(1632 S. K. m. 85)
Edirne Süloğlu İlçe Jandarma K.lığında askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın 14.8.2002 günü saat 20.30 sıralarında çim sulama işiyle uğraşırken olay günü nöbetçi onbaşı olan J.Onb. C.K.'nın nöbetçi subayından aldığı emir üzerine erbaş ve erleri içtima için toplamaya çalıştığı, sanığın kendisinin de içtimaa çıkarılmak istendiğini sanarak mağdur onbaşıya hitaben "Sen ne yapıyorsun, bu saatte asker mi toplanır, Şaban gibi ne bağırıyorsun." dediği, mağdurun nöbetçi subayının emri nedeniyle askerleri topladığını söylemesi üzerine sanığın mağdurun yanına geldiği, mağdurun sanığı kendisinden uzaklaştırmak için ittirmesi üzerine sanığın mağdur onbaşının yüzüne kafa ile vurduğu, aldığı darbe üzerine burnu kanayan mağdurun sanığı ittirdiği, bu sırada olay yerine gelen ve olayın başlangıcını görmeyen tanıklar tarafından her iki şahsın ayrıldığı, maddi vakıa olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Mahkemece, sanığın "Şaban gibi ne bağırıyorsun" sözünün ardından "götün mü kalktı" dediğine dair mağdur tarafından ileri sürülen ve iddianın da konusu olan olgunun, bu sözü duyan tanık bulunmaması ve sanığın sadece "Şaban gibi ne bağırıyorsun" dediğine ve diğer sözü söylemediğine dair inkâra yönelik savunması karşısında, sübutunun şüpheli bulunarak, maddi vakıanın yukarda açıklanan şekilde gerçekleştiğinin kabulünde isabet görülmüştür.
Yerel Mahkemece, sanığın mağdura karşı sarf ettiği "Şaban gibi ne bağırıyorsun" sözü itibariyle, Şaban sözcüğünün olay sırasında gerçek anlamıyla kullanılmayıp argodaki anlamıyla saf ve kolayca kandırılabilen kimse anlamında kullanıldığı ve bununda muhatabı küçük düşürmek, aşağılamak için söylendiği kabul edilerek bu sözün üste hakaret suçunu oluşturduğuna karar verilip yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmiş İse de,
Hakaret suçu, her ne suretle olursa olsun bir kimsenin şerefine, namusuna, şöhretine, haysiyet ve vakarına yöneltilen kastı ve haksız tecavüzler olarak tanımlanmaktadır. Söylenen sözlerin hakaret teşkil edip etmediğinin belirlenmesinde, bu sözlerin hangi koşullar altında söylendiğinin, sanık ve mağdurun durumlarının, hakaret iddiasına konu olan sözlerin söylenme şeklinin göz önünde bulundurulması ve failin suç kastının olayın bir bütün olarak incelenmesi ile ortaya çıkarılması gerekir.
Somut olayda kendisinin de içtimaa çağrıldığını sanarak mağdura tepki göstermek niyetinde olan sanığın "Şaban" sözünü argo anlamında kullandığını kabul mümkün olmayıp bu söz kaba bir konuşma biçimi olarak sanığın sözleri arasında yer almıştır. İfade edilme biçimi itibariyle hiçbir şekilde mağdurun saf, aptal, kolayca kandırılabilir olduğunu vurgulamak için kullanılmamıştır. Bu nedenle söyleniş yer ve biçimi itibariyle mağdurun namus, şöhret, onur ve haysiyetine dokunacak bir yönü bulunmayan bu sözden dolayı sanığın eyleminin üste hakaret olarak kabulünde isabet görülmemiştir. Ancak, İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliğine göre, ast, amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermeye zorunludur. Hizmette hizmete ilişkin hâllerde amire veya üste karşı gösterilmesi zorunlu olan bu saygının gösterilmemesi hâlinde 477 sayılı Kanunun 47 nci maddesinde belirtilen amir ve üste saygısızlık suçu oluşur. Dava konusu olayda, üst olan mağdura hizmet hâlinde iken sanık tarafından yöneltilen sözlerle, askeri usul ve terbiyeye uygun hareket edilmeyerek saygısızca davranılmıştır. Bu nedenle sanığın eylemi üste saygısızlık niteliğinde olduğundan bu disiplin suçundan dolayı disiplin mahkemesinde yargılaması yapılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiş, hükmün vasfa bağlı görev noktasından bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy