaat karşılığı daire vermek amacıyla 42 bin tl para aldım. Aynı gün D. K. ile görüştüm. D. bana paraya ihtiyacı olduğunu ve iki gün sonra ödeyeceğini söyleyerek 18 bin tl para istedi. Ben de Z. K. dan aldığım paradan 18 bin tl yi D.'ya verdim. Fakat D. ile Z. arasında mirastan dolayı bir alacak verecek meselesi varmış. D. bana parayı vermeyeceğini söyledi. Bende bu paranın Z.'ye ait olmadığını, iş yapmam karşılığında bana verildiğini söyledim. Fakat D. 18 bin tl yi bana iade etmedi. Z. ye vereceğim dairenin yapılacağı arsanın sahipleri de yurtdışındaydı. Şu an isimlerini hatırlamıyorum fakat bu kişilerle sorun yaşadığım için inşaatı da yapamadım. Z. ile iletişime geçerek bu durumu anlattım. Parasını ödeyeceğimi söyleyerek 60 bin tl lik teminat senedi verdim. Ben Z. ye yaklaşık 6-7 bin tl lik peyderpey bir ödeme yaptım. Fakat daha sonra durumum olmadığı için geri kalan parayı ödeyemedim. Z. den parayı temin edebilmek için zaman istedim. Fakat Bu senet sebebiyle beni icraya verdi. Ben Z. K. ya yaptığım dekontları da daha sonra mahkemeye ibraz edeceğim. Yine Z. K.nın da zararını karşılamak istiyorum. Benim kesinlikle dolandırıcılık gibi bir kastım yoktur. Yine inşaat yapmayı taahhüt ettiğim yerde askeri bölgede olan ve inşaat yapılamayacak yer değildir. Burada bir gecekondu bulunmaktadır. Kimlerin oturduğunu da bilmiyorum" demiştir.
Katılan Z. K. dairemizce talimat yoluyla alınan beyanında: “A. Ü. isimli şahıs bir tanıdık vesilesi ile gelmişti, İzmir Turgutlu’da ev yapmakta olduğunu, yaptığı inşatların resimlerini gösterdi, Denizli'de de H.. yapı inşaat adı altında faaliyet gösterdiğini bana söyledi. Ancak daha sonra araştırdığımda H.. yapı inşaatın bir başkasına ait olduğunu öğrendim. Beni arsaya götürmüştü, bu esnada yanımda ablam D. K. ve kızım E. B. S. bulunmaktaydı. Arsayı da gördükten sonra sanık ile detayları görüştük, projeleri gösterdi, kepçenin arsaya girmesi için öncelikle 60 Bin TL vermem gerektiğini söyledi. 60 Bin TL lik senet imzaladı, daha sonra 60 bin TL nakdi kendisine verdim, parayı verdiğim tarih Ağustos 2017'dir. Daha sonra 15 gün içinde inşaatın başlayacağını söyledi. Ancak inşaat başlamadı. Sonrasında ne kadar aradıysam kendisine ulaşamadım, telefonlarımın engellendiğini fark ettim, 7 kasım 2019 tarihinde beni aradı, arkadaşının bir evi olduğunu bana satmak istediğini söyledi. Bu evin bedeli olarak bana 200 bin TL söyledi. Önceden aldığı 60 bin TL'yi buna mahsup edeceğini söyledi. Bende gidip eve baktım, evin tapusunu görmek istedim, ancak göstermekten kaçındı, şikayetçiyim" demiştir.
Katılan Z. K. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: “Olayla ilgili avukatım şikayet dilekçesi sunmuştu, şikayet dilekçesi içeriğini tekrarlıyorum, sanık bana ev yapacağı vaadiyle benden para almıştı, karşılığında senet vermişti, aramızda anlaşma da yapmıştık, bana arsa da göstermişti, yapacağı evin plan projelerini de göstermişti, kendisi 60.000-TL peşin para verdim, 250.000-TL karşılığında anlaşmıştık, 6 ay sonra kalan parayı kendisine verecektim, o da sözleşme çerçevesinde evi yapıp bana teslim edecekti, verdiği süre içerisinde evin yapımına başlanmadı, kendisini telefonla aradığımda da ulaşamadım, bir ara kendisine ulaştığımda da yapamayacağını söyledi, 6 aylık süre dolduktan sonra bana vermiş olduğu senedi icra takibine verdik, henüz bir tahsilat yapamadık, olay bu şekilde oldu, sanıktan şikayetçiyim, kamu davasına katılmak istiyorum," demiştir.
Sanığa ait nüfus ve adli sicil kaydı dosyada mevcuttur.
Suça konu inşaat yapılacağı belirtilen taşınmazın tapu kaydı dosyaya dahil edilmiş, taşınmazın kaydında askeri yasak ve güvenlik bölgesi içerisinde kalmaktadır şerhinin yer aldığı görülmüştür.
Denizli Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında H.. yapı İnşaat Taahhüt isimli bir firma kaydına ve A. Ü. adına herhangi bir şirkette ortaklığına ve firma kaydına rastlanmadığı anlaşılmıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Katılan Z. K.' nın ablası vasıtası ile tanıştığı sanık A. Ü.' in katılana kendisine Ticaret Sicilinde kayıtlı olmayan H.. yapı İnşaat Firması yetkilisi olarak tanıttığı, katılana İncilipınar cd. Çamlık bulvarı 1298 sokakta bulunan tapuda Pamukkale ilçesi Kuşpınar mahallesi 158 ada, 6 ve 8 parselde kayıtlı kendisine ait arazide yapacağı projeden daire satmayı vaat ettiği ve katılandan 60.000 TL para aldığı ancak bahsi geçen arazinin askeri yasak ve güvenlik bölgesi içinde kaldığı, dolayısıyla İnşaatın yapılması mümkün olmayan yerlerden olduğu, ayrıca taşınmaz maliklerinin yurt dışında yaşayan kişiler olduğu, sanığın sosyal medyada kendisini H.. yapı İnşaat Taahhüt Firmasının yetkilisi gibi tanıttığı, olayda her ne kadar İlk Derece Mahkemesince sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiş ise de; sanığın Ticaret Sicilinde kayıtlı olmayan bir firmayı, İnşaat işi yapan bir firma olarak, kendisinin de bu firmanın sahibi olduğunu belirtip katılana inşaat yapılacak arazinin kendisine ait olduğunu söylemesi ve bu proje üzerinden katılana 2+1 daire yapacağı konusunda kandırarak peşinat olarak 60.000 TL almasına rağmen aşamalarda sanığın 42.000 - 49.000 ve 45.000 TL aldığı şeklindeki çelişkili beyanları, katılana peyderpey 6-7.000 TL lik ödeme yaptığı ve dekontlarını sunacağını beyan etmesine rağmen sunamaması, arazinin askeri yasak bölge olmadığını savunması, katılanla aralarında bir sözleşme yaptıklarını belirtse de bu sözleşmenin dosyada yer almaması ve sanık tarafından katılandan aldığı 60.000 TL karşılığında 60.000 TL bedelli bono vermiş olması nedeniyle eylemin hukuki mahiyette olduğunu savunsa da baştan itibaren inşaat yapma niyetinin olmadığı inşaat yapmayı taahhüt ettiği yerle ilgili beyanlarının dahi çelişkili olduğu, dolayısıyla tüm dosya kapsamına göre eyleminin hukuki ihtilaf olarak değerlendirilemeyeceği, kaldı ki katılan vekili tarafından takibe konulan bono karşılığında da herhangi bir tahsilatın olmadığı ve sanığın geri ödeme niyeti olmaksızın hileli davranışlarla katılanın iradesini fesada uğratarak ondan menfaat temin ettiği ve bu şekilde üzerine atılı Basit Dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görülerek sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen Beraat hükmünün kaldırılarak sanığın cezalandırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda anlatılan nedenlerle;
A-) Sanık A. Ü. hakkındaki Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/04/2019 tarih, 2018/810 Esas, 2019/284 Karar sayılı kararı ile dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmünün Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA,
B-) 1-Sanık A. Ü.'in katılan Z. K.'ya karşı Basit Dolandırıcılık suçunu işlediği tüm dosya kapsamındaki delillerle anlaşıldığından eylemine uyan 5237 Sayılı TCK’nın 157/1.Maddesi gereğince suçun işleniş şekli, sanığın amaç ve saiki, elde edilen menfaat miktarı gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle takdiren ve teşdiden 3 YIL 6 AY HAPİS ve 1500 TAM GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA olmadığına, bu yöndeki istemin reddine,
2-Şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 168. Maddesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
3-Sanığın suçtan sonra ve yargılama aşamasında olumlu davranışı görülmediğinden takdiren sanık hakkında TCK'nın 62/1 maddesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına, bu yöndeki istemin reddine,
4-Sanığa verilen 1500 Tam Gün karşılığı Adli para cezasının sanığın sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınarak TCK'nın 52/2 maddesi gereğince günlüğü takdiren 20 TL'den paraya çevrilerek sanığın 30.000 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5-Adli para cezasının kesinleşmesinden itibaren TCK'nun 52/4 maddesi gereğince 1'er aylık aralıklarla 24 Eşit takside bağlanmasına, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline,
Adli para cezasının ödenmemesi halinde 6545 sayılı kanunun 81. maddesi ile değişik 5275 Sayılı Yasanın 106/3 maddesinin uygulanacağının TCK'nun 52/4 maddesi gereği sanığa ihtarına, (Sanığa gerekli açıklama yapılamadı)
6-Sanık hakkında TCK'nın 53.maddesinin tatbikine, infaz sırasında Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gözetilmesine,
7-Katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemizce kurulan hüküm gözetilerek ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre hesaplanan 2.725 TL vekalet ücreti ile dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre hesaplanan 4.080 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde sanık A. Ü.'in adli sicil kaydında gözüken açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağı hususunda gereğinin takdir ve ifası için Uşak 2. Sulh Ceza (kapatılan) Mahkemesine (2013/302 Esas, 2013/881 Karar) bildirimde bulunulmasına,
9-Bu dava için yapılan 2 posta gideri 27,25 TL, 10 tebligat gideri 138 TL, uzlaştırma gideri 114 TL olmak üzere toplam 279,25 TL yargılama giderinin sanıktan tahsiline,
-Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair katılan ve vekili ile sanığın yokluklarında, makamında C. Savcısı N. Y.'ın huzuru ile isteme uygun, tebliğden itibaren 15 gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veyahut Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286. maddesi uyarınca TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 09.12.2020 tarihinde oybirliği ile verilen karar açıkça okunup gerekçesi ana çizgileriyle anlatıldı. (¤¤)