(353 S. K. m. 39) (1632 S. K. m. 79)
Sanığın, müsnet suçunu sabit görerek ASCK' nın 79/1, TCK' nın 62, 59 ve 647 SK. nun 4 üncü maddelerince 400.000.000.-TL. ağır para cezasıyla cezalandıran askeri mahkeme kararı Askeri Savcı tarafından;
a) Reddi hâkini talebinin reddine dair kararın usul ve hukuka aykırı olduğu,
b) Sanığın mahkûmiyetine dair kararın usule aykırı olduğu,
İtirazlarıyla temyiz edilmiş, Başsavcılık tebliğnamesinde, Askeri Savcının temyiz itirazlarının reddiyle sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararının onanması yolunda görüş bildirmiştir.
İlk temyiz sebebinin önceliği bulunduğundan bu yönden yapılan incelemede: sanık hakkında iddianame ile kamu davası açılmasını müteakip 18 Mayıs 2000 tarihli duruşmada sanığın sorgusu yapılarak, gözlem kararı sonucunun beklenmesine karar verilerek duruşma 15 Haziran 2000 tarihine bırakılmıştır. Bu duruşmaya subay üyenin başkanlığında Hâk.Yzb.H.Y. ile Hâk.Yzb.N.Ö. katılmışlar, iddia makamında ise askeri savcı Hâk.Ütğm. H.G. vardır. İcra edilen duruşmada gelen sanığa ait adli raporla, sağlık kurulu raporu okunmuş, yazılı belgeler tetkik edilmiş, soruşturmanın genişletilmesi konusunda sanığa söz verilmemiş, Askeri Savcı da bu yönde talebi olmadığını bildirmiş, Mahkemece de soruşturmanın genişletilmesine gerek görülmeyerek dosya Askeri Savcıya verilmiş, Askeri Savcı esas hakkındaki mütalâasını vererek sanığın sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasını istemiştir. Esas mütalâa karşısında sanığın savunması alınmış, resen bazı soruşturmaya gidilerek duruşma 13 Temmuz 2000 tarihine bırakılmıştır.
Davanın Askeri Savcısı Hâk. Ütğm.H.G. 16 Haziran 2000 tarihli olup aynı tarihle Askeri Mahkemeye tevdi olunan dilekçesine. Hâk. Yzb. H.Y. ile Hâk. Yzb. N.Ö.'nün 353 S.K.nun 39 ve 41 inci maddelerince tarafsızlıklarından şüpheye düşüldüğü gerekçesiyle red isteminde bulunmuştur.
Bu istemin de özetle; duruşmayı kıdemsiz üye Yzb.N.Ö.'nün yönettiğini, esas mütalâanın verilmesi akabinde ara kararı da alınmadan sanığın dışarı çıkarıldığını, iki hâkimin beraat kararı verebilecekleri konusunda, kendisinin subay üyenin ve tutanak kâtibinin duyabilecekleri şekilde konuştuklarını, sanığı duruşma salonuna alıp serdedilen esas mütalâa karşısında savunmasının sorulduğunu, savunması tutanağa geçirilirken Yzb. H.Y. tarafından sanığı yönlendirici sorunun ısrarla sorulduğunu, kendisinin talebine rağmen sorular tutanağa geçirilmediği gibi, sanık da o şekilde cevap vermemesine rağmen, kast yönünden etkili olacak lehe olan ifadelerin sanık tarafından söylenmiş gibi duruşma tutanağına geçirildiğini, buna ilişkin olarak kendisinin söz istemi önce kabul edilip bilgisayar ortamında tutanağa aktarılırken her iki hâkimin müdahalesi ile duruşma tutanağından çıkarıldığını ve kendisinin hiç söz almamış gibi tutanağın bağlandığını ve beraat konusundaki konuşmaları uyarınca böyle bir kararı destekleyecek bazı hususların araştırılması için duruşmanın ertelendiğini, böylece tarafsızlıklarından şüpheye düşürücü söz ve davranışları sebebiyle reddettiğini dile getirmiştir.
Reddedilen iki hâkimle tutanak kâtibi S.Ü. yazılı olarak düşüncelerini bildirmişler, ret konusunda karar verilmek üzere en yakın olan Çorlu 5 inci Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinden istenilen Hâk. Tğm. M.G. ile Hâk.Ütğm. G.G. T. ve subay üyenin katılımı ile oluşan Kurulca 30 Haziran 2000 tarihli duruşmasız işlere ait kararla, red sebepleri varit görülmeyerek, Askeri Savcının reddi hâkim talebi reddedilerek 353 S.K.nun 43/4 üncü maddesince 15 Milyon TL. hafif para cezası ödemesine hükmetmiştir. Müteakiben bu hâkimlerin katılımıyla oluşturulan Kurulca duruşmalar yürütülerek 25.10.2001 tarihli duruşmada Yzb. N.Ö.'nün katılımıyla ve oyçokluğu ile mahkûmiyet karan verilmiştir.
Reddi hâkim talebinde bulunan Askeri Savcı nihai hükmü temyizinde, bu konuyla ilgili olarak, reddi istenen hâkimden açıklama istenebilecekken tutanak kâtibinden de açıklama alındığı ve bunun ret isteminin reddine dair kararda dayanak yapıldığını, 15 Haziran 2000 tarihli duruşma tutanağında sanığa soruşturmanın genişletilmesi konusunda söz verilmemesinin ret isteminin reddine ait kararda "sehven yapılmış bir usul hatası" olarak dendirilerek, bu kurulun da tarafsız olmadığını onaya koyduğunu, hâkimlerce beraet kararı verilmesi konusunda ihsası reyde bulunulduğu, yol gösterici soru sorulduğu, söylenmeyen hususun söylenmiş gibi tutanağa geçirildiği, kendisinin söz istemine ve söylediklerine tutanakta yer verilmediğini, tutanağa geçirilen bazı beyanlarının tutanaktan sildirildiğini, bütün bunların reddi hâkim talebinin reddine ve 15 Milyon TL. hafif para cezası ödettirilmesine ilişkin kararın usule ve hukuka aykırı olduğunu gösterdi kaldırılmasını, ayrıca sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının gösterdiği sebeplerle bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Usul kanunu açısından duruma bakıldığında; 353 sayılı Kanunun 39/1 inci maddesi "Hâkimin... tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi islenebilir." 42/2 nci maddesi "Askeri mahkeme reddi istenen hâkimden ret sebebi hakkında açıklama isteyebilir. Hâkim de ret sebepleri hakkında düşüncesini bildirir." 43/3 ncü maddesi "... bazı haller bir hâkimin davaya bakamayacağı şüphesini doğurursa, bu hususta bir istem olmasa bile Askeri Yargıtay kendiliğinden de karar verebilir." 44 üncü maddesi "... Reddin kabul edilmemesi ile ilgili kararlar ile ret isteminin esassız... olduğuna dair kararlar aleyhine ancak hükümle birlikle temyiz yoluna başvurabilir." şeklinde olup 207/c bendi "tarafsızlığından şüpheye düşürecek bir sebepten dolayı hakkında ret istemi olup da... bu istemin kanuna aykırı olarak reddolunması suretiyle hâkimin hükme katılmasının sağlanması" demek suretiyle, bunu mutlak kanuna aykırılık olarak göstermiştir.
Somut olayda, tutanak kâtibi S.Ü. nün yazılı açıklamasının alınması ve bunun ret istemini karara bağlayan Kurulca değerlendirmede kullanılması kanuna aykırı olduğu gibi, Askeri Savcının redde esas olan 16 Haziran 2000 tarihli dilekçesinde ve temyizinde ileri sürdüğü hususlar, yazılı beyanlar ve 15 Haziran 2000 tarihli duruşma tutanağının tetkiki ile büyük çapta doğrulandığı kanaatine varılmaktadır. Esasen hâkimin bakmakta olduğu davada her ne şekilde olursa olsun beraat veya mahkûmiyet yolunda tartışmaya girmesi ihsası rey olup, tarafsızlığından şüpheye düşülmesini gerekli kılan bir sebeptir.
Bu değerlendirmelerle, Başsavcılık tebliğnamesinin tutanağın ispat kuvvetine dayanarak Askeri Savcının talebinin reddini isteyen düşüncesine itibar edilmemiş ve Askeri Savcının mahkûmiyet kararına yönelik temyizi bu aşamada incelenmemiştir.
Askeri Savcının temyiz isteminin kabulü ile reddi hâkim talebinin reddine dair 3.Mknz.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinin 30 Haziran 2000 tarihli duruşmasız işlere ait kararının kaldırılmasına, tarafsızlığından şüpheye düşülecek hâkimler tarafından duruşmanın yürütülmesi ve hüküm kurulması sebebiyle sanık hakkındaki kararın bozulmasına, Yzb. H.Y.'nin tayinen ayrıldığı bilindiğinden. Yzb. N.Ö.'nün dahil olmayacağı bir kurulca müteakip duruşmaların yürütülmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy