(647 S. K. m. 4, 6) (1632 S. K. Ek m. 1) (765 S. K. m. 59) (353 S. K. m. 96)
Ticari ve Sınai Bir Müessesede Vazife Kabul Etmek suçundan sanık Hak.Tğm.Y.B hakkında Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesince verilen 20.11.2001 Tarihli ve 2001/317-401 E. ve K. Sayılı mahkumiyet hükmünün, sanık tarafından süresi içerisinde temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası, Başsavcılığın 4.3.2002 Tarihli ve 2002/814 Sayılı Tebliğnamesi ekinde, hükmün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmesi görüş ve düşüncesiyle 1 nci Daireye gönderilmiş ve dosya incelenmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
OLAY-İDDİA-HÜKÜM:
Sanığın, Ocak/2001 Ayı ve sonrasında bir sigorta şirketinde prim usulü ücret karşılığında Bireysel Güvence Danışmanı olarak çalıştığı ve böylece yüklenen suçu işlediği iddiasıyla cezalandırılmasının temini hususunda açılan kamu davası üzerine, Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonunda müsnet suçtan dolayı eylemine uyan As.C.K.nun Ek Madde 1, TCK.nun 59 ve 647 S.K.nun 4 ncü Maddeleri uyarınca sonuç olarak (237.276.000.-TL.) Ağır Para Cezası ile cezalandırılmasına ve iş bu cezanın 647 S.K.nun 6 ncı Maddesi gereğince Ertelenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ VE NEDENLERİ:
Bu hüküm, sanık tarafından; Sigorta poliçesi doldurduğu üç kişiden ikisinin samimi arkadaşı, birisinin ise teyzesinin kocası olduğu, bu kişilere ait sigorta primlerini bizzat kendi cebinden yatırdığından kimseden menfaat temin etmediği, müsnet suçun oluşması için aranan Süreklilik unsurunun dava konusu olayda oluşmadığı, söz konusu suçun unsurlarının hakkında gerçekleşmediği, tutuklulukta geçirdiği bir günlük sürenin cezasından mahsup edilmesi ve para cezasının iki yıllık bir süre ile taksitlendirilmesi hususundaki talepleri karşılanmayarak bu konularla ilgili bir karar verilmediği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME:
Tebliğnamede; Öz vakıanın ve sanığa yüklenen suçun maddi ve manevi unsurlarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit ve belirlenebilmesi bakımından; Sanık adına bastırılan ve sigorta şirketinde Bireysel Güvence Danışmanı olduğunu belirten kartvizitin kim tarafından ve hangi tarihte bastırılmış olduğunun, dosyada mevcut bulunmayan Ç. K. adına sanık tarafından düzenlenmiş sigorta poliçesi celbedilerek, sigortalanan Ç. K., M. Ş. ve M. D'in, keza şirket sahibesi F. G.'in ifadelerine başvurulmak suretiyle sanığın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususların doğru olup olmadığının açıklığa kavuşturulmamış ve ilgili belgelerin dosyaya konmamış olmasının ve ayrıca sigorta şirketince sanığa (15.000.000.-TL.)Tık primin ödenip ödenmediğinin araştırılmamış ve bu konudaki belge ve kayıtların dosyaya getirtilmemiş bulunulmasının eksik soruşturma teşkil ettiği belirtilerek, hükmün bu noktadan bozulmasına karar verilmesi yolunda görüş bildirilmiştir.
YAPILAN İNCELEMEDE:
Yerel Askeri Mahkemece, halen 5 nci Kor.K.lığı As.Savcılığında Askeri Savcı Yrd.sı olarak görev yapan sanık Hak.Tğm.Y. B. 'nun. M.S.B.lığı Askeri Adalet İşleri Başkanlığı nezdinde Askeri Hakim Stajyeri olarak görevli bulunduğu ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde staj yaptığı sırada, gazetede gördüğü bir ilan üzerine Bayındır Hayat Sigorta Anonim Şirketi Eylül Sigorta Aracılık Hizmetleri İşletmesi'ne çalışmak için müracaat ettiği, 5.1.2001 Tarihinden itibaren anılan sigorta acentesinde bir hafta süre ile sigortacılık hizmetleri konusunda teorik ve pratik eğitim aldıktan sonra Şubat 2001 aybaşından itibaren Eylül Sigorta Aracılık İşletmesi'nde Bireysel Güvence Danışmanı olarak kısmi devam (part-time) prim usulü ücret karşılığında çalışmaya başladığı, adına kartvizit bastırıldığı, işteki devamlılığı henüz temin edilemediğinden sigortasının yapılmadığı, çalışması neticesinde üç adet sigorta poliçesi açtığı ve (15.000.000.-TL.) prime hak kazandığı, sanığın başka bir işte çalıştığının 13.2.2001 Tarihinde ihbar edilmesi ve hakkında soruşturmaya başlanılması üzerine Şubat 2001 ayı içerisinde işten ayrıldığı şeklinde meydana geldiği kabul edilen olayda, bu yoldaki fiil ve hareketleri ile, kar gayesi güden ve kendi içerisinde süreklilik arzeden bir ticari faaliyete bir süre devam etmek suretiyle üzerine atılı bulunan suçu işlediğinden dolayı yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Ancak;
Sanık, sorgu ve savunmalarında (D. 13, 15, 21, 71, 72); Eylemini maddi sıkıntısını giderebilmek için çalışmak zorunda kaldığı şeklindeki bir beyanla açıkça kabul etmekle birlikte. Temyiz aşamasında sunduğu 10.1.2002 Tarihli dilekçesinde (D.99, 100); Bu defa, eyleminin süreklilik göstermediğini, birkaç gün içerisinde hazırladığı üç adet sigorta poliçesinin ikisini Ç. K. ve M. Ş. isimli A.Ü.Hukuk Fakültesi'nden samimi arkadaşlarına, birisini de M. D. isimli teyzesinin kocasına kendi isteği üzerine ve (150.000.000.-TL.) civarındaki primlerini de bizzat kendisi ödemek suretiyle hiçbir menfaat temini maksadı olmaksızın düzenlediğini ve dolayısıyla olayda suç kastı ile hareket etmediğini ifade ettiği anlaşılmaktadır.
Eylül Sigorta Aracılık Hizmetleri İşletmesi sahibesi tanık sivil şahıs F. G. yeminli anlatımlarında (D.35, 73); Sanığın Şubat 2001'de resmen işe başladığını, üç poliçe açtığını, (15.000.000.-TL.) prim komisyonu hakettiğini, 15-20/Şubat/2001'de işe hiç gelmediğini, 20.2.200l'den sonra iş yerine uğramadığını, hak ettiği ücreti almak için müracaatı olmadığını, önce parasını almadığını, ancak As.Savcılıkta ifade verdikten sonra parasını gelip aldığını ifade etmiştir.
Kimliği ve adresi belli olmayan E. A. isimli bir kişi tarafından sanığın Eylül Sigorta Şirketinde çalıştığı ihbar edilmiş ve sanığın adını taşıyan bir kartvizit ihbar mektubuna eklenmiştir (D. 1-3).
Sanık tarafından 7.2.2001 Tarihinde M. Ş. ve M. D. adına Sigorta Poliçesi düzenlenmiştir (D.34/1-3).
Sanık tarafından Eylül Sigorta Aracılık Hizmetlerinde çalışmak üzere İş Başvuru Formu tanzim edilmiştir (D.36).
353 S.K.nun 96 ncı Maddesinin Üçüncü Fıkrasında; Sanık suçunu itiraf etse bile, öz vak'anın soruşturulması gerekir hükmü yer almaktadır.
20.5.1933 Tarihinde kabul edilen 2183 Sayılı Askeri Ceza Kanununa Müzeyyel Kanunun 1 nci Maddesi iken, Ek Madde haline getirilen Ek Madde 1'de düzenlenen suçun maddi unsuru; Askeri Şahısların ticaret yapması veya yaptırması, keza ticari ve sınai müesseselerde görev kabul etmesi olup, böylece getirilen bu yasaklamalar ile askeri hizmetin ve asker kişiliğin bu tür bir uğraşı ile bağdaşmayacağı öngörülmüştür. Yüklenen suçun manevi unsurun oluşabilmesi için özel kast aranmakta olup, bunun için de, ticari uğraşının kazanç elde etmek niyet ve gayesi ile kar amacına yönelik olarak ve bu maksatla devamlılık arzedecek bir şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla, suçun manevi unsurunu oluşturan özel kast, devamlılık gösterecek biçimde kazanç elde etme niyet ve maksadından ibaret bulunmaktadır.
Görüldüğü üzere; Kar amacına yönelik, devamlılık gösteren, askeri hizmetin yerine getirilmesini aksatan ve askeri kisve ile bağdaşmayan faaliyetler anılan Yasa Maddesi ile getirilen yasak kapsamında kabul edilmiş durumdadır. Nitekim, Askeri Yargıtay'ın Yerleşik Kararlarının da bu doğrultuda oldukları görülmektedir (Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin 26.2.1997/152-150 Esas ve Karar Sayılı Kararında olduğu gibi).
Açıklanan bu hususlar dikkate alınarak;
I- Sanık adına Bayındır Hayat Sigorta Eylül Sigorta Aracılık Hizmetleri Bireysel Güvence Danışmanı statüsü ile bastırılmış olan kartvizitin (Dz.3) kim tarafından ve hangi tarihte bastırılmış olduğunun sanıktan ve Eylül Sigorta Aracılık Hizmetleri İşletmesi sahibesi F. G. den sorularak, varsa ilgili matbaa faturası ve İşletme Gider Defteri sahifesinin bir suretinin celp edilerek dosyaya konmasının,
II- Sanık tarafından düzenlendiği belirtilen ancak dosyada mevcut bulunmayan Ç. K. adına tanzim edilmiş olan Sigorta poliçesinin aslı ile, Dosya (Dz.34/1, 2, 3) sıralarda fax metinleri bulunan poliçe asılların dosyaya celbinin,
III- Sanık tarafından sigortalanan ve dosya (Dz.100) sıradaki temyiz dilekçesinde adresleri bulunan sivil şahıslar Ç. K., M. Ş. ve M. D.'in yeminli anlatımlarının saptanarak, kendilerinden; Sanığın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususların doğru olup olmadığının, keza bu kapsamda olmak üzere, sanıkla olan ilişkilerin niteliğinin, sanığın kendilerini ne suretle sigorta poliçesi düzenlenmesine ikna ettiğinin, sigorta primlerinin kim tarafından ne şekilde ödendiğinin, bu primler bizzat sanık tarafından ödenmiş ise bunun sebebinin ne olduğunun (alacak-borç mukabili ya da borçlanma gibi) sorulmasının ve ödemelere ait belgelerin (makbuz-dekont) dosyaya getirtilerek konmasının,
IV- Yukarıda (III) Nolu Bentte belirtilen konularla ilgili olarak Eylül Sigorta Şirketi sahibesi F. G.'in de ifadesinin tespitinin,
V- Eylül Sigorta Şirketi Sahibesi F. G. 'in, sanığın düzenlediği üç poliçe karşılığında hak ettiği (15.000.000.-TL) tutarındaki primi (komisyon ücretini) alıp almadığı konusunda çelişkili beyanlarda bulunduğu göz önüne alınarak (Dz.35, 73); Sanığın bu ücreti anılan Sigorta İşletmesinden teslim alıp almadığının araştırılmasının ve teslim edilmiş ise bahse konu edilen bu ödemenin yapıldığı tarihi belirleyen bilgi, belge ve kayıtların celp edilerek dosyaya konmasının,
Temininden sonra elde olunacak duruma göre, sanığın, belirtilen Sigorta Aracılık Hizmetleri işyerinde 5.1.2001 Tarihinden itibaren bir hafta süre ile eğitim aldıktan sonra 16.1.2001 Tarihinde doldurduğu İş Başvuru Formu ile müracaatta bulunması üzerine Şubat 2001 aybaşından itibaren çalışmaya başladığı, 7.2.2001 Tarihinde üç adet poliçe düzenlediği, 13.2.2001 Tarihinde ihbar edilmesini müteakip 15-20 Şubat 2001 Tarihi itibariyle -Mahkemenin kabulünün aksine, henüz kendisinin ihbar edildiğini öğrenmeden ve hakkında soruşturmaya başlanılmadan önce- bu işten ayrıldığı, 21.2.2001 Tarihinde Genelkurmay As. Savcılığınca durumun bildirilmesi akabinde Genelkurmay Başkanlığınca 27.2.2001 Tarihinde soruşturma emri verildiği hususları dikkate alınarak; Şubat 2001 aybaşından, 15-20 Şubat 2001 Tarihine kadar 15-20 günlük kısmi devam-prim usulü ücret karşılığında bir iş bağlantısına giren ve bu sürede, tek bir günde, sadece üç adet sigorta poliçesi düzenlediği anlaşılan sanığın, dava konusu olayda, üzerine atılı bulunan suçun kazanç gayesi (kar amacı) ve süreklilik şeklindeki maddi unsuru ile devamlılık gösterecek biçimde kazanç elde etme niyet ve maksadından oluşan manevi unsurunun hakkında oluşup oluşmadığının hükmün gerekçesinde tartışılıp değerlendirilerek açıkça ortaya konmasını müteakip sonuca varılması yerine, Mahkemece, sağlıklı bir hükme varılabilmesi bakımından araştırılmasına ihtiyaç bulunduğuna işaret olunan hususlara yönelik olacak şekilde herhangi bir saptama yapılmadan, ...sanığın ancak askeri birimlere ulaşan ihbarlar ve şifahi uyarı neticesinde muhtemelen devam gayesinde olduğu işi bıraktığı ve bu suretle kar gayesi güden ve kendi içerisinde süreklilik arz eden bu ticari faaliyetine bir süre devam etmek suretiyle atılı suçu işlediği... şeklindeki bir gerekçe ile ihtimali bir durumun göz önüne alınması suretiyle, sanığın devamlılık arz ettiği belirtilen ticari faaliyetini bir süre sürdürdüğü sabit görülerek hükme varılması eksik soruşturma olarak nitelendirilmiş ve hükmün bu noktadan dolayı bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma nedenleri karşısında, sanığın infaza ilişkin temyiz sebepleri bu aşamada incelenmemiştir.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklandığı üzere;
Yerel Mahkemece, sanık hakkında üzerine atılı bulunan suçtan dolayı verilen cezalandırmaya dair hükmün, değinilen hususlar doğrultusunda NOKSAN SORUŞTURMA yönünden usul ve yasaya aykırı olduğu görülmekle, sanığın temyizine atfen ve re'sen 353 Sayılı Kanunun 221 nci Maddesinin Birinci Fıkrası uyarınca Tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA,
13.03.2002 Tarihinde, OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy