(353 S. K. m. 9)
İddia ve hükmün konusu; sanığın 2000 yılı genel atamalarında Kocaeli Karamürsel İlçe Jandarma Komutanı olarak atandığı, göreve başladıktan sonra kendi özel cep telefonundan resmi işler nedeniyle, özellikle sivil haber elemanları ile görüşmek zorunda kaldığını, bu nedenlerle telefon faturasının yüksek meblağlarda olduğunu belirterek, İlçe Kaymakamından yardım istediği, Kaymakamın sanığa cep telefonunun faturasını ödemek için doğrudan para veremeyeceğini, ancak K lığında görevli yardıma muhtaç askerlere Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığı ile para yardımı yapabileceğini söylediği, ancak Kaymakamın erlere verilecek paralarla sanığın resmi görüşme yaptığı cep telefonu faturalarının ödeneceğini bildiği, bunun üzerine sanığın 9.11.2000-1.6.2001 tarihleri arasında, K.lığında görevli 15 er-erbaşın maddi durumlarının bozuk olduğunu belirterek Vakıf aracılığı ile maddi yardım yapılması talebiyle Kaymakamlığa resmi yazı yazdığı, Karamürsel Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nca sanığın isimlerini bildirdiği er ve erbaşlara çeşitli tarihlerde toplam 650.000.000.-TL nakit para yardımı tahakkuk ettirildiği, paraların genellikle birkaç er aracılığı ile teslim alındığı ve sanığa verildiği, sanığın da habercisi ve yazıcı er vasıtasıyla cep telefonu faturalarını ödediği, ancak toplam 272.020.000.-TL fatura ödenmesine rağmen artan 377.980.000.-TL sının hesabının verilememesi olduğuna göre;
Kamu düzenine taalluk eden, uyulması zorunlu olan ve her aşamada gözetilmesi gereken askeri yargının görevli olup olmadığı hususu, sanığın eyleminin hangi suçu oluşturduğunun önüne geçmektedir.
Bu açıdan yapılan incelemede; bilindiği üzere Jandarmanın, mülki, adli ve askeri görevleri mevcut olup, buna bağlı olarak ilgilinin yargılanacağı mercii belirlenmektedir. Dava konusu yapılan eylemin, mülki görevden mi yoksa askeri görevden mi doğduğunun tayini gerekmektedir. 2803 sayılı Jandarma Teşkilât Görev ve Yetkileri Kanunun 7/a bendi mülki görevi, "emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevinin dış korumalarını yapmak ", aynı maddenin c bendi askeri görevi, "askeri kanun ve nizamların gereği görevlerle Genelkurmay Başkanlığınca verilen görevleri yapmak." şeklinde ifade etmekte, ayni Kanunun 12nci maddesi, "emniyet ve asayiş görevi ifa eden il jandarma alay komutanlıkları ve ast kademeleri, mülki görevlerin yapılması yönünden mahalli mülki amirine, maiyetlerinin sevk ve idaresinden, disiplin, eğitim, özlük hakları ile lojistik faaliyetlerinin yürütülmesinden kendi amirlerine karşı sorumludurlar" demekte, Disiplin ve Soruşturma Usulleri başlıklı 15/d bendi, "Jandarma personelinin mülki hizmetten doğan veya bu tür hizmeti yaparken işlenen suçlarında; 15.5.1930 tarih ve 1609 sayılı Bazı Cürümlerden Dolayı Memurlar ve Şerikleri Hakkında Takip ve Muhakeme Usulüne Dair Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla 4.2.1913 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre işlem yapılır." hükmünü ihtiva etmektedir. Jandarma Teşkilâtı, Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin 142 ve 186 ncı maddeleri de bu hususu daha açık ifade etmektedir.
Sanığa isnat olunan eylem; İlçe Kaymakamının yol göstermesiyle telefon bedelinin ödenmesi için, bazı er ve erbaşların maddi durumunun bozuk olduğu yolunda yazı yazıp, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından tahakkuk ettirilen paraların bir kısmıyla telefon faturalarının ödenmesi, bir kısmının da hesabının verilememesi olduğuna göre;
3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu'nun 2 nci maddesi karşısında, ihtiyaçları Devlet tarafından deruhte ve temin olunan (İç Hizmet Kanunu, Md.3) er ve erbaşların bu Kanundan istifade etmeleri mümkün olmadığı gibi, bizzat silâhaltında olduklarından 4109 sayılı Asker Ailelerinden Muhtaç Olanlara Yardım Hakkında Kanun kapsamında da durum mütalâa edilemez.
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının tabii başkanı olan Kaymakama, mülki yönden bağlı olan sanık, onun yol göstermesiyle dava konusu eylemi yapmıştır Başka bir ifadeyle, gerek kaynağı gerek işleniş şekli itibariyle, işlendiği iddia olunan suç mülki hizmetten doğmuştur. Askeri Mahkeme, 2803 sayılı Kanunun 12 nci maddesini esas alarak, Jandarmanın lojistik faaliyetini askeri bir görev ve hizmet kabul ederek kendisinin olayda görevli olduğunu benimsemiş ise de, bunda isabet görülmemiştir Zira, yasal hiçbir dayanağı bulunmayan, bazı erbaş ve erlerin maddi durumlarının bozuk gösterilerek, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan para alınması hadisesinin, yukarıda aktarılan 2803 sayılı Kanunun 7/c maddesindeki 'askeri kanun ve nizamların gereği görevlerle ......." 12 nci maddesindeki "maiyetlerinin sevk ve idaresinden, disiplin, eğitim, özlük hakları ile lojistik faaliyetlerinin......." yürütülmesi şeklindeki, askeri görevle irtibatlı olduğu düşünülemez.
Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün 16.4.1999 tarih ve 1999/7-7; 6.2.1998 tarih ve 1998/1-1; 4.3.1994 tarih ve 1994/6-6; 3.11.1995 tarih ve 1995/33-33; 8.5.1992 tarih ve 1992/17-17; 13.3.1992 tarih ve 1992/12-12; 9.12.1991 tarih ve 1991/24-33; 9.12.1991 tarih ve 1991/32-41; 4.3.1991 tarih ve 1991/6-13; 19.3.1990 tarih ve 1990/9-8; 1.51989 tarih ve 1989/19-19; 7.1.1991 tarih ve 1990/4 1991/5 sayılı kararları ile Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 8.7.1993 tarih ve 1993/61-61, 4 üncü Dairenin 14.6.2000 tarih ve 2000/442-437, aynı Dairenin 17.4.1990 tarih ve 1990/271-271 sayılı kararları da bu merkezdedir.
O halde, dava konusu olayda askeri yargı görevli bulunmamakta olup, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, Askeri Mahkemenin kendini görevli addederek yazılı şekilde hüküm kurması 353 sayılı Kanunun 207/D maddesince Kanuna aykırı olup, sair cihetleri incelenmeyen karar bozulmalıdır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy