(1632 S. K. m. 63) (647 S. K. m. 4) (765 S. K. m. 59, 72) (1111 S. K. m. 24, 25, 43, 75)
Bakaya ve geç iltihak suretiyle bakaya kalmak suçlarından sanık J.Er Tarık OKUR hakkındaki 8 inci Kolordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 23.10.2002 gün ve 2002/1323-990 esas ve karar sayılı mahkumiyet hükmünün, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 20.1.2003 gün ve 2003/323 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dosya üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 24.5.2001-20.8.2001 tarihleri arasında kendiliğinden gelmekle sona eren bakaya suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan As.C.K.nun 63/1-A maddesinin yedi günden sonra üç ay içinde gelenler cümlesi, TCK.nun 59/2 nci maddesi ve 647 sayılı Kanunun 4 ncü maddesi uyarınca sonuç olarak 355.914.000.TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 22.8.2001-23.8.2001 tarihleri arasında geç iltihak suretiyle bakaya kalmak suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan AsCK.nun 63/1-B maddesi, TCK.nun 59/2 nci maddesi ve 647 sayılı Kanunun 4 ncü maddesi uyarınca sonuç olarak 118.638.TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, TCK.nun 72 nci maddesi uyarınca ağır para cezalarının toplanarak 474.552.000TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu hükümler sanık tarafından tebligatı alan babası ile 6 yıldır ayrı yaşadığı, babasının adresini bilmediği, tebligattan haberdar olmadığı, sevk evrakını alınca ev eşyalarını satma uğraşı içinde eğitim birliğine bir gün geciktiği belirtilerek temyiz edilmiş; tebliğnamede mahkumiyet hükümlerinin onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Sanığın temyizine atfen ve re'sen yapılan incelemede; 1978 doğumlu olup 19.8.1997 tarihinde son yoklamasını yaptıran ve lise mezunu olması nedeniyle sevki 31.12.2000 tarihine kadar tehir edilen sanığın mürettebi belli olup 23.5.2001 tarihinde sevk edileceğine dair celp için çağrı pusulası çıkarılarak babası Ahmet OKUR'a 28.4.2001 günü tebliğ edildiği, sanığın bu çağrıya karşın belirtilen gün Askerlik Şubesine gitmediği, emsallerinin 21-27 Mayıs 2001 tarihleri arasında sevk edildiği, bakaya durumuna düşen sanığın 20.8.2001 tarihinde kendiliğinden yerli şubesi olan Devrek Askerlik Şubesine başvurarak bu suretle 3 ay içinde eylemine son verdiği, Askerlik Şubesince 20.8.2001 tarihinde 2 gün yol süresi verilerek eğitim birliğine sevk edildiği, en geç 22.8.2001 günü sonuna kadar katılması gerekirken 23.8.2001 günü gecikerek katıldığı, maddi vakıadır.
1111 Sayılı Askerlik Kanununun 75. Maddesi uyarınca, askerlik çağına giren yükümlülerin şube mıntıkasından 15 günden fazla uzaklaşmaları durumunda bulundukları adresi bildirme yükümlülüğü bulunmakta ve bu yükümlülüğü yerine getirmeyen kişilerin bilinen adreslerinde akrabalarına yapılan tebligatların geçerli olacağı aynı yasanın 24 ve 25. maddelerinde belirtilmektedir. Sanığa da Denizli Askerlik Şubesinde yaptırdığı son yoklama sırasında adres bildirmemesi nedeniyle şubece bilinen nüfusta kayıtlı olduğu köy adresi itibariyle çağrı çıkarılmış olup devamlı oturduğunu belirttiği Antalya adresini şubesine bildirmemesi nedeniyle, tebligatın usulüne uygun olmadığına ilişkin temyiz nedeni kabule değer görülmemiştir.
Askerlik Kanunun 43. Maddesi ile yoklama görerek askerliklerine karar alınmış ve mahalli mürettepleri belli olmuş yükümlülere tanınan 15 günlük hazırlık süresinin tebligatlı bakayaların ele geçtikten sonra sevklerinde tanınması gerekmediğinden, 20.8.2001 tarihinde 2 gün yol süresi verilerek sevk edilen sanığın 22.8.2001 günü son saatine kadar katılmamak suretiyle işlediği kıt'asına varmadan savuşmak suçu ile ilgili olarak yasal bir mazeretinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Sevk olduktan sonra işlerini halletmek için geciktiğini ileri süren sanığın bu mazeretinin askerlik hizmetine tercih edilecek bir niteliği bulunmadığından, Mahkemece bu savunmasına itibar olunmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, sanığın Mayıs 2001 celbinde bakaya durumuna düşüp eyleminin 20.8.2001 tarihinde sona erdiği hususunda kuşku yoktur. Bakaya suçunun oluşumu için diğer koşulların yanında yaşıtlarının ilk kafilesinin yollanmış olması gerektiğinden, belirtilen kafilenin yollandığı Mayıs 2001 celbinin başlangıç ve bitiş tarihinin tespiti ve celbin son günü esas alınarak AsCK.nun 63/1-A maddesindeki sürelerin belirlenmesi ve buna göre uygulama yapılması gerekir. MSY: 70-1C Asker Alma Yönergesi 2.Bölüm 4.Kısım Celp ve Sevk İşlemleri başlıklı bölümünde her yıl erbaş ve er statüsünde silah altına alınacak yükümlülerin celp ve sevk günleri, 21-27 Şubat, 21-27 Mayıs, 21-27 Ağustos, 21-27 Kasım şeklinde belirtilmiştir. Buna göre sanığın şevke tâbi olduğu Mayıs 2001 celbinin son günü 27.5.2001 olacaktır. Mahkemenin Mayıs 2001 celbinin başlangıç ve bitiş tarihlerini Askerlik Şubesinden de sormaksızın kabul ettiği suç başlangıç tarihi isabetli değil ise de, bu hatanın vasfa ve uygulamaya bir etkisi bulunmadığından bozma nedeni oluşturmadığına karar verilerek hataya işaretle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, sanığın 28.5.2001-20.8.2001 tarihleri arasında yedi günden sonra üç ay içinde kendiliğinden gelmekle sona eren bakaya suçunu ve 22.8.2001-23.8.2001 tarihleri arasında geç iltihak suretiyle bakaya suçunu işlediği tüm dosya kapsamı elverişli delillerle sabit olup Mahkemenin tesis ettiği hükümde usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden bozmayı gerektirir bir Kanuna aykırılık bulunmadığından, sanığın temyizinin reddi ile mahkumiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiştir.
Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyizinin, 353 Sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usul ve esas yönünden Kanuna uygun bulunan mahkumiyet hükümlerinin ONANMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 29.01.2003 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy