(1632 S. K. m. 132)
Genelkurmay ATASE Başkanlığı çay ocağında görevli olan sanığın 25-31 Temmuz 2002 tarihleri arasında ATASE Başkanlığında görev yapan Svl.Me. İ.A.'nın çantasından 20.000.000 TL., yine aynı yerde sözleşmeli olarak görev yapan emekli Tuğg.O.Ü.'nün çantasından 40.000.000 TL. tutarındaki parayı onların rızası olmaksızın çaldığı sanığın açık ikrarı ve mağdurlar ile tanıkların ifadelerinden anlaşılmaktadır.
Askeri Ceza Kanunun 132 nci maddesinin 4551 sayılı Kanunla değişiklikten Önceki metninde, "Bir mafevkin, bir arkadaşının, bir madunun veya misafir verildiği bir hane sahibinin veya mensuplarından birinin bir şeyini çalan" dan bahsedilmekte ve buna göre de, Askeri Yargıtay içtihatlarında; arkadaş tabiri, "aynı birlik dahilinde veya aynı mahal ve aynı çatı altında bulunan ve aralarında askerlik camiasının icap ettirdiği karşılıklı emniyet ve itimada müstenit münasebetler bulunan aynı hukuki statüye tâbi askeri şahıslar" şeklinde kabul edilmekte idi. (As.Yargıtay Gnl.Krl. 1.8.1952 tarih ve 865/1368 sayılı, 2 nci Dairenin 21.3.1990 tarih ve 1990/193-186 sayılı, 5 inci Dairenin 28.6.1995 tarih ve 1995/438-437 sayılı, 3 üncü Dairenin 10.12.1999 tarih ve 1999/795-793 sayılı kararları)
Ancak, ASCK'nın 132 nci maddesinin 4551 sayılı Kanunla değiştirilmesi sonucu, "bir üstünün, arkadaşının veya astının bir şeyini çalan asker kişiler" hâline getirilmiş; ASCK'nın 132 nci maddesini değiştiren 4551 sayılı Kanunun 28 inci maddesi TBMM'de görüşülürken, madde metninde geçen "arkadaş" tabirinden, aynı rütbe (hem rütbe) nin kastedildiği belirtilmiştir (TBMM Genel Kurul Görüşme Tutanakları). Bu durumda, üstü, astı veya aynı rütbede olmayan birinin bir şeyini çalan askeri şahsın eylemi, bu maddede yazılı suçu oluşturmayacak. TCK'da düzenlenen hırsızlık suçuna vücut verecektir.
Sanıkla aynı yerde görev yapan sivil memur İ.A. ile emekli general O.Ü.'nün sanığın üstü veya astı olarak kabul edilemeyeceği gibi sanıkla "arkadaş" oldukları, yani aynı rütbede oldukları da düşünülemez. Sanık, üstünün, arkadaşının veya astının bir şeyini değil; bir kimsenin bir şeyini çalmak suretiyle TCK. da yazılı hırsızlık suçunu işlemiştir.
TCK'da düzenlenen hırsızlık suçu askeri bir suç olmadığı gibi, askeri bir suça da bağlı olmadığından sanığın terhis edilmiş olması nedeniyle askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilgi de kesilmiş olmakla, yüklenen suçlarla ilgili yargılama yapma görevi adliye mahkemelerine aittir. Bu itibarla, sanık hakkında görevsizlik kararı yerine, eyleminin ASCK'nın 132 nci maddesinde yazılı suçu oluşturduğundan bahisle mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olduğundan, hükmün görev yönünden bozulması gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy