(765 S. K. m. 404)
Askeri Mahkemece sanığın, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan TCK nun 4042 59/2 nci maddeleri uyarınca tayin edilen on ay hapis inin 647 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca beher günü 4.745.520.-TL üzerinden 1.423.656 000.-TL ağır para cezasına çevrilmesine, para cezasının 24 açık taksitte sanıktan tahsiline, ele geçirilen esrarın TCK nun 36 inci maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmiştir.
Bu karar; sanık tarafından, verilen cezanın fazla olduğunu, ayrıca para cezasını ödeme gücü bulun madiğim ileri sürerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Etimesgut Zh.Brl.Ok ve Eğt.Tüm.K. lığı emrinde acemi eğitimini müteakip Kırklareli 33. Mknz. P. Tug.K. Yrd. lığı Poligon BIK lığı emrine tertip edilerek 13.5.2001 tarihinde 10 gün dağıtım iznine gönderilen sanığın, izin bitiminde 23.5.2001 günü saat 19.40 sıralarında yeni birliğine katılmak üzere nizamiyeye geldiğinde üzerinde ve eşyalarında arama yapıldığı, çantasında bulunan parkasının kapşonunun bulunduğu fermuarlı bolümde bir paket içinde toz halinde esmer yeşil renkli madde bulunduğu, safi ağırlığı 38.50 gr olan maddenin Adli Tıp Kurumunca uyuşturucu maddelerden toz esrar olduğunun belirlendiği; sanık hazırlık ifadesinde, bir yıldır esrar içtiğini, esrarı içmek için aldığını, getirdiği bu esrarı 6-7 ay içecek olduğunu, başka amacı bulunmadığını, tedavi olmak istediğini, Mahkemedeki sorgusunda da, iki buçuk yıl önce babası ile tartışıp köyü terk ettiğini, İstanbul'a geldiğinde kotu bir çevre ile tanıştığını ve esrar kullanmaya başladığını, esrar alışkanlığı nedeniyle Çorlu Asker Hastanesi Psikiyatri Servisinde muayene olduğunu, verilen ilâçların faydasını gördüğünü, şu anda esrar kullanma isteği bulunmadığını beyan ettiği. Bilirkişi Psikiyatrı Uzmanı tarafından duruşma sırasında yapılan kısa muayenesinde, suç tarihlerinde ve halen şuur ve harekat serbestisini etkileyecek düzeyde bir hastalığı bulunmadığının, fiziksel iptilâ düzeyinde bir bağımlılığı olmadığının belirtildiği, anlatılmaktadır.
Sanıkta ele geçirilen toz esrarın ticari amaçla bulundurulduğuna dair hiçbir delil olmaması, esrarın miktarı ve uyuşturucu maddeyi 6-7 ay içmek için getirdiğine ilişkin beyanının aksinin sabit olmaması karşısında, esrarı kullanmak amacıyla üzerinde bulundurduğu cihetle, Mahkemece suçun bu şekilde vasıflandırılmasında isabetsizlik yoktur.
TCK nun 404/2 nci maddesinde, uyuşturucu maddeleri kullananlar ile bu maksatla yanında bulunduranların cezalandırılacakları, aynı maddenin 4 üncü bendinde de, uyuşturucu maddeleri kullanan kimselerin alışkanlığı iptilâ derecesinde ise, salahı tıbben anlaşılıncaya kadar bir hastanede muhafaza ve tedavisine hükmolunacağı yazılıdır. Alışkanlığı iptilâ derecesinde olanlara hürriyeti bağlayıcı ceza verilmeyeceğinden (Yrg. 5.C.D. nin 22.5.1969 gön ve 1880/1789 sayılı, 5.C.D. nin 26.4.1981 gün ve 1272/1401 sayılı, 5 C.D.nin 14.12.1987 gün ve 750/7350 sayılı kararları), uyuşturucu kullanma alışkanlığının iptilâ derecesinde olup olmadığının tespiti ceza uygulaması açısından önem arz, etmektedir.
Adli Tıp Kurumu, önceki mütalâalarında esrarın alışkanlık yapmadığı görüşünde iken, daha sonra bu görüşünü değiştirerek 6.1.1984 gün ve 23708/10 sayılı kararı ile esrar maddesinin bağımlılık yapabileceğini kabul etmiştir (V.SAVAŞ, S MOLLAMAHMUTOĞLU, TCK nun Yorumu, C.3 Sh. 3528).
Adli Tıbbın kanaatine göre: ...keyif için esrar kullananların bir kısmında esrar itiyadı iptilâ derecesine varmaktadır. Uyuşturucu maddelerden çeşitli afyon müstahzarları ve kokaine karşı olan iptilânın tespiti, şahsın müşahede altında bulundurulması ve bu müddet içinde yapılan laboratuar tetkikleriyle birlikte gösterdiği sen belirtilere istinaden mümkün olmaktadır. Esrara gelince esrar itiyadının iptilâ derecesine varıp varmadığım tespit etmek için sadece şahsın müşahede altına alınması, laboratuar ve şeriri araza dayanarak bir karara varabilmesi her zaman imkân dahilinde olmamaktadır. Afyon müstahzarlarına karşı iptilâsı olanlar birdenbire bu zehri almaktan mahrum kalınca karakteristik imsak belirtileri gösterirler ve bu sayede teşhis konulması kolaylaşır. Esrar müptelâlarında ise birdenbire esrarın kesilmesi, afyon müstahzarlarında olduğu gibi karakteristik imsak belirtikti meydana getirmez. Her vakada şahsın müşahede altına alınmasıyla bu müddet esnasında gerek tırnak köşelerinde ve gerek ağızdan alınan maddelerin laboratuar muayenesi yapılarak esrar itiyadı aşikâr bir surette meydana çıkarılır..." (Esrar hakkında Adli Tıp Kurumunun kararı, Faruk EREM, TCK nun Şerhi Özel Hükümler, 1993 Bası. C.2, Sh 1836).
Esrar alışkanlığının iptilâ derecesinin tespiti ile ilgili yutanda değinilen Adli Tıp Kurumu'nun görüşü; ayrıca yargı kararlan (Yargıtay CGK nun 24.10.1988 gün 5-302/306 sayılı. 5.C.D. nin 6.10.1983 gün ve 3317/3163 sayılı, 5.C.D. nin 3.5.1985 gün ve 1894/1098 sayılı 5.C.D. nin 12.11.1985 gün ve 4364/4789 sayılı. 5.C.D. nin 21.12.1987 gün ve 1811/7569 sayılı 5.C.D. nin 12.2.1988 gün ve 4082/737 sayılı, 5.C.D. 29.2.1988 gün ve 519/1356 sayılı kararları ile Askeri Yargıtay 1 Dairesinin 23.11.1994 gün ve 1994/593-589 sayılı, aynı Dairenin 25.10.1995 gün ve 1995/650-648 sayılı kararları), sanığın esrar alışkanlığı bulunduğuna dair ifadeleri nazara alındığında, sanığın, uyuşturucu alışkanlığı nedeniyle Birlik Revirinde ve Çorlu Asker Hastanesinde muayene ve tedavisine ait kayıt ve belgeler ile birlikte yetkili tıbbi kurumlarda (Adli Tıp, ruh ve sinir hastalıkları hastanesi veya tam teşekküllü askeri hastane) müşahede altına aldırılması sonucu, esrar maddesine kani alışkanlığının iptilâ derecesine varıp varmadığının belirlenmesi gerekirken, duruşmada görüşüne başvurulan bilirkişinin kısa süreli muayeneden ibaret ve hiçbir laboratuar işlemi içermeyen mütalâası ile yerinilerek hükme gidilmesinde isabet görülmediğinden, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulması yoluna gidilmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy