Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2008-1-118 (Özelleştirme)
Karar Sayısı : 08-69/1116-433
Karar Tarihi : 4.12.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER 10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Tuncay SONGÖR, M. Sıraç ASLAN,
Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN, Dr. Mustafa ATEŞ,
İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER: Mert KARAMUSTAFAOĞLU, Cemal Ökmen YÜCEL
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : - Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 20
D. TARAFLAR : -Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
Ziya Gökalp Cad. No: 80 Kurtuluş - Ankara
- Aras Elektrik Dağıtım A.Ş.
Edip Somunoğlu Mah. Şıh Köyü Yolu Üzeri
Tedaş Tesisleri - Erzurum
- Kiler Alışveriş Hizmetleri Gıda San. ve Tic. A.Ş.
Namık Kemal Mah. Tonguçbaba Cad. No:23 Kat:4
Esenyurt - İstanbul
30
E. DOSYA KONUSU: Aras Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin %100 oranındaki hissesinin
blok olarak satış yöntemiyle özelleştirilmesi işlemine izin verilmesi talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurulu’nun 1998/5 Sayılı Tebliği ile değişik 1998/4
sayılı Özelleştirme Yoluyla Devralmaların Hukuki Geçerlilik Kazanabilmeleri İçin
Rekabet Kurumuna Yapılacak Önbildirimlerde ve İzin Başvurularında Takip Edilecek
Usül ve Esaslar Hakkında Tebliğ uyarınca Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB)
tarafından Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin (TEDAŞ) özelleştirilmesine ilişkin olarak
11.3.2005 tarihinde yapılan önbildirim üzerine hazırlanan 24.6.2005 tarihli Mesleki
Daire görüşü ile bu görüşe ilişkin ÖİB’nin yukarıda adı geçen Tebliğ’in yine aynı hükmü 40
gereği gönderdiği 11.7.2005 tarihli görüşü, Rekabet Kurulu’nun 21.07.2005 tarih ve 05-
48 sayılı toplantısında birlikte değerlendirilerek konuya ilişkin Kurul Görüşü
oluşturulmuştur.
ÖİB’nin Kurum kayıtlarına 18.9.2008 tarih, 6249 sayı ve 6.10.2008 tarih, 6528 sayı ile
intikal eden Aras Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin (ARAS) özelleştirilmesine ilişkin başvurusu
üzerine dosyaya ilişkin olarak talep edilen ilave bilgi ve belgeler, Özelleştirme İdaresi
Başkanlığı’nın (ÖİB) 15.10.2008 tarih, 6723 sayı ile; Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’nin
(TEİAŞ) 20.10.2008 tarih, 6788 sayı ile; Kiler Alışveriş Hizmetleri Gıda San. ve Tic.
A.Ş.’nin (KİLER) 24.11.2008 tarih ve 7722 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden
yazılarıyla tamamlanmıştır. 50
Dosyadaki eksikliklerin tamamlanması üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 7. maddesi ile 1998/4 sayılı Tebliğ’in ilgili hükümleri çerçevesinde
düzenlenen 27.11.2008 tarih ve 2008-1-118/ÖN-08-MK sayılı Özelleştirme Ön
İnceleme Raporu, 28.11.2008 tarih ve REK.0.05.00.00-120/212 sayılı Başkanlık
Önergesi ile 08-69 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler çerçevesinde; ARAS’ın %100 oranındaki
hissesinin blok olarak satış yöntemiyle özelleştirilmesi kapsamında söz konusu
hisselerin KİLER tarafından devralınması işlemlerinin; 60
- 4054 sayılı Kanun ve 1998/4 sayılı Tebliğ kapsamında izne tabi olduğu,
- 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi hükmü uyarınca bir hakim durum yaratan veya
mevcut hakim durumu güçlendiren ve böylece ilgili pazarlarda rekabetin önemli
ölçüde azaltılması sonucunu doğuran bir işlem olmadığı, dolayısıyla bildirim
konusu işleme izin verilmesi gerektiği,
ifade edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Yapılan İşlem
70
Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş. (BAŞKENT) ve Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin
(SEDAŞ) ardından bildirime konu olan ARAS ve Meram Elektrik Dağıtım A.Ş.
(MERAM) özelleştirmeleriyle birlikte, kamuya ait elektrik dağıtım şirketi TEDAŞ’ın
özelleştirilmesi süreci devam etmektedir. TEDAŞ’ın sahip olduğu dağıtım şirketleri,
elektrik dağıtımıyla, elektriğin tüketicilere perakende satışı ve tüketicilere perakende
satış hizmeti verilmesiyle iştigal eden iktisadi devlet teşekkülleridir. TEDAŞ’ın sahibi
olduğu dağıtım şirketlerinin 2007 yılında 29,5 milyon müşterisi ve 126 milyar kWh’lik
elektrik satışı bulunmaktadır.
Esas itibarıyla dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesine ilişkin stratejinin ana hatlarının 80
Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu ve Özelleştirme Stratejisi Belgesi (Strateji Belgesi) ile
belirlendiği görülmektedir. 17.3.2004 tarihli Strateji Belgesi ile Türkiye’nin dağıtım
şebekesi coğrafi yakınlık, yönetimsel yapı, enerji talebi ve diğer teknik/mali etkenler
dikkate alınarak 21 dağıtım bölgesine bölünmüş ve bunlardan 20’sinin sahibi olan
TEDAŞ özelleştirme programına alınmıştır. Söz konusu 21 bölge şu şekildedir:
Tablo 1: Dağıtım bölgeleri
Bölge Dağıtım Şirketi İsmi Kapsanan İller
1
Dicle Elektrik Dağıtım
A.Ş. Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak
2
Vangölü Elektrik
Dağıtım A.Ş Bitlis, Hakkari, Muş, Van
3 Aras Elektrik A.Ş. Erzurum, Ağrı, Ardahan, Bayburt, Erzincan, Iğdır, Kars
4
Çoruh Elektrik Dağıtım
A.Ş. Trabzon, Artvin, Giresun, Gümüşhane, Rize
5
Fırat Elektrik Dağıtım
A.Ş. Elazığ, Bingöl, Malatya, Tunceli
6
Çamlıbel Elektrik
Dağıtım A.Ş. Sivas, Tokat, Yozgat
7
Toroslar Elektrik
Dağıtım A.Ş. Adana, Gaziantep, Hatay, Mersin, Osmaniye, Kilis
8
Meram Elektrik Dağıtım
A.Ş. Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Aksaray, Konya,Karaman.
9
Başkent Elektrik
Dağıtım A.Ş.
Ankara, Kırıkkale, Zonguldak, Bartın, Karabük, Çankırı,
Kastamonu
10 Akdeniz Elektrik A.Ş. Antalya, Burdur, Isparta İl sınırları
11
Gediz Elektrik Dağıtım
A.Ş. İzmir, Manisa
12
Uludağ Elektrik Dağıtım
A.Ş. Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Yalova
13
Trakya Elektrik Dağıtım
A.Ş. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ.
14
İstanbul Anadolu
Yakası Elektrik
Dağıtım A.Ş. İstanbul ili Anadolu Yakası.
15
Sakarya Elektrik
Dağıtım A.Ş. Sakarya, Bolu, Düzce, Kocaeli.
16
Osmangazi Elektrik
Dağıtım A.Ş. Eskişehir, Afyon, Bilecik, Kütahya, Uşak
17
Boğaziçi Elektrik
Dağıtım A.Ş. İstanbul ili Rumeli Yakası.
18
Kayseri ve Civarı
Elektrik Dağıtım A.Ş. Kayseri
19 AYDEM Aydın, Denizli, Muğla
20
Göksu Elektrik Dağıtım
A.Ş. Kahramanmaraş, Adıyaman
21
Yeşilırmak Elektrik
Dağıtım A.Ş. Samsun, Amasya, Çorum, Ordu, Sinop
İlerleyen süreçte Menderes EDAŞ 2008 yılında özelleştirme programından çıkarılmış
ve bu bölge 1991 yılında başlayan süreç çerçevesinde Aydem Güneybatı Anadolu 90
Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye devredilmiştir1. Mevcut durumda özel sektör şirketleri
tarafından işletilen dağıtım bölgeleri, işletme hakkı 1990 yılında Kayseri ve Civarı
Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye devredilen Kayseri bölgesi ve 2008 yılında AYDEM’e devri
gerçekleşen Aydın-Denizli- Muğla bölgesidir. Öte yandan Rekabet Kurulu, 14.8.2008
tarih, 08-50/746-302 ve 08-50/747-303 sayılı kararlar ile sırasıyla BAŞKENT ve
SEDAŞ’ın özelleştirmelerine izin vermiştir.
Dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesi sürecinde dört ana konu ön plana çıkmaktadır.
Bunlar i) İşletme Hakkı Devri, ii) Tarifeler, iii) Enerji Satış Anlaşmaları ve iv) Yatırım
Yükümlülükleridir.
İşletme Hakkı Devri: Dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesinde İşletme Hakkı Devri’ne 100
(İHD) dayalı Hisse Satış Modeli uygulanacaktır. Bu modele göre yatırımcı, özelleştirilen
dağıtım şirketinin bulunduğu bölgedeki elektrik dağıtım lisansına sahip tek şirket
olacaktır; ancak, yatırımcının işletme hakkını devraldığı dağıtım tesisleri ve bu
tesislerin işletilmesinde varlığı zorunlu unsurların mülkiyeti TEDAŞ uhdesinde kalmaya
devam edecektir. Yatırımcı, dağıtım şirketinin hisselerinin sahibi olarak, TEDAŞ ile
imzalanmış olan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHD Sözleşmesi) çerçevesinde
dağıtım varlıklarının işletme hakkını elde edecektir. Söz konusu model uyarınca
dağıtım tesislerini devralanlar hem bu tesislerin işletilmesinden sorumlu hem de yeni
1 Rekabet Kurulu’nun 8.5.2008 tarih ve 08-32/397-134 sayılı kararı.
yatırımları yapmakla yükümlüdürler. Yapılacak yeni yatırımlarla oluşacak varlıkların
mülkiyeti TEDAŞ’ta kalacaktır. Dağıtım tesislerini devralanlar yatırımlarını, EPDK 110
tarafından onaylanan tarifeler yoluyla finanse edeceklerdir.
Tarifeler: Elektrik sektörünün serbestleşmesi çalışmalarında hedeflerden biri de
tamamen maliyete dayalı tarife yapısına geçmektir. Bu kapsamda 31.12.2012 tarihine
kadar olan süre geçiş dönemi olarak adlandırılmaktadır. Geçiş döneminde
uygulanacak olan son kullanıcı tarifeleri ve bu tarifelerin hesaplanmasına esas
oluşturan gelir gereksinimleri, özelleştirme öncesinde EPDK tarafından onaylanmış
durumdadır. Söz konusu gelir gereksinimleri, dağıtım ve perakende hizmetleri için
öngörülen giderlerle birlikte hedeflenen kayıp/kaçak miktarı için bir karşılık
içermektedir. Dağıtım şirketleri, geçiş döneminin sona erdiği 2013 yılından sonra
Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği’ne ve ilgili yönetmeliklere uygun olarak tarifeleri 120
kendileri belirleyecekler ve EPDK’nın onayına sunacaklardır. Tarifeyi oluşturan dört
unsur olan perakende satış, dağıtım, perakende hizmet ve iletim tarifeleri, Elektrik
Piyasası Kanunu, Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği ve ilgili düzenlemeler
uyarınca birbirinden ayrılmıştır. Buna göre perakende satış tarifesi, dağıtım şirketi
tarafından satın alınan enerjinin ortalama fiyatını yansıtan bir “fiyat tavanı” uyarıca
belirlenecektir. Dağıtım ve perakende hizmet tarifeleri ise dağıtım ve perakende
hizmetlerine yönelik maliyetleri karşılayacak şekilde “gelir tavanı” şeklinde
belirlenecektir. İletim bedeline ilişkin iletim tarifesi de tüketiciye aynen yansıtılacaktır.
Geçiş dönemi süresince “bölgesel tarife” uygulanması uyarınca bazı bölgeler daha
yüksek gelir elde edecekleri için (bölgeler arasındaki elektrik kayıp kaçak oranlarının 130
değişiklik göstermesi nedeniyle) tek bir “ulusal tarifenin” sağlanabilmesi amacıyla
EPDK’nın uygulayacağı fiyat eşitleme mekanizması yoluyla bölgeler arasında gelir
transferi yapılacaktır.
Enerji Satış Anlaşmaları: Strateji belgesi uyarınca yapılacak özelleştirmelere hazırlık
amacıyla dağıtım şirketleriyle Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş. (TETAŞ) ve
Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) arasında geçiş dönemi sözleşmeleri imzalanmıştır. Bu
kapsamda, özelleştirmelere hazırlık aşamasında dağıtım şirketlerinin enerji talebinin en
az %85’ine gelen miktarına ilişkin olarak söz konusu kamu üretim ve toptan satış
şirketleri arasında düzenlenmiş fiyatlar üzerinden 5 yıl süreli enerji alım anlaşmaları
yapılacaktır. Bu sözleşmelerin süreleri bittiğinde ise yerlerine taraflar arasında pazarlık 140
sonucunda oluşan ve piyasa fiyatlarına dayalı ikili anlaşmalar yapılacak ve böylelikle
rekabetçi piyasaya geçiş yapılacaktır.
TETAŞ’ın mevcut uzun dönemli alım anlaşmalarından doğan mali yükümlülüklerinin
karşılanmasını amaçlayan bu sistem uyarınca; TETAŞ’ın mevcut sözleşmeler
kapsamında üretim tesislerinden ve EÜAŞ’ın hidroelektrik santrallerinden aldığı elektrik
enerjisinin tüm dağıtım şirketlerine paylaştırılması amaçlanmıştır.
Devralma konusu ARAS da hem EÜAŞ’ın portföy şirketleriyle hem de TETAŞ ile
“Elektrik Enerjisi Satış Anlaşmaları” imzalamıştır. Söz konusu anlaşmalar geçiş dönemi
sonuna kadar yapılmış olup, 5784 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile bu sürenin Bakanlık
görüşü alınarak en fazla iki yıl uzatılabileceği hükme bağlanmıştır. 150
Söz konusu sözleşmeler ile hem dağıtım şirketlerinin enerji temini konusundaki
sıkıntıların azaltılması ve arz güvenliğinin sağlanması hem de özelleştirilecek üretim
santralleri bakımından rekabetçi piyasaya yumuşak bir geçiş yapılması sağlanmıştır.
Gerek dağıtım gerek de üretim özelleştirmelerinin ardından söz konusu şirketleri
devralanlar geçiş dönemi sözleşmeleri uyarınca faaliyet göstermeye devam
edeceklerdir. Dolayısıyla dağıtım şirketlerinin geçiş dönemi sonunda rekabetçi piyasa
modeline uygun olarak sağlayıcılarını belirleyeceği ve yapacakları ikili anlaşmalar
yoluyla elektrik enerjisini temin edecekleri anlaşılmaktadır.
Yatırım Yükümlülükleri: Özelleştirme sürecindeki hedeflerden biri de dağıtım sistem
ve şebekesi üzerinde gerçekleştirilmesi gereken yatırımların özel sektör tarafından 160
gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla devletin bütçesi üzerindeki yükün hafifletilmesidir. Bu
kapsamda i) genişleme yatırımları ve kamulaştırma maliyeti, ii) yenileme yatırımları ve
iii) ihalesi yapılmış ve halen devam eden yatırımlar olmak üzere üç bileşenden oluşan
yatırım harcamaları dikkate alınarak dağıtım firmaları tarafından yıllık yatırım planları
hazırlanacak ve EPDK onayına sunulacak, onaydan geçmiş olan yatırımlar ise dağıtım
firmaları için bir yükümlülük haline gelecektir. Yükümlenilen yatırımların olması
gereken miktarda ve şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, EPDK ve dağıtım
şirketleri işbirliğinde gerçekleştirilecek olan yatırım, denetim ve kalite ölçüm
mekanizmaları yoluyla denetlenecektir.
170
H.2. Taraflar
H.2.1. Devralınan: ARAS
TEDAŞ ve sahibi olduğu dağıtım şirketleri, elektrik dağıtımıyla, elektriğin tüketicilere
perakende satışı ve tüketicilere perakende hizmeti verilmesiyle iştigal eden iktisadi
devlet teşekkülleridir. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun uyarınca
hisseleri ÖİB’ye ait olan TEDAŞ, Yüksek Planlama Kurulu’nun Türkiye elektrik
sektörünün serbestleştirilmesi ve özelleştirilmesi süreciyle ilgili temel adımları
belirleyen ve 17.3.2004 tarihinde yayınlanan Strateji Belgesi ve 4046 sayılı Kanun
uyarınca özelleştirme kapsamına alınmıştır. Söz konusu Strateji Belgesi ile Türkiye’nin
elektrik dağıtım şebekesi 21 dağıtım bölgesine ayrılmıştır. Bu çerçevede ÖİB’nin 180
25.4.2008 tarihli kararıyla bahse konu dağıtım bölgelerinden 3. ve 8. bölgeler olan
ARAS ve MERAM özelleştirme kapsamına alınmıştır.
ARAS’ın elektrik dağıtım bölgesi Erzurum, Erzincan, Ağrı, Iğdır, Kars, Ardahan ve
Bayburt olmak üzere 7 ilden oluşmaktadır. ARAS Bölgesi ülke yüzölçümünün %9,1’ini
teşkil eden 70.990 km2’lik bir alana sahiptir. Ülke nüfusunun %3,1’ine tekabül eden 2,2
milyonluk nüfusu ile kilometrekareye 31 kişinin düştüğü ARAS Bölgesi’nin nüfus
yoğunluğu ülke genelinin (90 kişi/km2) altındadır.
ARAS’ın 2007 yılı cirosu yaklaşık (……….) YTL olup, 2007 yılı elektrik satışı
(…………) kWh olarak gerçekleşmiştir. Perakende elektrik satışı ve hizmeti pazarında
TEDAŞ’ın toplam elektrik satışının %1,16’sını gerçekleştirmektedir. 190
H.2.2. Devralan: KİLER
KİLER, 1983 yılında Nahit Kiler, Vahit Kiler ve Ümit Kiler tarafından kurulan ve temel
olarak Kiler Holding A.Ş.’nin (Kiler Holding) faaliyet kollarından birisi olan
perakendecilik alanında Türkiye çapında faaliyet gösteren bir şirkettir. 30.9.2007 tarihi
itibarıyla 2007 yılına ait cirosu (……………) YTL olan KİLER’in hissedarlık yapısına
aşağıda yer verilmektedir:
Tablo 2: KİLER Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Nahit Kiler (….)
Vahit Kiler (….)
Ümit Kiler (….)
Hikmet Kiler (….)
Sevgül Kiler (….)
Kiler Holding (….)
TOPLAM 100
KİLER Yönetim Kurulu üye listesine aşağıda yer verilmektedir:
Tablo 3: KİLER Yönetim Kurulu Üyeleri 200
Adı – Soyadı Görevi
Ümit Kiler Yönetim Kurulu Başkanı
Nahit Kiler Yönetim Kurulu Başkan vekili, Üye
Hikmet Kiler Üye
Hissedarlık yapısı itibarıyla KİLER’in tamamıyla Kiler Holding ve Kiler Holding’in
ortaklarının kontrolünde olduğu anlaşılmıştır. Kiler Holding’in perakendecilik dışında
inşaat, gayrimenkul yatırım ortaklığı, gıda üretimi, turizm, yayıncılık, reklam, sağlık
hizmetleri, etçilik, besicilik ve elektrik-enerji alanlarında faaliyeti bulunmaktadır. 2007
yılına ait cirosu (…………) YTL olan Kiler Holding’in hissedarlık yapısına aşağıda yer
verilmektedir:
Tablo 4: Kiler Holding Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Ümit Kiler (…..)
Nahit Kiler (…..)
Vahit Kiler (…..)
Hikmet Kiler (…..)
Sevgül Kiler (…..)
Taşyapı İnşaat Ticaret Ltd. Şti. (…..)
TOPLAM 100
Kiler Holding Yönetim Kurulu üye listesine aşağıda yer verilmektedir:
Tablo 5: Kiler Holding Yönetim Kurulu Üyeleri
Adı – Soyadı Görevi
Nahit Kiler Yönetim Kurulu Başkanı
Ümit Kiler Yönetim Kurulu Başkan Yrd., Üye
Vahit Kiler Üye
210
H.3. İlgili Pazarlar
Elektrik piyasalarının özelleştirilmesi sürecinde gerçekleşen devralmalarda rekabet
hukukunun uygulanması bakımından büyük önem taşıyan konulardan biri ilgili pazar
tanımıdır. Bununla birlikte, sektörün kendine özgü yapısı ve ayrıca serbestleşme ve
özelleştirme faaliyetleri nedeniyle bir geçiş dönemi içinde olması ilgili pazar tanımında
güçlükler ortaya çıkarmaktadır. Daha önce dağıtım özelleştirmesine ilişkin verilen
Mesleki Daire görüşünde ve Aydın-Denizli-Muğla bölgesinin Aydem tarafından
devralınmasına ilişkin kararda ilgili pazar tanımları, 4628 sayılı Elektrik Piyasası
Kanunu uyarınca düzenlenen dağıtım faaliyetleri ve dağıtım firmalarının yapacağı
satışlar bakımından ele alınmıştır. Bununla birlikte, BAŞKENT ve SEDAŞ’ın ardından 220
ARAS ve MERAM devirleriyle süren elektrik sektörü özelleştirmelerinde her bir devir
işlemi ayrı ayrı değerlendirilecek olsa da, diğer dağıtım bölgeleri ve üretime ilişkin
özelleştirmelerle birlikte bütün sürecin bir bütün olarak da ele alınmasının yerinde
olacağı düşünülmektedir. Nitekim bir ex-ante denetim aracı olan birleşme ve
devralmaların kontrolü konusu, sektörün gelecekteki yapısal oluşumuna ilişkin
değerlendirmeleri de içermek durumundadır. Bu nedenle, sadece sektörün mevcut
durumunun fotoğrafının çekilmesiyle ortaya çıkan pazar tanımlarının yanında,
serbestleşme süreci ve mevcut durumda kamu elinde bulunan diğer dağıtım bölgeleri
ve üretim şirketlerinin özelleştirilmesinin ardından hedeflenen serbest ve rekabetçi
piyasa yapısı da dikkate alınarak ilgili pazar tanımları ve dolayısıyla yoğunlaşma 230
değerlendirmeleri yapılmalıdır. Bu noktadan hareketle, ilgili pazar tanımı iki ayrı başlık
altında aşağıda incelenmektedir. İlk bölümde, daha önceki kararlarda da yer alan,
doğal tekel niteliğindeki dağıtım hatlarına ilişkin dağıtım hizmetleri ve düzenlemeye tabi
olan mevcut perakende satış faaliyetleri kapsamında yapılan ilgili pazar tanımı ele
alınmaktadır. İkinci bölümde ise, serbestleşme sürecinde beklenen ve hedeflenen
pazar yapısı dikkate alındığında yapılacak değerlendirmelerde belirleyici olacak pazar
tanımlarına ilişkin bir değerlendirme yer alacaktır.
H.3.1. Dağıtım Ve Perakende Satışa İlişkin Pazar Tanımı
a. İlgili Ürün Pazarı 240
Özelleştirme işlemine konu dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermekte olan dağıtım
şirketleri, elektriğin dağıtımı ve perakende satışı ile perakende satış hizmeti faaliyetleri
ile iştigal etmektedir. Bu faaliyetler kısaca şu şekilde tanımlanabilir;
Dağıtım: Elektrik enerjisinin gerilim seviyesi 36 kV ve altındaki hatlar üzerinden
naklini,
Perakende satış: Elektriğin tüketicilere satışını,
Perakende satış hizmeti: Perakende satış lisansına sahip şirketlerce, elektrik
enerjisi ve/veya kapasite satımı dışında tüketicilere sağlanan diğer hizmetleri
ifade etmektedir.
Söz konusu faaliyetlerden dağıtım faaliyeti, alçak gerilimli elektrik taşıyan kablolardan 250
oluşan yeni bir dağıtım şebekesinin kurulmasına ilişkin zorluklar ve yüksek yatırım
maliyetleri sebebiyle doğal tekel niteliği taşımakta olup; her bir bölgedeki dağıtım şirketi
tarafından münhasıran yerine getirilmektedir. Bu bakımdan elektrik pazarının dağıtım
seviyesinin pazarın diğer seviyelerinden farklı bir ürün/hizmet pazarı olarak
tanımlanması gerekmektedir.
Perakende satış ve perakende satış hizmeti faaliyetleri ise 4628 sayılı Kanun
çerçevesinde rekabete açılan faaliyetler arasında yer almaktadır. Söz konusu
faaliyetler, dağıtım şirketlerinin yanı sıra perakende satış şirketleri tarafından da yerine
getirilebilecektir. Perakende satış hizmeti sayaçların okunarak elektrik tüketim
miktarlarının belirlenmesi ve faturaların düzenlenmesi gibi hizmetleri kapsamakta olup, 260
4628 sayılı Kanun perakende satış ve perakende satış faaliyetlerinin perakende satış
lisansında yer verilmesi halinde aynı lisans kapsamında yürütülmesine imkan
sağlamaktadır. Başka bir ifade ile perakende satış hizmeti, elektrik pazarının
perakende satış seviyesindeki faaliyetleri bütünleyici bir özellik taşımaktadır.
Yukarıda yer verilmekte olan bilgiler ışığında, bu aşamada ilgili ürün pazarları;
- elektrik dağıtım hizmeti pazarı ve
- perakende elektrik satışı ve hizmeti pazarı
olarak ele alınmıştır.
b. İlgili Coğrafi Pazar
Elektrik dağıtım varlıklarının özelleştirilmesine ilişkin esaslar 17.3.2004 tarihli Yüksek 270
Planlama Kurulu kararıyla kabul edilen Strateji Belgesi ile ortaya konulmakta olup; söz
konusu belge, coğrafi yapı, işletme koşulları, enerji bilançoları, teknik/mali özellikler ve
mevcut hukuki yapı ve geçmiş dönemde imzalanmış “mevcut sözleşmeler” dikkate
alınarak 21 adet elektrik dağıtım bölgesinin oluşturulmasını öngörmektedir. Elektrik
dağıtım hizmetleri açısından her bir dağıtım bölgesinin ayrı bir ilgili coğrafi pazar olarak
kabul edilmesi gerektiği görülmektedir. Bildirime konu işlem kapsamında belirlenen 3.
dağıtım bölgesi Erzurum-Erzincan-Ağrı-Iğdır-Kars-Ardahan ve Bayburt illerinden
oluşmaktadır.
Perakende elektrik satışı ve hizmeti açısından bakıldığında, Strateji Belgesi ile getirilen
kural gereği, her bir dağıtım bölgesindeki serbest olmayan tüketicilere perakende 280
elektrik satışının münhasıran bölgedeki dağıtım şirketi tarafından yapılması
öngörülmektedir. Bu anlamda, özelleştirilmesi düşünülen bölgelerdeki serbest olmayan
tüketicilerin alternatif temin kaynağı bulunmamaktadır. Serbest olmayan tüketicilerin
Türkiye toplam tüketiminin oldukça büyük bir bölümünü oluşturduğu ve bu tüketicilerin
dağıtım firmalarından tarife kapsamında sadece kendi bölgelerindeki dağıtım
şirketlerinden alım yapabildikleri dikkate alındığında, dağıtım bölgesindeki perakende
satış ve hizmetinin başka bir bölgedeki perakende satış ve hizmetinden kesin olarak
ayrıldığı görülmektedir. Bu bakımdan perakende elektrik satışı ve hizmetleri açısından
her bir dağıtım bölgesinin ayrı bir ilgili coğrafi pazar oluşturduğunu kabul etmek yerinde
olacaktır. Bu açıklamalar çerçevesinde, bildirim açısından da perakende satışlara 290
ilişkin coğrafi pazar Erzurum-Erzincan-Ağrı-Iğdır-Kars-Ardahan ve Bayburt illeri olarak
belirlenmiştir.
H.3.2. Dikey Bütünleşik Yapı Kapsamında İlgili Pazar
Daha önce de belirtildiği üzere sektörün bir geçiş dönemi içinde olması, ilgili pazar
tanımının da zaman içinde değişikliklere açık bir hale gelmesine neden olmaktadır. Bu
duruma verilebilecek örneklerden biri, mevzuat kapsamında oluşturulan serbest
müşterilere ve serbest olmayan müşterilere yapılan satışlara ilişkin ayrımdır. Elektrik
Piyasası Kanunu kapsamında perakende satış pazarının serbest müşterilere satışlar
ve serbest olmayan müşterilere satışlar olarak ikiye ayrılabildiği görülmektedir. Dağıtım
firmalarının serbest olmayan müşterilere yapılan satışlar yanında serbest müşterilere 300
satışlara ilişkin de satış hakları bulunmaktadır. Bununla birlikte, mevcut durumda
dağıtım firmalarının serbest müşterilere ikili anlaşmalar çerçevesinde satış yapmadığı,
Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi (PMUM) uygulamalarının ardından serbest
müşterilerin de ağırlıklı olarak dağıtım şirketlerinden serbest olmayan tüketiciler için
belirlenen tarife kapsamında mal temin ettiği dikkate alındığında, bu dosya
kapsamında serbest müşterilere yapılan satışlara ilişkin ayrı bir pazar tanımı
yapılmasına gerek görülmemiştir. Bu konuya ilerleyen bölümde perakende satışlara
ilişkin kısımda yeniden değinilecektir.
Esas itibarıyla ilgili pazar olarak dağıtım ve perakende satış pazarları ele alınmış olsa
da, elektrik piyasalarının dikey yapısı dikkate alındığında dağıtım bölgelerinin 310
özelleştirilmesi ile ortaya çıkacak yapının üretimden başlayarak nihai tüketiciye kadar
gelen dikey yapının bütün aşamalarını etkileyeceği açıktır. Dolayısıyla dağıtım
bölgelerini devralacak firmaların üretim ve toptan satış gibi alanlardaki faaliyetleri de
sektörün dikey entegrasyonuna ilişkin değerlendirmelerde önem kazanmaktadır.
Elektrik piyasaları elektriğin üretiminden nihai tüketiciye ulaştırılmasına kadar olan arz
zinciri bakımından ele alındığında, üretim, iletim, dağıtım, tedarik (arz) gibi farklı
seviyelere ayrıştırılarak değerlendirilmektedir.
Elektrik piyasası arz zinciri
320
Rekabete açılabilir Doğal Tekel Doğal Tekel Rekabete açılabilir
Yukarıdaki şekilden de görüldüğü üzere, elektrik piyasasının üretim, iletim, dağıtım ve
tedarik/arz olmak üzere 4 ana bölüme ayrılabileceği söylenebilir. Bunlardan iletim ve
dağıtım aşamaları doğal tekel niteliği taşıyan bölümlerdir. Başka bir ifadeyle, daha az
düzenleme ve daha çok rekabetin sağlanabileceği aşamalar elektriğin üretimi ve nihai
ÜRETİM DAĞITIM İLETİM ARZ NİHAİ TÜKETİCİ
tüketiciye arzı piyasaları olarak ortaya çıkmakta, iletim ve dağıtım ise ağırlıklı olarak 330
düzenlemeye tabi tutulmaktadır. Başka bir ifade ile toptan satış ve nihai tüketici
fiyatının oluşması, alıcılar ve satıcıların karşı karşıya geldiği üretim ve tedarikçi
seviyelerindeki etkileşime bağlı olup, iletim ve dağıtım hizmetlerinin bu sürece dinamik
bir etkisi bulunmamaktadır. Burada hemen belirtmek gerekir ki, yukarıdaki şekilde
elektriğin fiziki akışına ilişkin yapı bulunmaktadır ve bu yönüyle iletim ve dağıtım
faaliyetinin elektriğin taşınması dışında bir katkısı bulunmamaktadır. Bununla birlikte
elektriğin ticari akışında iletim şirketi TEİAŞ’ın (dengeleme piyasası bakımından
PMUM ile) ve dağıtım şirketlerinin alıcı ve satıcı olarak rollerinin bulunduğu
görülmektedir. Elektriğin ticari akışını gösteren şema aşağıda yer almaktadır.
340
Şekil 1: Elektrik Piyasasının Ticari İşleyişi
Bu şemadan hareketle yoğunlaşma işlemlerinde dikkate alınması gereken piyasaları
şu şekilde ayrıştırmak mümkündür:
ÜRETİM ŞİRKETLERİ
Serbest Olmayan
Tüketici
PMUM
Serbest Tüketiciler
Dağıtım Şirketleri
D1, D2, …, D21
Perakende Şirketleri
TOPTAN SATIŞ
ŞİRKETLERİ
(TETAŞ ve Özel
Sektör Şirketleri)
EÜAŞ YİD Yİ Özel
Şirketler
Otoprodüktör Mobil
Santraller
İHD
İk
ili
A
nl
aş
m
al
ar
A
nl
aş
m
al
ar
Üretim : Elektriğin üretimi
Toptan satış : Sağlayıcı tarafında üretici ve toptan satış şirketlerinin (toptan 350
satış şirketleri yeniden satıcı konumundadır), alıcı tarafında ise
dağıtım şirketleri, perakende şirketleri ve serbest tüketicilerin
bulunduğu, ikili anlaşmalardan oluşan piyasa
İletim/dağıtım : Doğal tekel niteliğindeki şebeke faaliyetleri (grid business).
Perakende satış : Serbest ve serbest olmayan tüketicilere yapılan satışlar
Üretim: Ticari akış bakımından dikey piyasa yapısının en tepesinde üretim
bulunmaktadır. Esas itibarıyla, üretime ilişkin yatay pazar tanımının daha önceki ilgili
devir kararlarında “elektrik üretimi ve satışı” şeklinde belirlendiği, üretime ilişkin
yoğunlaşma değerlendirmesinde ise üretim tesislerinin kurulu kapasitelerinin dikkate
alındığı görülmektedir. Bununla birlikte, sektörün dikey yapısı bütün olarak ele 360
alındığında, sektörün ikili anlaşmalara dayalı bir rekabetçi yapıya kavuşmasının
hedeflendiği görülmektedir. İkili anlaşmalar piyasasına ilişkin değerlendirmelere
geçmeden önce dengeleme piyasasından kısaca bahsetmek yerinde olacaktır.
Dengeleme Piyasası ve PMUM: Piyasada arz ve talep arasında gerçekleştirilen ikili
anlaşmalar çerçevesinde oluşan dengesizliklerin giderilmesi konusunda TEİAŞ
bünyesinde yer alan PMUM görevlidir. Dengeleme mekanizması, ikili anlaşmaları
tamamlayıcı nitelikte olup, gün öncesi dengeleme ile gerçek zamanlı dengelemeden
oluşan faaliyetleri kapsamaktadır. Esas itibarıyla PMUM’un işleyişine ilişkin yapı da
dinamik bir süreç içinde olup, değişiklik yapılması gündemdedir. Bu kapsamda, aktif
elektrik enerjisi arz ve talebinin dengelenmesine ve uzlaştırmanın gerçekleştirilmesine 370
ilişkin usul ve esasların belirlenmesine yönelik yönetmelik taslağı halen EPDK internet
sayfasında yer almaktadır. Bu noktada, dengeleme piyasasının sadece ikili
anlaşmaları tamamlayıcı bir mekanizma olarak mı alınması gerektiği yoksa bu
piyasaya ilişkin ayrı bir pazar tanımına mı gidilmesi gerektiği henüz belirlenmemiş
olmakla birlikte, bu konunun daha çok üretim özelleştirmelerinde önem kazanacağı
dikkate alınarak bu dosya kapsamında daha detaylı bir değerlendirme yapılmasına
gerek görülmemiştir.
Toptan Satış (İkili Anlaşmalar): İkili anlaşmaların yapıldığı piyasada ise kamu
teşebbüsü olan TETAŞ’ın mevcut en büyük toptan satıcı olarak faaliyetlerini devam
ettirdiği görülmektedir. Bununla birlikte, serbestleşme ve özelleştirme sürecinin 380
sonunda geçiş dönemi sözleşmelerinin de sona ermesiyle TETAŞ’ın payının azalacağı
ve özel sektör toptan satış şirketlerinin daha aktif hale geleceği söylenebilir. İkili
anlaşmaların arz tarafında üretim şirketleri ya da üretim şirketleriyle yaptığı anlaşmalar
kapsamında kendi portföyüne sahip olan yeniden satıcı konumundaki toptan satış
şirketlerinin yer aldığı, bu piyasanın (ve anlaşmaların) alıcı tarafını ise dağıtım
firmaları, perakende satış firmaları ve serbest tüketicilerin oluşturduğu görülmektedir.
Bu noktada hemen belirtmek gerekir ki, mevzuat kapsamında perakende satış
şirketleri tanımlanmış olmakla birlikte, piyasanın fiili yapısı içerisinde henüz EPDK’dan
lisans almış bir perakende satış şirketi bulunmamaktadır. Piyasanın geçmişinde
serbest tüketiciler ile üreticiler arasında ikili anlaşmalar etkin bir şekilde uygulanmış 390
olsa da, mevcut durumda TEDAŞ fiyatlarının düşük seviyede olması ve üretim
şirketlerinin daha uygun fiyatlarla PMUM’a satış yapabiliyor olmasının sonucu olarak
bu anlaşmaların uygulama alanının oldukça daraldığı ve serbest tüketicilerin de
ağırlıklı olarak bölgelerindeki dağıtım şirketlerinden alım yaptığı görülmektedir. Bu
noktada, elektrik sektörüne ilişkin ana hedef olan sağlıklı ve rekabetçi yapıda işleyen
bir ikili anlaşmalar piyasasının oluşması açısından, devir işlemlerinde sadece günümüz
pazar yapısı değil, geleceğe yönelik gelişmelerin de dikkate alınarak bir değerlendirme
yapılması uygun olacaktır. Bu yönüyle bakıldığında, özelleştirmeye tabi dağıtım
şirketlerinin geçiş dönemi boyunca devam edecek olan “geçiş dönemi sözleşmeleri” ile
birlikte devredildiği ve söz konusu geçiş dönemi boyunca uygulanacak tarifelerin daha 400
özelleştirmeler öncesinden düzenlenmiş olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, geçiş
dönemi sonrası serbest piyasa yapısı içinde dağıtım firmaları en önemli alıcı
konumunda bulunacaktır. Bu noktada, ikili anlaşmalara dayalı piyasa yapısı içinde
dağıtım firmalarına yapılan satışların ayrı bir pazar olarak tanımlanarak, yoğunlaşma
değerlendirmelerinde bu pazar tanımının kullanılıp kullanılamayacağı sorusu ortaya
çıkmaktadır. Bu değerlendirmede ilk akla gelen husus ise, dağıtım şirketlerinin elektrik
ticaretinde mevcut durumdaki rolü ve 2013 yılından itibaren gerçekleştirilecek olan
hukuki ayrıştırma sonundaki rolünün ortaya konması gerekliliğidir.
Bilindiği üzere dağıtım özelleştirmelerinde Rekabet Kurulu, dağıtım faaliyetlerinin diğer
piyasa faaliyetlerinden hukuki olarak ayrıştırılmasını koşul olarak ortaya koymuştur. 410
Devam eden süreçte ise yapılan Kanun değişikliği ile birlikte 4628 sayılı Kanun’un
“Lisans Genel Esasları ve Türleri” başlıklı 3. maddesine aşağıdaki hüküm eklenmiştir:
“Dağıtım şirketleri, tanımlanan bu faaliyetler dışında piyasada başka bir faaliyette
bulunamaz. (Ek cümle: 9/7/2008-5784/3. md.) Dağıtım şirketleri, üretim ve perakende
satış faaliyetlerini, 1/1/2013 tarihinden itibaren ancak ayrı tüzel kişilikler altında
yürütürler.”
Bu hüküm ile birlikte, 2013 yılından itibaren dağıtım şirketlerinin esas itibarıyla
perakende satış faaliyetinde bulunmayacağı, bunun yanında kuracakları ayrı bir tüzel
kişilikle perakende satış yapabileceği görülmektedir. Bu noktada, sektörün gelişiminde
dağıtım şirketlerinin mevcut durumdaki gibi büyük alıcılar olmayacağı, alıcıların ancak 420
bu dağıtım şirketleri ile aynı kontrol yapısı içerisinde olan ancak hukuki olarak
ayrıştırılmış perakende şirketleri olacağı, perakende şirketleri bakımından serbest
piyasa ortamında bölgeler arası ticaret kısıtlaması olmayacağından hareketle, bölgesel
tanımlar yapılamayacağı ve rekabetçi yapı içerisinde gelişen süreçte bugün yapılacak
olan “sadece dağıtım firmalarına yapılan toptan satışlara” ilişkin bir tanımlamanın
anlamını yitireceği söylenebilir. Bununla birlikte, serbestleşmeye ve perakende
seviyesinde rekabetin oluşturulmasına yönelik başka ülke tecrübeleri de
göstermektedir ki, teorik olarak ve mevzuat açısından bölgeler arası alım satım ve
serbest tüketicilere ilişkin limitlerin azaltılması ya da kaldırılmasıyla rekabetçi alt yapı
oluşturulsa da, fiili olarak rekabetçi yapıya ulaşmanın önündeki önemli engellerden 430
birinin; yerleşik dağıtım firmalarının (incumbents) geleneksel olarak münhasıran satış
yaptıkları kapatılmış tüketicilerin (captive customers), tedarikçisini seçme şansına
sahip olduktan sonra dahi yerleşik dağıtım firmasından ya da bu firmayla aynı
ekonomik bütünlük içerisindeki perakende satış firmasından alım yapmaya devam
etmeleri, dolayısıyla söz konusu dağıtım bölgesine diğer tedarikçi firmaların
girmemeleri ya da girememeleridir. Bu durumun sebeplerinden biri tüketicilerin
serbestleşmiş ve rekabetçi bir elektrik piyasası kültürüne geçişte zorlanması olarak
gösterilirken, diğeri de yerleşik dağıtım firmasının serbestleşme öncesi dönemden
gelen avantajlarıdır. Bu nedenle, 2013 yılından itibaren hukuki ayrıştırma kapsamında
perakende faaliyetlerini ayrı tüzel kişilik altında sürdürecek olsalar da, mevcut 440
özelleştirmeler kapsamında alıcıların sadece teknik olarak dağıtım faaliyetlerini değil,
geçiş döneminde münhasıran satış yapacakları müşterileri de devraldıkları ve bu
bakımından söz konusu dağıtım şirketlerinin toptan satış pazarının alım tarafındaki en
önemli oyuncuları oldukları söylenebilir.
Bu noktada toptan satış pazarına ilişkin ortaya çıkan yeni soru, dağıtım firmalarına
yapılan satışlarla nihai tüketici konumunda olan serbest tüketicilere yapılan satışların
birbirinden ayrı tanımlanması gerekliliğine ilişkindir. Esas itibarıyla her iki grupla da
yapılan ikili anlaşmalar toptan satış pazarı içine alınabilirse de, talep yapıları itibarıyla
dağıtım şirketlerinin ayrı olarak ele alınması gerektiği düşünülmektedir. Esas itibarıyla
bu yönde yapılacak bir değerlendirmede sektörün mevcut yapısı sağlıklı bir gösterge 450
olmaktan uzaktır. Mevcut yapıda farklı tüzel kişilikler olmakla birlikte dağıtım
şirketlerinin –devir sürecinde olan BAŞKENT ve SEDAŞ dahil- 19’unun kamu
teşebbüsü niteliğinde olduğu, bu şirketlerin geçiş dönemi boyunca sürecek olan EÜAŞ
ve TETAŞ ile yapılmış enerji alım anlaşmaları bulunduğu ve nihai tüketiciye
yapacakları satışların da düzenlenmiş olduğu görülmektedir. Serbest tüketiciler
açısından bakıldığında da, geçmişte üreticilerle ikili anlaşmaları bulunan serbest
tüketicilerin Ağustos 2006’da dengeleme piyasasının işlemeye başlamasıyla birlikte
(üreticilerin ikili anlaşma yapmak yerine PMUM’a satış yapmayı tercih etmeye
başlamaları sebebiyle) alımlarını dağıtım firmalarından yapmak durumunda kaldıkları,
dolayısıyla toptan satış pazarı kapsamında alıcı tarafında büyük nihai tüketicilerin 460
bulunduğu pazarın bir hayli daraldığı görülmektedir. Mevcut durum böyle olmakla
birlikte, sektörün iyi işleyen rekabetçi bir yapıya kavuşması halinde de dağıtım
firmalarının (ya da bu firmalarla aynı ekonomik bütünlük içinde yer alacak olan
perakende satış firmalarının) büyük nihai tüketicilerden ayrılması gerektiği söylenebilir.
Şöyle ki, dağıtım firmaları mevcut durumda münhasıran sahip oldukları tüketici
portföyüyle toptan satış pazarında alıcı olan diğer büyük tüketicilerden tamamen farklı
bir talep yapısına sahiptir. Bu noktada, her ne kadar geçiş dönemi sonrasında mevcut
sözleşmeler ortadan kalkacak ve ayrıca dağıtım şirketleri de 2013 yılından itibaren
hukuki ayrıştırmayı gerçekleştirecek olsa da, ileride oluşacak sağlıklı bir elektrik
piyasası açısından mevcut durumda yapılacak dağıtım özelleştirmeleri açısından 470
dağıtım şirketlerine yapılan satışların ayrı bir pazar olarak tanımlanmasının yerinde
olacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte, “Değerlendirme” bölümünde de görüleceği
üzere bu yönde yapılacak en dar pazar tanımının dahi bu dosya kapsamında sonucu
değiştirmiyor olması nedeniyle, toptan satışlara ilişkin olarak mezkur dosya
kapsamında nihai bir pazar tanımı yapılmasına gerek görülmemiştir.
Perakende Faaliyetleri: Elektriğin perakende satışı, nihai tüketicilere satışları
kapsamaktadır. Perakende satışlarına ilişkin piyasa esas itibarıyla sadece dağıtım
şirketleri ve henüz piyasada bulunmayan perakende şirketlerinin satış yapabildikleri
serbest olmayan tüketiciler ile tedarikçisini seçebilme şansına sahip olan serbest
tüketicilerden oluşmaktadır. Bu noktada mevzuattan kaynaklanan bu durum dikkate 480
alınarak piyasanın serbest tüketici ve serbest olmayan tüketicilere satışlar olarak
ayrılması doğru olmayacaktır. Şöyle ki; serbest tüketici limiti EPDK tarafından
belirlenmekte olup zaman içinde düşürülmesi hedeflenmektedir. Dolayısıyla serbest
tüketici limitinin sıfıra indiği andan itibaren mevzuat açısından tüm tüketiciler serbest
tüketici olarak kabul edilecektir. Bu nedenledir ki, ilgili pazar tanımı açısından ileriye
dönük bir değerlendirmede, mevzuat açısından serbest olan ve olmayan tüketiciler
arasındaki ayrımdan ziyade, tüketici özellikleri bakımından büyüklük, iletim hattına
doğrudan bağlı olmak ve benzeri özellikleri bakımından yapılabilecek ayrımlar önem
kazanmaktadır. AB Komisyonu kararlarında da perakende satışlara ilişkin pazarın
büyük endüstriyel tüketiciler ve diğer küçük ölçekli endüstriyel, ticari ve hanehalkından 490
oluşan tüketiciler olarak ikiye ayrıldığı görülmektedir. Bununla birlikte, dağıtım
özelleştirmeleri açısından perakende satışlara ilişkin olarak yapılacak tanımın
değerlendirmeyi etkilemeyecek olması nedeniyle bu dosya kapsamında nihai bir pazar
tanımı yapılmasına gerek görülmemiştir.
H.4. Değerlendirme
İlgili ürün pazarı olarak belirlenen dağıtım faaliyetlerinin bölgesel olarak doğal tekel
niteliği taşıması nedeniyle ARAS’ın bu pazar açısından %100 pazar payına sahip
olduğu dikkate alındığında, tek başına bu durum sebebiyle dahi bildirime konu devir
işleminin alıcı taraf her kim olursa olsun Rekabet Kurulu iznine tabi olduğu sonucuna 500
ulaşılmaktadır.
H.4.1. Hukuki Ayrıştırma
Rekabet Kurulu TEDAŞ’ın özelleştirilmesine ilişkin oluşturduğu 21.7.2005 tarihli Kurul
Görüşünde;
“Geçiş döneminin sonuna kadar dağıtım faaliyetlerinin ve diğer elektrik piyasası
faaliyetlerinin hukuki olarak ayrıştırılmasının Rekabet Kurulu’nun nihai izin koşulu
olduğu”
hükmüne yer vermiştir. Nitekim dağıtım özelleştirmeleri kapsamında olmamakla
birlikte, ayrı bir sürecin devamı niteliğindeki Aydın-Muğla-Denizli bölgesinin dağıtım 510
faaliyetlerinin Aydem tarafından devralınmasına ilişkin işlemde, Aydem tarafından söz
konusu hukuki ayrıştırmanın yapılacağına ilişkin taahhüt ile birlikte Kurul devre izin
vermiştir. Bildirime konu işlem ise özelleştirme programı içinde gerçekleştirilmektedir
ve konuya ilişkin Rekabet Kurulu görüşüne dayanılarak hazırlanan İhale Şartnamesinin
17. maddesi uyarınca teklif sahipleri söz konusu ayrıştırmayı yapacaklarını taahhüt
etmiş bulunmaktadırlar. Ayrıca, 4628 sayılı Kanunda yapılan değişikliğin ardından
dağıtım firmalarının 2013’ten itibaren üretim ve perakende faaliyetlerini ayrı tüzel
kişilikler altında göstermeleri bir yükümlülük haline gelmiştir. Dolayısıyla, Kurul’un
konuya ilişkin koşulunun yerine geldiği anlaşılmaktadır.
520
H.4.2. Kanun’un 7. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
Dağıtım özelleştirmelerine ilişkin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamındaki
değerlendirmelere geçmeden önce 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nda yer alan
pazar eşikleri ile teşebbüslere getirilen sınırlamalara değinmek yerinde olacaktır. Şöyle
ki, 4628 sayılı Kanun ile gerçek ve tüzel kişilere sahip olacakları üretim kapasitesi
bakımından %20 ve toptan satış şirketleriyle yapılacak satışlar bakımından ise %10
sınır getirilmektedir. Bununla birlikte, dağıtım faaliyetleri açısından üretim ve toptan
satıştaki gibi bir sınırlama bulunmamaktadır. Bu sınırlamalar özellikle özelleştirme
sürecinde rekabetçi bir piyasa yapısı oluşturmak adına önemli olmakla birlikte, 4054
sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmede “hakim durum 530
yaratılması veya hakim durumun daha da güçlendirilmesi” yönünde yapılacak tespitler
önem kazanmaktadır. Rekabet politikası açısından ise söz konusu devir işlemlerine
ilişkin değerlendirmede piyasada etkinliği artırmak hedefi çerçevesinde, elektrik
sektörünün özelliklerinden kaynaklanan ölçek ekonomisinin sağlayacağı etkinlik ile
rekabetçi yapının getireceği etkinliği sağlamaya yönelik devirlerde konulacak
sınırlamalar arasında uygun dengeyi bulmak önem kazanmaktadır. Bu kapsamda
dağıtıma ilişkin özelleştirmeler aşağıda (yatay) yoğunlaşmalar ve dikey bütünleşmeler
alt başlıkları altında değerlendirilecektir.
H.4.2.1. Yoğunlaşmaya İlişkin Değerlendirme 540
Elektrik dağıtım hizmeti pazarı açısından bakıldığında ARAS’ın ve diğer dağıtım
şirketlerinin doğal tekel konumunda olduğu ve özelleştirme işlemlerinin kamu tekelinin
özel tekele devri niteliğinde olacağı, başka bir ifadeyle mevcut hakim durumun
korunacağı görülmektedir. Perakende satış hizmetleri bakımından da özellikle serbest
olmayan tüketiciler açısından piyasada faaliyette olan perakende satış firmalarının
bulunmadığı ve dağıtıcının perakende satış tarifesinin düzenlemeye tabi olduğu da
dikkate alındığında, anılan özelleştirme işlemiyle düzenlenmiş bir alanın devrinin söz
konusu olduğu söylenebilir. Bu bakımdan devir işleminin alıcı tarafı her kim olursa
olsun mevcut hakim durumun (tekelin) el değiştirmesi anlamına geleceği, dolayısıyla
yeni bir hakim durum yaratılması ya da mevcut bir hakim durumun güçlendirilmesinin 550
söz konusu olmayacağı görülmektedir.
Bununla birlikte, dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesinin sadece şebeke hizmetlerinin
devri yönüyle değil, toptan satış pazarının talep tarafında piyasanın oluşması yönüyle
de ele alınması gerekmektedir. Mevcut durumda dağıtım firmaları bölgelerindeki
serbest olmayan tüketicilerin münhasır tedarikçisi oldukları gibi, serbest tüketicilerin de
büyük bölümüne satış yapmaktadır. Söz konusu yerleşik dağıtım firmalarını devralacak
olan teşebbüs, dağıtıma ilişkin teknik faaliyetlerle birlikte perakende satış işini ve
müşteri portföyünü de devralacaktır. Geçiş dönemi sonunda bütün tüketicilerin serbest
tüketici statüsüne geçmesinin beklenmesi ve 2013’ten itibaren dağıtım firmalarının
perakende faaliyetlerini ayrı tüzel kişilik altında sürdürecek olması, dağıtım bölgelerine 560
yeni tedarikçilerin girerek rekabetçi bir baskı yaratmaları beklentisini beraberinde
getirse de, dağıtım faaliyetleriyle birlikte müşteri bilgilerine sahip olmak ve tüketici
gözünde bölgenin dağıtım firması konumunda olmak gibi hususlar söz konusu dağıtım
şirketlerine rekabetçi avantaj sağlayacaktır. Bu nedenle, özelleştirmeye tabi olan
dağıtım şirketlerini devralan teşebbüslerin ikili anlaşmalar piyasasının talep tarafından
da pay almış olarak kabul edilmeleri gerektiği ve söz konusu devir işlemlerinin toptan
satış pazarında alım gücü bakımından da yoğunlaşma oluşturup oluşturmadığının
dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir. Bu kapsamda, daraltılmış pazar tanımı
olan dağıtım şirketlerine yapılan toptan satışlar itibarıyla bakıldığında, Türkiye’deki
dağıtım şirketlerinin 2007 yılı itibarıyla yapmış oldukları alım ve satımlar aşağıdaki 570
tabloda yer almaktadır:
Tablo 6: Dağıtım şirketlerine ait alım-satım ve kayıp kaçaklara ilişkin veri (2007)
Bölge Dağıtım Şirketi İsmi
Alınan
Elektrik
(GWh)
Satılan
Elektrik
(GWh)
Kayıp ve
Kaçak
(GWh)
Kayıp ve
Kaçak
Oranı (%)
Alınan
Elektrikte
ki Pay
(%)
Satılan
Elektrik
teki Pay
(%)
1 Dicle Elektrik 12608 4451 8158 64,70 8,38 3,47
2 Vangölü Elektrik 2292 1004 1288 56,20 1,52 0,78
3 Aras Elektrik 2116 1495 621 29,40 1,41 1,16
4 Çoruh Elektrik 2382 2096 286 12,00 1,58 1,63
5 Fırat Elektrik 2374 2113 261 11,00 1,58 1,65
6 Çamlıbel Elektrik 2161 1972 189 8,80 1,44 1,54
7 Toroslar Elektrik 14484 13068 1416 9,80 9,63 10,18
8 Meram Elektrik 5889 5426 462 7,90 3,91 4,23
9 BAŞKENT Elektrik 10913 9966 947 8,70 7,25 7,77
10 Akdeniz 6168 5592 576 9,30 4,10 4,36
11 Gediz Elektrik 14261 13033 1228 8,60 9,48 10,16
12 Uludağ Elektrik 10188 9442 746 7,30 6,77 7,36
13 Trakya Elektrik 5439 5009 430 7,90 3,62 3,90
14 İstanbul A. Yakası 9008 8166 843 9,40 5,99 6,36
15 Sakarya Elektrik 8411 7890 521 6,20 5,59 6,15
16 Osmangazi Elektrik 5089 4769 320 6,30 3,38 3,72
17 Boğaziçi Elektrik 20559 17987 2573 12,50 13,67 14,02
18 Kayseri Elektrik 2420 2239 181 7,48 1,61 1,74
19 AYDEM 6081 5658 423 7,00 4,04 4,41
20 Göksu Elektrik 3390 3121 270 8,00 2,25 2,43
21 Yeşilırmak Elektrik 4213 3830 383 9,10 2,80 2,98
TOPLAM 150446 128327 22122 14,7 100,00 100
Tablodan da görüleceği üzere, ARAS’ın bütün dağıtım şirketleri içinde satılan
elektrikteki payı %1,16’dır. Teklif sahibi teşebbüsün de mevcut her hangi bir dağıtım
şirketi bulunmadığı dikkate alındığında, tek başına bu devir işleminin alım gücü
bakımından yeni bir hakim durum yaratmasının söz konusu olmadığı söylenebilir.
Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken husus Kiler Grubunun ARAS dışında
MERAM özelleştirmesine de katıldığı ve en yüksek ikinci teklifi verdiğidir. Dolayısıyla
ARAS’ın devrine ilişkin olarak anılan teşebbüs hakkında yapılacak değerlendirmeler
açısından ÖİB’nin her iki bölgeyi de aynı teşebbüse vermeyi kararlaştırması ihtimalinin 580
de değerlendirmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Dağıtım şirketlerinin satışları içinde MERAM’ın payının %4,23 olduğu görülmektedir.
Bu durumda her iki bölgenin aynı teşebbüse verilmesi halinde toplam pay %5,39’a
ulaşacaktır. Rekabet hukuku uygulamalarında hakim duruma ilişkin
değerlendirmelerde pazar payı oranlarının en önemli gösterge olduğu ve genellikle
%40 seviyesinden itibaren devralma işlemlerinde hakim durum yaratılmasına ilişkin
tespitlerde bulunulduğu görülmektedir. Bununla birlikte, söz konusu devir işlemini
herhangi bir devir işleminden ayıran unsurlar, ülke çapında tekel olan dağıtım ağının
yatay anlamda ayrıştırılarak devredilme sürecinin başlamış olması ve ayrıca dağıtımda
başlayan özelleştirmelerin üretimde de devam etmesi ile birlikte bu işlemler sonucunda 590
serbestleşmeye yönelik geçiş dönemi sonrası piyasa yapısının oluşacak olmasıdır.
Bunun dışında elektriğin homojen bir ürün olması, maliyet yapılarının benzerliği,
şeffaflık, piyasa işleyişinde bilgi akışının hızı ve benzeri özellikler elektrik sektöründe
birlikte hakim durum oluşturulmasını kolaylaştıran unsurlar olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle %40’ın altında bir paya ulaşılması halinde de devralma işleminin hakim
durum yarattığını ileri sürmek mümkün olabilecektir. Bu noktada hangi paya
ulaşıldığında hakim durum yaratıldığı sorusunun yanında hangi paya kadar hakim
duruma ilişkin herhangi bir risk bulunmadığı yönünde bir tespit de önem
kazanmaktadır. Dağıtım bölgeleri içinde en büyük tüketim seviyesine sahip olan
İstanbul Avrupa yakası dağıtım şirketi olan Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin toplam 600
içindeki payının %14,02 olduğu dikkate alındığında, yaklaşık %15’e kadar olan
devralmaların detaylı bir değerlendirmeye gerek kalmaksızın hakim durum yaratma
durumunun olmayacağını söylemek mümkündür. Bir teşebbüsün devraldığı dağıtım
şirketleriyle sahip olduğu payın %15’i geçmesi halinde her devir işlemi özelinde hakim
duruma geçilip geçilmediği yönünde değerlendirme yapmak gerekecektir. Bu
değerlendirmelerde yoğunlaşma oranı ve dikey bütünleşme gibi unsurların yanında
dağıtım bölgelerinin birbirleriye kıyaslanabilir şekilde farklı teşebbüsler tarafından
devralınmasının da önemli olduğu görülmektedir. Şöyle ki, dağıtım faaliyetleri büyük
oranda düzenlemeye tabi olup, EPDK’nın denetimi ve düzenlemesi altındadır. Bu
noktada özellikle doğal tekel sahiplerinin düzenleme yapan otoritelere karşı asimetrik 610
bilgiye sahip olmaktan kaynaklanan bir avantajı bulunmaktadır. Dolayısıyla söz konusu
kıyaslama şansının ortadan kaldırılması, bu doğal tekelleri elinde tutan teşebbüslerin
tarifelerle ilgili ekonomik parametreleri belirleyebilme gücünü de beraberinde
getirebilecektir. Söz konusu doğal tekellerin bu yönde elde edecekleri avantajla
tarifeler üzerindeki etkilerini artırmalarının olumsuz sonuçları şüphesiz tüketiciye
yansıyacaktır. Bu noktada düzenleyici kurumlar için birbirine benzer yapıda farklı doğal
tekellerin birbirleriye kıyaslanabilmesinin, bu doğal tekellerin düzenlenmesindeki
etkinliği artıracak bir husus olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu gruplandırmada
dağıtım bölgelerinin kayıp-kaçak oranları, sanayi yoğunluğu, köy yoğunluğu, abone
yoğunluğu gibi kriterler dikkate alınabilir. Dolayısıyla, %15’i geçen devralmalarda 620
hakim durum yaratılıp yaratılmadığının değerlendirilmesi aşamasında bu hususun da
dikkate alınması gerektiği değerlendirilmektedir.
ARAS ve MERAM devirlerine geri dönülecek olursa, her iki bölgenin toplam tüketiminin
bütün dağıtım şirketleri toplam tüketimi içindeki payı %5,39’dur. Bu nedenle, ARAS’ın,
MERAM özelleştirmesinde en yüksek ikinci teklifi veren Kiler Grubuna devredilmesinde
bir sakınca bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
H.4.2.2. Dikey Bütünleşme
Elektrik endüstrisinin serbestleşme sürecindeki yeniden yapılandırılmasında üretim,
iletim, dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin ayrıştırılması öngörülmekle birlikte,
üretim ve perakende satış faaliyetlerinin bütünleşmesinin engellenmediği 630
görülmektedir. Dikey bütünleşme sağlıklı işleyen rekabetçi bir piyasa yapısı açısından
hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurabilecektir.
