AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no: 45169/10
Mahfuz ARSLAN / Türkiye
Başkan,
Ledi Bianku,
Hâkimler,
Nebojša Vučinić,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 10 Nisan 2018 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(İkinci Bölüm),
15 Haziran 2010 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
9 Eylül 2013 tarihli kararı göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
A. Davanın Koşulları
1. Başvuran Mahfuz Arslan1981 doğumlu bir Türk vatandaşı olup Diyarbakır’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde Diyarbakır Barosuna kayıtlı avukatlar M. Beştaş ve M. Danış Beştaş tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuran 9 Eylül 2009 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvuran, 10 Eylül 2009 tarihinde Batman Sulh Ceza Mahkemesinde görevli olan nöbetçi hâkim önüne çıkarılmış ve nöbetçi hâkim yasadışı örgüte üye olduğu şüphesiyle başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.
5. Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı, 25 Eylül 2009 tarihinde başvuran aleyhinde ceza yargılamalarını başlatmıştır.
6. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 4 Mart 2010 tarihinde başvurana atılı suçları sabit bulmuş ve başvuranı 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir.
7. Yargıtay, 28 Mart 2013 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Dava böylece ilk derece mahkemesine geri gönderilmiştir.
8. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 9 Temmuz 2013 tarihinde başvuran aleyhindeki yargılamaları durdurmaya karar vermiştir. Söz konusu karar 3 Ekim 2013 tarihinde kesinleşmiştir.
B. İlgili İç Hukuk ve Uygulama
9. İlgili iç hukuk ve uygulamaya ilişkin bilgiler Şefik Demir/Türkiye ((k.k.), no. 51770/07, §§ 29-33, 16 Ekim 2012) kararında bulunabilir.
ŞİKÂYET
10. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi kapsamında, yargılama öncesi tutukluluk süresinin aşırı derecede uzun olduğundan şikâyetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
11. Hükümet, Mahkemeden, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvuruyu reddetmesini talep etmiştir. Bu bakımdan Hükümet, başvuranın Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) 141. maddesi uyarınca tazminat talep etmesi gerektiğini belirtmiştir.
12. Mahkeme, tutukluluğun uzunluğuna ilişkin CMK’nın 141. maddesi ile öngörülen iç hukuk yolunun Şefik Demir/Türkiye ((k.k.), no. 51770/07, §§ 17‑35, 16 Ekim 2012) davasında incelendiğini ve haklarındaki mahkûmiyet kararı kesinleşen başvuranlar tarafından tüketilmesi gerektiğine karar verildiğini gözlemlemektedir.
13. Somut davada Mahkeme, başvuranın tutukluluğunun 4 Mart 2010 tarihinde sona erdiğini ve Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin yargılamaları durdurma kararının 3 Ekim 2013 tarihinde kesinleştiğini kaydetmektedir (bk. yukarıda 10. paragraf). Bu tarihten itibaren başvuran, CMK’nın 141. maddesi uyarınca tazminat talep etme hakkına sahip olmasına rağmen (bk. yukarıda anılan Şefik Demir, § 35), bu kanun yoluna başvurmamıştır.
14. Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine ilişkin değerlendirmenin, normal şartlarda, Mahkemeye başvurunun yapıldığı tarih esas alınarak gerçekleştirildiğini hatırlatmaktadır. Ancak, Mahkemenin birçok kararında belirttiği üzere bu kural, her davanın kendine özgü koşullarıyla haklı kılınabilecek istisnalara tabidir (bk. İçyer/Türkiye (k.k.), no. 18888/02, § 72, AİHM 2006-I). Mahkeme, daha önce, ceza yargılamalarındaki nihai karardan sonra uygulanabilir hâle gelen, tutukluluğun uzunluğu hakkındaki yukarıda anılan hukuk yoluna ilişkin davalarda bu kuraldan ayrılmıştır (ayrıca bk., diğer kararlar arasında, Tutal ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), no. 11929/12, 28 Ocak 2014). Mahkeme, söz konusu istisnanın somut davada da uygulanması gerektiği kanaatindedir.
15. Sonuç olarak, Mahkeme, Hükümetin itirazını dikkate alarak, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle, bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 17 Mayıs 2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy