(765 S. K. m. 448) (1632 S. K. m. 87) (647 S. K. Ek. m. 2)
Hükümlü Er S.Ş hakkında 26.7 1937 tarihinde işlediği kasten adam öldürmek suçundan dolayı 2 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince TCK. nun 448, 59, 31 ve 33 üncü maddeleri uyarınca 20 yıl ağır hapis cezası ve ferilerine hükmedildiği, hükmün Askeri Yargıtay 5 inci Dairesinin 4.11.1987 gün ve 1987/510-667 sayılı ilâmı ile onanmak suretiyle kesinleştiği, 12.4.1991 tarihinde yürürlüğe giren 3713 sayılı Kanundan yararlanan hükümlünün Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 14.4.1991 gün ve 1991/284 müteferrik sayılı kararı üç 26.7.1989 tarihinden itibaren şartla tahliyesine karar verildiği, bihakkın tahliye tarihinin 26.7.2005 olduğu, 14.4.1991 tarihinde şartla salıverilen hükümlünün 22.5.1991 tarihinde islediği emre itaatsizlikte ısrar suçundan dolayı 2 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince 24 10 1991 gün ve 1991/489-449 sayılı kararıyla As C.K nun 87/1 inci maddesi uyarınca 7 gün hapis cemi ile mahkûmiyetine hükmolunduğu, bu hükmün taraflarca süresi içinde temyiz edilmemek suretiyle kesinleştiği,
Hükümlünün 20 yıl ağır hapis cezası ile ilgili olan şartla tahliye süresi içinde (22.5.1991 tarihinde) yeniden kasti bir cürüm (enire itaatsizlikte ısrar suçunu) işlemiş olması nedeniyle, 2 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 2.1.1992 tarih ve 1987/707 Ev, 1991/492 karar sayılı kararla, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesince verilmiş bulunan 14.4.1991 gün ve 1991/284 müteferrik sayılı şartla tahliye kararının TCK nun 17 ve As. C.K.nun 53/3 üncü maddeleri uyarınca geri alındığı;
Hükümlünün 10.1.1992 tarihli dilekçesiyle, bir aya kadar olan hapis cezalarının paraya çevrilmesi zorunlu olduğu için 7 günlük hapis cezasının şanla tahliye kararının geri alınmalına neden olmayacağını ileri sürerek şartla tahliye karalının geri alınmasına ilişkin olan kararın kaldırılması ve ayrıca yine 10.1.1992 tarihli dilekçesiyle, şartla tahliye kararının geri alınmasına neden olan 2 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 24.10.1991 gün ve 1991/489-449 sayılı hükmüne konu emre itaatsizlikte ısrar suçu ile ilgili olarak tesis edilen mahkûmiyet hükmünün hatalı olduğunu, eyleminin emre itaatsizlikte ısrar olmayıp "emre itaatsizlik" olduğunu, cahil olduğunu, 7 günlük mahkûmiyetin önceki mahkûmiyetine ilişkin olan şartla tahliye kararının geri alınmasına neden olacağını bilmediği için ve ruhi bunalım içinde olduğundan hükmü temyiz etmediğini ileri sürerek, enire itaatsizlikte ısrar suçu ile ilgili olarak yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini istediği,
Yapılan itiraz incelemesi sonunda; Askeri Yargıtay 5 inci Dairesinin 19.2.1992 gün ve l992/70-80 E.K sayılı kararı ile;
Hükümlünün kasten adam öldürme suçuna ait şartla salıverilme kararının geri alınması kararına karşı vaki ve As. C.K. nun 53/3, TCK. nun 17 ve 353 sayılı Yasanın 253/1 inci maddelerine konu olan itirazının yerinde görülmeyerek, şartla salıverilme kararının geri alınmasına neden olan erme itaatsizlikte ısrar suçu ile ilgili olan yargılamanın yenilenmesi isteminin de kabule değer bulunmayarak reddedildiği,
Hükümlü vekilinin talebi üzerine 2 nci Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 5.12.2001 tarih ve 2001/1262 Müt sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile hükümlünün 4616 sayılı Kanundan faydalandırılmasına ilişkin talep, 4616 sayılı Kanunun 1/9 uncu maddesi uyarınca reddedilmiş, hükümlü vekilinin hu duruşmasız işlere ait karara vaki itirazı üzerine As. Yrg.1 inci Dairesinin 29.5.2002 tarih ve 2002/385-515 E.K. sayılı kararı ile 2 nci Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 5.12.2001 tarihli duruşmasız işlere ait karan, hükümlünün 4758 sayılı Kanunla değişik 4616 sayılı Kanunun 1/9 uncu maddesinde tanınan sureden faydalandırılabilmesini temin amacıyla, kaldırılmıştır.
Teslim olduğu Kütahya C. Başsavcılığınca, Kütahya E Tipi Cezaevine kapatılarak infazına devam edildiği sırada 24.7.2002 tarihli dilekçe ile 4616 sayılı Kanundan faydalandırılması için başvuran hükümlünün bu talebi, 2 nci Kor. K.lığı Askeri Mahkemesi tarafından değerlendirilerek, 25.7.2002 tarih ve 19S7/707, 1991/489 esas-2002/741 Müt. sayılı duruşmasız, işlere ait karar ile, hükümlünün 22.12.2000 tarihinden geçerli olarak şartla tahliyesine ve infazının durdurularak cezaevinden salıverilmesine karar verilmiş. Askeri Savcı bu karara karşı hükümlü hakkında 4616 sayılı Kanun uygulanırken 10 yıllık indirim yapılmasından sonra 647 sayılı Kanunun Bk-2 nci ve 10 uncu maddeleri uyarınca indirimlerin yapılmasının yasaya aykırı olduğu, hükümlünün halen infaz edilmesi gereken cezasının bulunduğunu belirterek itiraz etliği anlaşılmaktadır.
Askeri Savcının itirazı üzerine incelenecek olan duruşmasız işlere ait kararda çözümlenmesi gereken sorun, hükümlünün kasten adam öldürme suçundan dolayı cezasının infazı sırasında yürürlüğe giren 3713 sayılı Kanun uyarınca, şartla tahliye edildikten sonra bihakkın tahliye süresine kadar işlemiş olduğu kastı bu cürümden dolayı şartla tahliyesinin geri alınması sonucu, TCK. nun 17 nci maddesi uyarınca, şartla tahliyenin yeri alınmasına neden olan 2 nci suç tarihi ile bihakkın tahliye tarihi arasında, aynen infazına karar verilen süreye 4616 sayılı Kanunun tatbik edilip edilmeyeceği ya da 4616 sayılı Kanun tatbik edilirken hükümlünün 647 sayılı Kanunun Ek-2 nci ve 19 uncu maddelerindeki indirimlerden yararlandırılıp yararlandırılamayacağına ilişkindir.
4616 sayılı Kanunun 4758 sayılı Kanunla değişik ½ nci maddesi müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların veya şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenlerin ya da aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin tâbi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıl indirilir indirim, verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus yapılır şeklindedir.
Anayasa Mahkemesinin 18.7.2001 tarih ve 2001/14-332 E.K. sayılı iptal kararından önceki 4616 sayılı Kanunun 1/2 nci maddesi "Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların çekmeleri gereken toplam cezalarından; şahsi hürriyeti bağlayıcı eczaya mahkûm edilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirilir..." şeklinde idi.
Anayasa Mahkemesi müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler ile içtimaen 36 yıl ağır hapis cezasına hükümlüler arasında 4616 Kanun uygulanması sırasında cezaevinde kalınan süre bakımından eşitsizlik bulunması nedeniyle anılan kanunun ½ nci maddesini Anayasaya aykırı bularak iptal etmiştir.
Dolayısı ile yeni düzenleme ile arlık hükümlülerin, kendi hükümlülüklerine ilişkin cezanın tâbi olduğu infaz hükümlerine göre hesaplanacak çekmeleri gereken toplam cezalarından 10 yıl indirilecektir.
Hükümlü S.Ş.'nin hükümlülüğüne konu olan suçun nev' i ve suç tarihi itibariyle 4616 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu, Anayasa Mahkemesinin 4616 sayılı Kanunun 1/6 nci bendini iptal etmesi ve 4758 sayılı Kanunla değişik 4616 sayılı Kanunun 1/9 uncu bendindeki süre şartının da hükümlü tarafından yerine getirilmesi nedeniyle, hükümlünün şartla tahliyenin geri alınması nedeniyle infazı gereken bakiye cemanı 4616 sayılı Kanunun 1/2 nci maddesinin uygulanabileceğinde bir kuşku bulunmamaktadır.
Hükümlünün 3713 sayılı Kanun uyarınca şartlı salıverildikten sonra yeniden suç işlemesi nedeniyle şartla salıverilme kararının geri alınması ile TCK nun 17 nci maddesi uyarınca aynen çekmesi gereken ceza 14 yıl 2 ay 4 gündür. Bu miktar TCK nun 17 nci maddesi uyarınca infaz, edilecektir. Yani hükümlünün 4758 sayılı Kanunla değişik 4616 sayılı Kanunun 1/2 nci maddesindeki tâbi oldukları infaz, hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam ceza" tanımındaki tâbi olunan infaz hükmü, hükümlü yönünden TCK nun 17 nci maddesindeki düzenlemedir. Buna göre hükümlü 2 nci suçun işlenmesinden sonraki bihakkın tahliye tarihine kadar olan sureyi, yani 14 yıl 2 ay 4 günlük ağır hapis cezasını aynen çekecektir ve bir daha şanla salıverme hükümlerinden yararlanamayacaktır. Bu da hükümlünün 647 sayılı Kanunun Ek-2 nci ve 19 uncu maddesindeki indirimlerden yararlanamayacağı anlamındadır. Zira normalde de şartla tahliyesi geri alınanlar TCK nun 17 nci maddesi uyarınca hakiye cezalan infaz edilirken 647 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanamamaktadırlar.
Bir an için Anayasa Mahkemesinin 4616 sayılı Kanunun 1/7 nci bendini iptal etmesi sonucu, 4616 sayılı Yasanın uygulandığı durumlarda, 647 sayılı Kanunun Ek-2 nci maddesinin de uygulanabileceğine dair bir düşünce akla gelebilirse de, Anayasa Mahkemesinin 4616 sayılı Kanunun 1/7 nci bendinin iptal gerekçesi incelendiğinde, "infaz hükmünün maddi ceza hukukunu tamamlayan ve onun ayrılmaz parçası olduğu gözetilmeyerek 647 sayılı Yasanın Ek-2 nci maddesi ile kendilerine sağlanan olanaktan yararlanabilen, müddetnameleri buna göre düzenlenmiş bir kısım hükümlüler, 4616 sayılı Yasanın getirdiği kısıtlama nedeniyle bu olanaktan mahrum edilmişlerdir. 647 sayılı Yasanın Ek-2 nci maddesine göre, belli koşulların gerçekleşmesi hâlinde ayda 6 günlük indirimden yararlanacak olan hükümlülerin kalıcı bir yasa ile tanınmış hakları itiraz konusu kuralla aleyhlerine sonuç doyuracak biçimde ellerinden alınmaktadır" şeklindeki gerekçeden de anlaşılacağı üzere, Anayasa Mahkemesinin 1/7 nci bendi iptal etmesinin nedeni, 4616 sayılı Kanun olmasaydı dahi tâbi olduğu infaz hükmüne göre belli şanları yerine getiren ve 647 sayılı Yasanın Ek-2 nci maddesindeki indirimden yararlanma hakkı olan hükümlülerin, bu haklarının 4616 sayılı Kanunla ellerinden alınmasının Anayasaya aykırı olmasıdır. Oysaki itiraza konu olayda hükümlünün bakiye çekmesi gereken eczaya, TCK. nun 17 nci maddesi uyarınca, zatta Ek-2 nci madde hükümleri uygulanamayacağından, 4616 sayılı Kanun hükümleri ile birlikte 647 sayılı Kanunun Ek-2 nci maddesinin hükümlü hakkında uygulanabileceğini söylemek mümkün değildir.
Bu açıklamalar ışığında, itiraza konu olayda, hükümlünün bakiye çekmesi gereken 14 yıl 2 ay 4 gün ağır hapis cezasından sadece 4616 sayılı Kanunun 1/2 nci bendi uyarınca 10 yıllık indirimin yapılması ile yetinilecektir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 5.2.2002 tarih ve 2002/6-43 E. 2002/151 K. sayılı kararı ile 1 inci Ceza Dairesinin 28.1.2002 tarih ve 2002/6-154 E.K. sayılı kararlan incelendiğinde, şartla salıverme kararı geri alınanların aynen çekmeleri gereken bakiye cezalarından 4616 sayılı Yasanın 1/2 nci bendi uyarınca indirim yapılabilmesi için, şartla salıverme kararının geri alınmasına esas olan suçunun niteliği, işlenme tarihi ve öngördüğü diğer koşullar yönünden 4616 sayılı Yasa kapsamında bulunması gerektiği belirtilmiş ve aynı kararlarda bu hükümlüler hakkında 647 sayılı Kanunun Ek-2 nci maddesinin de uygulanması gerektiği vurgulanmış ise de, söz konusu kararlara konu olaylar ile itiraza konu olay benzeşmemektedir. Zira söz konusu kararlarda 3713 sayılı Kanun uyarınca şartla salıverildikten sonra yeniden suç işleyen ve şartla tahliyesi geri alınan hükümlülerin, şartla tahliyenin geri alınmasıyla aynen çekmeleri gereken ceza miktarları ile şartla tahliyenin geri alınmasına neden olan 2 nci suç için öngörülen ceza miktarlarının toplanması ile içtima ettirilen cezaların infazı söz konusu olup, 4758 sayılı Yasa çıkmadan önceki (Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonraki dönem) yasal mevzuat uyarınca toplam hükümlülük süresinin infazı problemi tartışılmış olup, doğal olarak 4616 sayılı Kanunun 1/2 nci bendindeki "toplam hükümlülük süresinden 10 yıllık indirimin yapılacağı" kuralı göz önünde tutularak bu katarlar verilmiştir. Dolayısı ile bakiye ceza ile 2 nci işlenen suçun cezasının toplanması ile infazı gereken toplam cezaya 4616 sayılı Kanunun uygulanabilmesi için 2 nci suçun da 4616 sayılı Kanun kapsamında olması öngörülmüştür. Aynı zamanda Anayasa Mahkemesi 4616 sayılı Kanunun 1/7 nci bendini iptal etmesi nedeniyle toplam cezaya 647 sayılı Kanunun Ek-2 nci maddesi uygulanmasına karar verilmesi doğaldır.
Ayrıca ihraza konu olayımızda, şartla tahliyenin geri alınmasına neden olan emre itaatsizlikte ısrar suçundan dolayı verilen ceza infaz edildiğinden şartla tahliyenin geri alınmasından dolayı bakiye ceza ile ikinci işlenen suçun cezasının içtima ettirilerek infazı söz konusu olmadığından, inceleme konusu olay ile mezkur kararlardaki olaylar da örtüşmemektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında itiraza konu olaya döndüğümüz de, hükümlünün şartla tahliyesinin geri alınması nedeniyle TCK. nun 17 nci maddesi uyarınca aynen infazı gereken sürenin 14 yıl 2 ay 4 gün olduğu, bu ceza miktarından 4758 sayılı Kanunla değişik 4616 sayılı Kanunun 1/2 nci bendi uyarınca 10 yıllık indirim yapıldığında, kalan sürenin 4 yıl 2 ay 4 gün olduğu, hükümlünün 3713 sayılı Kanun uyarınca şanla tahliye edilene kadar fazladan yattığı 26.7.1989-14.4.1991 tarihleri arasındaki 1 yıl 8 ay 22 gün mahsup edildiğinde 2 yıl 5 ay 12 gün bakiye infazı gereken cezanın kaldığı, hükümlünün Kütahya E Tipi Cezaevinden 24.7.2002 tarihinde dilekçe verdiyi anlaşıldığından, cezaevine girdiği tarihten itibaren, 2 nci Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin şartla tahliye kararı verdimi ve fiilen cezaevinden çıktığı tarihe kadar geçen surenin de (mevcut belgelerden bu süre anlaşılamamaktadır) bakiye 2 yıl 5 ay 12 günlük cezadan mahsup edilmesiyle, geriye kalan süre kadar hükümlünün halen çekmesi gereken cezasının bulunduğu anlaşıldığından, Askeri Savcının itirazının kabulü ile 2 nci Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 25.7.2002 tarihli hükümlünün şartla tahliyesine ilişkin duruşmasız işlere dair kararının kaldırılmasına, karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle,
1- Askeri Savcının, 2 nci Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 25.7.2002 tarih ve 1987/707 1991/489 esas, 2002/741 Müt sayılı Duruşmasız işlere Ait Kararına karşı itirazının 353 sayılı Kanunun 204 üncü maddesi uyarınca KABULÜNE,
2- 2 nci Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 25.7.2002 tarih ve 1987/707 1991/489 esa,. 2002/741 Müt Sayılı Duruşmasız İşlere Ait Kararının KALDIRILMASINA,
3- Hükümlünün tâbi olduğu infaz hükümlerine göre aynen infazı gereken 14 yıl 2 ay 4 günlük süreden, 4758 sayılı Kanunla değişik 4616 sayılı Kanunun 1/2 nci maddesi uyarınca 10 yıl indirilmesi ve yine hükümlünün 26.7.1989-14.4.1991 tarihleri arasında cezaevinde fazladan kaldığı 1 yıl 8 ay 22 günlük sürenin, 353 sayılı Kanunun 251 inci maddesi uyarınca indirilmesi suretiyle, sonuç olarak aynen infazı gereken süresinin 2 yıl 5 ay 12 gün olarak TESBİTİNE,
4- Hükümlünün cezanın aynen infazı için Kütahya E tipi Cezaevinde geçirdiği süre dosya kapsamından anlaşılamadığından, bu sürenin 2 yıl 5 ay 12 günlük sureden indirilmesi suretiyle bakiye cezanın AYNEN İNFAZINA, karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy