(353 S. K. m. 207)
Sanığın, 10.1.2001-13.2.2001 tarihleri arasında kendiliğinden dönmekle sona eren "firar" suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılmasının temini hususunda açılan kamu davası üzerine, Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen 21.11.2001 tarihli ve 2001/1057-795 E.ve K. sayılı ilk hüküm (ASCK'nın 66/1-a, 73 ve TCK'nın 59/2 nci maddeleri gereğince neticeten beş ay hapis), sanık tarafından temyiz edilmesini müteakip, Askeri Yargıtay 1 inci Dairesinin 26.6.2002 tarihli ve 2002/655-653 E.ve K. sayılı ilâmı ile, sanığa iddianame tebliğ edilmeden, tebliğ ile duruşma günü arasında geçmesi gereken bir haftalık süreye uyulmadan ve hazırlık ifadesi okunmadan sonuca varılmasında usule aykırılık bulunması bakımından bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda verilen ve inceleme konusu olan ikinci hükümle, sanığın müsnet suçtan dolayı yeniden ilk hüküm gibi- eylemine uyan ASCK'nın 66/1-a, 73 ve TCK'nın 59/2 nci maddeleri uyarınca sonuç olarak beş ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Bozma ilâmında, açıkça; "...istinabe olunan mahkemece, sanığa iddianame tebliğ edilmeden, iddianamenin okunarak tebliğ edildiği kabul edilse bile, tebliğ ile duruşma günü arasında geçmesi gereken bir haftalık süreye uyulmadan, yasal tehir ve talik hakkı bulunduğu hususu kendisine hatırlatılmadan, keza bu süreden vazgeçtiğine dair bir beyanı alınmadan, talimat ve ekleri okunmak suretiyle sanığın sorgu ve savunmasının tespiti cihetine gidildiği, kaldı ki hazırlık ifadesinin dahi kendisine okunmadığı ve bu şekilde saptanan sorgu ve savunmasının yerel mahkemece hükme alınmasının savunma hakkının kısıtlanması anlamında 353 S.K.nun 120, 130/3 ve 207/3-H maddeleri ile CMUKun 210, 221/3 ve 308/8 inci maddelerine aykırılık oluşturduğu..." belirtilerek, ilk hükmün usul yönünden bozulmasına karar verildiği, bozmayı müteakip yapılan yargılamada, Yerel Mahkemece, bozmaya uyulmakla birlikte, bozma ilâmı gereği sanığın iddianame uyarınca usulüne uygun olarak sorgu ve savunmasının tespiti yerine, istinabe olunan Osmangazi/Bursa Asliye Ceza Mahkemesine gönderilen talimata, sadece Askeri Yargıtay 1 inci Dairesinin söz konusu bozma ilâmı eklenip, iddianame eklenmediğinden, Bursa 4 üncü Asliye Ceza Mahkemesince yapılan 21.11.2002 tarihli istinabe duruşmasında, daha önce usulüne uygun olarak sorgu ve savunması tespit olunmayan sanığın, sadece bozmaya karşı diyeceklerinin saptandığı ve Yerel Mahkemece de, buna dayanılarak sonuca gidilmek suretiyle, bu defa da, sanığın sorgu ve savunması saptanmadan ve dolayısıyla bozmaya konu olan usul hatası giderilmeden savunma hakkının kısıtlandığı,
Tespit ve belirlenmiş olduğundan; hükmün, öncelikle, bu aşamada dahi henüz iddianameden haberdar edilmeyen sanığın iddianameye karşı usulüne uygun olarak sorgu ve savunmasının tespit edilmemiş olması ve böylece bozma ilâmı gereğinin yerine getirilmemiş bulunması nedenleriyle 353 S.K.nun 120, 130/3, 207/3-H ve CMUK'un 210, 221/3 ve 308/8 inci maddelerinin amir hükümlerine açık muhalefet teşkil eden bu noktadan dolayı bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy