(765 S. K. m. 345, 355)
Yerel Askerî Mahkemece, hâlen Girne As.Hst.de görev yapmakla birlikte, daha önce K.T.B.K.K.lığı Loj.Dst.Grp.22001 nci Lv.İkm.ve Hiz.Bl.K.lığı emrinde Bl.Astsb.yı olarak görev yapan ve müsnet suçtan dolayı "açıkta" bulunan sanık Lv.Astsb.Bşçvş. K.G.'nin, değişik bankalara ait kredi kartlarından doğan aşırı borçlanması nedeniyle icra takibine maruz kalmadan borçlarının bir kısmını ödemek amacıyla, bankalarca net ele geçen maaşın (2,5) katı tutarında kredi verildiği için, önce K.T.B.K.K.lığı Loj.Ds.Grp.K.lığı emrinde Maaş Mutemedi olarak görev yapmakta olan diğer sanık P.Astsb.Kd.Bşçvş. M.A.'dan, 15.10.2002 tarihinde tanzim edilen maaş bordrosunda mesken kredisi kesintisini göstermeyen ve bu sebeple de ele geçen maaş miktarını -ada tazminatı hariç olmak üzere- (506.245.000.-TL) yerine, (865.005.000.-TL) olarak gösteren sahte bir maaş pusulası tanzim ettirerek aldığı, keza daha sonra banka tarafından istendiğini bildiği birlik komutanlığınca düzenlenen görev süresi bildirim belgesini kendisinin ve kefillerinin Kıbrıs'taki Birliklerinde daha iki yıl görev yapacağını belirtir şekilde düzenleyip, bu belgeye Bl.K.nı Lv.Yzb.M.K.'nin adını açmakla birlikte, bizzat onun adına imza atıp, yazıhanede bulunan bölük mühürü ile mühürlediği, ayrıca yine bireysel başvuru formuna da aynı şekilde Bl.K.nın adını açarak onun adına bu formu imzalayıp mühürlediği, bilâhare bu şekildeki belgeleri ve maaş pusulasını kullanarak 31.10.2002 tarihinde Şekerbank Ltd. Bankasının Girne Şubesinden "hasta tedavisinde" kullanacağını belirtmek suretiyle (2.500.000.000.-TL) tutarında kredi talebinde bulunduğu, bu talebinin kabulü öncesinde Banka Şubesinin mutat uygulaması gereği olarak tanık Girne Şube Müdürü Svl.Şahıs S.Tnin, sanık tarafından bankaya ibraz edilen belgeleri teyit etmeye çalıştığı, bu meyanda K.T.B.K.Loj.Ds.Grp.Lv.İkm. ve Hiz.Bl.K.lığının 31.10.2002 tarihli ve BL.KH:4019-35-02/327 sayılı ve "personel görev süresi" konulu yazısında Lv.İkm. ve Hiz.Bl. K.nı olarak ismi yazılı, mühür ve imzası bulunan Lv.Yzb. M.K.'yi telefonla arayarak durumu kendisine bildirdiği, durumdan şüphelenen Lv.Yzb. M.K.'nin bilâhare bankaya müracaat ettiği ve sanık tarafından bankaya ibraz edilen belgeleri incelediğinde, sanığın bankaya ibraz etmiş olduğu "bireysel kredi başvuru formunda" ve "görev süreleri" konulu yazıda mevcut imzaların kendisine ait olmadığını tespit ettiği ve bunun üzerine sanıklar haklarında yasal işleme başlanıldığı tüm dosya kapsamından maddî vakıa olarak açıklığa kavuşan olayda, sanıkların bu yoldaki fiil ve hareketlerinin üzerlerine atılı bulunan suçları oluşturduğunun kabulü ile bu suçlardan dolayı ayrı ayrı yazılı şekilde cezalandırılmalarına karar verildiği görülmektedir.
Ancak;
"Sahtecilik" suçlarının konusu kamu güvenidir. Öğretide ve uygulamada kamunun güven duyduğu bir belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ya da gerçek bir belgeye ekleme yapılması yahut tümünün veya bir kesiminin değiştirilmesi eylemleri suç sayılarak ceza yaptırımına bağlanmış ve bu tür eylemlerin kamu güvenini sarstığı kabul edilmiştir. Sahteciliğin konusu belgedir. Belge; "Taşınabilen bir şey üzerine yazılıp da bir kimliği olan, hukukî hüküm ifade eden, bir hakkın doğmasına ve bir olayın kanıtlanmasına yarayan yazılar" olarak tanımlanmaktadır. Belgeler niteliklerine göre resmî veya özel olarak ikiye ayrılırlar. Resmî belgeler, bir memur tarafından görev ve fonksiyonu sebebiyle düzenlenen yazılardır. Kanun koyucunun resmî ve özel belgelerin ispat kuvvetleri bakımından birbirlerinden farklı değerlerini göz önünde tutarak sahtecilik fiillerinde müeyyidelerinin ağırlığını da buna göre belirlemiştir (Sahtecilik Suçları ve Mala Karşı Suçlar-İsmail MALKOÇ-1990 Basım).
Belirtilen bu genel açıklamalar doğrultusunda sanıkların eylemlerinin vasıflandırılmasına gelindiğinde;
I- Sanık maaş mutemedi M.A. yönünden yapılan inceleme;
Hâlen K.T.B.K.Loj.Ds.Grp.K.lığı emrinde "Maaş Mutemedi" olarak görevli bulunan sanık P.Astsb.Kd.Bsçvs. M.A.'nın, bu görevi sırasında işlediği iddia ve kabul olunan dava konusu eyleminin; Ekim 2002 ayı içerisinde belirlenemeyen bir tarihte 15.10.2002 tarihini kullanıp, diğer sanık K.G.'ye ait maaş pusulasını, adı geçen bu sanığın isteği üzerine, mesken kredisi kesintisini göstermemek suretiyle düzenleyerek, pusulada normal maaşını (506.245.000.-TL) yerine, (865.005.000.-TL) olarak göstermek ve bu şekilde tanzim ettiği bu belgeyi kendi adını açarak imzalayıp mühürlemekten ibaret olduğunda ve maddî vakıanın bu şekilde gerçekleştiğinde herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
TCK'nın 355 inci maddesinde; "Bir memur veya vesika itasına yetkili olan diğer bir kimse bu vesikaları verdiği kimseler hakkında teveccüh yahut hususî ve umumî emniyet celbine veya hizmet ve memuriyet ve kanunun temin ettiği müsaade ve menfaatler kazanmaya yahut bazı hizmet ve memuriyetlerden kurtulmaya dayanak olacak surette iyi hâline veya yoksulluğuna veya sair hâllere dair yalan olarak şahadet eylerse iki aydan altı aya kadar hapis ve üç bin liradan on bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır" hükmü yer almaktadır.
Bu maddenin unsurları;
- Bir memur veya vesika tanzimine yetkili bir kimsenin,
- Kanunda sayılı menfaatleri sağlamak için,
- Belli şartlara ilişkin olarak yalan yere doğrulamada bulunması,
- Fiili bu kasıt altında işlemesi, Şeklindedir.
Görüldüğü gibi, özel çıkarlar sağlayabilecek belgelerde yapılacak sahtecilikleri bu madde düzenlemektedir. Bu suç; belirli bir kimseye maddede yazılı çıkarları sağlamak için gerekli koşulların varlığını yalan yere doğrulamak suretiyle düzenlenerek gerçekleştirilen bir belgeye dayalı sahtecilik biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Fail, burada bir takım hâl ve durumları değerlendirerek değinilen yararlardan birini sağlayacak şekilde, bir kimsenin "iyi hâline", "yoksulluğuna" veya "sair hâllerine" ilişkin bir hususu yalan yere onaylayan bir sahte belge düzenlemektedir. Bir başka anlatımla; Failin, özel menfaatleri sağlamak üzere yalan yere doğrulamada bulunması yoluyla sahte belge tanzim etmesi ile bu suç oluşmaktadır. Esasen bu madde ile "iyi tanıtma ve tavsiyeye" ilişkin vesikaların sahteliği cezalandırılmaktadır. Suç sahte belgenin ilgiliye verilmesi ile tamamlanmış olur. Vesikadan beklenilen menfaatin veya neticenin meydana gelmesine ihtiyaç yoktur.
Uygulamada, Yargıtayca "yardım ve iyilik teminine yarayacak vesikalar düzenlemek" şeklindeki eylemlerin TCK'nın 355 inci maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu kabul edilmektedir. Nitekim
- Y. 4.CD. nin 25.12.1943 tarihli ve 8906 - 7731 E. ve K. sayılı kararında; TCK'nın 355 inci maddesinde hatır için ilmühaber tanzimi suretiyle vazifesini suiistimal eden memurlara ayrıca ceza tayin edilmiş olmasına göre, (4) çocuklu olan bir kimseyi yol mükellefiyetinden kurtarmak maksadıyla (5) çocuğu olduğu hakkındaki hilafı hakikat ilmühaber tanzim eden muhtara TCK'nın 355 inci maddesine göre ceza verilmesi doğrudur.
- Y.CGK. nun 28.3.1955 tarihli ve 108-108 E. ve K. sayılı kararında; askerde bulunan bir kimsenin izinli olarak köyüne dönmesini temin için karısının öldüğüne dair köy ihtiyar kurulunca verilen ilmühaberi, yardım ve iyilik teminine matuf vesikalardan saymıştır.
- Y.6. CD. nin 20.12.1965. tarihli ve 7757-2699 E. ve K. Sayılı kararında; kız kaçırmaktan sanık kişinin TCK'nın 434 üncü maddesinden yararlanması için sanık muhtarın gerçeğe aykırı evlenme cüzdanı düzenlemesi TCK'nın 355 inci maddesindeki suçu oluşturur.
- Y.6.CD. nin 22.09.1971 tarihli ve 4923-5016 E. ve K. sayılı kararında; tabanca satın almak isteyenin Kaymakamlığa başvurması üzerine, sanığın tapu memuru sıfatıyla verdiği cevapta, talepte bulunan kişinin çiftlik sahibi olduğunu belirtmek maksadıyla fazla tarlasının bulunduğunun bildirilmesi TCK'nın 355 inci maddesindeki suça sebebiyet verir.
Şeklindeki kararların olayımıza benzerlik arz ettikleri görülmektedir.
Bu nedenlerle; dava konusu olayda, sanık M.A. tarafından görev dışında düzenlenen ve diğer sanık K.G.'nin gerçek durumunu yansıtmayan "maaş pusulası" şeklindeki kişisel bir hâli belirleyici özelliğe sahip olan fakat görev fonksiyonu gereği düzenlenen bir yazı niteliğini taşımadığından hizmete ait olmayan bu belgenin, bu haliyle TCK'nın 355 inci maddesinde tanımlanan belgelerden biri olduğu dikkate alındığında, sanığın olayın oluşu ve akışı itibariyle ikna ve iğfal kabiliyeti taşıması söz konusu olan bu belgeyi düzenleyerek ilgiliye vermekle tamamlanan eyleminin kanunî tipiklik ve unsurları açısından anılan TCK'nın 355 inci maddesinde yazılı bulunan suça uygun olduğu kanaatine varılmış ve Mahkemece oluşa ve mevcut delillere uygun düşmeyen bir gerekçe ile eylemin niteliğinde yanılgıya düşülerek, sanığın olayda unsurları bulunmayan ASCK'nın 134 üncü maddesine göre cezalandırılmasında yasal isabet görülmeyerek ve hükmün suç vasfına ilişkin bulunan bu noktadan dolayı bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Dava konusu edilen belgenin hizmete veya tevdi edilen bir vazifeye ilişkin olarak düzenlenmemiş olması, sanık M.A.'nın diğer sanığın bankaya ibraz edeceğini bildiği bu belge ile kasten üstlerini aldatmak, kandırmak amacıyla hareket etmemiş bulunması, daha da önemlisi sanığın bu belgeyi üstlerine takdim etmediğinin anlaşılması karşısında; eyleminin ASCK'nın 134 üncü maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği ortadadır.
Keza, söz konusu belgenin memuriyetin icrası dışında ve hizmet haricinde düzenlenmiş olmasından dolayı da, TCK'nın 339/1 inci maddesinin olaya uygulanamayacağı izahtan varestedir.
Bunların yanında; Her ne kadar mahkemece, kabule göre, yüklenen suçtan dolayı sanık hakkında hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın paraya çevrilmesini müteakip ertelenmesinden sonra, aslî cezanın ertelenmesine rağmen, sanığın ASCK'nın 30/I-B maddesine göre "TSK'dan Çıkarılmasına" şeklindeki fer'î cezaya da hükmolunduğu görülmekle birlikte, bozma sebebi karşısında, bu aşamada ayrıca bozmaya konu edilmeyen kanuna aykırılık oluşturan ve yerinde bulunmayan bu hususa sadece işaret olunmakla yetinilmiştir.
II- Sanık Astsb. K.G. yönünden yapılan inceleme;
Hâlen Girne As.Hastanesi Baştabipliğinde görev yapmakla birlikte, müsnet suçtan dolayı "açıkta" bulunan sanık Lv. Astsb.Bşçvş. K.G.'nin, daha önce K.T.B.K.K.lığı Loj.Dst.Grp. 22001 nci Lv.İkm.ve Hiz.Bl.K.lığı emrinde Bl.Astsb.yı olarak görev yaptığı sırada işlediği iddia ve kabul olunan dava konusu eyleminin; 31.10.2002 tarihinde Bl.K.nı Lv.Yb. M.K. adına imza atıp, kendisinde bulunan bölük mühürünü kullanmak suretiyle görev süre yazısı
hazırlamak, keza aynı şekilde imzalayarak mühürlediği bireysel başvuru formuna maaş pusulasını da ekleyerek kredi talebinde bulunmak üzere bu belgeleri bankaya vermekten ibaret olduğunda ve maddî vakıanın bu şekilde gerçekleştiğinde herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
TCK'nın 345 inci maddesinde; "Bir kimse tamamen veya kısmen sahte olarak hususî evrak ve senedatı tanzim eder yahut sahih olarak tanzim olunmuş bir varaka veya senedin yazılarını tağyir eylerse bundan umumî veya hususî bir mazarrat tevellüt edebildiği ve böyle sahte veya muharref bir varaka veya senedi fail yahut bilerek başkası kullandığı taktirde bir seneden üç seneye kadar hapis cezasına mahkûm olur" hükmü yer almaktadır. Bu Maddenin unsurları ;
- Bir kimsenin,
- Tamamen veya kısmen sahte olarak hususî belge tanzim etmesi veya gerçek olarak tanzim edilmiş belgeyi tağyir eylemesi ve aldatma kabiliyeti olması,
- Bu sahte belgenin fail veya başkası tarafından kullanılması,
- Zarar imkânı,
- Fiili bu kasıt altında işlemesi,
Şeklindedir.
Görüldüğü gibi; resmî belgelerden sayılmayan, hukuka uygun tüm yazılar özel belge olarak kabul edilmektedir. Özel belgelerde sahtecilik suçlarında, sahte belgenin bizzat sahteciliği yapan veya bir başkası tarafından bilerek kullanılması gerekir. Suç kullanmakla tamam olur. Bu suçun oluşması için zararın doğmuş olması gerekmez. Doğma ihtimali yeterlidir. Suçun oluşması için yapılan sahteciliğin kuşku uyandırmayacak biçimde aldatıcı nitelikte olması gereklidir.
Uygulamada;
- Y.6.CD. nin 13.4.1978 tarihli ve 1045-2623 E. ve K. sayılı kararında ; Suç konusu borçlanma belgesi resmî bir belge niteliğinde olmadığından bunu düzenleyen sanıkla, bilerek imzalayan sanık haklarında TCK'nın 345 inci maddesi uygulanmalıdır.
- Y.CGK. nun 8.11.1982 tarihli ve 6/319-409 E. ve K. sayılı kararında; TCK'nın 345 inci maddesi ile karar verilebilmesi için özel evrakta sahtekârlık yapılması yeterli değildir. Suçun oluşması için bizzat sahtekârlığı yapan veya başkası tarafından bilerek bu belgenin kullanılması da gereklidir (YKD. Ocak, 1983/sahife-111).
- Y.6.CD.nin 1.11.1983 tarihli ve 4081-7769 E. ve K. sayılı kararında; Sanıkların, işçinin prim yatırdığı sigortalı günlerini fazla göstermek suretiyle gerçeğe aykırı vizite kağıdı düzenlemeleri TCK'nın 345 inci maddesindeki "özel varakada sahtecilik" suçunu oluşturur.
- Y.CGK. nun 30.3.1987 tarihli ve 441-154 E. ve K. sayılı kararında; Sanıkların bankadan para çekmek amacıyla düzenledikleri özel evrak (keşide yeri olmayan çekleri) kullanmaları TCK'nın 345'deki suça sebebiyet verir.
- As.Yrg. 1 inci D.nin 21.6.1989 tarihli ve 1989/343-334 E. ve K. sayılı kararında; sivil işçinin bir mağazadan mal almak için düzenlediği belgeyi mutemet ve daire amirinin imzasını sahte olarak atıp mühürlemesi TCK'nın 345'deki suçu oluşturur.
- Y.6.CD.nin 3.4.1990 tarihli ve 737-2668 E. ve K. sayılı kararında; banka belgeleri "özel belge" niteliğindedir.
Şeklinde verilen kararların olayımıza uygunluk arz ettikleri görülmektedir.
Bu nedenlerle; Dava konusu olayda, sanık K.G. tarafından, kendisine verilen görev ve yetki dışında kalan bir konuda sahte imza atılarak düzenlenen görev süre belgesinin nitelik itibariyle resmî bir belge değil, bankadan kredi almaya temin amacıyla hazırlanan şahsî hâle ilişkin özel bir belge mahiyetini haiz olduğu, yine bu şekilde sahte imza atılmak suretiyle düzenlenen bireysel kredi başvuru formunun da özel bir bankaya verilmek üzere tanzim edilmiş özel bir belge niteliğini taşıdığı, gerek kendisi tarafından belirtilen bu şekilde ve gerekse diğer sanık tarafından düzenlenen belgelerin tümünü bilerek ve isteyerek bankaya vermek suretiyle kullanan sanığın, böylece kendisine fazla kredi almak için haksız yere bir zarar doğabilecek bir ortam yarattığı, önce banka tarafından kabul edilen bu belgenin ikna ve iğfal kabiliyetinin bulunduğu, ancak mutat uygulama gereği yapılan araştırmadan çıkan olumsuz sonuç üzerine banka tarafından bu yoldaki istemin işlemden kaldırıldığı, nihaî amacı sağlamaya yönelik esas belge bankaya ibraz edilen özel nitelikteki bireysel kredi başvuru formu olduğundan, diğer belgelerin, olayda -yine kişisel amaçlarla düzenlenmiş- özel mahiyet taşıyan tamamlayıcı belge niteliğini haiz oldukları dikkate alındığında, sanığın olayın oluşu ve akışı itibariyle aldatma yeteneğini haiz olan ve zarar doğurma imkânı bulunan bu belgeleri ilgili banka şubesine verip kullanmakla oluşan eyleminin kanunî tipiklik ve unsurları açısından anılan TCK'nın 345 inci maddesinde yazılı bulunan suça uygun olduğu kanaatine varılmış ve mahkemece oluşa ve mevcut delillere uygun düşmeyen bir gerekçe ile eylemin niteliğinde yanılgıya düşülerek, sanığın olayda unsurları bulunmayan TCK'nın 342/1 inci maddesine göre cezalandırılmasında yasal isabet görülmeyerek hükmün suç vasfına ilişkin bulunan bu noktadan dolayı bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sanık tarafından düzenlenen dava konusu belgelerin hizmet ve tevdi edilen vazife ile ilgili bulunmadığı, keza bunların üstlere takdiminin söz konusu olmadığı cihetle, eyleminin ASCK'nın 134 üncü maddesine girmediğinde kuşku yoktur.
Sanığın düzenlediği belgeler kişisel amaçlı olarak görev dışında düzenlenmiş özel nitelikteki belgeler olup, ortada resmî bir varaka da sahtekarlığın söz konusu olmadığı göz önüne alındığında TCKnın 342/1 nci maddesinin unsurlarının olayda oluşmadığı açıktır.
TCK'nın 347 nci maddesinin olaya uygulanabilmesi mümkün değildir. Zira, sanık tarafından düzenlenen belgelerde gösterilen nedenler gerçek durumunu yansıtmamaktadır. Özellikle, görev süre belgesinde belirtilen sanığın ve kefillerinin görev sürelerine ilişkin hususların belgenin düzenlenme tarihi itibariyle temdide bağlı bir durum olduğu ve bu durumun idarenin takdirine girdiğinde tereddüt bulunmamaktadır (As.Yrg.Drl.Krl. nun 6.7.1989/184-183 ve 3 üncü D.nin 17.9.1996/441-438 tarihli ve E. ve K. sayılı kararları).
Sanığın eylemi ile TCK'nın 355 inci maddesini ihlâl etmesi söz konusu değildir. Nitekim bu belgeler görev dışında düzenlenmiştir. Sanığın eyleminin oluşu ve düzenlediği belgelerin içerikleri itibariyle dava konusu fiil ve hareketlerinin bu suç dahilinde değerlendirilemeyeceği ortadır.
Diğer taraftan, sanığın eyleminin TCK'nın 356 ncı maddesi kapsamına girmediği de izahtan varestedir. Zira eylemin işleniş şekli ve bu suçun unsurları itibariyle sanığın fiil ve hareketleri anılan bu maddeye uygun düşmemektedir. Olayda yeni bir belge düzenlenmesi söz konusu olup, mevcut vesikaların taklit ve tağyir edilmesi ile bu şekilde meydana getirilen bir belgenin kullanılması durumu yoktur (As. Yrg. l inci D.nin 25.12.1996 tarihli ve 1996/829-826 E.ve K.sayılı kararı.). (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy