(1632 S. K. m. 50, 51, 79) (765 S. K. m. 59, 62) (647 S. K. m. 4) (353 S. K. m. 16, 221)
Kendim askerliğe elverişsiz hale getirmeye tam teşebbüs etmek suçundan sanık Ter. İs. Er Ahmet KAKIŞ hakkındaki Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 21.12.2000 tarih ve 2000/911-852 esas-karar sayılı mahkumiyet kararının sanık vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası, Başsavcılığın 16.4.2001 tarih ve 2001/1349 sayılı bozma isteyen tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın, kendini askerliğe elverişsiz hale getirmek suçuna tam teşebbüs etmekten dolayı As. C.K.nun 79/1, 51/B, TCK. nun 62 ve 59, 647 Sayılı Yasanın 4, 353 Sayılı Yasanın 16 ve 492 Sayılı Yasa maddeleri uyarınca 708.786.000. TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 272.800. TL hazine zararı ile 2.080.000. TL nisbi harcın sanıktan tazmin ve tahsiline karar verilmiştir.
Sanık vekili; süre tutum dilekçesi vermek suretiyle bu hükmü süresinde temyiz etmiştir.
İs.Er Mehmet ÇALIŞILAN hakkında mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçundan dolayı kurulan mahkumiyet hükmü, temyiz, istemi bulunmadığı için inceleme dışı tutulmuştur.
Sanık, 23.6.2000 tarihinde 10.30-13.30 saatleri arasında nöbet tutmak üzere İs.Er Mehmet ÇALIŞKAN ile birlikte cephanelik bölgesine sevkedilmiş, her ikisi bir süre nöbet tuttuktan sonra sanık, sigara yakmak için ateş bulma bahanesi ile diğer nöbetçi İs.Er Mehmet ÇALIŞKAN'ı benzinlik nöbetçisi İs.Er Mustafa SALMAN'ın yanına göndermiştir. İs.Er Mehmet ÇALIŞKAN tüfeğini ve teçhizatını sanığın yanında bırakarak ateş bulmak için nöbet yerinden ayrıldığında sanık, adı geçen erin tüfeğine bir adet mermi sürmüş, anılan er, geri döndüğünde, sanık, tüfeğini kontrol etmesi bakımından tetik düşürmesini söylemiştir. İs.Er Mehmet ÇALIŞKAN da durumdan habersiz olduğu için tetiğe basmış, sanık ayağını uzattığı halde patlayan mermi, isabet etmemiştir. Bunun üzerine sanık bir süre sonra İs.Er Mehmet ÇALIŞKAN'ın tüfeğini alarak cephanelik binasının arkasına gitmiş ve tüfeği bir el ateşleyerek kendisini sol bacağından yaralamıştır. Ancak bu yaralanmasından dolayı askerliğe elverişsiz hale gelmemiştir.
Sanık kendisini vurmadığını, arkadaşı Mehmet ÇALIŞKAN'ın tüfeğini kaza ile patlaması sonucu yaralandığını savunmuş ise de: sanığın ve diğer nöbetçinin olay günü dolu şarjörleri kütüklükte olacak şekilde boş tüfekle nöbete gittikleri sabittir. Sanık nöbete başladıktan bir müddet sonra sigara yakmak için ateş bulmaya diğer nöbetçi Mehmet ÇALIŞKANı yanından uzaklaştırmış, Mehmet giderden tüfeğini ve teçhizatını sanığın yanında bırakarak ayrılmıştır. Mehmet ÇALIŞKAN ateş bulamadan geri döndüğünde tüfeğin kontrol edilmesini gerektirecek bir durum olmamasına rağmen sanık diğer nöbetçiye tüfeğini kontrol etmesini söylemiş ve bu sırada tüfek patlamıştır. Bu durum sanığın diğer nöbetçi yokken gizlice tüfeğine mermi sürdüğünü göstermektedir.
Ayrıca nöbetçi Mehmet ÇALIŞKAN'ın ilk tüfeğin ateş almasından sonra oluşan mermi noksanlığı nedeniyle telaşa düşmesi nedeniyle ikinci kez tüfeğine mermi sürerek patlatması da düşünülemez. Dolayısı ile sanık diğer nöbetçinin tüfeğini alarak nöbet yerinin arkasında kendisini sol bacağından vurduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, sanığın arkadaştan arasında bir süre önce hava değişimi almak konusunda konuştuğu, sanığın ilk mermi patlamasından önce yanlarına gelen tanık Sezgin DEMİRCİ'ye (Dz.20, 142) Mehmet'in şarjör takıp kurma kolunu çekip kendine doğru ateş edeceğine dair sözler söylediği, bu sözleri sanığın Sezgin'in yanına gelerek söylediği ve bu sırada Mehmet'in tüfeğinde şarjörün takılı bulunmadığı, Dz.162'de bulunan bilirkişi beyanına göre sanığın yaralandığı bölgede tatuaj ve barut yanığının bulunduğu ve atışın yakın atış olduğu, sanık yaralandıktan sonra tanık Mustafa SALMAN'ın beyanına göre Mehmet ÇALIŞKAN'ın koşarak geldiği ve Mustafa, Mustafa koş Ahmet KAKIŞ kendini vurdu dediği, Bölük Astsubayı olan tanık Ali ÜÇYILDIZ'ın beyanlarıyla nöbetçi er Mehmet ÇALIŞKAN'ın çok saf bir kişi olduğu, istese de yalan söyleyemeyeceği yönündeki kanaati hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın diğer nöbetçi Mehmet ÇALIŞKAN'ı kullanarak planlı ve bilinçli bir şekilde, askerlik hizmetinden kısmen de olsa kurtulmak için kendini yaraladığı ve müsnet suçun unsurları itibariyle oluştuğu anlaşılmıştır.
Ancak ceza tayin edilirken ve temel ceza belirlenirken bütün artırma ve eksiltme sebeplerinden önce teşebbüs halını düzenleyen TCK. nun 62 nci maddesi uygulanması gerekirken As. CK. nun 51/B maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra TCK. nun 62 nci maddesinin uygulanması, As. CK. nun 50 nci maddesine göre yapılacak artırım miktarı 1 günden başlayıp iki misline kadar olabileceğinden 51/B uyarınca 1/6 oranında artırım yapılırken gerekçe gösterilmemesi, keza As. CK. nun 50 ncı maddesinden söz edilmemesi, suç tarihinin 23.6.2000 olduğu, 4551 Sayılı Yasanın 26.5.2000 tarihinde yürürlüğe girdiği ve As. CK. nun 47 nci maddesinde yapılan değişiklikle As. CK. nun 79 ncu maddesinde yazılı suçtan dolayı verilecek hürriyeti bağlayıcı cezanın paraya ve herhangi bu tedbire çevrilemeyeceğinin öngörülmüş olmasına rağmen hapis cezasının paraya çevrilmesi hususları yasaya aykırı bulunduğundan mahkumiyet kararının bozulması gerekmiştir.
Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık vekilinin temyizine atfen ve re'sen 353 Sayılı Kanunun 221/1 nci maddesi uyarınca mahkumiyet hükmünün (sanığın kazanılmış hakları gözönünde bulundurularak) BOZULMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 08.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy