(1632 S. K. m. 87, 88, 89, 146) (765 S. K. m. 59) (477 S. K. m. 48)
Askeri Mahkemece, sanığın, 196.2000 tarihinde büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği sabit görülerek eylemine uyan As. CK. nun 89/1 ve TCK. nun 59/2 nci maddeleri uygulanıp sonuç olarak on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün sanık müdafii tarafından "Müvekkilinin talimata uymama yönünde kasti bir eyleminin olmadığı, müvekkilinin müteveffaya silâhın sadece tozunu almasını söyleyip bakım yapmasını istemediği, olayda itaatsizlik özel kastının bulunmadığı, olayda kusurun varlığı bir an için kabul edilse dahi bu varsayılan kusurlu davranışın As. C.K.nun 146 ncı maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, müvekkilinin As. C.K.nun 89 uncu maddesi uyarınca cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu" belirtilerek temyiz edildiği, anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede; Diyarbakır Silvan İl Jandarma Komando Tabur Komutanlığının 17.6.2000 tarihinden itibaren Kulp ilçesi Bayır J.Krk.K lığına intikal ederek Karakol yanında Üs Bölgesi oluşturduğu, periyodik faaliyet olarak Üs Bölgesinden operasyonlara gidip gelen bölüklerden 3 üncü J.Komd.Bölüğünün 18.6.2000 günü çıktığı görevden 19.6.2000 günü sabahı döndüğünde Bölüğün tamamının görev dönüş bakımına geçtiği, 5 inci Tim Komutanı olan sanığın timine doldur boşalt yaptırıp bakıma aldığı, sanığın kendisine hizmet nedeniyle tevdi edilmiş olan 621512 no.lu G3-A3 tüfeğini namlu atım yatağında mermi olduğu halde Time ait araçta bırakmış olduğu, bakım sona erdiğinde sanığın Tim personeli 1999/1 tertip J.Komd. Er Mehmet ŞİRİN' e kendi silâhının temizlenip temizlenmediğini sorarak temizlenmediğini öğrendiğinde bulunduğu araçtan alınarak sadece tozunun silinmesini emrettiği, Er Mehmet ŞİRİN' in araçtan aldığı silâhın namlusunu kamına dayayıp tüfeğin üstüne eğilerek tozunu aldığı sırada muhtemelen tetik tertibatına dokunması sonucu ateşlenen silâhtan çıkan bir merminin karaciğer, mide, dalak ve sol böbrek yaralanmasına neden olup Er Mehmet ŞİRİN' in kamı iç ve dış kanamadan öldüğü, helikopterle kaldırıldığı hastaneye ölü duhul ettiği, atışın bitişik atış mesafesinden yapıldığının otopside belirlendiği, sanığa ait tüfeğin atışa engel mekanik bir arızasının bulunmadığı, emniyet ve atış ayar mandalının sağlam ve çalışır durumda olduğunun ve olay yerinden elde edilen boş kovanın bu silâhtan atıldığının ekspertiz incelemesi ile belirlendiği, maddi vakıadır.
İl Jandarma Komando Tabur K.lığının 22.5.2000 tarihli emriyle Operasyon Devamlı Talimatının tüm personele tebliğ edilmesi bildirilmiş olup sanığa Bölük Komutanı tarafından 25.5.2000 tarihinde tebliğ edilen Operasyon Devamlı Talimatının 23 üncü maddesinde "Her türlü silâh ve malzemenin çıkış-yol-dönüş bakımı ihmal edilmeyerek rütbeli personel nezaretinde yapılacaktır. Her rütbeli personel kendi silâh ve teçhizatının bakımını kendisi yapacaktır" ibaresi yer almıştır.
Bu tespitlere göre, sanığın, amiri tarafından verilip kendisine tebliğ edilmek suretiyle özelleştirilip somut hale getirilen ve hizmete ilişkin olduğunda kuşku bulunmayan "rütbeli personelin silâhının bakımını kendisinin yapacağına" ilişkin emrin gereğini hiç yapmadığı ve silâhını bakım yapması için müteveffaya verdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, Er Mehmet ŞİRİN' in vefatı ile sonuçlanan olayda ölümün doğrudan doğruya sanığın itaatsizlik eyleminden doğduğu kabul edilerek yazılı olduğu şekilde mahkûmiyete karar verilmiş ise de;
Fiil tarihi itibariyle yürürlükte olan As. C.K.nun 4551 sayılı Kanunla değişik 89 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında unsur ve cezası gösterilen "büyük zararlar veren itaatsizlik" suçunun oluşması için,
a- Hizmete ilişkin bir emrin varlığını gerektiren As. C.K.nun 87 ve 88 inci maddeleriyle 477 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde yazılı emre itaatsizlik suçlarının işlenmesi,
b- Emre itaatsizlik fiillerinin sonucu olarak, bir insanın hayatını tehlikeye koymak gibi büyük bir zararın meydana gelmesi,
c- Meydana gelen büyük ve önemli zarar ile suçun basit şeklinin yani emre itaatsizlik fiilinin maddi unsurunu teşkil eden hareket arasında doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması gerekmektedir.
Somut olay itibariyle sanığın fiili ile ölüm olayı arasında doğrudan doğruya nedensellik bağının mevcut olmadığı görülmektedir. Sanığın fiili ile ölüm sonucu arasında dolayısıyla bir bağ kurarak nedensellik ilişkisinin geniş tutulması kanuna, öğreti ve yargı kararlarına aykırı düşmektedir. Dava konusu olayda sanığın suç teşkil eden fiilinin maddi unsurunu oluşturan hareket, emre rağmen hamili bulunduğu tüfeği başkasına temizletmek olup müteveffanın bakım sırasında kendisinden beklenen dikkat ve tedbirli davranışı göstermesi halinde ölüm şeklindeki büyük zarar doğmayacaktı. Sanığın emre itaatsizliği, objektif olarak sonucu meydana getirmeğe elverişli ve uygun sayılabilecek bir neden değildir. Olayda, sanığın emre itaatsizliği ölüme bir vesile teşkil etmiş ise de, ölüm sonucunun doğrudan doğruya sebebi sayılamaz. Ceza sorumluluğunda vesile değil sebep esas alınacağından, sanığın kendi hareketinden doğmayan bir sonuçtan sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu nedenle sanığın fiili, hizmete ilişkin emre rağmen tüfeğinin bakımını kendisi yapmak yerine Er Mehmet ŞİRİN' e yaptırmak suretiyle emrin gereğini hiç yapmayarak As. C.K.nun 4551 sayılı Kanunla değişik 87 nci maddesinin 1 inci fıkra 1 inci cümlesinde yazılı emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğundan suç vasfında hataya düşülerek As. C.K.nun 89/1 inci maddesiyle uygulama yapılması kanuna aykırı olduğundan mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 5.11.1971 gün ve 1971/86-83, 26.5.1972 gün ve 1972/38-35, 11.6.1976 gün ve 1976/44-43, 21.4.1994/1994/44-44, 28.9.2000 gün ve 2000/141-137 sayılı kararlan da bu istikamettedir.
Öte yandan, ölüme doğrudan doğruya ölenin fiil ve hareketi sebebiyet verip sanığın fiili ile ölüm arasında sebep ve tesir bağı bulunmadığından, nizamlara aykırılık başlı başına taksirin varlığını kabul için yeterli değildir. Sanığın emre itaatsizlikte ısrar şeklindeki nizamlara aykırılığı ile ölüm sonucu arasında nedensellik bağlantısı olmadığından, müdafiin, eylemin As. C.K.nun 146 inci maddesindeki silâhı hakkında nizamlara ve emirlere riayetsizlik dolayısıyla başkasının ölmesine sebep olanlar suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine dair temyiz sebebi de kabule değer görülmemiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy