AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 56983/21
Ahmet AŞIK / Türkiye
Başkan
Jovan Ilievski
Hâkimler
Lorraine Schembri Orland,
Diana Sârcu
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 11 Nisan 2023 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, 1981 doğumlu bir Türk vatandaşı olan ve Afyonkarahisar’da tutuklu bulunan Ahmet Aşık’ın (“başvuran”), 9 Kasım 2021 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış olduğu 56983/21 no.lu başvuruyu dikkate alarak gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
Başvuru, FETÖ/PDY (Türk makamları tarafından “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması” adıyla belirtilen örgüt) isimli örgüte üye olduğu iddiası nedeniyle, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin ardından, 26 Ağustos ile 19 Eylül 2016 tarihleri arasında gözaltında bulunduğu süre boyunca başvuranın maruz kaldığı iddia edilenkötü muamele eylemleriyle ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, 26 Mayıs 2021 tarihli bir kararla, 26 Ağustos ile 19 Eylül 2016 tarihleri arasında gözaltında bulunduğu süre boyunca başvuranın maruz kaldığı kötü muamele eylemleri ve yetkili Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen ceza soruşturmasının yetersizliği nedeniyle, Sözleşme’nin 3. maddesinin esas ve usul yönünden ihlal edildiğini tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesi, başvuranın maruz kaldığı kötü muamele eylemlerini insanlık dışı muamele olarak nitelendirmiştir. Anayasa Mahkemesi, başvurana, manevi tazminat olarak, 50.000 Türk lirası (yaklaşık 2.850 avro) ödenmesine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi, kararının bir nüshasını, Sözleşme’nin 3. maddesinin usul yönüne ilişkin yeni bir soruşturma açabilmesi amacıyla yetkili Cumhuriyet savcısına göndermiştir. Başvuran, gözaltı sırasında kötü muamelelere maruz kaldığını ve şikâyetlerini dile getirebileceği etkin bir iç hukuk yolu bulunmadığını iddia etmektedir. Başvuran, Sözleşme’nin 3 ve 6. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
Mahkeme, başvuran tarafından sunulan şikâyetlerin sunulma şekli ve esasını dikkate alarak (Radomilja ve diğerleri/Hırvatistan [BD], no. 37685/10 ve 22768/12, § 126, 20 Mart 2018), bu şikâyetleri yalnızca Sözleşme’nin 3. maddesi açısından değerlendirecektir. Mahkeme, Anayasa Mahkemesinin 26 Mayıs 2021 tarihli kararından, 26 Ağustos ile 19 Eylül 2016 tarihleri arasında gözaltında bulunduğu süre boyunca başvuranın maruz kaldığı kötü muamele eylemleri ile yetkili Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen ceza soruşturmasının yetersizliği nedeniyle, Sözleşme’nin 3. maddesinin esas ve usul yönünden ihlal edildiğini tespit ettiğinin anlaşıldığını kaydetmektedir. Anayasa Mahkemesi, kararının bir nüshasını, yeni bir ceza soruşturması açabilmesi için yetkili Cumhuriyet savcısına göndermiştir. Anayasa Mahkemesi, başvurana, maruz kaldığı manevi zarar nedeniyle yaklaşık 2.850 avro ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme, ilke olarak, ulusal makamların Sözleşme’nin ihlalini açıkça ya da özünde kabul etmedikleri, ardından telafi etmedikleri sürece, başvuranın lehine bir kararın veya tedbirin Sözleşme’nin 34. maddesi uyarınca ilgiliyi “mağdur” sıfatından yoksun bırakmak için yeterli olmadığını hatırlatmaktadır(Dalban/Romanya [BD], no. 28114/95, § 44, AİHM 1999 VI, Scordino/İtalya (no. 1) [BD], no. 36813/97, §§ 179-180, AİHM 2006 V, Gäfgen/Almanya [BD], no. 22978/05, § 115, AİHM 2010 ve Kurić ve diğerleri/Slovenya [BD], no. 22978/05, § 115, AİHM 2010 (alıntılar)). Bu iki koşulun yerine getirilmesi halinde, Sözleşme’nin koruma mekanizmasının ikincil niteliği başvurunun incelenmesini engellemektedir (Eckle/Almanya, 15 Temmuz 1982, §§ 69 ve devamı, A Serisi no. 51 ve M. Özel ve diğerleri/Türkiye, no. 14350/05 ve 2 diğer başvuru, § 157, 17 Kasım 2015). Dolayısıyla, bir yandan, Sözleşme tarafından korunan bir hakkın ihlalinin en azından esasen ulusal makamlar tarafından kabul edilip edilmediğini ve diğer yandan, sunulan telafinin uygun ve yeterli olup olmadığını denetlemek Mahkemenin görevidir (yukarıda anılan Scordino (no. 1), § 193, ve Tamuçu ve diğerleri/Türkiye (k.k.), no. 37930/09, § 41, 24 Ocak 2017). Mahkeme, ulusal makamlar tarafından sunulan telafinin uygunluğunun ve yeterliliğinin, özellikle söz konusu Sözleşme ihlalinin niteliği dikkate alındığında, davanın koşullarının tamamına dayandığını değerlendirmektedir (yukarıda anılan Gäfgen, § 116). Mahkeme, 3. madde ihlal edilerek Devlet görevlileri tarafından kasıtlı olarak uygulanan kötü muamele durumunda, telafinin yeterli olabilmesi için iki tedbirin uygulanması gerektiği kanaatindedir. Devletin yetkili makamları, sorumluların tespit edilmesini ve cezalandırılmasını sağlayabilecek şekilde derinlemesine ve etkin bir soruşturma yürütmelidir. Dahası, gerektiği takdirde başvurana tazminat verilmelidir (yukarıda anılan Gäfgen, §§ 116-118 ve Shmorgunov ve diğerleri/Ukrayna, no. 15367/14 ve 13 diğer başvuru, § 399, 21 Ocak 2021). Mahkeme, birinci koşula ilişkin olarak, Anayasa Mahkemesi tarafından 26 Mayıs 2021 tarihli kararında yapılan tespitler ışığında, Anayasa Mahkemesinin, gözaltında bulunduğu süre boyunca başvuran tarafından maruz kalınan kötü muamele ve aynı zamanda yetkili Cumhuriyet savcısı tarafından yeterli soruşturma yürütülmemesi nedeniyle davalı Devletin sorumluluğunu kabul ettiği sonucuna varmaktadır. Geriye, başvurana sağlanan telafinin uygun ve yeterli olup olmadığına karar vermek kalmaktadır. Somut olayda, Anayasa Mahkemesi, başvurana, maruz kaldığı manevi zarar nedeniyle yaklaşık 2.850 avro ödenmesine karar vermiştir. Mahkemeye göre, başvurana verilen tazminat miktarı Mahkeme tarafından hükmedilecek olana kıyasla yetersiz olarak değerlendirilemez Mahkeme, başvuran tarafından maruz kalınan kötü muamele hakkında yürütülen ceza soruşturmasına ilişkin olarak, Anayasa Mahkemesinin, Sözleşme’nin 3. maddesinin usul yönünden ihlal edildiğini tespit ettikten sonra, ihlal tespitine ilişkin kararının bir örneğini, konuyla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütebilmesi için yetkili Cumhuriyet savcısına gönderdiğini kaydetmektedir. Başvuran, Cumhuriyet savcısı tarafından konu hakkında verilecek karara karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma imkânına sahiptir ve gerekirse, Mahkemeye yeni bir başvuruda bulunabilir (karşılaştırın: Kırbayır/Türkiye (k.k.), no. 11947/12, § 62, 28 Nisan 2020 ve bu kararda yapılan atıflar). Dolayısıyla sunulan telafinin uygun ve yeterli olduğunun tespit edilmesi nedeniyle, başvuran bundan böyle Sözleşmenin 3. maddesinin ihlalinden “mağdur” olduğunu iddia edemez. Dolayısıyla, Mahkeme, başvuranın Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında “mağdur” sıfatı olmadığı sonucuna varmaktadır. Sonuç olarak, başvuru, Sözleşme hükümleriyle ratione personae (kişi yönünden) bağdaşmaz olup Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup 11 Mayıs 2023 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan