(353 S. K. m. 17)
Askeri Mahkemece; sanığa yüklenen TCK'nın 508 inci maddesinde yazılı emniyeti suiistimal suçunun takibi şikâyete bağlı bir suç olduğu belirtilerek mağdur müştekinin yargılama sırasında istinabe mahkemesinde tespit olunan ifadesinde şikâyetten vazgeçtiğini beyan etmesi nedeniyle kamu davasının düşmesine sanığın yokluğunda karar verildiği, bu hükmün 4.3.2003 tarihinde sanığa tebliğ edildiği,
Bu hükmün Adli Müşavir tarafından "Vaki şikâyetten vazgeçme, dövme ve sövme gibi kanunda tasrih edilmiş hallerde (TCK'nın 460, 489 uncu maddeleri) kesin suretle davayı düşürürse de, takibi şikâyete tâbi diğer davalarda TCK'nın 99 uncu maddesinin son fıkrası gereğince vazgeçmenin onu kabul etmeyenler hakkında bir tesiri olmayacağı cihetle, sanığın çağrılıp vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan, yazılı şekilde emniyeti suiistimal suçundan şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğu" belirtilerek temyiz edildiği,
Tebliğnamede, Adli Müşavirin temyizinde haklı olarak belirttiği gibi vazgeçme onu kabul etmeyen sanığa tesir etmez ise de kendisine düşme kararı tebliğ edilen sanığın hükmü temyiz etmemekle vazgeçmeyi kabul etmiş sayılacağı nazara alındığında tesis edilen kararda yasaya aykırılık görülmemesi gerektiği belirtilerek düşme kararının onanması yönünde görüş bildirildiği, anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede, müşteki P.Çvş.S.Ü.'nün İskenderun Akçay 5 inci Komd.Taburu Kh. Bölüğünde askerlik hizmetini yaparken bankamatik kartını ve şifresini birliğinde görevli Shh.Uzm.Çvş. S.K.'ya vererek ihtiyacı olan 5 Milyon lira çekmesini talep ettiği, Uzm.Çvş. S.K.'nın o gün çarşıya çıkmaya fırsat bulamaması üzerine müştekinin kart ve şifresini arkadaşı olan ve 2 nci Komando Bölüğünde görev yapan sanığa vererek müşteki adına 5 Milyon lira çekmesini rica ettiği, sanığın bu kartla 19.11.2001 ve 20.11.2001 tarihlerinde beş ayrı defada toplam 330 Milyon lira çekerek müştekiye 5 Milyon lira çektiğinden bahsedip parayı ve bir gün sonra da kartı verdiği, müştekinin banka nezdinde yaptığı araştırmada sanığın 330 Milyon lira çekmiş olduğunu tespit ederek şikâyetçi olduğu, sanık hakkında emniyeti suiistimal suçundan dolayı TCK'nın 508 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sırasında müştekinin istinabe mahkemesinde tespit olunan beyanında sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiği, anlaşılmaktadır.
TCK'nın 99/son maddesi gereğince, kanunda yazılı hâller (TCK'nın 460, 489 uncu maddeleri) müstesna olmak üzere, emniyeti suiistimal, sarkıntılık gibi suçlarda şikâyetten vazgeçme onu kabul etmeyen sanığa tesir etmeyecek olup, konu ile ilgili olarak, sanıktan vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan düşme kararı verilmesinin bozmayı gerektirdiğine dair Yargıtay 2.CD. 14.5.1948 tarih ve 4756/5232, CGK. 2.2.1951 tarih ve 26/20, 5.CD. 4.12.1973 tarih 3119/3241, 5.CD. 22.10.1979 tarih 2908/2810, 2. C.D. 24.12.1981 tarih 7993/8256, 6.CD. 22.3.1983 tarih 11258/2343, 5.CD. 28.10.1991 tarih 3952/4565, 8.CD. 5.12.1991 tarih 10825/12133, 5.CD. 19.4.1999 tarih 100/1498, 2.CD. 26.4.1999 tarih 1154/524, 4.CD. 12.5.1999 tarih 4228/5385 sayılı kararları mevcut olduğu gibi, düşme kararı kendisine tebliğ edilen sanığın temyiz etmemek suretiyle feragati kabul etmiş sayılacağına ve bu nedenle C.Savcısının yerinde görülmeyen temyiz isteğinin reddi ile düşme hükmünün onanmasına dair Yargıtay 4.CD. 20.11.1950 tarih 8730/8730, 4.CD 20.11.1951 tarih 8730/8730, 9.CD. 18.4.1984 tarih 1988/2432, 5.CD. 18.5.1984 tarih 1959/2193, 10.CD. 6.5.1992 tarih 2469/5204 sayılı kararları mevcut bulunmakta ise de,
Şikâyet ve isnadı açıklayan iddianame itibariyle eyleminin TCK'nın 508 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken sanığın, 14.6.2002 tarihinde sözleşmesi fesh edilerek Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır. Sanığa isnat olunan suçun askeri bir suç olmaması nazara alındığında daha yargılama sırasında TSK'dan ayrılan sanık hakkındaki davada 353 sayılı Kanunun 17 nci maddesi uyarınca görev konusunun teemmülü gerekirken Mahkemece bu husustan sarfınazar edildiği görülmektedir.
Bilindiği gibi, yargı fonksiyonu, kamu davasının açılmasından hükmün kesinleşmesine kadar uzayan ve Yargıtay incelemesini de kapsamına alan bütün yargısal faaliyetleri kapsadığından, kamu düzenini ilgilendiren konusunun temyiz itirazı yapılmasa dahi temyizde öncelikle incelenmesi zorunludur.
Asker kişi sanıkların askeri mahkemelerde yargılanmasını gerektiren ilgi kesilmediği sürece askeri mahallerde veya asker kişilere karşı işledikleri askeri olmayan suçlarına da askeri mahkemelerde bakılacağı 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 9 uncu maddesi gereğidir. Askeri mahkemede yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi kavramı sözü edilen Kanunun 17 nci maddesinde düzenlenmiş olup, 1996 yılında 4191 sayılı Kanunla 17 nci maddede yapılan bir değişiklikle bu ilgi kesilmeden önce askeri mahkemede kamu davası açılması hâlinde davaya bakma görevinin devam edeceği öngörülmüş ise de; 17 nci maddede yazılı ".......ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması" sözcüklerinin Anayasa Mahkemesinin 11.3.2000 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 1.7.1998 gün ve 1996/74 esas 1998/45 karar sayılı kararı ile iptal edilmesi nazara alındığında, 14.6.2002 tarihinde TSK'dan ayrılmış olan sanığa isnat olunan emniyeti suiistimal suçu askeri bir suç olmadığı gibi askeri bir suça da bağlı bulunmadığından askeri mahkemede yargılamayı gerektiren ilgi kesilmekle askeri mahkemenin görevi sona ermiştir.
Görev konusu kamu düzenini ilgilendiren hususlardan olduğundan, şartları mevcutsa şikâyetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşmesine de ancak görevli adliye mahkemesinde karar verilmesi gerekir. Usul ekonomisi gibi bir mülâhazayla da olsa görevsiz askeri mahkemenin bu yolda verdiği karara itibar etmek mümkün görülmemiştir.
Belirtilen nedenlerle: sanığa isnat olunan suçtan dolayı adliye mahkemesi görevli olup askeri mahkemenin görevli olmadığına ve hükmün görev noktasından bozulmasına karar verilmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy