(1632 S. K. m. 100)
Olay tarihinden önce müteaddit gasp ve adam öldürme suçlarından dolayı hakkında Antalya 2 nci Ağır Ceza Mahkemesince verilip kesinleşmiş mahkûmiyet kararları bulunan ve suç tarihi olan 13.5.2000 tarihinde de, Mart-Nisan 1998 aylan içinde işlemiş olduğu gasp, şartlı tehdit, müessir fiil, üste fiilen taarruz, üstü fiili tehdit suretiyle hürmetsizlik, sarkıntılık, ırza tasaddi ve 6136 S.K.na muhalefet suçlarından dolayı 28.4.1998 tarihinden beri Çorlu 5, Kor.K.lığı Askeri Ceza ve Tutukevinde tutuklu bulunan P.Er Mehmet Sait BELEK'in, cezaevinde kaldığı süre içerisinde, cezaevi yönetiminin zaafından da istifade ederek, kendisini cezaevinde tutuklu ve hükümlülerin baş mümessili olarak tayin edip kendisine yakın bulduğu bazı tutuklu ve hükümlülerden yardımcı mümessiller de seçerek cezaevinde keyfi olarak davranmaya, cezaevi kurallarına aykırı hareket etmeye başladığı, olay gecesi daha önce dışardan temin ettiği alkollü içkileri saat 21.00 sularında tutukluların bulunduğu 1 inci koğuşta Murat ERSOY, Mustafa KÜLEKÇİ, Olcay DOĞU, Savaş DOĞAN, Tevfık AYTEKİN, Burak İNCİ ve diğer birkaç arkadaşı ile birlikte içtikten sonra rahatsızlandığını beyanla cezaevi gardiyanlarına müracaatta bulunduğu, Nöbetçi Subayının talimatıyla sanığın muhafızlar nezaretinde muayene için saat 22.55 de Çorlu Askeri Hastanesine sevk edildiği, muayenenin ardından Cezaevine dönülürken sanık Mehmet Sait'in gardiyan sanık P Çvş.Mustafa GÖKKAYA'ya para vererek bira ve sigara almasını istediği, sanık Mustafa GÖKKAYA'nın aracı yol üzerinde durdurup alkollü içki satan büfeye yönelmesi üzerine muhafız Er Adem KARCI nın sanık Mustafa'ya nereye gittiğini sorduğu, sanık Mehmet Sait'in muhafızın sorusuna kızarak dirseği ile Er Adem'e vurması üzerine her iki muhafız ile sanık arasında tartışma ve itişmenin başladığı, muhafızları tekmeleyerek araç dışına iten ve aracın ön camını kıran sanık Mehmet Sait'in çıkardığı gürültülere çevredeki sivil şahısların toplandığı, olay yerine gelen polisler tarafından Merkez K lığına haber verildiği, Merkez Komutanlığından gelen Nöb.Sb.Bçvş. Hasan ÇAGLAR'ın olaya müdahale ederek sanık Mehmet Sait'i yeniden Askeri Hastaneye götürüp muayene ettirdiği, Askeri Hastanede de acil servisinin kapı camını kıran sanığın sak ini eştiril dikten sonra saat 00.50'de Cezaevine geri getirildiği, Merkez Komutanlığı Nöb.Sb.Bçvş. Hasan'ın elini öperek olay nedeni ile kendisinden özür dileyen sanığın Cezaevine yönelirken "şimdi burayı dağıtacağım görürsünüz" şeklinde söz sarf edip içeri girdiği, içerden muhafız Er Adem'in gelmesini isteyen ve bağırarak Nöb.Sb. ve Cezaevi Müdürünün yanına gelmesini bildiren sanık Mehmet Sait'in taşkın hareketlerini duyan Merkez K lığı Nöb.Sb.Bçvş. Hasan'ın duruma müdahale için gardiyan odasından sanığa seslenerek onu yatıştırmaya çalıştığı, sanık Mehmet Sait'in bu sırada Nöb.Sb.larına küfür etmeye başladığı, daha sonra kendisine yardımcı olarak seçtiği Osman DEMİR, Kazım KAYMAZ, Ramazan BÖREKÇİ, Abdülaziz MENEK ve diğer yardımcıları ile cezaevindeki bütün tutuklu ve hükümlüleri uyandırıp zorla yemekhanede topladığı, sanık Mehmet Sait'in bütün tutuklu ve hükümlülere hitaben isyan çıkaracaklarını ve cezaevinin her yerini kırıp parçalayacaklarını söyleyerek elindeki demir çubuk ile gardiyanların bulunduğu bölümün kapısının camını kırdığı, etrafındakilere de "vurun, kırın" şeklinde talimat verip bu eylemleri gerçekleştirirken de sürekli olarak "bana silâh nasıl çekerler, görürler, bana onu getirin" şeklinde sözler sarf edip görevlilere küfür ettiği, sanık Mehmet Sait'in talimatı üzerine başta Kazım KAYMAZ, Osman DEMİR, Ömür DEMİRCİ, Abdülaziz MENEK, Ramazan BÖREKÇİ, Sedat ÖRSLÜ, Mustafa KÜLEKÇİ ve Burak İNCİ olmak üzere bir kısım tutuklu ve hükümlülerin ellerine geçirdikleri masa, sandalye veya sopa mahiyetinde kullanabilecekleri cisimler ile cezaevinin kapı, cam, çerçeve, lavabo ve diğer kırılabilir bütün malzemelerini kırarak tahrip ettikleri, sanıklar Mehmet Sait BELEK, Osman DEMİR, Kazım KAYMAZ, Ömür DEMİRCİ, Abdülaziz MENEK, Ramazan BÖREKÇİ ve Burak İNCİ' nin gardiyan kapısını kırıp ayrıca bu bölümdeki tel kapıyı da kırdıktan sonra cezaevinin dış kapısına yöneldikleri, Bu arada Burak İNCİ, Abdülaziz MENEK, Mustafa KÜLEKÇİ ve Sedat ÖRSLÜ ile diğer bir kısım tutuklu ve hükümlünün de yemekhanenin havalandırma avlusuna açılan kapısını zorlayıp akvaryumun demir sehpası ve demir çubuklar ile vurarak kapıyı açmaya çalıştıkları, sanık Kazım KAYMAZ' ın sobayı devirdiği, Atatürk büstünün kırıldığı, sanık Ramazan BÖREKÇİ' nin gardiyan bölümündeki lavaboları kırdığı, cezaevi içinin bir anda enkaz yığını haline getirildiği, olaylar devam ederken bir ara Burak İNCİ, Sedat ÖRSLÜ ve Mustafa KÜLEKÇİ' nin yüklenmesi sonucu havalandırma kapısının kilidi kırılarak kapının bir kanadının dışarıya doğru açıldığı, açılan kapıdan birkaç tutuklu ve hükümlünün havalandırma avlusuna çıkıp ellerindeki sopa ve demirlerle tel örgülere doğru hücum etmeleri üzerine o sırada cezaevinin emniyetini alan nöbetçilerden Hüseyin BOZKURT' un havaya bir el ateş ettiği ve onu takiben kapının tam karşısında bulunan 2 nolu kulübedeki Turgut ERDOGAN' ın, 3 nolu kulübedeki Hüseyin BOZKURT' un yanındaki Mehmet BEGİT' in, 4 nolu kulübedeki Muhammet Ali DUMAN, Ömer ACAR ile çatıda mevzilenmiş olan Hulusi ŞAHİN ve Adem KARCI' nın tutuklu ve hükümlüleri caydırmak amacı ile önce havaya ateş ettikleri ve müteakiben açılan havalandırma kapısının üstüne çatıya yakın bölgeye ve kapının alt bölümlerine müteaddit atışlar yaptıkları, atışların 10-15 saniye sürdüğü, olayları öğrenerek cezaevine gelmiş olan cezaevi müdürü Bcvş. Mehmet AKGÜL' ün ateş kes komutu üzerine nöbetçilerin ateş etmeyi durdurdukları, açılan ateşler sonucunda mermilerden birinin kapının kapalı olan kanadına isabet edip buradan geçerek kapının ardında bulunan Burak İNCİ' nin başından girip çıktığı ve Burak İNCİ' nin olay yerinde öldüğü, diğer mermilerden bir kaçının sekerek tutuklu ve hükümlülerden Murat GÜLER, Sedat ÖRSLÜ, Abdülaziz MENEK ve Mustafa KÜLEKÇİ' nin muhtelif yerlerinden yaralanmalarına sebebiyet verdiği, ateş sırasında isyancıların Cezaevi içine doğru koşuştukları, isyan olayı devam ederken Cezaevi Nöbetçi Subayı Lütfi KAYMAZ ile Merkez K.lığı Nöbetçi Subayı Hasan ÇAGLAR' ın yetkili makamları araması üzerine Kolordu Adli Müşavirinin, Cezaevi Müdürü P.Bşçvş. Mehmet AKGÜL, Cezaevi Muhafız Hizmet Takım Komutanı Mu. Üçvş. İsmail ALTlNTAŞ' ın ve Merkez K.lığı personelinin olay yerine geldikleri, isyanın başlangıcında önce nöbetçi subayları Lütfi KAYMAZ ve Hasan ÇAGLAR' ın müteakiben de Cezaevi Müdürü Mehmet AKGÜL' ün, başta Mehmet Sait BELEK olmak üzere diğer tutuklu ve hükümlüleri ikna etmek üzere çaba sarf etmiş iseler de isyanı çıkaranların çağrıya uymayıp eylemlerini sürdürdükleri, ölüm ve yaralanma olayının gerçekleştiğinin öğrenilmesi üzerine Adli Müşavir ve diğer yetkililerin, isyancılara eylemlerine son verip önce ölü ve yaralıları havalandırma boşluğuna çıkarmalarını bildirdikleri, Mehmet Sait BELEK' in bunu reddederek içeriden dışarıya "ölü ve yaralılarımızın hesabını kim verecek" şeklinde bağırdığı, yaklaşık 15-20 dakika süren ikna çabaları sonucunda Mehmet Sait BELEK' in yetkililer ile görüşmeye razı olup görüşmek için havalandırma boşluğuna çıkarken diğer isyana katılan tutuklu ve hükümlülere "kimse dışarı çıkmasın" şeklinde telkinde bulunduğu, ölü ve yaralıların tahliyesinden sonra da Cezaevi Müdürü, Adli Müşavir ve Merkez Komutanının çağrı ve ikazlarına rağmen isyancıların sayım vermeyi reddedip sabaha kadar içeriye kimseyi almadıkları, yetkililerin cezaevine girmesinden önce Mehmet Sait BELEK' in diğer tutuklu ve hükümlülere olay ile ilgili ifade verirlerken olayın gardiyanların kendilerine küfür etmeleri, silâh çekmeleri ve yetkilileri sorunlarını aktarmak için çağırmalarına rağmen gelmemeleri nedeni ile başlatıldığını ve yürütüldüğünü söylemeleri yönünde telkinde bulunduğu, yetkililerce ancak 08.45 sularında cezaevine girilerek sayım ve tespit yapılabildiği, maddi vakıa olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Bu maddi vakıa çerçevesinde, sanık Mehmet Sait BELEK' in önayak olması ve aktif katılımı ve diğer sanıklar Kazım KAYMAZ, Abdülaziz MENEK, Mustafa KÜLEKÇİ, Ömür DEMİRCİ, Ramazan BÖREKÇİ ve Sedat ÖRSLÜ' nün müşterek bir kast ve arzu içinde Mehmet Sait BELEK ile birlikte hareket etmek suretiyle, tutuklu veya hükümlü bulundukları 5 inci Kor. Askeri Ceza ve Tutukevi binasında cam ve kapıları kırıp, yemekhanedeki masa ve sandalyeler ile tuvalet ve banyodaki ayna ve lavaboları, akvaryum ve Atatürk büstünü tahrip ettikleri, görevli nöbetçi, gardiyan, üst ve amirlerine bardak, kaşık vb. eşyaları fırlattıkları, nöbetçi subayı ve diğer amirlerinin emir ve ihtarlarına karşı gelerek belirtilen eylemleri işledikleri, havalandırma kapısını kırıp dışarı çıkarak nöbetçilerin üzerine saldırıp ateş açılması üzerine içeri girdikleri, olay yerine gelen görevli üst ve amirler tarafından direnmeden vazgeçilmesi ile ölü ve yaralıları dışarı çıkarıp teslim olmaları hususunda verilen emirleri dinlemeyerek mukavemet ve itaatsizlik hallerini sürdürdükleri, ancak 7 saat sonra direnişe son verip teslim oldukları, birbirini doğrulayan tanık anlatımları, sanıkların kaçamaklı ikrarları ve diğer dosya kapsamı elverişli delillerden açıkça anlaşıldığından, sanıkların sübuta yönelik temyiz itirazları kabule değer görülmemiştir.
As.C.K.nun ikinci babının askeri itaat ve inkıyadı bozan suçlar başlıklı beşinci faslında düzenlenmiş olan askeri isyan suçu, gerek Kanunda gerek Askeri Yargıtay'ın sürekli kararlarında, birden fazla asker kişinin gürültü ve patırtı ile alenen toplanarak bir amire veya üste karşı itaatsizlik veya mukavemet veya fiilen taarruza birlikte kalkışmaları olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımlamaya göre, tek başına ayrı ayrı itaatsizlik, mukavemet ve fiilen taarruz suçlarını oluşturabilecek eylemlerin topluca birlikte gerçekleştirilmeleri halinde, diğer unsurlarında birleşmesiyle beraber niteliklerini değiştirerek tek bir suça, yani askeri isyan suçuna vücut vermektedir. Bu bakımdan askeri isyan suçu, birleşme suçu biçiminde ortaya çıkan çok sanıklı bir suçtur (As. Yrg. S.D. 22.12.1993 E. 594 K. 590).
Askeri isyan suçunun yer aldığı As. C.K.nun 100 üncü maddesiyle korunmak istenen yarar, emir ve komuta zinciri içinde, askeri hizmetin aksamadan, zamanında ve intizam içinde yapılmasına yönelik ve bu uyumun bozulmadan devamını sağlamaktır. Şayet, askerler bir yerde toplanıp kuvvetlerini birleştirerek, üst ve amirlerine karşı itaati reddetmeye, ona mukavemet etmeye veya ona karşı müessir fiil yapmaya kalkışırlarsa isyan etmiş olur ve bu madde uyarınca cezalandırılırlar.
Askeri isyan suçunda;
a) En az iki ve daha fazla askeri şahsın varlığı,
b) Bu askeri şahısların bir amire veya üste itaatsizliğe veya mukavemete yahut fiili taarruza erişmek için müşterek bir kast ve arzu içinde hareket etmeleri (birlikle kalkışma unsuru),
c) Bu amaçla gürültü, patırtı ile veya alenen bir araya gelmeleri, toplantı yapmaları (gürültü patırtı ile alenen toplanma unsuru),
d) As. C.K.nun 87, 88 ve 89 uncu maddelerinde gösterilen itaatsizlik, As. C.K.nun 90 ıncı maddesinde düzenlenmiş mukavemet ve As. CK.nun 91 inci maddesinde gösterilen amire veya üste fiilen taarruz suçlarından birini yapmaya kalkışmaları, bunu yapmaya yönelmeleri, bu amaca ilişkin arzu ve kasıtlarını harice çıkarmaları, unsur olarak aranmaktadır (Rıfat TAŞKİN, As.C.K.Şerhi 8.Bası).
Askeri isyan suçunda, itaatsizlik, mukavemet veya fiilen taarruz amacına yönelik anlaşma veya birleşme, önceden olabileceği gibi sonradan da gerçekleşebilir. Ancak, bu amaca yönelik ortak arzu ve kastın haricen anlaşılabilir olması da gerekir (As. Yrg. Drl. Krl. 19.9.1996 E.126 K.U9, 5.3.1998 E.36 K.37 ve 6.5.1999 E 72 K 94; As. YrgAD. 19.1.1977 E.23, K.16).
Bu çerçevede Askeri Yargıtay Dairelerince değerlendirilen bazı eylemler, örneğin 400 mevcutlu grubun yüzde doksanının birleşerek hep birlikte grup komutanına yuh çekmeleri, onu taşlamaları, askeri cezaevinde hep birlikte gürültü çıkarılarak cam, çerçeve, kapı, ranza kırılması, giriş kapısına barikat kurulması, kimsenin içeri alınmaması, nöbetçi astsubayım gürültü patırtı ile kovalamak suretiyle fiilen taarruzda bulunulması, askeri isyan suçu olarak kabul edilmektedir (As. Yrg. 1. D, 9.7.1963 E.703 K. 966, l. D. 25.10.1995 E.660 K.658, 1.D. 27.10.1998 E.515 K.511, 4.D. 22.2.1972 E.55 K.49; 5.D. 22.12.1993 E.594 K.590, 5.D. 18.12.1996 E.788 K.782)
Bu açıklamalar çerçevesinde, yukarda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere, sanık Mehmet Sait BELEK in önayak olması ve aktif katılımı ve diğer sanıklar Kazım KAYMAZ, Abdülaziz MENEK, Mustafa KÜLEKÇİ, Ömür DEMİRCİ, Ramazan BÖREKÇİ ve Sedat ÖRSLÜ' nün müşterek bir kast ve arzu içinde Mehmet Sait BELEK ile birlikte hareket etmek ve gürültü patırtı ile alenen toplanmak suretiyle gerçekleştirdikleri itaatsizlik, mukavemet ve saldırı eylemlerinin askeri isyan suçunu oluşturduğunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Öte yandan As. C.K.nun 100 üncü maddesinde tefrik gözetilmeksizin askeri hizmet görülen bütün kıt'a ve kurumların ve burada çalışan rütbeli askeri şahıs ve silâhlı nöbetçiler de dahil tüm amirlerin korunması gayesi güdülmüş olduğundan, sanıkların askeri hizmet için toplanmış olmaları koşuluna gerek yoktur. Bu nedenle olayda askeri isyan suçunun unsurlarının gerçekleşmediğine ve katılanların askeri hizmet halinde bulunmadıklarına ilişkin temyiz nedenleri kabule değer bulunmamıştır.
Diğer taraftan sanık Mehmet Sait BELEK' in Çorlu Askeri Hastanesinin 24.1.2001 tarihli sağlık kurul raporuyla ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu tanısıyla 1.12.1999 tarihinden geçerli olarak askerliğe elverişsiz bulunması ve sanık Abdülaziz MENEK' in yine aynı hastanenin 20.2.2001 tarihli sağlık kurul raporuyla antisosyal kişilik bozukluğu tanısıyla askerliğe elverişsiz bulunması karşısında, bu sanıkların askeri isyan suçunun faili olup olmayacağı hususu irdelendiğinde; adı geçenlerin askeri yargı organlarınca tutuklanarak Askeri Ceza ve Tutukevine kapatılmaları nedeniyle 353 sayılı Kanunun 10/F maddesi gereğince asker kişi sayıldıkları gibi, esasen suç tarihinde asker kişi olmadıkları kabul edilse dahi bu sıfatları itibariyle de 353 sayılı Kanunun 1l/A maddesine göre As CK. nun 100 üncü maddesindeki suçu işleyebilecekleri ve askeri mahkemede yargılanacaklarında kuşku bulunmamaktadır.
Sanıkların bir kısmı haklarında As. CK. nun 103 üncü maddesine göre ceza tayin edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, bu madde askeri isyana iştirak edipte amirlere veya üstlere zorla müessir fiiller yapmadan evvel nedametle intizam ve inzibata dönenlerin cezalarının azaltılmasına ilişkindir. Somut olayda sanıkların görevli amirlerin uyarılarına rağmen uzun bir süre intizam ve inzibata dönmedikleri, nadim olmadıkları açıkça görüldüğü gibi, silâhlı nöbetçi olmaları nedeniyle amir sayılan nöbetçilerin üzerine önce bardak vb. gibi eşyaları atmaları ve bilahare havalandırma kapısını kırarak nöbetçilerin üzerine saldırmaları karşısında maddedeki cezayı azaltıcı halin oluşmadığı anlaşıldığından, bu yöndeki taleplerin reddine karar verilmiştir.
As. CK. nun 105 inci maddesine göre az vahim hallerde askeri isyan suçunun cezalarının azaltılacağı öngörülmüş ise de. Askeri Mahkemenin gerekçeli hükümde de isabetli biçimde belirttiği gibi isyan olayının uzunca bir süre direniş halinde sürmesi, ölüm ve yaralanmayla son bulması ve tahrip edilen eşyaların miktarca çokluğu karşısında bu maddenin somut olayda tatbik yerinin bulunmadığı kanaatine varıldığından bu yöne ilişen temyiz nedenleri kabule değer bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, Mahkemece yerinde ve uygun gerekçelerle, sanık Mehmet Sait BELEK' in askeri isyanın mürettibi ve ön ayak olanı olarak ve diğer sanıkların müşterek bir kast ve arzu içinde Mehmet Sait BELEK ile birlikte hareket ederek isyan suçuna katıldıklarının kabulünde, suç vasfının tayininde, takdir ve uygulamada, sanık Mehmet Sait BELEK' in cezasının oluşa uygun düşen nedenlerle alt sınırdan uzaklaşılarak tayininde, olay nedeniyle ortaya çıkan hazine zararının sanıklardan müteselsilen ve eşit olarak tahsiline karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy