(353 S. K. m. 228)
5 inci Zh.Tugay K.lığı Askerî Savcılığının 14.5.1996 tarih ve 1996/368 Sayılı iddianamesiyle, sanığın 3.6.1993-10.8.1994 tarihleri arasındaki döneminde kendisine teslim edilen ordu mallarından bir kısmının eksilmesine neden olarak bu suretle memuriyet görevini ihmal ettiğinden bahisle ASCK'nın 144.üncü maddesi delaletiyle TCK'nın 230/2 nci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası sonunda, 5 inci Zh.Tugay K.lığı Askeri Mahkemesince ASCK'nın 144 üncü maddesi delaletiyle TCK'nın 230/2, 59 ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ıncı maddeleri uygulanarak tesis olunan 27.3.1998 tarih ve 1998/156-130 esas ve karar sayılı ertelenmiş mahkûmiyet hükmünün, sanığın temyizine atfen Askerî Yargıtay 5 inci Dairesinin 8.7.1998 tarih ve 1998/400-392 sayılı ilamıyla noksan soruşturma nedeniyle bozulmasının ardından, Askerî Mahkemece, yapılan yargılama sırasında yürürlüğe giren 4616 sayılı Kanunun 1/4 üncü maddesi uyarınca kamu davasının ertelenmesine ve hafine zararının takibinin saklı tutulmasına dair 4.5.2001 tarih ve 2001/116-387 sayılı hükmün tesis edildiği, hükmün sanığa 29.5.2001 tarihinde tebliğ edildiği, bu hükme karşı taraflarca süresinde temyiz isteminde bulunulmadığı, anlaşılmaktadır.
Sanık 22.1.2003 tarihinde komutanlığına verdiği dilekçesiyle, eksik ordu mallarının bir kısmının tamam olduğunu belirtip bazı ordu mallarına ait el senedi eklerini de ekleyerek, yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmuştur.
Yargılamanın yenilenmesi, kesin hükümle sonuçlanmış davalara karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yolu olup, 353 sayılı Kanunun 228 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebilmesi için her şeyden önce ortada davayı sonuçlandıran, uyuşmazlığı çözen bir son karar olması gerekmektedir. Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulabilmesi için, ortada kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü olmalıdır.
Oysa, yargılamanın yenilenmesi istemine konu olan inceleme konusu hüküm, 4616 sayılı Kanunun 1/4 üncü maddesinde öngörülmüş olan "davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine" ilişkin bir karar olup; kanunun sözünden de açıklıkla anlaşılacağı gibi; niteliği bakımından davayı sonuçlandıran bir kesin hüküm, uyuşmazlığı çözen bir son karar niteliğinde bulunmamaktadır.
4616 sayılı Kanunun 4758 sayılı Kanunla değişik 1 inci madde 4 üncü bendinin ikinci paragrafında, "erteleme konusu suçun dava zamanaşımı süresi içinde, bu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan dolayı daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verileceği; erteleme konusu suçun dava zaman aşımı süresi, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç istenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verileceği" hüküm altına alınmış olduğundan, kamu davasının ertelenmesine dair kararın uyuşmazlığı çözen bir son karar olmadığı açıkça bellidir.
Esasen inceleme konusu davanın zaman aşımı süresi 10.2.2002 tarihinde dolduğundan, davanın ertelenmesi kararının Askerî Mahkemece ele alınıp, erteleme kararından sonra Kanunda belirtilen tarzda bir suç işlenmemiş olması hâlinde, kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Bu nedenlerle sanığın kabule değer bulunmayan yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy