AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 3964/05
Serdal APAY / Türkiye
11 Aralık 2007 tarihinde,
Başkan
F. Tulkens,
Hâkimler
A.B. Baka,
R. Türmen,
M. Ugrekhelidze,
V. Zagrebelsky,
D. Jočienė,
D. Popović,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü S. S. Dollé’nin katılımıyla oluşturulan İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”), Daire olarak toplanarak, 17 Ocak 2006 tarihinde yapılan yukarıda belirtilen başvuruyu dikkate alarak,
gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
Başvuran Serdal Apay Türk vatandaşı olup 1964 doğumludur ve Ankara’da ikâmet etmektedir.
A. Davanın Koşulları
Davanın koşulları, başvuran tarafından ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Hakimlik stajını tamamladıktan sonra başvuran Kursunlu Cumhuriyet savcısı olarak atanmıştır.
Mahkemeye belirtilmeyen bir tarihte, başvuran ailevi nedenlerden dolayı hâkimlik görevinden istifa etmiştir.
Başvuran, 12 Mart 2003 tarihinde, hâkimlik görevine yeniden atanmayı talep etmiştir..
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (bundan sonra “Yüksek Kurul” olarak anılacaktır) oybirliğiyle aldığı 11 Aralık 2003 tarihli kararla, başvuranın bu talebini reddetmiştir.
Başvuran, 20 Şubat 2004 tarihinde, kararın yeniden incelenmesini talep etmiştir.
Yüksek Kurul, yaptığı bu yeniden incelemenin sonucunda, yine oy birliğiyle alınan 15 Mart 2004 tarihli bir kararla, bu talebi reddetmiştir.
Bunun üzerine başvuran bu kararaitiraz etmiştir.
Bu itiraz başvurusunu görüşmek için toplanan Yüksek Kurul, 13 Eylül 2004 tarihli oy birliğiyle alınan bir kararla başvuranın talebini reddetmiştir.
Bu karar, 27 Ekim 2004 tarihinde, başvurana tebliğ edilmiştir.
B. İlgili İç Hukuk
“Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, varlığı Anayasa’nın 159. maddesine dayanan bir organdır. Söz konusu madde şu şekildedir:
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar. “
Hâkim ve savcıların atanması ve disiplin konusunda özel yetki aynı madde tarafından verilmektedir. Söz konusu madde şu şekildedir:
“Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar. “
Sonuç olarak aynı madede şu şekilde belirtilmektedir:
“Kurul kararları, yargı organları önünde hiçbir başvuru konusu olamaz. “
ŞİKÂYETLER
Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasını ve 14. maddesini ileri sürerek, bu şikâyeti desteklemeksizin, Yüksek Kurulun kararlarının, olası taraflı niteliğinden şikâyet etmektedir.
Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasını ve 13. maddesini ileri sürerek, Kurul kararları hakkında mahkemeye başvurma hakkının bulunmadığından şikâyet etmektedir.
Öte yandan, başvuran hiçbir şikâyet ileri sürmeksizin veya bir açıklama getirmeksizin, Sözleşme’nin 7. maddesini öne sürmektedir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
Başvuran, Yüksek Kurul kararlarını bir mahkeme önünde itiraz edememesinin, mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ve bu nedenle Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ve 13. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir. Öte yandan, başvuran hâkimlik görevine yeniden atanması konusunda Yüksek Kurul kararının tarafsız olmadığını, ayrımcı bir nitelik taşıdığını ve dolayısıyla Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ve 14. maddesinin ihlal edileceğini iddia etmektedir.
Mahkeme öncelikle başvuranın itirazının Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının uygulanabilirliğinin incelenmesine davet edilmektedir.
Pellegrin/Fransa kararında ([GC], no 28541/95, § 65, CEDH 1999‑VIII) ortaya konulan içtihadı çerçevesinde, Mahkeme, devlet memurları ile idare arasındaki anlaşmazlıkların, Devletin veya diğer kamu otoritelerinin genel menfaatlerinin korunmasına yönelik görevlere ve kamu gücünün kullanımına doğrudan veya dolaylı olarak “katılımı” içeren görevleri icra eden memurlar için Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının kapsamına girmediğini değerlendirmiştir. Devlet egemenliğinin bir kısmına sahip olan bu memurlar ile ilgili olarak, Mahkeme, Devletin bu memurlardan özel bir güven bağı talep etme yönünde meşru bir menfaatinin bulunduğu kanaatine varmıştır.
Mahkeme, kısa bir süre önce, Vilho Eskelinen ve diğerleri/Finlandiya ([BD], No 63235/00, AİHM 2007-...) davasında bu konuda yeni bir yaklaşım benimsemiştir. Bundan böyle, bir memurun Sözleşme’nin 6. maddesinde sağlanan koruma kapsamı dışında tutulması için iki koşulun karşılanması gerekmektedir. Öncelikle, ilgili devletin iç hukuku söz konusu memurların görevi veya kategorisi ile ilgili olarak, mahkemeye erişim hakkını açıkça kapsamamalıdır. [Y1][Y1]İkinci olarak, söz konusu hakkı kapsamama durumu, Devletin menfaatine bağlı objektif nedenlere dayanmalıdır. Bu ikinci koşulun yerine getirilmesi için, uyuşmazlığın konusunun, kamu gücünün kullanılması ile ilgili olması veya Devlet ile memuru arasındaki özel güven ve sadakat bağını sorgulaması kaçınılmazdır (yukarıda belirtilen Vilho Eskelinen ve diğerleri § 62).
Somut olayda, Mahkeme iç hukukta Yüksek Kurul kararları hakkında kesinlikle her türlü mahkemeye başvurulmasının reddedildiğini tespit etmektedir. Nitekim, Anayasa’nın 159. maddesi, söz konusu kararlara yargısal dokunulmazlık sağlamaktadır. Dolayısıyla, ilk koşul yerine getirilmiş bulunmaktadır.
İkinci koşul ile ilgili olarak, Mahkeme dava konusunun, hâkimlik görevinin uygulanmasıyla ilgili olduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme, adaletin, egemenliğin temel ifadelerinden birini oluşturması ve devletin egemen görevlerine bağlı olması nedeniyle, sıradan bir kamu hizmeti olmadığını hatırlatmaktadır (bk. Pitkevich/Rusya (k.k.), No 47936/99, 8 Şubat 2001). Doğası gereği, hâkimlik görevi, devletin egemenliğine özgü ayrıcalıkların yerine getirilmesini gerektirmekte ve dolayısıyla doğrudan kamu yetkisinin kullanılmasına bağlı olmaktadır (mutatis mutandis, yukarıda belirtelen Pitkevich ve Yilmazoğlu/Türkiye (k.k.), No 36593/97, 12 Haziran 2003).
Sözleşme’nin 6. maddesinde öngörülen korumaya kamu görevi hakkında itirazın reddedilmesine neden olan Vilho Eskelinen ve diğerleri kararında belirtilen iki koşul, dolayısıyla mevcut davada yerine getirilmiş bulunmaktadır: iç hukukta bir mahkemeye erişim yasaklanmakta ve bu yasak devletin menfaatine bağlı objektif gerekçelere dayanmaktadır.
Sonuç olarak, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına ilişkin şikâyet, Mahkemenin ratione materiae konu bakımından yetki alanına girmemekte ve dolayısıyla Sözleşme’nin hükümleriyle bağdaşmadığı şeklinde değerlendirilmelidir.
Diğer şikâyetler ile ilgili olarak, sahip olduğu bütün delil unsurlarını dikkate alarak ve ileri sürülen iddiaları değerlendirmekle yetkili olması nedeniyle, Mahkeme Sözleşme ile güvence altına alınan haklar ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin hiçbir görünüm tespit etmemektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy Birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
S. DolléF. Tulkens
Bölüm Yazı İşleri Müdürü Başkan
Full & Egal Universal Law Academy