Üretim ve perakende satış bütünleşmesinin sağlanmasıyla elde edilen olumlu
sonuçlardan birinin, tüm tüketicilerin serbest olmasıyla uzun dönemli ikili anlaşmaların
azalması ve üretim yatırımlarının cazibesini kaybetmesi riskini azaltmaya yönelik
olarak üretim yatırımlarının teşvik edilmesi olduğu söylenebilir. Bunun yanında, spot
piyasada oluşacak değişken fiyat seviyelerine karşı da dağıtım/perakende satış
firmalarının üretim ile bütünleşik bir yapıya sahip olmasının avantaj yaratacağı ileri
sürülebilir. Tüm tüketicilerin seçme hakkını kazanmasıyla dikey bütünleşmenin bir risk
olmaktan çıkacağı yönünde görüşler bulunsa da, serbest olmayan tüketicilerden 640
oluşan münhasır bir müşteri portföyüyle özelleştirilen dağıtım firmaları açısından, dikey
bütünleşmenin rekabetçi yapı açısından hiçbir risk taşımadığını söylemenin mümkün
olmadığı görülmektedir.
Dağıtım bölgelerinde perakende satış faaliyetlerinde rekabetin oluşturulması
açısından, dağıtım şirketlerinin aynı ekonomik bütünlük içindeki üretim şirketleriyle ikili
anlaşmalar yapmaları, yüksek fiyatla alınan elektriğin maliyetinin tüketicilere
yansıtılması riskini taşımaktadır. Bu nedenle, iyi işleyen bir ikili anlaşmalar piyasası
sağlanabilmesi açısından dağıtım ve üretim şirketlerinin özelleştirme işlemleri, dikey
bütünleşme yönüyle de ayrıntılı olarak ele alınmalı ve hem yapısal hem de davranışsal
olarak rekabetçi bir toptan satış piyasası oluşturulması sağlanmalıdır. Şüphesiz, 650
üretim-perakende satış bütünleşmesi ile piyasada hakim durum yaratma riski, üretim
ve/veya perakende satış seviyelerinde yoğunlaşmanın varlığı halinde ortaya çıkacaktır.
Bu noktada, bir önceki bölümde dağıtım/perakende seviyesinin ele alınmış olmasından
hareketle, aşağıda kısaca Türkiye üretim pazarına göz atılacaktır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, elektrik piyasasında üretim kapasitesi bakımından da
kamunun egemenliği söz konusudur. Türkiye’de 2007 yılı itibarıyla kurulu gücün üretici
kuruluşlara göre dağılımı aşağıdaki tabloda görüldüğü gibidir:
Tablo 7: Türkiye’nin Yakıt Cinslerine Göre Kurulu Gücü (2007, MW)
Kuruluşlar Termik Hidroelektrik Rüzgar
Kuruluş
Toplamı
Oran
(%)
EÜAŞ 8690,9 11.350,3 20.041,2 48,7
EÜAŞ'A Bağlı Ortaklık Santralleri 3.834,0 3.834,0 9,3
Ankara Doğal Elektrik (Özelleşti) 30,0 111,3 141,3 0,3
İHD Santraller 620,0 30,1 650,1 1,6
Mobil Santraller 262,7 262,7 0,6
Yap İşlet Santralleri 6.101,8 6.101,8 14,8
Yap İşlet Devret Santralleri 1.449,6 982,0 17,4 2.449,0 6,0
Serbest Üretim Şirketleri 3.318,1 421,5 307,0 4.046,5 9,8
Otoprodüktör Santralleri 3.066,9 558,2 1,2 3.626,3 8,8
TOPLAM 27.374,0 13.453,4 325,6 41.152,9
Kaynakların K. Güce Katkısı (%) 66,5 32,7 0,8 %100
Burada hemen belirtmek gerekir ki, EÜAŞ’a ait santraller (%48,7), EÜAŞ’ın bağlı
ortaklıkları (%9,3) ve YİD (%6), Yİ (%14,8), İHD (%1,6) ve Mobil santraller (%0,6) gibi 660
üretimini yaptıkları elektriği anlaşmalar çerçevesinde devlete satan santraller dikkate
alındığında, Türkiye kurulu gücünün yaklaşık %81’inin kamu kuruluşu ve onlarla ilişkili
şirketler tarafından işletildiği görülmektedir.
Kiler Grubu’nun elektrik üretimi alanında inşaatı devam eden lisans almış santral
yatırımları2 bulunsa da, mevcut elektrik üretimi bulunmamaktadır. Kiler Grubu’nun
elektrik üretimi alanında santral yatırımlarının toplam kurulu güç içindeki oranı da çok
küçük olduğundan yatay ya da dikey bütünleşme ile rekabetçi bir risk
oluşturmayacağının açık olduğu görülmektedir. Dikey bütünleşme konusu, dağıtım ve
üretim özelleştirmelerinde izlenen strateji kapsamında daha sonra gerçekleşecek olan
üretim özelleştirmeleri aşamasında daha dataylı değerlendirmeyi gerektirecek bir 670
husus olarak görülmektedir. Bu çerçevede, KİLER’in ARAS’ı devralmasının dikey
bütünleşme açısından da hakim durum yaratılması ya da mevcut bir hakim durumun
güçlendirilmesi bakımından bir sakınca doğurmadığı değerlendirilmektedir.
H.4.3. İhale Şartnamesinin 20. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
ARAS’ın özelleştirilmesine ilişkin 5.5.2008 tarihli ihale şartnamesinin “devir ve teslim”
başlıklı 20. maddesi ihale sonucu ÖYK kararının ardından yapılacak devrin en az
%51’ini ihaleye teklif veren teklif sahibinin oluşturacağı şirket ile tamamlaması
öngörülmektedir. Söz konusu hüküm şu şekildedir;
”İhale sonucunda ÖYK tarafından tüzel kişiye satışın yapılmasına karar verilmesi halinde,
Teklif Sahibi’nin talebi durumunda idarece belirlenecek süre içerisinde sermayesinin en 680
az % 51’ini (elli bir) ihaleye teklif veren teklif sahibinin oluşturacağı bir anonim şirket
kurulacak ve Hisse Satış Sözleşmesi bu surette kurulacak anonim şirket ile yapılacaktır.
İhale sonucunda ÖYK tarafından Ortak Girişim Grubu’na satışın yapılmasına karar
verilmesi halinde, İdarece belirlenecek süre içinde, Ortak Girişim Grubu
Beyannamesindeki pay oranları esas olmak üzere sermayesinin en az % 51’ini (ellibir)
ihaleye telif veren Ortak Girişim Grubu üyelerinin oluşturacağı bir “Anonim Şirket”
kurulacak ve Hisse Satış Sözleşmesi bu surette kurulacak anonim şirket ile yapılacaktır.
İhale sonucunda Teklif Sahibi’nin kuracağı ve sermayesinin en az % 51’ini (elli bir) Teklif
Sahibi’nin oluşturacağı anonim şirketteki diğer hissedarların Rekabet Kurulundan ve
EPDK nezdinde Kurul’dan İdare’ce belirlenecek süre içinde izin ve onay alması ve İdare 690
ye başvurması gerekmektedir.”
Hiç şüphesiz, İhale Şartnamesinin 20. maddesi ile teklif sahibine verilen hakkın
kullanılması aşamasında en az % 51’i teklif sahibi tarafından oluşturulacak yeni tüzel
kişideki diğer hisselerin farklı bir teşebbüse ait olması ve bir kontrol değişikliğinin söz
konusu olması halinde, bu işlemin yeni bir devir işlemi olarak ele alınması ve 4054
sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmeyle yeni oluşuma izin
verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekecektir. Yeni kurulacak anonim şirketin
hissedarları içinde Teklif Sahibi dışında rekabet hukuku çerçevesinde farklı bir
teşebbüsün bulunmaması halinde ise söz konusu işlemin yeni bir devir işlemi olarak
bildirilmesine gerek olmadığı, mezkûr bildirim kapsamında verilen kararın yeterli 700
olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle, bu özelleştirme kapsamında, ÖYK kararının
ardından ARAS’ın hisselerini devralacak şirketin hisselerinin %51’inin Teklif sahibine
ait olması ve kontrolün de Teklif Sahibine ait olması durumunda anılan durumun yeni
bir işlem olarak nitelendirilemeyeceği ancak devralacak yeni şirketin içinde Teklif
Sahibi dışında başka teşebbüslerin bulunması ve kontrolün bunlarla ortak olması
durumunda bu işleme ilişkin bildirim yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.
2 Söz konusu lisans almış santral yatırımlarının toplam büyüklüğü (….) MW civarındadır.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1- Aras Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin %100 oranındaki hissesinin blok olarak satış
yöntemiyle özelleştirilmesi kapsamında söz konusu hisselerin Kiler Alışveriş Hizmetleri 710
Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından devralınması işleminin, 4054 sayılı “Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun”un 7. maddesi ve 1998/4 sayılı “Özelleştirme Yoluyla
Devralmaların Hukuki Geçerlilik Kazanabilmeleri İçin Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön
Bildirimlerde ve İzin Başvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ”
kapsamında izne tabi olduğuna,
2- Adı geçen teklif sahibi tarafından gerçekleştirilecek muhtemel devralma işlemi
sonucunda aynı Kanun maddesinde belirtilen nitelikte hakim durum yaratılmasının
veya mevcut hakim durumun güçlendirilmesinin ve böylece ilgili pazarda rekabetin
önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmadığına, bu nedenle bildirim konusu
işleme izin verilmesinde sakınca bulunmadığına 720
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy